Arama: 
21.04.2003/Sayı:28
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Yekta Güngör Özden
Erol Manisalı
Öner Yağcı
Arka Sayfa
Kültür
Karikatür
Şiir

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Ziyaretçi Defteri
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Arkasayfa Atillâ İlhan

Asyalı olmakla iftihar etmeliyiz

Biz Asyalıyız, bizi AB’ye almazlar Atilla İlhan

Batı, kesinlikle bir sıralama yapmıştır. Soğuk Savaş’ın sonunda Rusya’yı dağıttı, Yugoslavya’yı dağıttı, şimdi Irak’ı dağıtacak, sıra sonra İran’dadır, Suriye’dedir ve bizdedir. Türkiye eğer aklını başına almazsa, derlenip toparlanmazsa, işi ciddiye almazsa önümüzdeki durum çok kötüdür.

Batı bizi AB’ye alacakmış, bu bir ham hayal. Böyle bir şey düşünmeleri mümkün değil, Avrupalının tabiatına aykırı. Bu meseleye eğer tarih gözüyle bakarsanız her şey çok açık görülüyor.

Bir tarafta Batı Hıristiyan dairesi var, diğer yanda da Doğu müslüman dairesi var. Biz bu ikincisinin içindeyiz. Biz Asyalıyız. Hayal kurup durmayalım. Biz Avrupalı falan değiliz. Davranışlarımız da Avrupalı değil. Ama Asyalı olmakla iftihar edebiliriz.

Neden? Bir örnek vereceğim size. Şimdi bizim Osmanlı İmparatorluğu içerisinden bir sürü devlet çıktı. Bu devletlerden önemli bir kısmı başka dinlerdendi ve dilleri de farklıydı.

Laik Fransa sömürgelerine
niçin Hıristiyan misyoner gönderir?

Bizim içimizden ayrıldıktan sonra bunların dinleri, dilleri, örfleri, adetleri, herşeyleriyle sapasağlam ortada gözüktüler. Meydana çıktı ki Osmanlı hakimiyeti sırasında Türkler bunların ne dinleri ile oynamışlar, ne dilleriyle, ne de adetleriyle. Efendi gibi yaşamışlar.

Buna mukabil Osmanlı yönetiminde uzunca bir süre bulunmuş Kuzey Afrika’ya gidiniz. Kuzey Afrika Arapları Türkçe bilmezler. Fransızca konuşuyorlar. İçlerinden bir sürü Fransız yazarı çıkıyor.

Bu nedir? Avrupa kavimlerinin, Batının diğer ülkelere bakışındaki mantıktır. Bu mantık “bir yere geldin mi onu ez, suyunu çıkar, dilini değiştir, dinini değiştir” mantığıdır. Laik Fransa sömürgelerine misyoner gönderir. Buna ne diyeceksiniz? Bunların mantığı budur.

Halbuki bizim mantığımız bu değildir. Diyeceksiniz ki; “Biz Türküz böyle yaparız. Asyalıların hepsi böyle mi?” Bir başka örnek var elimizde. Rusya hakimiyetinde bir sürü müslüman devlet vardı. Hepiniz biliyorsunuz. Bağımsız oldular, bir baktık ki ne dinlerini kaybetmişler, ne dillerini, ne de adetlerini.

Eritme ve yok etme mantığı yalnız Batıda var

Azerbeycan televizyonu izlemeniz kafi. Demek ki Asya’da böyle bir şey yok. Çünkü bilirsiniz ki Asya’daki bir çok imparatorluk bazen Türklerin hakimiyetinde Moğollarla beraberdir, bazen Moğolların hakimiyetinde Türklerle beraber. Ama hiçbirisi ötekisini ezip yok etmez. Bu Asya mantığıdır.

Avrupa mantığı bu değildir. Avrupa mantığının bu olmadığını çok açık biçimde kim söylemiştir? Onu da analım ve bitirelim.

Herhalde Lamartine adını duymuşsunuzdur. Çok önemli bir devlet adamı, aynı zamanda şair ve yazardır. Abdülmecit’le yakın dostluğu olmuştur. Kendisine bağışlanan arazi ve bağlanan maaş için padişaha bir karşılıkta bulunmak istemiş ve bir Türkiye tarihi yazmıştır.

“...Hıristiyan Batının eritme ve yönetme ruhu...”

Türkiye tarihi “Osmanlı Tarihi”dir, Türkçeye çevrilmiştir, hepinize de okuyun derim. Bir yerinde Osmanlı’nın niye battığı meselesine geliyor. Osmanlı’nın niye battığını anlatırken burada çok açık bir şekilde öyle bir şey söylüyor ki hepinizi çok şaşırtabilir, çok hayrete düşürebilir fakat bunda hiç şaşılacak bir taraf yoktur. Eleştirisini yaparken padişaha söylediği şu:

“İslamiyet Osmanlıların elinde yanlış yorumlandı. İnanmaktan ve itaat etmekten başka bir şey bilmez iken Hıristiyanlık, yaptığı fetihlerde toplumları eritme ve onlara egemen olma yoluna gidiyordu. Hıristiyan Batının Avrupa’da Yunanlı ve Romalı’dan Afrika’da Mısırlı’dan devraldığı bu eritme ve yönetme ruhu sürekli eylem içinde olan kendi ırklarının Doğunun ataerkil, kahraman, yiğit, fakat zaferden sonra gevşeyen ırklarına kısa sürede üstün gelmesini sağlayacaktı.”

Biz insanız onlar değil!

Aradaki farkı görüyor musunuz?

Kısacası biz insanız onlar değil. Biz o halklara insan muamelesi yapıyoruz, onlar insan muamelesi yapmıyorlar. Ne diyor Lamartine? Düpedüz eritme ve yönetme diyor.

Yani dinini empoze ediyor, arkasından adetlerini, örflerini, herşeyini empoze ediyor. Onu kültüründen çıkarıyor. Kültürsüzleştiriyor. Son 50 yıl içinde bize yapılan nedir? Biz kültürsüzleştirilmiyor muyuz?

Bu kadar televizyon istasyonu içinde siz doğru dürüst bir fasıl heyeti dinleyebiliyor musunuz? Buna mukabil Digitürk’ün içerisinde Jazz’ın 5 çeşidini size sunuyorlar. Ve bunlar artık bir alışkanlık haline geliyor.

Bir aydın kesimi ortaya çıkıyor ki bunların Türk halkıyla en ufak bir ilgisi yok. Bundan dolayı Avrupa meselesini ele aldığınızda lütfen sağduyuyla bir değil bir çok defa düşünün. Bizi Avrupalı yapmazlar. Bizi aynen Lamartine’in söylediği gibi eritecek ve yöneteceklerdir.