| M. Aykut Akşit |
|
Emperyalizmin hedefi: Dünyada önceden kurgulanarak kurulan üç devlet vardır. ABD, İsrail, Avustralya. Üçü de Anglo-Sakson/Yahudi kurgulamasıdır. ABD, Kızılderili kabilelerin Avustralya Okyanusya yerlileri Meluncanlar’ın, İsrail Kenanlıların topraklarına el konarak kurulmuştur. ABD ve Avustralya soykırım (Jenosid) uygulanarak yerleşti. Filistin’de ise hâlâ kan akmaktadır. Her şey CFR’nin 1979 toplantısında başladı Dünya Anglo-Sakson/Yahudi sermayedarlarının emrindeki kuramcılar tarafından kurgulanmış yeni bir kuramla karşı karşıyadır. Yaygın adı ile küreselleşme diye bilinen kuram, dünyaya yeni düzen vermeyi amaçlamaktadır. YDD, ABD’nin derin devleti CFR’nin (Council on Foreign Relations-Dış İlişkiler Konseyi) Mayıs 1979’da yapılan toplantısında görüşüldü ve uygulanmasına karar verildi. Alınan karar ABD’nin stratejik müttefik ve işbirlikçisi olan devletlere bildirildi. YDD’nin hedefinde olan devletlerde ise gizli çalışmalar yapan (illegal) CFR örgütleri harekete geçirildi. Uygulanacak yöntem ekonomik krizler çıkarmak,etnik ve dinsel ayrılıkları körüklemek, soy ve aşiret sürtüşmelerini silahlı çatışmaya dönüştürmek, iktidar partilerini terörist ve diktatör olarak suçlayıp iç darbeler ya da dış askeri müdahaleler ile yıkmak, yerine ince ayar verilmiş seçimlerle işbirlikçi iktidarlar koymaktı. Slogan ise “demokrasi ve hürriyet” getireceklerini söyleyen laflardı. SSCB’yi çökerterek, Doğu Almanya’yı tek devlet haline getirmekle işe başladılar. Yeşil Kuşak projesi ile eğitilmiş-örgütlenmiş olan sözde demokrasi yanlısı güçleri harekete geçirdiler. Taliban, önce demokrasi gücü idi daha sonra terörist odak kuruldu. 11 Eylül’de ikiz kulelere yapılan saldırı YDD’nin Pentagon kanadının da devreye sokulması için hazırlanmış oyun olarak sahnelendi. “Terörist Müslümanlar”a “Tanrı tarafından görevlendirilen” George W.Bush savaş açtığını ilan etti.1949’dan itibaren ABD’nin gizli güçleri Orta Doğu ve Orta Asya’da çalışmalar yapıyor, CIA istasyonlar kuruluyorlardı. Irak, Suriye Baas Partileri ile İran mollaları da yaptıkları ile istemeden de olsa ABD’ye müdahale ortamı yaratıyorlardı. ABD’nin Orta Doğu’daki tetikçisi İsrail ise Neo-Faşist Yahudi yöneticilerin iktidara gelmesi ile soykırıma çoktan başlamıştı bile. 1949-2001 yılları arasında Dünya Ticaret Örgütü, IMF ve Dünya Bankası kapitalist sermayenin -“Elit”- talepleri ve çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn edildi. Sessiz sedasız Yahudi kökenli uzmanlar kilit noktalara getirildi. Paranın akışı kontrol altına alındı. Tüm Batı ve Üçüncü Dünya ülkelerinde (Bağlantısızlar) serbest piyasa ekonomisini savunan partiler iktidara taşındı. Özal hükümetleri gibi… Bernard Lewis: İstanbul büyük Yahudi devletinin başkenti Türkiye’deki CFR 1948 yılında kuruldu. Üyelerin kimliği hep gizli kaldı. Ancak 1950’den sonra izlenen politikaların baş aktörü politikacılar ile her taşın altından çıkan kapitalistlere, akademisyenlere, gazetecilere, askerlere dikkat edilirse, CFR üyelerinin kimler olduğu açıkça görülür. Türkiye, Atatürk’ün vefatından hemen sonra karşı devrim hareketinin hedefi oldu. Cumhuriyet’e içerdeki Batıcılar ile dışarıdaki Batılılar yeni bir dizayn vermeye başladılar. İhtilaller, ekonomik krizler, sosyal çalkantılar, etnik ve dinsel çatışmalar, bölücü ve gerici örgütlenmeler düzenlendi. Nisan 2001’de armudun olgunlaştığına karar verdiler. Güncel adı “Irak Operasyonu” gerçek adı “Orta Doğu ve Orta Asya’nın Demokratikleşmesi” olan operasyonu başlattılar. Gizli olan amacın ne olduğunu ise Yapı Kredi konferanslarına konuşmacı olarak katılan tarihçi Bernard Lewis’in sözlerinden anlıyoruz.