| Sunay Akın |
|
Irak ve Türkiye işgal edilirk İşgalciler bu topraklarda barınamaz SUNAY AKIN: Hep sen bana bir soru soruyorsun. Bu kez ben sana sorayım: 18 Mart nedir? TÜRKSOLU: Çanakkale şehitlerini anma günü. SUNAY AKIN: Hayır. Bu sene öğrendim öyle değilmiş. Neymiş biliyor musun? 18 Mart, şehitleri anma günüymüş. Yani bu sene ilk defa 18 Mart Çanakkale şehitlerini değil, şehitleri anma günü olarak kayda geçti. Artık bundan böyle 18 Mart denilince Çanakkale zaferinden bahsedilmeyecek. Ben de bunu yeni öğrendim. Tahmin edeceğiniz gibi bu değişiklik son AKP hükümetinin değil, bir önceki hükümetin kararı sonucu gerçekleşmiş. Okullara 18 Mart’ta Çanakkale Şehitlerini Anma günü olarak değil, şehitleri anma günü olarak törenler düzenlenmesi yönünde yönerge geçtiğimiz hükümetin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilmiş. Bunun altında yatan nedir? Bir toplumun dilini, tarihini, tüm geçmişini ve uluslaşmasını sağlayan zaferlerini unutturmak isterseniz sonunda 18 Mart’taki o Çanakkale kelimesini çekip atıvermek sizin için bu kadar kolay olur. Çanakkale direnişimizle ilgili yapılan törenleri, oradaki anıtları daha önce dediğim gibi hiçbir şekilde yeterli görmüyorum. Örneğin bir Tüfekçi İsmail’den bahsediliyor mu? Tüfekçi İsmail Anadolu’dan direniş için gelen sayısız insandan biri. Ve bir ceylanı varmış. Ceylanı bırakamamış kimseye, ormana da salıverememiş, almış Çanakkale’ye getirmiş. Hatta Tüfekçi İsmail’in bir fotoğrafı vardır kucağında ceylanla. Şimdi Tüfekçi İsmail’in ceylanıyla birlikte orada bir heykeli, hem de öyle sıradan bir heykel değil, Çanakkale’nin kayalarına oyulmuş bir heykeli yapılamaz mı? Bu Çanakkale’nin ruhunu daha doğru yansıtır. Düşünsenize bir halk emperyalist işgalcilere diyor ki siz silahlarınızla geldiniz ancak biz sizi ceylanımızla karşıladık. İşte Çanakkale’yi bunun için geçemediniz, çünkü bu topraklar doğasıyla, hayvanlarıyla, yoluyla, suyuyla, türküsüyle herşeyiyle bizim topraklarımız. Siz burada barınamazsınız. İşte asıl bu ruhu yansıtmak gerekmez mi? Türkiye’nin yaşadığı kuluçka dönemi TÜRKSOLU: Amerika Irak’ı işgale başladı, bugün gelinen noktada ise Türkiye kötüyle daha kötü arasında seçim yapmak zorunda deniliyor. SUNAY AKIN: Bu ülkenin bir ruhu vardı. O ruh unutturulduğu zaman bu seçimlere sürükleniriz. Belki demokrasi, eğitim, ulaştırma, iktisat her alanda pek çok yanlışın içindeyiz. Ama tüm bunlara rağmen bu ülkenin, bu yapının bir ruhu vardır. Yaşadıklarımız bu ruhun kirletildiği ve unutturulduğu bir süreçten geçtiğimizi çok açıkça gösteriyor. Korkarım ki bu bilgisizlik, bu cehalet bizi ileride Çanakkale’deki Anzakların konumuna sürükleyecek. Köşe yazarlarından biri “Ne zaman adam oluruz” isimli bir yazısında “Türkiye’nin savaşa girme değil, bir derdi başından def etme sorunuyla karşı karşıya olduğunu anladığı zaman adam oluruz” diyor. Bu kadar oportunist bir laf olamaz. Çünkü en büyük dert savaşın ta kendisidir zaten. Savaşın kendisinden daha büyük bir dert olabilir mi? Yani diyorlar ki Türkiye savaşa girecek ama savaş derdini def etmek için savaşa girecek. Aslında köşe yazarlarımız böyle saçmalamayı bıraktığı zaman adam