Kaya Ataberk - Hitler’in vatanı Avusturya, Apo’ya kucak açtı
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Yoksulların partisi olacağız!
GÖKÇE FIRAT
"Na'vi"ler Alevi mi?
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Kürtçüler üzülecek ama Naviler'in lideri de Türk!
KAYA ATABERK
Hitler'in vatanı Avusturya Apo'ya kucak açtı
ÖZGÜR ERDEM
Ülkücülerin işçi direnişlerine saldırılarının "şanlı tarihi"
İNAN KAHRAMANOĞLU
Kılıçdaroğlu
6 Ok'u biliyor mu?
OKAN İŞBECER
Meclis’te
Hz. Tayyip kavgası
TUĞRUL ÇELİK
Kürt açılımının son davetlisi: Çuvalcı general
YUNUS YILMAZ
İşçinin emekçinin
düşmanı Tayyip
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Senaryolar
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Mauthausen'in korkunçluğu
İLYAS SALMAN
Yıkılası anıtlar
TEVFİK KAYMAZ
Yıldırımlar yaratan
bir milletin çocuklarıyız
EYKAN CAN
Düdüklerin efendisi
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18)
 
 

Kaya Ataberk
Hitler'in vatanı Avusturya, Apo'ya kucak açtı

Viyana’da bir konser…

Mekan, Viyana’nın en önemli kültür merkezlerinden birisi olan Viyana Konzerthaus (konser salonu)… Sahnede konser veren Kürt ırkçılarının “evrensel sesi” Şivan Perver. Perver, gerçek adı İsmail Aygün olan Viranşehir doğumlu bir Kürtçü. Daha 1976’da Türkiye’den Suriye’ye kaçmış oradan da kapağı Avrupa’ya atmış… Nedeni mi? Tabii ki Kürt ırkçılığı, bölücülük yapmak… Bir daha Türkiye’ye dönmemiş. Fakat Perver, Tayyip Erdoğan’ın onunla Atina’da yıllar önce görüştüğünü, hatta onun nikah şahidi olduğunu söylüyor. Yani eski dostlar kendileri…

Konseri izleyen bir protokol de var tabii… Ve bu “protokol” tam da Kürtçü, Şeriatçı, emperyalist cephenin nasıl kurulduğunu göstermek üzere hazırlanmış gibi.

Bir sıra halinde dizilmişler.

AKP’nin Kürtçü milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, onun yanında gene AKP’li Gülşen Orhan. Dengir’in diğer yanında Mesut Barzani, onun hemen yanında da Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer oturuyor. Bunları takip edenler de cephenin PKK’lı kanadı: Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve Sırrı Sakık… Böyle bir fotoğrafın ne anlama geldiğini acaba açıklamaya gerek var mı? Türkiye için ne planlanıyor, ırkçı cephe nasıl kuruluyor daha özlü bir şekilde herhalde anlatılamazdı…

Şivan Perver; şarkı arasında önce ezan okumuş ardından da “Allah’ım bizi baskılardan kurtar” demiş! Konserin ardından da Tayyip ve Ertuğrul Günay’ın “Türkiye’ye dön” çağrılarına cevap vermiş:

“Konserin demokratik açılıma katkı sağlamasını umuyorum. Fakat ben zor bir insanım. Türkiye’nin beni kaldırması mümkün değil”.

Dengir’in; “Sayın Başbakanımız kendisini davet etmişti. Bildiğim kadarıyla yasal engeli yok.” demesine ve Tayyip’in çağrısını bu kez de Şivan’ın ayağına giderek yenilemesine karşın “evrensel sanatçı” yine de kendisini ağırdan satmış. Ne diyelim, hepsine helal olsun…

Türk devletinin düşürüldüğü bu acınacak konum tabii ki önemli ancak Avusturya Cumhurbaşkanı’nın orada bulunması ve söylediği sözler daha da önemli.

Heinz Fischer yanına eğitim bakanını ve Viyana’nın Sosyal Demokrat Partili belediye başkanını da alarak Avusturya’nın Kürt ırkçılığına desteğini şöyle vurguluyordu konserden sonra:

“30 yıl uğraşmama rağmen Kürt sorununun çözülememiş olmasından büyük üzüntü duyuyorum. Kürtlerin de anadillerini özgürce konuşacakları, kültürlerini yaşatabilecekleri bir vatanları olmasını diliyorum…”

Şimdi “Avusturya nere, Türkiye nere? Bu adama ne olmuş da 30 yıldır Kürtler için çalışıyormuş?” demeden önce oturup biraz düşünelim. Hem kendi tarihimize, hem de Avusturya’nın tarihine baktığımızda görüyoruz ki ne Avusturya o kadar uzakta, ne de bu Avusturya’nın ırkçılık ve faşizmle ilk ilişkisi… Onların ilk göz ağrısı Kürtler ve Apo değil.

