05.05.2003/Sayı:29
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Yekta Güngör Özden
Karikatür
Şiir

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Ziyaretçi Defteri
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Türkiye Gökçe Fırat

TÜRKSOLU’nu durdurabilecek bir terör örgütü tanımıyoruz!

İstanbul Üniversitesi’nde TÜRKSOLU’na saldırı

TÜRKSOLU yine saldırı altında.

Geçtiğimiz sayımızda, başını Hürriyet gazetesinin çektiği, şeriatçı Vakit ve Kanal 7’nin de dahil olduğu bir karalama ve saldırı kampanyasını duyurmuştuk. Son üç gün ise, başta PKK olmak üzere terör örgütlerinin fiili saldırısı ile geçti.

İstanbul Üniversitesi’nde bir grup terör örgütü toplanıyor, gazetemizin standını açan, afişlerini asan Atatürkçü gençlere demir çubuklarla saldırıyor. Saldırganlar 50-60 kişilik bir grup. Bizim arkadaşlarımızsa o sırada sadece 10 kişiler ama buna rağmen saldırganları kovalıyorlar.

Ancak bu satırları, sizlere bu saldırıyı haber vermek için yazmıyoruz. Ya da Atatürkçü gençler bu saldırıları göğüsler demek için de yazmıyoruz. Bu saldırının basit bir öğrenci çatışması olmadığını, hele hele sol içi kavga olmadığını anlatmak istiyoruz.

Türk gençliğinin ulusal uyanışı

Son bir kaç yıldır Türkiye’de önemli değişiklikler oluyor. Ülkemiz yıllardır ABD’nin sömürgesi durumunda tutulmuştu ancak son beş yıllık süreç Türkiye’nin yeniden uyandığı, toparlandığı bir dönem oldu. Bunu Amerikancı ve liberal yazarlar tespit ediyorlar ve saldırıyorlar: Türkiye’de bir ulusal rüzgar esiyor!

Son 5 yıla dikkatli gözlerle bakan herkes, başta Türk ordusu olmak üzere, işçi sınıfında, bürokraside, köylülerde büyük bir ulusal uyanış olduğunu göreceklerdir. Türkiye’nin mevcut parlamenter sistemi ne kadar dejenere olursa olsun, işbirlikçilik seviyesi ne kadar yükselirse yükselsin, toplumun geleceğini şekillendiren ve Türkiye’nin geleceğine yön veren esas toplumsal dinamiklerin ulusal bir uyanış içinde olduğunu görüyoruz.

Bu toplumsal dinamiklerden biri de gençlik. Türk gençliği yıllardır içinde tutulduğu cendereyi parçalamaya başladı. Ve bu parçalama sadece son yılların değil, son on yılların hesabını sormaya yöneldi. Atatürk’ün ölümüyle başlayan karşıdevrim sürecini gören, vatanın içine düşürüldüğü durumu saptayan Türk gençliği, Atatürkçülüğe sarılarak bir vatan mücadelesi başlattı.

Üniversitelerde artık Atatürkçü gençlik var, çalışıyor, mücadele ediyor ve en önemlisi büyüyor. Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu’nun (ADKF) tüm üniversitelerde en büyük öğrenci örgütü haline gelmesi bu gençlik uyanışının bir sonucu.

Yine Atatürkçü gençlerin, Atatürkçü aydınlarla birlikte çıkarttığı İleri dergisi Türkiye’nin en çok okunan ve satan fikir dergisi haline gelmiş bulunuyor.

Bu gelişmelerin üstüne bir de TÜRKSOLU’nun gelmesi, bir şeyi ortaya koyuyor: Atatürkçü-devrimci gençlik, her alanda zincirleri kırmış geliyor.

Böylesi kapsayıcı, tabandan gelen ve gittikçe yayılan bir ulusal gençlik hareketinin belli merkezleri ürkütmesi ve tepki çekmesi ise elbet çok doğal.

Atatürkçü halk hareketi geliyor!

Ancak bunun nedenini çok iyi saptamak gerek.

Öncelikle Türkiye tarihinde 60’lardan sonra ilk defa ciddi bir Atatürkçü gençlik hareketinin çıktığını görmek gerek. Böylesi bir hareketin çıkacağını egemen emperyalist güçler hiç beklemiyorlardı.

