09.06.2003/Sayı:32
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Yekta Göngör Özden
Öner Yağcı
Arka Sayfa
Kültür
Karikatür
Şiir

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Ziyaretçi Defteri
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Şiir Gökçe Fırat

Ordu göreve!

Üç başlı yılan’ın Ordu’yu tasfiye planı

AKP iktidarı Batıya tümden teslim bir ılımlı hilafet rejimi olarak kendinden beklenen tüm icraatları yapıyor. AKP iktidarının uygulamalarını iki başlık altında toplayabiliriz; birincisi, ABD ve AB’nin istediği tüm tavizleri vermek için elinden geleni yapmak, ikincisi, kurmayı planladıkları şeriatçı idare için gereken kadrolaşmayı yapmak.

Bu açıdan AKP, Türkiye’nin dış düşmanlarının yani ABD ve AB’nin doğrudan uzantısı konumundadır, içerdeki uygulamaları ile de tümüyle sinsi bir planın uygulayıcısıdır.

Bu açıdan baktığımızda bu ılımlı hilafet rejimini içimizdeki yılan olarak değerlendirmek son derece doğrudur. Ancak yılanın tek başı olmadığını çok iyi bilmeliyiz. Bu, üç başlı bir yılandır; ABD, AB ve AKP.

Şimdi bu üç başlı yılan, üç başını birden kaldırmış Türk milletinin biricik gözbebeği Ordusu’na o zehrini kusmaya çalışıyor. Son bir aydır, hem ABD yetkililerinin, hem AB yetkililerinin hem de AKP’nin eşgüdüm halinde Ordu’ya saldırmaları boşuna değil, planlı bir hareketin başlangıcıdır.

Hareket planlıdır ve AKP’yi iktidara getiren sözde seçimler tam da bunun için yapılmıştı. Türkiye’nin bölünmesini sağlamak için Türk hükümetine yılanın bir başının sokulması gerekiyordu. Şimdi içeri sızan bu yılan, dışardan aldığı destekle birlikte Türk Ordusu’nu tasfiye operasyonunu açıktan başlatmış bulunuyor.

Gerçi Türk Ordusu’nun tasfiye edilmesi planı ABD’nin ve AB’nin çok uzun dönemdir, geçtiğimiz beş yıldır üzerinde çalıştıkları bir plan. Bu yolda çok önemli adımlar da atıldı. Ancak AKP iktidarı bu açıdan son derece farklı çünkü AKP Ordu’yu tasfiye etmeyi çok açıktan seslendiriyor ve bunun için gereken tüm adımları atacağından da kuşku duymamalıyız. Karşımızda normal bir iktidar değil, dış güçlerin uzantısı sinsi bir yılan olduğunu bilmeliyiz.

Nitekim o iktidarın başı olan Tayyip Erdoğan’ın tüm tavırları ve demeçleri Ordu’yu tasfiye operasyonuna çok kararlı olduklarını ve bu yolda geri adım atmayacaklarını gösteriyor.

Bundan önce de Ordu’ya karşı iktidarlar yönetiyordu Türkiye’yi ancak bu iktidar halktan bulduğunu söylediği ancak gerçekte arkasındaki büyük emperyalist güçlere dayanarak Ordu’yla hesaplaşmaya girişme cesaretini kendinde görüyor.

Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurmay Başkanı karşısındaki geri adım atmayan hatta çoğu zaman onu takmayacağını belli eden sözleri, MGK toplantılarında Ordu’yu suçlamaya varan cüretleri ve ulu orta her yerde Ordu aleyhindeki ve kendilerinin Ordu’yu dinlemek zorunda olmadıkları yönündeki açıklamaları üzerinden atlanılacak şeyler değil.

Tayyip Erdoğan ve diğer AKP yöneticileri kendilerini Ordu’dan güçlü görmektedirler ve bu güce dayanarak öncelikle Ordu’nun tavsiyelerini dinlememek, sonrasında ise doğrudan Ordu’ya söz dinletmek niyetindedirler. AKP kanadının tüm açıklama ve hareketlerini bu şekilde değerlendirmek gerek.

Bu anlattıklarımız bugüne kadar Türkiye’nin karşılaşmadığı bir durum. Nitekim Türkiye Refah-Yol döneminde böyle şeyler yaşamamıştı. Bir önceki hükümet de AB’ye tüm itaatine rağmen bu tür bir yola girişmemişti.

