26.03.2003/Sayı:26
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Türkiye
Yekta Güngör Özden
Sunay Akın
Öner Yağcı
Arka Sayfa
Kitap
Şiir

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Ziyaretçi Defteri
Künye
 
Atatürk Deniz Che
 Gökçe Fırat

Dünya değişmeye başladı bile...

ABD stratejisi gerçekleşecek varsayımı

ABD’nin Irak’a saldırısı, bugün içinden geçtiğimiz sürecin sadece başlangıcı. Bunun Irak’a saldırı ya da Irak’a diz çöktürme amaçlı bir operasyon olmadığı ortada. Zaten ABD de bu amacını gizlemiyor.

Fakat işin garibi, tüm dünya ABD’nin bu tutumunu bildiği halde kimileri tavırlarını ve ulusal güvenlik politikalarını ABD’nin uzun vadeli amaçlarının gerçekleşeceği olasılığına dayandırıyorlar. Yani artık hepimizin bildiği Ortadoğu’nun haritası yeni baştan çizilecek ve dünyada yeni bir düzen oluşturulacak varsayımı ya da propagandası. ABD bölgeye bunun için geliyor, bunun için kalacak ve bunu uzun vadede gerçekleştirecek.

ABD’nin stratejisinin bu olduğu çok açık. Ancak bu ABD stratejisinin gerçekleşeceği varsayımı üzerine ulusal bir güvenlik politikası inşa etmek ne kadar doğru onu sorgulamak gerek. Herkes değişen ya da değişecek dünya dengelerinden bahsediyor ve kendi rotasını da o değişeceği varsayılan dengeye oturtmaya çalışıyor, elbet bunun da ne kadar doğru olduğunu sorgulamak lazım.

Ortadoğu haritası nasıl değişecek?

ABD, Ortadoğu’nun haritasını değiştirmeye kararlı. Yanında kimse olmasa da bunu yapacağını açıklıyor ve tüm dünyayı da tehdit ediyor. Bize uyacaksınız, tavrınızı ona göre düzeltin diyorlar. Ortadoğu’nun haritasının nasıl değişeceğini de açıklıyorlar.

Öncelikle Irak bölünecek. Kuzeyde bir Kürt devleti kurulacak. Petrol kaynakları bu devlete teslim edilecek. Irak’ın geri kalanı da bir federasyonda birleştirilecek ve güçsüz düşen bu devletin başına ABD yanlısı bir yönetim getirilecek.

Sonra sıra Suriye’ye gelecek. Suriye’nin demokratik olmayan yönetimi değiştirilecek. Özellikle İsrail’le savaşan radikal direniş gruplarına Suriye desteği kesilecek. Böylece İsrail’in rahat nefes alması sağlanacak

Bu arada Filistin lideri Arafat sürgüne gönderilecek. Onun yerine ABD yanlısı biri getirilecek. Seçimler yapılacak ve Ürdün sınırında Filistin’e bir devlet kurma hakkı tanınacak. Ancak bu devletin sınırları İsrail işgali altındaki toprakları hiçbir şekilde içermeyecek.

Bu arada Suudilerin son dönemde ABD’ye tavır almaya başlayan yönetimi değiştirilecek ve yerine Amerikancı prens getirilecek. Böylelikle Suudi Arabistan’ın büyük maddi imkanının Ladin türü antiAmerikancı güçlere geçmesinin önüne geçilecek.

Ve elbette İran’ın radikal ve antiAmerikancı yönetimi değiştirilecek. Reformculara desteğini sürdüren ABD, reformcuların yönetimi ele geçirmesi için için baskısını ve provokasyonlarını arttıracak.

Tabi haritadaki değişiklikler bununla sınırlı değil. Mısır, Libya, Sudan hedefteki diğer ülkeler.

Türkiye haritada Ortadoğu sınırları içinde

Bu plan elbette daha ayrıntılı ve sadece yönetim değişikliklerini değil her ülkenin haritasında bazı değişiklikleri de içeriyor. Tabi bu ayrıntılar üzerinde fazla durmanın gereği yok. Ancak böyle değişeceği söylenen dünya dengesinde Türkiye’nin yeri ne olacak onu incelemek gerek.

Şimdi Türkiye’de strateji belirleyen uzmanların ve kurumların büyük çoğunluğunun içine düştükleri büyük bir yanlış var. Çünkü Türkiye’nin stratejileri Türkiye’nin bir Ortadoğu ülkesi olmadığı varsayımına dayanıyor. Böyle bir varsayımdan sonra ise bizim uzmanlarımız Ortadoğu’nun değişecek dengesinde ya da haritasında Türkiye nasıl söz sahibi olabilirin hesaplarını yapıyor. Mesela Irak’ın yeniden yapılandırılmasında Türkiye’nin üstleneceği rol tartışılıyor.

