Bülent Gürzel - Rubicon'u geçmek
 
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Anadolu'da 3. Fetret Devri: 2012-2022
HALK SORUYOR
GÖKÇE FIRAT YANITLIYOR

Osmanlı
Alevi düşmanı mıydı?
NUR ARSLAN
Herkes sustu
Söz sırası Ulusal Parti'de
KAYA ATABERK
AKP-Avrupa kavgası, ABD'nin Türkiye'ye müdahalesini kolaylaştıracak
ALİ ÖZSOY
Kürt İstilası
ve Kürt terörüne psikiyatrist teşhisi
HİDAYET SARI
Avrupa Birliği öldü,
Yaşasın Bağımsız
Türkiye Cumhuriyeti!
BÜLENT GÜRZEL
Rubicon'u geçmek

OKAN İŞBECER
Liboşlar iyice
menzile girdi

GÖKHAN GÜRGAN
Davalarına sahip çıkanlar
ve davalarına
sahip çıkamayanlar
MUSTAFA İZBERK
Türkçe'yi tartalım tartmasına da,
o boyda tartıyı nereden bulalım? (2)

OZAN BARAKLI
Türk Atatürk'süz olmaz

 

Bülent Gürzel
Rubicon'u geçmek

Eski Galya ile İtalya sınırında bir deredir Rubicon. M.Ö. 49 yılında Sezar, senatonun buyruğunu dinlemeyip bu dereyi geçmiş, büyük bir başarı sağlamış ve Roma'yı bile almıştır. O günlerden bu yana dönüşü olmayan kararlı bir davranış için "Rubicon'u geçmek" deyimi kullanılır. (Bkz: İvan Gonçarov, Yamaç)

Bir siyasi partiye katılmak demek dönüşü olmayan kararlı bir davranış olmalıdır. Bu katılımdan haz duyacaksınız, yanınızdan bir an ayırmayacağınız hayalleriniz bulunacak ve Robicon'u geçtikten sonra başlayan başka bir yaşamınız olacak.

Örneğin; 11 Kasım 1938'den itibaren yapılmış tüm ikili anlaşmalar masaya yatırılıp iptal edilmiş olacak.

Örneğin; NATO ordusundan, Atatürk döneminin milli ordusuna geçilecek ve ordunun hiçbir karargahında yabancı danışman ve subay bırakılmayacak. Ayrıca vatan toprakları üzerinde milli ordu dışında hiçbir yabancı askeri birlik ve tesise izin verilmeyecek.

Örneğin; anaokulundan üniversiteye kadar tüm eğitim kurumları devletin olacak, ne yerli ne de yabancı sermayenin ve vakıfların eğitim içinde bulunmasına izin verilecek. Eğitim dili yalnızca Türkçe olacak. Üniversitelerin filoloji bölümleri dışında yabancı dilde ne bir eğitim ne de ders olacak.

Örneğin; gıda, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde yabancı sermayeye izin verilmeyecek.

Örneğin; uyuşturucu maddelerin her türünün hem ticareti hem de her kademedeki üreticileri yasalarla yok edilecek ve uyuşturucu sorunu bir daha geri gelmemek üzere Türkiye'nin gündeminden çıkarılmış olacak.

Örneğin; dondurulmuş gıda ve gazlı içecek imalatına izin verilmeyecek.

Örneğin; tüm silah ruhsatları iptal edilip toplatılacak. Avcılığa izin verilmeyecek, avcılık malzemeleri satan iş yerleri olmayacak ve Türkiye insanıyla, hayvanıyla, tüm canlılarıyla güven içinde yaşanacak bir memleket olacak.

Tüm bu örnekler benim yanımdan ayırmadığım hayallerimin önemli bir kısmı ve biliyorum ki yürüdüğümüz kararlı yoldaki tüm arkadaşlarımın da ortak hayalleridir.

Gerçekçi olarak değerlendirirsek tüm bunların gerçekleşmesi kolay değildir, oldukça zordur. Ancak burada işin sırrı "zor" kelimesindedir ve bu kelimenin düşüncemizde ifade ettiğimiz yerindedir. Bunun ifade şekli "olur ama zor" değil, "zor ama olur" olmalıdır.

Tüm bunlar olabilir mi?

Burada da şunu düşünmeliyiz; gerekiyor mu? Evet hepsi de gerekiyor o halde şunu unutmamalıyız: "Gerekiyorsa mümkündür!"

Ebedi önderimiz Atatürk'ü düşünelim. Yaptıklarını düşünmek bile başlangıçta ne kadar inanılmazdı, ne kadar güçtü. Ancak hepsi gerekiyordu. Bu gerekliliğe önce çevresini ve halkı inandırdı ve arkasından çok çetin mücadeleler verilse de hepsi mümkün oldu.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu tüm bu ideallerin ancak milletle beraber başarılabileceği gerçeğidir. Yani millet neredeyse biz milletin yanında, biz neredeysek millet bizim yanımızda olmalıdır. Biz ve millet ayrı ayrı yerlerde ayrı ayrı şeyler olamayız.

Biz bir seçim tecrübesi yaşadık ve sonucunu sakince incelediğimizde ben şahsen şunu gördüm: Millet bize hiç de uzak değil.

Aramızda birbirimize yaklaşmamızı engelleyen yürümesi zor ormanlar yok, aramızda aşılması gereken denizler yok, aramızda delmemiz gereken dağlar, derin uçurumlar yok.

Aramızda yalnızca yıkılması gereken bir duvar var, hepsi bu ve bu kadar da yakınız birbirimize.

Tabula rasa ürünü devrimciler, lümpen sosyalistler ve gerçekte topluma hiçbir yararı olmayan, çevresine hiç saygı duymayan ama efsaneleştirilmiş nihilist liderlerdir milletle aramızdaki bu incecik duvar.

Bu duvarı yıkmamak ve millete anlatmaya, kabul ettirmeye çalışmak denizi içip bitirmeye gayret etmek kadar imkansız bir çabadır yalnızca. Bizim de, defalarca ve halen de denendiği halde millete kabul ettirilememiş bu olmasa da eksikliğini hiçbir zaman duymayacağımız aynı tecrübeleri yaşamamıza ne gerek vardır ne de zamanımız vardır.

Zamanı iyi kullanmak ve onu boşuna harcamamak çok önemlidir. Çünkü her şeyi doğru bile yapsak önümüzde uzun bir süre vardır. Bizler gerçeksever ve gerçekçi olmalıyız. Kesin bir hedefimiz olmalı ve yalnız bunu gerçekleştirmeyi düşünmeliyiz.

Bir gerçeksever olarak da hedefimize hemen ulaşamayacağımızı bunun biraz geç olacağını kabul edip buna hazır olmalıyız ve zaman içinde yılmamalıyız. Çünkü; geç, hiçbir zamandan iyidir!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamıştır.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...
 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 421 85 15   Adana: 0322 456 29 40