Fakat daha önemlisi bu Atatürkçü gençlik, Atatürkçülüğü gerçek özüyle kavrayarak, Atatürkçülüğü yeniden Türkiye’nin kurtuluş ideolojisi haline getirdi. Bu, Türkiye’de Atatürk milliyetçiliği temelinde bir ulusal sol ideolojinin, Atatürkçülük ve sosyalizm birlikteliğinin kurulmasıdır: Somut anlamı ise halk hareketinin bundan sonra gelişeceği kanalın açılmasıdır.

Şunu çok net söylüyoruz: Türkiye’de iki ideoloji vardır, biri siyaset kurumu öbürü Kuvayı Milliye. Bugüne kadar, düzen içi sol ideolojilerle, sosyalizmi terörize eden fikirlerle gözleri kör edilen toplumsal muhalefet artık Atatürkçü ve devrimci bir gözle dünyaya bakıyor. Bu Türkiye’nin ilk defa gerçekten milli bir sol harekete kavuşması anlamına geliyor. Ki düzenin sahipleri açısından esas tehlike de bu.

Ancak bu tehlikenin düzen sahipleri tarafından tespit edilmesi, onlara o tehlikeyi bertaraf etme gücü vermiyor. Çünkü tespit edilen tehlike bir milletin uyanışının henüz yeni yeni görülmeye başlanan başıdır. Ama tehlike bir süre sonra tüm gövdesiyle düzenin karşısına dikilecek ve Atatürk’e ihanetle geçen 60 yılın hesabını sormaya girişecektir.

TÜRKSOLU bölücülüğe karşı tek başına mücadele ediyor

Şimdi bu büyük hesaplaşmanın provaları belli alanlarda yaşanmaya başlandı. Bunları abartmak gibi niyetimiz yok. Biz sadece bir zorunlu gidişi tespit ediyor ve ona göre konumlanıyoruz.

TÜRKSOLU istese, suya sabuna bulaşmadan, PKK’ya karşı çıkmadan, terör örgütleriyle uzlaşarak kendine bir yol çizmeyi deniyebilirdi. Ama biz adımızın hakkını verme kararlılığındayız. O nedenle bugün Türkiye’de Kürtçülüğe ve bölücülüğe karşı çıkan ve gerçekten mücadele eden tek siyasi oluşum TÜRKSOLU’dur.

Bu bizim için bir övünç değil, bunu üzülerek söylüyoruz; bu millet 30 bin evladını bu kahpe teröre şehit verdikten sonra, bölücülüğe böyle boyun eğmemeliydi.

Ancak ne AB zorlaması ile Türk devletinin PKK’ya hoşgörü ile yaklaşması, ne de herhangi bir siyasi oluşumun bu teröristlere karşı koyacak cesareti bulamaması, bizim Türk milletinin ve Türk vatanının bölünmez bütünlüğünü ve varlığını savunma çizgimizi terketmemizi gerektirmez. Madem bizim dışımızda kimse yok, o zaman bu millet davasını biz tek başımıza veririz.

Karşımızda terör örgütlerinin olması, bu terör örgütlerinin İstanbul Üniversitesi’nden buldukları destekle rahat hareket etmesi, Atatürkçü gençlerinse her yol kullanılarak engellenmesi, Atatürkçü gençlere yönelik saldırıların sadece seyredilmesi, hatta gizli bir sevinçle karşılanmaza bizi değil, o makamları işgal edenleri utandırır.

Tarih bunların hepsini yazacaktır. Tüm terör örgütlerinin korunup kollanıp Atatürkçü gençlerin üzerine salındığını da, Atatürkçü gençlerin canlarını korumak için verdikleri mücadeleyi de, bu mücadelenin kendisine Atatürkçüyüz diyenlerce engellenmeye çalışıldığını da.

Tüm bu şartlar altında buradan kararlılığımızı duyurmak istiyoruz: TÜRKSOLU’nu durdurabilecek bir terör örgütü tanımıyoruz!

Bizim geleneğimiz, Mustafa Kemallerden, Deniz Gezmişlerden bugüne hiç korkmadı, hiç geri adım atmadı.

Hele hele Türk devletinin eline geçince o an konuşmaya başlayan bir sözde liderin terör çetesinden korkacak değiliz!

Hadi buyrun, hep birlikte gelin...