Avusturya’nın dünya uygarlığına katkısı: Hitler

Çağımızın en tanınmış ırkçısı ve en kanlı kasabı Adolf Hitler, Alman faşizminin lideri olarak tanınır ve daha çok Almanya’yla birlikte anılır. Ama aslına bakarsanız Hitler’in gerçek vatanı Avusturya’dır yani bir başka Almanca konuşulan ülke… Gerçi Avusturya (Österreich-Doğu İmparatorluğu) yolunu Almanların diğer kısmından Ortaçağlarda ayırmıştır. Fakat yine bir Avusturya vatandaşı olan Hitler bu iki devleti birleştirerek III. Reich’ı (III. İmparatorluk) kurmayı kafasına koymuştu. Tabii ki “imparator” da kendisinden başkası olmayacaktı.

Hitler, 1889 yılının 20 Nisan günü, Avusturya’nın Braunau kasabasında Katolik Alman ve aslında oldukça yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Annesinin de babasının da ataları Avusturya vatandaşı köylülerdi. Bir taraftan Alman emperyalizmi gelişip, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ittifak halinde İngiliz-Fransız-Rus emperyalist ittifakının karşısında konumlanırken Hitler de silik bir genç ve kötü bir öğrenci olarak hayata atılıyordu.

Ailesi ile beraber Linz kentine taşınan Hitler, burada daha ortaokuldayken okumayı bıraktı. Son derece yeteneksizdi ama o gene de büyük bir ressam olacağını düşünüyordu. Girdiği yetenek sınavlarında sonuncu oldu ve yaşamını boyacılık yaparak kazanmaya başladı. Artık Hitler, Viyana’ya yerleşmişti.

O yıllarda hem Avusturya İmparatorluğu hem de Viyana, önemli bir sömürgeci merkez olarak karşımıza çıkar. Avusturya 50 milyon nüfuslu, içinde Macaristan ve Balkanlar’ın önemli bir kısmını barındıran toprakları ele geçirmiştir. Fakat buralarda kurduğu sömürge düzeni ona yetmez. Doğuya doğru yayılmak (drang nach Osten) Hitler daha çocukken, Avusturya imparatorluğu’nun amacı olmuştur. Bu nedenle Avusturya’nın yolu daha o yıllarda Alman Kayzeri Wilhelm’le kesişir. Osmanlı İmparatorluğu ise onlar için geçici olarak kullanılacak ardından da sömürge yapılacak bir “stratejik müttefik”tir.

Her devletin bir ideolojisi olduğu gibi Avusturya İmparatorluğu’nun da bir ideolojisi vardır o yıllarda. Bu ideoloji de Avusturya imparatorluğu içinde yaşayanlardan Almanca konuşanların yani Aryan olanların üstünlüğüdür. Yani Macarlar, Çekler, Slovaklar, Sırplar, Boşnaklar aşağı bir ırktan gelmektedir. Fakat Alman olmayanların en kötüleri de Yahudilerdir çünkü onların diğerlerinden farklı olarak parasal güçleri vardır.

Daha o yıllarda Avusturya’da en önemli hedef Yahudiler olmaya başlamıştır bile…

Alman işçileri bile burjuvalara karşı değil “Çek ve Yahudi işçilerin kendilerini işsiz bırakmalarına karşı” çalışmaktadırlar. Alman İşçi Partisi bu amaçla kurulur. Bunlara karşı çıkan Avusturya ve Alman Marksistleri ise dönüp dolaşıp yine kendi ülkelerinin burjuvalarının dünya savaşında destekçileri olurlar.

O yılların Viyana’sının bu atmosferi doğal olarak bir Hitler yetiştirdi. Yani Hitler, şans eseri iktidara gelmiş sadist bir deli değildi, bizzat Avusturya’nın insanlık tarihine bir hediyesiydi… Yıllar sonra Hitler de üç Viyanalının hakkını yememiştir! Yahudilere karşı özel yasaların çıkmasını ve Yahudi öldürenlere ödül verilmesini savunan Avusturyalı politikacı George Ritter von Scöhener, zamanın ırkçı Viyana belediye başkanı Karl Lueger ve Richard Wagner… Hitler, Kavgam’da bu üç ismi fikirsel öncüleri olarak sayacaktı.