(B. Lewis Yahudidir.) “En büyük hayalimiz başkenti İstanbul olan büyük Orta Doğu Birleşik Devletlerini kurmaktır” diyordu konferansında. Bir başka Yahudi Samuel Huntington “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabıyla, toplumları psikolojik olarak hazırlamıştı. Zira CFR ise işini yapmaya devam ediyor. İnsanlarımız konu anlatıldığında “komplo teorisi” olarak algılayıp inanmakta zorluk çekmektedirler. Bazıları da korkmaktadırlar. ABD’nin gerçekte CFR’nin (kendilerine Evrenin Efendileri diyorlar) sosyo-politik hedefi Türkiye, Irak, Suriye, Lübnan,İsrail, Filistin, Mısır, Sudan, Kenya, Etiyopya, Somali, Cibuti, Eritre, Yemen, Umman, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Pakistan, Afganistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgısiztan, Kazakistan coğrafyasını ABD’nin askeri komutanlığı altında üç ayrı devlet olarak birleştirmektedir. CENTOM projesinin ana fikri budur. “Yeniden yapılanma” Operasyonu’na Irak’tan başlamışlardır. Sıra diğerlerine de gelecektir. Bu operasyonun başarılma süresi 20 yıldır. Yani 2023 yılına kadar. Bazı çevreler bu projeyi bildikleri halde hedef ülkeler içinde Türkiye’nin de bulunduğu gerçeğini kabul etmemektedir. Kabul edenler ise ABD işbirlikçileridir. Hiçbir şeyden haberi olmayanlar da hedef ülkelerin halklarıdır. Yani kurbanlık koyun.. Türk Ordusu daha nereye kadar geri çekilecek? ABD’nin Irak Operasyonu’na Türk Ordusunu çekmeye çalışmasının ardında uzun yıllar planlanmış bir tuzak vardır. Kuzey Irak’ta kurdurulan Kürdistan devletinin varlığının Türkiye’yi rahatsız edeceği, Irak Türkmenlerinin korunmak isteneceği ve TSK’nın harekete geçeceğini CFR bilmektedir. Hassasiyetleri artırmak için Kıbrıs sorunu da gündeme sokulmuş, TSK için ikinci cephe açılmıştır. Üçüncü cephe ırak Operasyonu’nun seyrine göre açılacaktır. Operasyon uzarsa Ermenistan cephesi devreye sokulacaktır. TSK ve Türkiye kendini bambaşka bir savaşın içinde bulacaktır. CFR ve Pentagon tedbirlerini almakta ve hızla uygulamaktadır. Tamir, genişletme, onarım bahanesi ile hava üsleri kurmaktadır. I No’lu tezkereye dayandırılan açık bir işgal başlatılmıştır. Ancak bizce ABD daha önceden imzalanan askeri veya sivil bir gizli andlaşma hükümlerine göre bunu yapmaktadır. Bu andlaşma 1995’te yapılmış olabilir. Açık ya da gizli nasıl olursa olsun ABD Türkiye’ye 150 bin asker konuşlandırmak, yedi stratejik noktaya “Füze Savuma Sistemi” kurmak için çalışmaktadır. Mekanize Komando Birlikleri ve destek birliklerini (80 bin asker) Güneydoğu Anadolu’ya konuşlandıracaktır. Türk ordusu Kürt peşmergelerce engellene engellene yavaşlatılarak, zaman kaybederek ulaşabilecektir. Bu arada Federasyon Ordusu hızla Bağdat’ı ve Irak’ı işgal edecek, birkaç gün içinde General Tommy Franks’ın başında bulunduğu işbirlikçi hükümet, işbaşı yapacaktır. Federal Irak Cumhuriyeti başta ABD olmak üzere bir çok devlet tarafından BM’de tanınacaktır. Türk Ordusuna ise “Bağımsız Federal Irak Cumhuriyeti’ne ait Kuzey Irak’ta işgalcisin çekil” denecektir. Kıbrıs’ta işgalcisiniz dedikleri gibi Türk Ordusu Ankara’nın ve İstanbul’da ki TÜSİAD’ın elindeki holding basınının yaptığı yayına dayanamayarak çekilecektir. Nereye kadar mı? Erzurum, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde, Mersin il topraklarına kadar. Sonuçta Güney ve Doğu Anadolu bölgemiz ABD işgaline resmen girecektir. Daha sonra Kuzey Kürdistan Özerk Bölgesi ilan edilecektir. Böylece Türkiye’nin parçalanma süreci siyasi olarak başlayacaktır. Sonunda Bernard Lewis’in hayali gerçekleşmiş olacaktır. Terörle mücadele, demokrasi ihracı hikayeleri palavradır. Bu hayal Sion dağlarından geri dönecek ABD’nin ekonomik hedefleri ise petrol, boraks, krom, toryum, neptünyum kaynaklarını ele geçirmek, su kaynaklarına hakim olmaktır. Su İsrail için gereklidir. Toryum 262 ve neptünyum ABD, İngiltere, Rusya, Fransa, Çin’e endüstriyel enerji olarak ileri teknolojileri için gereklidir. Petrol, Boraks, Krom, sanayileşmiş her ülkeye lazımdır. Bu stratejik madenler neptünyum ve Toryum 262 elementlerinin rezervinin %83’ünün Türkiye’de ve değerleri toplamının 9 trilyon dolar olduğunu bilenler ne yapmaz? Hele tıkanmış teknoloji(uzay teknolojisi)niz, toplumsal dengeniz elinde olmasını elektronik endüstriniz, silah sanayiniz bu madenlerin elinizde olmasını gerektiriyorsa parasını verip almayı mı yeğlersiniz yoksa gider zorla üstüne mi oturursunuz? Söz konusu ülkeler ABD, İsrail ve İngiltere ise bedava almayı tercih ederler. Zira sömürgeci haydutluk onların genlerinde vardır. Bilmediğimiz bir konu var. Aynı madenlerde gözü olan Fransa, Almanya, Rusya ve Çin’in muhalefetini hesaba katıyorlar mı ? Kapitalistler arası rekabet en büyük handikapları... Hiç hesaba katmadıkları bir şey varsa o da söz konusu coğrafya halklarının direnişi... Bizce bu macera ve hayal Sion dağı eteklerinde sona erer. |