Türkiye’yi Ordu ayakta tutuyor

Türkiye’nin yönetiminde Ordu kanadının belli bir ağırlığı her zaman oldu. Ancak bu ağırlık iddia edildiği gibi antidemokratik bir içerik hiç taşımadı aksine sivil kanadın antidemokratik ve halk düşmanı uygulamalarını dengeleyici, halkçı bir içerik taşıdı. Türkiye bugüne kadar çözülmemişse, birbirine düşmemişse ve bölünmemişse bu, Ordu’nun yerinde ve ölçülü müdahaleleri sayesindedir. Türkiye’nin tespit etmesi gereken gerçek şudur ki; Türkiye, Ordusu sayesinde ayakta durabilen bir ülkedir.

İşte şimdi üç başlı yılan Ordu’ya saldırıyor. Hedefleri Ordu’yu tasfiye etmek, böylelikle Türkiye’yi yıkmak. Türkiye’yi tıpkı Yugoslavya gibi, tıpkı Irak gibi, etnik unsurlarına bölünmüş ve her bir etnik unsuru diğerinin boğazına sarılmış, tüm mezhepleri ayrılmış ve kendi dini sancakları altında şeriat için ayaklanmış bir ülke haline getirmek istiyorlar. Türkiye’nin bütünlüğünün ve birliğinin garantisi Ordu yıkıldığında hiç kimsenin kuşkusu olmasın bugünkü birlik ve beraberlik yerini bir iç savaşa bırakacaktır. Bu iç savaşın Yugoslavyadakinden çok daha kanlı ve şiddetli olacağını şimdiden görmeliyiz.

Tam da bu noktada son bir yıldır, AB’ye uyum ve demokratikleşme adı altında Meclis’ten geçirilen tüm yasalar, ülkemizin ve milletimizin etnik ve mezhepsel hücrelerine bölünmesini sağlayacak yasalardı. Türkiye’yi bir mozaiğe çevirmeyi sonra da o mozaiği parça parça edip ülkemizi bir tarihi esere dönüştürmeyi planlıyorlar.

Geçtiğimiz yaz 3 Ağustos’ta çıkan AB Uyum Yasaları bu noktada çok önemli bir adımdı. Şimdi Meclis’in gündeminde yeni bir Uyum Paketi var.

Burada gerçek hedefin ne olduğunu ortaya koyan çok güzel bir örnek de var. Geçtiğimiz Uyum Paketi’nde insanın en doğal hakkı yaşam hakkıdır, o nedenle idam kaldırılsın propagandası yapılıyordu. Biz bu propagandanın fiilen Apo’nun affedilme talebi olduğunu söylemiştik. Hatta bugün Apo’yu affedenler yarın onu hükümete bile alır demiştik. Bugün yeni Uyum Paketi ile birlikte ABD’nin ve AB’nin Türkiye’den isteği, koşulsuz genel af ve herkese serbest siyaset hakkının tanınması!

Ordu yılanın başını ezecek mi?

Kör gözüm parmağına bölünmeye giden ülkemizde, bu gidişe artık bir dur demek gerekiyor. Bir önceki yasalar Meclis’e getirildiğinde Ordu ne yapıp edip bu yasalara engel olmalı demiştik. Olmadı. Dün o yasalara dur diyemeyen Ordu, şimdi Meclis’e getirilen yeni yasalarla tasfiye edilmek isteniyor.

O halde artık bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız. Ordu ya tasfiyesi ve terhisine yol açacak uygulamalara sessiz kalıp inisiyatifi yılana terk edecek, ya da o yılanın başını ezecektir.

Bugün Ordu’nun bu gidişe mutlaka dur demesi gerekiyor. Ordu, tıpkı 28 Şubat’ta olduğu gibi bir müdahale ile, gerekirse 28 Şubat’tan daha sert bir uygulama ile sürece ağırlığını koyup bu planı bozmalıdır.

Bu yapılmazsa yarın Ordu için çok geç olacaktır. Çünkü bu yasaları Meclis’e getirenlerin bir dahaki 30 Ağustos’ta getirecekleri yasa tüm komuta kademesinin emeklilik genelgesi olacaktır.

Saf olmanın alemi yok. Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır demeninse hiç bir mantığı yok. Yılanla birlikte yaşanmaz. Yaşanmayacağını gördük ve görüyoruz.

O nedenle Ordu göreve çağrısı yapıyoruz!

Türkiye için bunun dışında bir alternatif kalmamıştır.

Bu planı durdurmanın başka yolu kalmamıştır.

O nedenle Ordu müdahale etmek zorundadır ve etmelidir. Eğer bu milletin Ordusu ise bu milletin birliği ve bütünlüğünü korumak için müdahale etmelidir.

Bugün edilmeyecek bir müdahale ise ABD’yi de, AKP’yi de, AB’yi de sevindirmesin, umutlandırmasın. O “genç subaylar” haberi sadece bir uyarıydı. Türk Ordusu tümüyle teyakkuzda beklemektedir.