oluruz. Van’dan Edirne’ye kadar pek çok insan gördüğüm için ben biliyorum ki tüm bu gelişmeleri gören, artık ne yapmalıyız diye soran büyük bir çoğunluk var. Bu çoğunluk kendi örgütünü kuracak, bu çoğunluk kendi liderini yaratacak. Şu anda Türkiye’nin yaşadığı döneme bir kuluçka dönemi denebilir. TÜRKSOLU: Çanakkale Savaşı’nda kısa bir sürede kolay bir galibiyet bekleyen emperyalistler büyük bir hezimet yaşadı. Irak halkı direnişini bir Çanakkale destanına dönüştürebilir mi? SUNAY AKIN: İlk önce şunu görmeliyiz. Bugün Irak kadar bize de saldırılıyor. Bugün Türkiye’nin toprakları işgal edilmeye başlanmadı mı? Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki Amerikan birliklerinin üsleri, İskendurun limanı bizim mi? Hava koridoru açıldı diyorlar. Ne koridoru? Türkiye’nin kendisi adeta bir koridora dönüştürülüyor. Türkiye dünyadaki siyasi ülkeler mimarisinde bir oda değil bir koridora dönüştürülüyor. Saddam onursuzca yaşamayı reddetti TÜRKSOLU: Bush artık açıkça Amerikan askerleri ile çarpışabilirsiniz diye ülkemizi tehdit ediyor. SUNAY AKIN: Kırmızı çizgi politikası artık yeniden gündemde. Petrol şirketleri ve emperyalist devletler ellerinde kırmızı kalemlerle Ortadoğu’da yeni yeni sınır çizgileri çizecekler. Mutlaka Türkiye’nin sınırlarına da dokunacaklar. Olay zaten biziz. Bunca askerin bölgeye sırf Saddam için yığıldığına insanlar nasıl inanıyor şaşırıyorum. Türkiye’si, Suriye’si, Irak’ı, Arabistan’ı, Filistin’i, İran’ıyla tüm Ortadoğu’yu parçalayıp işgal etmek için geliyorlar. Eğer bu halklar aydınlanıp kendi iradelerini ortaya koyarlarsa bu oyun bozulur. Irak halkı ikinci bir Çanakkale Zaferi bugün kazanabilir mi kaygılarım var. Çünkü bizim o yıllarda bir Mustafa Kemal’imiz ve pek çok güzel insanımız vardı. Bir tek kimse bile çıkıp da Çanakkale’de beyaz bayrak çekip teslim olmadı. Bizim halkımızın yüzyıllardır gelen Bağımsızlık sevdası vardır. Oysa Saddam pek çok hatalarından dolayı böyle bir direnişi veremiyebilir. Ama yine de o bile onursuzca ülkesini terkedip sürgün hayatı yaşamayı reddetti. Bugün Türkiye’yi yönetenlerden hiç kimse bunu yapamaz. TÜRKSOLU: Acaba Amerikan emperyalizminin yıkılışı da Ortadoğu’dan mı başlayacak? Irak halkı bugün bunu başaramazsa, bu görev bize mi düşecek? Ya onlar bizi yıkacak ya biz onları SUNAY AKIN: ABD’nin yıkılışını başlatabilecek miyiz bilmiyorum ama bunu mutlaka denemeliyiz. Ya onlar bizi yıkacak ya orada biz onları. Başka çaresi yok. Kendi hamlemizi satranç tahtasında en azından oynayalım. Bizim Kuvayı Milliye hareketimizin zaferi de mutlak kesin değildi. Ama o hamleyi inanarak başlattık. Çünkü doğru ve onurlu olan hareket buydu. Amerika’nın dünya imparatorluğuna yükselmesi şunun şurasında 50-60 yıl. Tıpkı 1915’te Çanakkale’de olduğu gibi. Bunun dünyadaki örneği biziz. Hani işbirlikçiler hep der ya Türkiye Amerika’yla birlikte dünya liderliğine oynayabilmeli. Evet biz dünya lideri olabiliriz ancak bir tek ezilen dünyanın liderliğini yapabiliriz. Tıpkı 1923 devrimiyle kurulan Cumhuriyet gibi. Biz o liderliği terkederek hem kendimize hem de tüm dünyaya en büyük kötülüğü yaptık. Belki bugün Ortadoğu çok daha farklı bir yer olabilirdi.
|