| Ali Özsoy |
|
Kürt aşiretleri Irak’ta etnik temizliğe başladı ABD tarafından ağır silahlarla donatılan işbirlikçi Kürt aşiretleri Türkmenlerin ve Arapların çoğunlukta olduğu kentleri Amerikan askerleriyle beraber işgal etmeye devam ediyor. Resmi binaların ve tapu müdürlüklerinin talan edilmesi bölgede planlı olarak yürütülen etnik temizlik hareketinin ilk işareti olmuştu. Geçtiğimiz ay boyunca Kürt aşiretlerinin Kerkük ve Musul’da Arap ve Türkmenlere yönelik saldırıları artarak devam etti. Bölgeye dışarıdan getirilen aşiret güçleri zorla göç ettirilmeye çalışılan Türkmen ve Arapların topraklarına ve evlerine yerleştiriliyor. Kerkük’e Kürt vali atandı Türkiye’nin tepkisi üzerine ABD Kerkük’ten peşmergelerin çekildiğini açıklamıştı. Ancak Kerkük’te tüm polis teşkilatını ve resmi daireleri ele geçiren Celal Talabani’nin silahlı adamları geçtiğimiz ay sistematik bir etnik temizliğin ilk hazırlıklarına başladı. Şu anda Kerkük’te resmi otorite ABD birliklerinin ve Talabani’nin elinde. Mayıs ayı boyunca peşmergelerin Arapları ve Türkmenleri yıldırmak için saldırı ve cinayetleri devam etti. Tüm bu saldırılar sırasında AKP hükümetinin gönderdiği dış ilişkiler komisyonu Kerkük ve Musul’da Talabani ve Barzani’yle temaslarda bulunuyordu. Bu dostane toplantılar AKP hükümetinin Kerkük ve Musul’daki Kürt işgaline ve baskılarına göz yumduğunu hatta meşru gördüğünü ortaya koydu. Ancak 16 Mayıs günü ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Pearson gider ayak Kerkük’teki valilik seçimlerinden dolayı Türk ordusunun Amerika üzerinde baskı yaptığını, bunun kabul edilemez olduğunu, Türkiye’nin K.Irak’taki askeri varlığının ABD’ye rahatsızlık verdiğini açıkça belirtti. ABD Kerkük ve Musul’da valilik seçimleri adı altında Türkiye’ye rağmen kukla Kürt devletinin otoritesini kurmaya çalışıyor. Kerkük’te yapılan, Araplar’ın boykot ettiği, Türkmenlerin dışlandığı sözde seçimler yolu ile Kerkük’ün işbirlikçi Kürt aşiretlerine bırakıldığı resmen ilan edilmiş oldu. ABD’li general Raymond Odiorno’nun huzurunda Kerkük Kent Konseyi isimli işbirlikçi kuklalardan oluşan kurul Kürt temsilci Abdurrahman Mustafa’yı Kerkük Vali’si ilan etti. 28 Mayıs günü Amerikan bayrağı önünde, elini bir Amerikalı gibi havaya kaldıran Kürt vali, ABD’li genaralin huzurunda yemin etti. Böylelikle tarih boyunca Arap ve Türkmen kenti olarak bilinen Kerkük’te Amerikan kontrolünde başlatılan ve Kürt aşiretlerince yürütülen etnik temizlik hareketinin “yasal” otoritesi atanmış oldu. İsrail yöntemiyle etnik temizlik ABD tüm Irak’ta halkı silahsızlandırmaya çalışırken, peşmergelere dağıttığı ağır ve hafif silahları toplamayacağını açıkladı. Amerikan kaynakları bunun Türkiye, Suriye ve İran’a karşı bir önlem olduğunu açıkça belirtiyor. Türkiye’deki Amerikancılar ABD’nin Kürtleri silahlandırmasının geçici bir olgu olduğunu ısrarla belirtiyorlardı. Ancak Irak işgalinin, ABD’nin hem bölge ülkeleriyle hem de Irak halkıyla başını daha fazla belaya sokmasından dolayı Kürtleri daha da silahlandırmak ve bölge halklarına saldırtmak Amerika’nın tek çaresi. Kürt aşiretleri şimdiden ikinci bir İsrail gibi davranmaya başladılar. Kukla Kürt otoritesine sadece Nisan ayında ABD’nin 30 milyon dolar verdiği açıklandı. Bölgedeki hizmetler ve harcamalar için olduğu söylenen bu kaynağın Kürt yayılmacılığı için kullanıldığı ortada. Kerkük’te evlerini ve topraklarını her türlü baskıya rağmen terk etmeyen Türkmen ve Arapların mülkleri para karşılığı alınarak kente dışarıdan getirilen yeni Kürt nüfusa yer açılmaya çalışılıyor. Şiddet ve rüşvet aracılığıyla işgal ve soykırım politikası geçtiğimiz yüzyıldan beri İsrail tarafından Filistin’e karşı uygulanan tanıdık bir politika. ABD aynı politikaları bu sefer Kürt aşiretleri eliyle yürütmeye çalışıyor. PKK ABD’den işareti aldı ABD’nin işbirlikçi Kürt örgütleri eliyle yürüttüğü işgal