Hitler, 1913’te Viyana’dan ayrıldı ve Almanya’ya gitti. Birinci Dünya Savaşı’na da Alman onbaşısı olarak katıldı. Gerisi malum… Viyana ile ilgili olarak şöyle demişti: “Viyana’dan tam bir Yahudi düşmanı ve tüm Marksist dünya görüşünün can düşmanı olarak ayrıldım”. Evet, o Viyana’nın ve Avusturya’nın çocuğuydu…

Avusturya’nın Türk düşmanlığı, Kürt dostluğu

Ortaçağlarda hem Orta Avrupa’nın hem de Doğu Avrupa’nın senyörleri Almanlardı. Töton Şövalyeleriydi. Slavlar ise gerçekten de onların köleleriydi. (Slav-slave-köle). Bunların vahşi ve acımasız sömürüsünün bitmesinin nedeni ise Balkanlar’dan Orta Avrupa’ya doğru yayılan Türk hakimiyetinden başka bir şey olmadı. Osmanlı gittiği yerlerde hemen kabul görüyordu. Ne Alman feodalleri gibi kan emici bir feodalizm uyguluyorlardı ne de insanların inançlarını değiştiriyorladı… Oysa Almanlar ve Avusturyalılar kendilerinin Katolik olmaları dolayısıyla, Ortodoks halklara sırf bu yüzden bile kan kusturuyorlardı. İşte Osmanlı Türkleri bu yapıyı yıkmıştı. Kurulan adaletli düzen Osmanlı Türklerinin gerçek gücünü oluşturmuştu.

Balkanlar ve Macaristan üzerinde Türklerle, Almanya-Avusturya ittifakı karşı karşıya geldi. 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman, Avusturya Kralı Ferdinand’ın üstüne yürüdü. Avusturyalılar dayanamayarak Viyana’ya kadar çekildiler. Viyana kuşatıldı ama alınamadı… 1532 yılında da Kanuni, Almanya içlerine kadar uzandı ve Türk hakimiyetini kabul ettirdi. 1533 yılında yapılan İstanbul Anlaşması Avusturya İmparatorunu ancak, Türk sadrazamına denk gören bir madde bile içeriyordu. Alman emperyalizminin gelişimini çok geç sağlamasının, sömürge yarışında geri kalmasının sebepleri arasında Kanuni’den yedikleri bu Osmanlı şamarının etkisi çok büyüktür.

Bu nedenle, Alman ırkçılığının kökenlerine dönüp baktığımız zaman Macar, Yahudi ve Slavlara karşı küçümseyici bir nefret, Türklere karşı ise kompleksli, korkuyla karışık bir düşmanlık yattığı açıktır. Buna “Kanuni kompleksi” de diyebiliriz.

Bu durum aynı zamanda Avusturyalıların Kürt sevgisini de açıklar. Türk milletini bölen, ırkçılığı içselleştirmiş, terör uygulayan bir topluluğun koruyuculuğunu oynamak Avusturya açısından hem politik hem de psikolojik bir durum… Aryan Germenler, Aryan Kürtleri savunmaktadır!

İşte tam bu nokta Avusturya’nın Kürtlere ve Apo’ya kucak açtığı noktadır…

“Hitler öldü, Heil Apo!”

I. Dünya Savaşı’nın sonunda dağılan Avusturya, 1929 yılında Almanya’yla gümrük birliğine gitti. Süreç hızlı gelişti. 1932 yılında iktidara gelen Hitler yanlısı Başbakan Engelbert Dollfuss bile Nazilerin 1934 yılındaki suikastından kurtulamadı. Ardından Avusturya, Hitler ordularını davet etti. Direnişsiz, hatta gönüllü bir işgal sonucunda 1938 yılında ülke Almanya’yla birleşti. “III. İmparatorluk”, “Doğu İmparatorluğu”nu yutmuştu. Artık Avusturya’da da slogan “Heil Hitler” olmuştu…

Bugün artık Hitler yok. Ama görünüşe göre Avusturyalılar kendilerine yeni bir Führer’i çoktan edinmiş durumdalar. Evet, tüm Batılıların olduğu gibi Avusturyalıların da yeni faşist idolü Apo’dan başkası değil. Kürtlere besledikleri sevgi o kadar yoğun ki bu Nazi artıkları, “Kürtler de Ari ırktan” tezini inanarak savunuyorlar. Evet, Türk farklıdır ve düşmandır ama Kürt onlardandır ve dosttur. Demek ki Apo da Aryanlar’ın kurtuluşu ve egemenliği için savaşan yeni bir Hitler’dir.