Şimdi bu uzmanların bu değerlendirmelerini masaya yatırmak gerek. Bizimkiler gerçeklerden ve dünyadan habersiz masada neler yapabileceklerini tartışadursunlar, ABD’li stratejistlerin masaya koydukları ve değişecek dedikleri haritalarda Türkiye bir Ortadoğu ülkesi olarak gözüküyor. Ve bu haritalarda Türkiye de tıpkı Irak ve diğerleri gibi insan hakları ve demokrasi sorunları olan ve bu nedenle yönetiminde değişiklik olması gereken ülkelerden biri. Tabi bununla da sınırlı değil, ülkenin doğusunda bir azınlık bulunduğu iddia ediliyor ve bu azınlığın da bir devlet hakkı bulunuyor.

Ne ABD’nin ne de ABD yandaşlarının
stratejilerinin uygulanma şansı yok

Yani bizim uzmanlarımız bu masada kendi ülkelerinin nasıl paylaşılacağından habersiz strateji belirleme çalışıyorlar.

Bu uzmanların yanlış değerlendirmeleri elbette ne ABD’nin ne de Türkiye’nin uygulamak zorunda oldukları stratejileri değiştirmeyecek. ABD, tüm bölgeyi sömürgeleştirmek istiyor ve bunu dayatıyor. Türkiye de bu sömürgeleştirilecek bölgenin içinde yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye’de ABD’nin sömürgeleştirilmesinde rol üstlenme şeklinde önerilen tüm stratejilerin hiç bir uygulanma şansı bulunmamakta.

Bunun herkes tarafından böyle bilinmesi son derece önemli.

Öncelikle ABD’liler Türkiye’deki uzmanların stratejisini Türkiye’nin coğrafyasının da demografisinin de kabul etmeyeceğini bilmeli. Ne ABD’liler Türkiye’yi sömürgeleştirebilir ne de ABD planına yatan stratejilerin bir uygulanma şansı olabilir.

Bugün, ABD ile karşı karşıya gelmeyelim diye, ona yardım etmeyi örnerenler, yarın ABD Türkiye’ye cephesini döndüğü zaman, akıllarını başlarına almak zorunda kalacaklardır. Bugün ABD ile karşı karşıya gelmekten çekinenler yarın ABD Türkiye’nin karşısına geçince ister istemez ABD’nin karşısında bulacaklardır kendilerini.

Dolayısıyla, kısa vadede ABD planlarının işliyor gözükmesinin, Türkiye’de yönetimlerin ABD planları doğrultusunda harekete geçmesinin, orta ve uzun vadede devam etmesinin imkanı bulunmamaktadır. Bugün en Amerikancı olanlar bile yarın ister istemez Amerikan planları ortaya çıkınca onlara karşı konumlanmak zorunda kalacaklardır.

Dolayısıyla sürecin ABD’nin lehine işliyor gözükmesinin, kimseyi endişelendirmemesi gerekir. En azından Türkiye’nin gerçekleri açısından bu böyle.

ABD’nin varsayımları gerçekler tarafından doğrulanmıyor

Ancak işin boyutu çok daha fazla. Bunu da özellikle gözden kaçırmamak gerek.

ABD’liler ve ülkemizdeki Amerikancıların temel varsayımı ABD’nin bu operasyonu başaracağı yönünde. Yani ABD tek tek tüm Ortadoğu ülkelerine müdahale edecek, hepsinde başarıya ulaşacak. ABD’liler bunun için 15-25 yıllık süre öngörüyorlar.

Şimdi bir emperyalist gücün böyle bir strateji belirlemesi ne kadar mantıklı. ABD’liler bu 15-25 yıllık sürede bu bölgede kendileri ile boy ölçüşecek, direnecek bir kuvvet çıkmayacağını varsayıyorlar, ABD’liler bu bölgenin dışında kendilerine engel olmak isteyecek büyük güçlerin, rakip emperyalist blok ve güçlerin çıkmayacağını varsayıyorlar, ABD’liler bu uzun süre zarfında bu kadar büyük bir askeri operasyonu sürdürecek ekonomik güçlerinin olacağını varsayıyorlar.

Varsayımlar çok ama bir de gerçekler var.