ve etnik temizlik politikalarının önündeki en büyük engel Türkiye’nin “Kırmızı Çizgi” politikası. Türkiye, Irak’ın işgalinden önce Kerkük ve Musul’un Kürtlerce işgalini ve Irak’ın toprak bütünlüğünün ihlal edilmesini savaş nedeni ilan etmişti. Ancak bugün Türkiye’nin savaş nedeni ilan ettiği ve kendi güvenliğini tehdit eden tüm etkenler fiilen Amerikan askeri varlığıyla oluşturuldu. Tüm bunlara karşın Türkiye’nin K. Irak’ta halen askeri varlığı devam ediyor. İşbirlikçi Kürt güçleri ve Amerikan işgalcilerini en çok rahatsız eden olgu da bu. Pearson’un açıkça belirttiği rahatsızlık, ABD’nin PKK ile işbirliğini ilerletti. PKK’nın K. Irak’taki silahlı varlığı tamamen ABD’nin denetimi altında devam ediyor. Türkiye, binleri bulduğu tahmin edilen PKK’lıların terörist muamelesi görmesi gerektiğini savunuyor. Ancak ABD, KDP ve KYB birliklerini Türkiye’ye rağmen silahsızlandırmazken, PKK’nın da silahlı varlığının devam etmesini sağlıyor. Türkiye’nin hemen güneyinde binlerce silahlı terörist ABD’nin tüm dünyaya benim egemenliğim altında dediği bölgede Türkiye’ye saldırtılmak üzere ABD’ce besleniyor. ABD’nin geçtiğimiz ay K.Irak’ta PKK’yla yürüttüğü görüşmeler sonucu Türkiye “PKK ve Abdullah Öcalan’a” koşulsuz af için sıkıştırılmaya başlandı. ABD planına göre K. Irak’taki PKK’lılar silah bırakacak ama Türkiye de PKK’ya koşulsuz bir af ve özgürlük sağlayacak. Bu çerçevede ilk adımı PKK’nın Irak’taki silahlı kolu PÇDK attı. PÇDK yaptığı açıklamada ABD’ye barış ilan ettiklerini ve Irak’ta silahı bıraktıklarını ilan etti. PKK’ya İmralı’ndan talimat vermeye devam eden Apo ise hükümetin çıkarmayı tasarladığı pişmanlık yasasının PKK’ya ve kendisine koşulsuz af getiren bir yasaya dönüştürülmesi geretiğini, aksi takdirde “KADEK’in ABD ve ilkel milliyetçi politikaların kuyruğuna takılacağını, eğer barış gelişmezse Türkiye’nin bölüneceğini” duyurdu. ABD’ye sempatisini gizlemeyen Apo “ABD’nin yüzyıllık diktatörlerin aşılmasındaki rolünü olumlu buluyorum... ABD ile görüşme ve demokratik işbirliği olabilir” diyerek açıkça K. Irak’ta ABD’nin PKK-KADEK’le yürüttüğü Türkiye’ye karşı işbirliğini teyid edici oldu. “Ezilen ulus” değil soykırımcı Amerikan kaynaklarına göre son bir hafta içinde Irak direniş kuvvetleri 9 Amerikan askerini öldürdü. Felluce, Habaniye gibi kasabalardan atılan işgalci birlikleri, yeniden bu kentlere girebilmek için harekete geçti. İşbirlikçi Kürt örgütlerinin egemen olduğu alanlar dışında Amerika ve İngiltere halen bir otorite tesis edebilmiş durumda değil. Kerkük’te ise Mayıs ayında Kürt baskılarına karşı ayaklanan Araplar kentin bir kısmına peşmergeleri sokmamaya başladı. İşgalci emperyalistler Irak’ta bataklığa battıkça bölgede bulabildikleri yegane işbirlikçi unsuru daha da azdırıyorlar. Irak halkının tüm örgütleri ve devlet kurumları dağıtılır, BAAS üyeleri ve yöneticileri yok edilirken, KDP ve KYP ABD tarafından Bağdat’ta bile örgütleniyor. KDP lideri Barzani federe Kürt devleti için her koşulda savaşacaklarını, Irak’ın tepe yönetiminde yer almak istediğini açıkça belirtiyor. Barzani’nin ismi ABD’nin gelecekteki Irak başbakan adayları arasında sayılıyor. Kerkük’te Talabani, Bağdat’ta Barzani’nin devlet başkanlığı ABD’nin kendi açısından bölgede yaratabileceği en ideal “demokrasi” modeli. Emperyalistler yüzyılı aşkın bir süredir Kürtleri “ezilen ulus” olarak nitelendirip, Ortadoğu’daki ulusları parçalamak ve Ortadoğu’yu sömürgeleştirmek için askeri müdahale dahil her türlü politayı yürüttü. “Ezilen ulus” denen işbirlikçi aşiretler sonunda bütün Ortadoğu halklarını yok etmek ve esir etmek için emperyalizmin soykırımcı ajanlarına dönüştü. Türkiye’nin 1925’te idam ettiği İngiliz işbirlikçisi Şeyh Sait’in resminin kukla Kürt devletinin pullarında yer alması bile, Ortadoğu’da yaratılan yeni İsrail’in Irak halkından sonraki ikinci hedefini açıkça gösteriyor. |