![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Mustafa İzberk “Üstlerine kombinlemek için ise uzun yıllardır(...)” “Koleksiyonlarda retro askerî üniformaları(...)” “Alternatif sanat inisiyatiflerinin çok çarpıcı(...)” “Ekstramücadele 1997’de başlamış bir proje(...)” “Haliyle ön plana çıkacak bir atraksiyondan muaf(...)” “Ancak dini ritüellerden beslenen ve menşei(...)” “Erkekler, fazla kiloları verin kıyafetler** daralıyor.” “Gri ve tonları ise sezonun rengi.” “Katmerli bir aksiyona dalayım derken(...)” “Rating rekorları kıran birbirinden ilginç ve absürd televizyon şov(...)” “Hijyenik bir oyuncu değilim.” “Bir ironi ve espri anlayışıyla aktardığı sosyal hayat(...)” “Kanyon aktivite alanında gerçekleşecek bu özel performansta(...)” “Biliyorsunuz prestijli orkestralarda kullanılan(...)” “Kendinize hiçbir limit koymadan(...)” “Uzak Asya’da bir Türk perküsyon grubu olarak(...)” “Bakalım Post-Buid pop’a yükselen Arctic Monkeys trendi(...)” “Bu motto İstanbul’un en önemli performans mekânının yaşını(...)” Evet, her hafta sonu eşimle benim, sabahın er çağında elimize almamızla bırakmamızın bir olduğu, ülkenin ‘1 sayılı’ -2 sayısı yok!- ekin günlüğünün (İt. Gazete) ‘Haftasonu’ ekini bu kez (elde tutalım!) ele alalım dedim. Bakalım nasıl bir görünüm ortaya çıkar? Hazırlayanlar bana darılmasınlar öbür günlükleri atlamalıyım, çünkü eve tek bir günlük girmede... Gördüğümüz gibi tözümüm (Ar. sabrım) yalnızca yukarıdaki sözleri aktarmaya yetebildi. Güzün parlak güneşli hafta sonunun ilk dakikalarında yarı uykulu gözle 12 yaprağı satır satır taramaya girişirken, şaşılası bir kültürlenmeye, kültürizasyona, kültürifikasyonu.. ekine ters takla attırıp, amuda kaldırmalara uğradım kaldım!.. ‘Hafta Sonu’ daha çok gençlere yönelik bir günlük eki (Ar. ilâve). Öyleyse, ‘onu okuyan yavrularımızın ‘boş kağıt’ (tabula rasa) dağarlarına ne “dehşetengiz” katkılar sağlıyordur kimbilir!’ derken, artık yukarıdaki belgeyle de kanıtlanmış olarak görüyoruz: Çocuklarımızın neme nem bir “Türkçe”ye erek (Ar. hedef) olduklarını... Daha doğrusu ‘bildiğimiz’ Türkçe’yle bir türlü karşılaştırılmadıklarını. –Özünde de şu yok mu? Ek/derginin adı kolayca, benzerleri gibi ‘Weekend’ olabilecekken ‘Hafta Sonu’ konmuş. Nedeni ne olabilir. Hafta sonuna week-end demeyen Türk gençlerinin erek kitle alınmasından başka?- İçinde Türkçe olmayan bir gençlik eki, Türkçe’siz bir dinlence eki... Böylesine bir buluş 21. yüzyılın başında nasıl olup da Türk toplumunun bir yüz bin aydınlık okurunun üzerine çöktü?.. –On yıllar süresince- okur sayısının bu bengisiz (Far. Bahtsız) tavanı bir türlü aşamaması, gerçeğinde bu tüyler ürperten olgunun payı var mı?.. Hangi kalın zincirler bu hazırlayıcıların ayaklarını (dillerini) bağlıyor da, bu inanılmaz züppe biçemi bulup buluşturup yaşamımıza sokuşturuyorlar? Bu denli ülke gerçeklerinden uzak, kamunun, dilini bir kağıttan okuma gereklerine yabancı bir eğilim, bir söylem, bir kışkırtma, bir pompalama –bilmeyerek de olsa- nasıl bulunabilir? Yoksa, “bu gidişle” vatanın gelecekteki sömürgecilerine yol gösterebilecek bir incelikte mi bulunuyorlar şimdiden?!. (Bu tümce bir şakadır.. burada acı acı gülünecek). ‘Yaşadığımız bu karanlık günlerde, özellikle son 7 yılda görünmez bir elin, ayrıklıksız (Ar. istisnasız) her alanda bu ulusun kutsallarını yozlaştırma, köklerini kazıma, onu yok etme edimleriyle yeterince bunalmadık mı? Yetmiyor mu? Bu kanlı, sinsi istenç (Ar. irade), hiç mi doymayacak? 75 milyon kişinin, Türk yağılığına (Far. Düşman) karış çıkacak, bu uğursuz sarkmanın üstesinden gelecek gücü mü yok? Yakın geçmişte silâhlı kurumların ele geçirilmesiyle, tarikatsal ağların erkleştirilmesiyle yapılan vuruş (Ar. darbe), bu ulusu çil yavrusu gibi dağıttı mı?’ diye düşündüğümüz bugünlerde ülkenin tek ekinsel günlüğünün, -on binlerce yıllık tarihinde biricik atılımımız- varlık temelimiz “Türkçemiz”, Atatürk’ün büyük yapıtı dil devrimimize karşı verdiği yanıt bu!.. Ne yapalım, karalar bağlamaktan öte? İçik mi (Ar. teslim) olalım? Atomlaşıp boşluğa mı karışalım? Yokluğun, yok edici ‘kurbağa ısıtması’nın uyuşukluğuyla esrik mi olalım? Silinip gitmenin kösnüsüne mi (Ar. şehvet) gömülelim? Tinimizi (Ar. ruh) şeytana mı satalım, ne yapalım?!. Okyanus ötesinde-berisinde çöreklenmiş yok edici aygıt, varlık nedenimiz bu kalaya bir de “Kürtçe(???) ikinci dil olsun” saldırısıyla yeni bir göçük daha açmaya yeltenmez mi? Süper entellerimizin Anglo-Arap, “Türkçesizleştirme” saldırılarının ardından Yurttaşınız ben, 76 yaşında bir mimar/emekli olarak 26 yıldır bu kutsuz (Ar. talihsiz) edimlere karşı koyma yolunda kaleme sarılıp, gecemi gündüzümü veriyorsam, Edirne’den Kars’a 75 milyon bireye tek tek seslenmeye tüzem (Ar. hak) var: ‘Bugün bu dil, bu yurt için ne yaptın sevgili vatandaşım?.. Bak, ülkede günlükler, hafta sonlarında bizleri biricik Türkçe’mizden “arındırmaya” çalışmakta!..
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||