Daha bugünden bölge ülkeleri ABD’nin karşısındadır. ABD tüm bölge ülkeleri açısından tehlike olarak görülmektedir. Bugün Saddam gibi direnen güçlerin yarın çoğalacağı ortadadır. Özellikle İran ve Türkiye gibi güçlü devletlere sıra gelince -eğer gelecekse- ABD’nin kazanma şansı çok düşecektir. ABD’ye rakip güçler ve bloklar şimdiden çıkmış durumdadır. ABD tüm bu güçleri görmek istememektedir ama daha BM’de ve NATO’da bile yenik düşmüş durumdadır. Kaldı ki ABD’nin ekonomik gücü gittikçe azalmaktadır. ABD’liler en azından doların euro karşısındaki değer kaybına baksalar bunu görebilirler.

Yani ABD’nin tüm bu emperyalist projesini uygulaması için ne Ortadoğu dengeleri, ne dünya dengeleri ne de ekonomik dengeler kendi lehinedir. Ve bu dengeler ABD bu projeyi uygulamak istedikçe daha da alehine dönmektedir. Eğilim dengelerin ABD alehine işlemesi yönündedir.

Köşeye sıkışan Türkiye değil ABD

Dolayısıyla ABD dünyayı sömürgeleştirmek istemektedir ama buna gücü yoktur. En basitinden ABD’nin Somali ve Afganistan operasyonları da bunu doğrulamaktadır. Somali gibi zayıf bir ülkeye müdahale eden Amerikan güçleri oradan kaçmak zorunda kalmıştır. Afganistan’da bir kukla yönetim kurmuşlardır ama bu yönetim ülkeye egemen olamamıştır.

Şimdi bu kadar başarısız bir emperyalist, yani daha Somali ve Afganista’da başarısız olan emperyalist, kalkmış ben tüm Ortadoğu’ya sahip olacağım ve tek başıma bunu yaparım diyor. Bu aptalcadır ve dinleyenleri sadece güldürebilir. Belki kimileri de bu emperyalist gücün, artık bittiğinin farkında olmadan böyle niyetler beslemesinin ne kadar acıklı olduğunu görüp ABD’ye acıyabilir.

Ama bizim uzman ve stratejistyenlerimiz, bu zırvalamalara inanıyor ve Türkiye’nin güvenlik stratejisini bu planın başarısı üzerine kuruyorlar. İşte bu son derece aptalcadır.

Bizimkiler kendilerini köşeye sıkışmış hissediyor. Oysa köşeye sıkışan ABD’dir. Bizimkiler kafalarını kaldırıp dünyaya bir baksalar, köşeye sıkışanın ABD olduğunu rahatlıkla görebilirler.

ABD’nin arka bahçesindeki tüm devletler ABD’nin tüm planlarına direniyorlar. ABD ne Kolombiya’da, ne Venezüella’da, ne Brezilya’da ne de Küba’da emperyalist planlarını uygulayamadı. ABD’nin en sadık işbirlikçisi Meksika bile açıktan ABD’ye tavır alıyor. Kanada zaten ABD’ye karşı çıkıyor.

Tüm Avrupa ABD planlarına hayır diyor. İngiltere bile ABD ittifakından uzaklaşma rotasına girmiş durumda.

Rusya ve Çin gibi büyük güçler ABD’ye açıktan cephe alıyor.

Kore gibi sosyalist bir ülke, ABD bizi vurmadan biz onu vuracağız diyor ve ABD çıtını çıkaramıyor.

Ortadoğu’da Amerikancı şeyhlikler çözülüyor, Amerika’ya tavır alıyor.

Ve namlunun ucundaki Saddam teslim olmuyor direniyor.

Aptal emperyalistin aptal müttefiki olmayalım

Tüm bu gelişmeler olurken, bizimkiler dünya dengelerinin ABD lehine değişeceğini söylüyor! Kardeşim biraz uyanın, dünya dengeleri çoktan değişmeye başladı ama ABD alehine. Dolayısıyla ABD yanında kendine strateji çizenler büyük bir hüsrana uğrayacaklardır.

En son Harp Akademileri’nde düzenlenen bir uluslararası sempozyumda konuşan ABD’li yetkili, kendilerini bir tek Bulgaristan ve Polonya’nın desteklediğini belirtmiş ve bu ülkelerin tavrını dünyaya örnek göstermiş.

Şimdi Türkiye’ye strateji belirleyenler ya Bulgaristan ve Polonya’nın yolunu seçecek ya da tüm dünyanın. Türkiye’yi Ortadoğu ülkesi yapmayalım derken Türkiye’yi bir Doğu Avrupa ülkesi haline getirecekler.

Emperyalistin aptal olması normaldir. Ama ona işbirlikçilik yapacakların aptal olması pek anlaşılır değil.