Aslında karşımıza Aryan ittifakı olarak çıkarılan şey tam anlamıyla bir “medeniyetsizler ittifakı”dır. Sömürgeciyle, aşiretin ittifakı… Attila’dan, Fatih’e, Kanuni’ye ve Atatürk’e kadar gelen tüm Türk liderleri bu medeniyetsizlere gereken dersleri vermişlerdi. Bu da “ittifakın” temelinde yatan kompleksin nedenidir. Bu yüzden de sloganları artık “Heil Apo”dur, “Kürdistan über alles”tir. Yani Kürt devletini kurmak her şeyin üstündedir. Türk katliamı yapmaya en çok niyet eden faşist Apo’dur günümüzde! Ve o yüzden de Apo ve Kürtler, Fischer’in kahramanlarıdır.

Bugün Fischer, “Kürdistan” özlemi çekiyormuş.

Ona ve diğer hayalcilere önerimiz “Kürdistan”ı çok istiyorlarsa Avusturya’da kursunlar. İsteyen her Kürt de oraya yerleşsin. Nasıl olsa onlar da Aryan siz de öylesiniz. Anlaşacağınız kesin.

Fakat unutmayın; Türkiye Türklerindir. Ve bizler, yani onu savunacak evlatları, onların sandığından çok daha kararlı ve güçlüyüz…


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


benim bildiğim kadarıyla mesut barzani  ibrani kökleri olan bir kürt.protokolün diğer parçalarınıda iyi analiz etmek gerekir..acaba fıratın doğusunda vadedilen topraklarda bir ibrani-kürk oyunumu sergileniyor?

Aytaç Çetinkaya, Balıkesir
13 Şubat 2010


bu bitişin sinyali. AKP kendi adamlarının yaptığı söylemlerden bile haberi yok. artık gidiyorlar birdaha geri gelmemek üzere bütün ülkeyi sattılar yazıklar olsun. tayyipte karizma var diyebilen de kördür bütün yaptıklarına rağmen halen akp yi savunanlar varsa vay benim ülkemin haline.

sayin ATABERK iyi bir tespit
BU YAZIYA SÖYLICEK TEK BIR YAZIM VAR :

Ben TÜRK`üm Ya Siz kimsiniz

Ben Bir TÜRKÜM !...

Ben;
Orta Asya`dan Türeyen, Anadolu`da Büyüyen, Avrupa İçlerine Yürüyen TÜRK`üm !

Ben;
Dağlarda Gemi Gezdiren, Taşlara Destanlar Kazdıran, Tarihi Baştan Yazdıran, TÜRK`üm !

Ben;
Adalete, Ben Mertliğe Örnekler Veren, Ölüm - Kalım Savaşına Gülerek Giden, Yeryüzünde Her Murada Eren TÜRK`üm !

Ben;
Sancaklara, Tuğlara Baş Eğdiren, Beylere, Paşalara Hil`at Giydiren, Kılıcını Üç Kıt`ada Gezdiren TÜRK`üm !

Ben;
Atilla`yı, Yavuz`u, Fatih`i Var Eden, Kralları, İmparatorları Kendisine Yar Eden, Düşmanına Dünyasını Dar Eden TÜRK`üm !

Ben;
Şahları, Sultanları Kul Edinen, Altınları, Elmasları Pul Edinen, İncili Kaftanları Çul Edinen TÜRK`üm !

Ben;
Zafer Rüyasını Görenlere Saç Yolduran, Hezimete Uğratıp, Ümitleri Solduran, Müzelerde Baş köşeleri Dolduran TÜRK`üm !

Ben;
Damarlarında Asil Kanın Aktığı Irkım, Benden Bahseder Destanım, Ağıtım, TÜRK`üm, Ben TÜRK`üm, Taa İliklerime Kadar TÜRK`üm

Ya Siz Kimsiniz ???

             
Saygilar

BEN Türk oglu türküm Soyumda Belli Kokenimde Türke Kefen Bicene Siper Olacak Kadar Türküm Can Verecek Kadar.

Tural Yavuz, Almanya
9 Şubat 2010


Avrupa birliğine karşı düşünlerimi abartısız onbinlerce almana bizzat kendim aktarmışımdır. Onlar bizim ne olduğumuzu gayet iyi bilir. Öyle kürtmüş almanmış fasa fiso. Ben Türküm onun dilini de ingilizceyi de onlar kadar konuşurum.  Buradan söylememe gerek yok onlara her platformda gereken cevapları veriyoruz.

Göktürk, İstanbul
8 Şubat 2010


.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40