Aydınlıkçı Tunca Arslan
Katliamcı Çin’i cansiperane nasıl savundu
Birkaç sayıdır Ali Özsoy arkadaşımız yazıyor. Soner Yalçın’ın odatv.com isimli internet sitesi eski-yeni Aydınlıkçıların buluştuğu bir yer oldu. Doğu Türkistan’daki katliamın ardından odatv’den de “Maocu” bir yayın bekliyorduk. O “görev”i Tunca Arslan üstlenmiş. Yazısından birkaç bölüm aktaralım:
“Çin’in en büyük idari bölgesi olan, Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan olmak üzere sekiz ülkeyle sınır çizen Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi, dünyanın en sorunlu coğrafyasıyla komşu olması dolayısıyla, Çin hükümetinin deyimiyle “Üç Kötülük”ün (Terör-Bölücülük-Aşırı Dincilik) sızma yapıp zaman zaman kargaşalığa yol açabildiği bir yer. Aynı zamanda da uluslararası arenada, özellikle ABD tarafından Çin’in karşısına neredeyse rotasyonla çıkartılan üç sorundan biri olan (diğer ikisi, Taiwan ve Tibet sorunları) ‘Uygur sorununun’ yatağı…”
Tunca’nın Çin Devlet Televizyonu üsluplu güzelim yazısını okuma zevkinden bir süre mahrum bırakacağız sizi. Araya girmek zorundayız. Dikkatinizi çekmek istiyoruz. Doğu Türkistan’a Sincan denmesi çok doğru değil. Çünkü Sincan “Yeni Fethedilen Topraklar” anlamına geliyor ve Çince. Ancak Tunca Çinciliği burada da abartmış ve Sincan’ı tam da Çinlilerin yazdığı gibi Xinjiang diye yazmış. Her neyse, devam edelim:
“Güzide Türk basınında son iki üç gündür palavradan geçilmiyor. Hamile Uygur kadınların karnındaki ceninlerin vakumla çıkarıldığı, Çinlilerin Uygur kızlara tecavüz ettiği, Uygurca konuşmanın, Kuran okumanın, namaz kılmanın yasaklandığı, etnik temizlik ve toplu katliamlar yapıldığı gibi bin türlü küflenmiş yalan, Ahmet Altan’ından Mahmut Övür’üne, Nazlı Ilıcak’ından Yağmur Atsız’ına kadar bilumum antikomünist / Amerikancı kalem tarafından tekrarlanıp duruyor.”
Türk katliamına “palavra” demesine söyleyecek bir şey bulamıyoruz. Ölen yüzlerce Sincan Türkünün kemikleri sızlıyor. Dul kalan eşlere, yetim kalan çocuklara havale ediyoruz Tunca’yı. Ancak buradaki uyanıklığa dikkatinizi çekeriz. Katliama karşı çıkan Amerikancılardan yola çıkarak olayların bir Amerikan tezgahı olduğunu ima ediyor. “Durmuş bir saat bile günde iki kere doğru zamanı gösterir” hesabı, Nazlı Ilıcak gibileri ayda yılda bir doğru bir şey yapmış, Türkleri savunmuş. Amerikancıların vicdana gelip Türk’ü savunması Türk’ü katleden ülkeyi Amerikan karşıtı yapmaz ki. Üstelik Türkler ne zamandan beri ABD’nin sevdiği bir millet oldu da Türk öldürmek Amerikan karşıtlığı haline geldi? ABD’den Uygur Türklerini sahiplenen bir açıklama da gelmedi. Üstelik ABD niye Uygur Türklerini karıştırsın? Daha önce de bahsettik, Obama ile Jintao’nun arasından su sızmıyor ki. Çin’in en büyük ticaret ortaklarından biri ABD.
“Çin’de yüzde 92’lik nüfus oranıyla çoğunluğu oluşturan (ama toprakların yüzde 34’ünde yaşayan) Hanlar dışında, toprakların yüzde 66’sına yayılmış bulunan 55 etnik milliyete pozitif ayrımcılık uygulanır. Mao Zedung’un 1950-1970 arasındaki yaklaşık her 10 konuşmasından biri, devrim öncesindeki “Büyük Han Şovenizmi”nin izlerini silmek ve azınlıklara hak ettikleri değeri vermek üzerinedir. Çinli azınlıklar, kültürlerini geliştirmeleri, korumaları konusunda teşvik edilirler... Ekonomik açıdan, bir Han Çinlisi’ne göre daha çok desteklenirler. Örneğin, 1981’den beri “Tek çocuk” politikasının son derece sıkı uygulandığı Çin’de, azınlıklar bu uygulamanın dışındadır. Aynı şekilde üniversite giriş sınavlarında azınlık milliyetlerden öğrenciler, puanlama açısından ciddi avantajlara sahiptirler.”
Ah Tunca ah... Maoculuk gözlerini kör etmiş. Çin Doğu Türkistan’ı işgal ettiğinde bölgenin %95’i Uygur Türkü, %5’i Han Çinlisiydi. Şimdi bu oranlar yaklaşık %50’ye %50’ye. Ya da senin anlayacağın dille: “fifti fifti”. Bu mu pozitif ayrımcılık? Üstelik olayların asıl çıkış nedeninin Guangdong’daki, yani Güney Çin’deki bir fabrikada Uygur Türklerine saldırı olduğunu hatırlatalım. Ne yapıyordu Uygur Türkleri orada? İşçi olarak çalışıyordu. Ekonomik açıdan dediğin kadar güçlü olsalar, binlerce kilometre ötede niye işçilik yapsınlar? Ha, bu arada merak ettik, Çin neden “pozitif ayrımcılık” yapıp fabrikaları Doğu Türkistan’a kurmamış da Uygur Türkleri çalışmak için Güney Çin’e gitmek zorunda kalıyor?
“Medyamızın Çin düşmanı çığırtkanlığına pek kulak asmayın. ABD ve Avrupa’nın yönlendirdiği bazı Uygurlar, açıkça ve örgütlü biçimde ‘bağımsızlık’ istiyor, bu uğurda ölümü göze aldıklarını ilan ediyor... Sınırlarını korumak isteyen merkezi hükümet de bu isyanı bastırıyor ve bu konuda kararlı olduğunu gösteriyor. Olan biten, özetle bundan ibaret...”
İşgalci bir ülke tabii ki bağımsızlık hareketini bastıracaktır. İşgalci bir ülkenin sınırları emperyalist sınırlar değil de nedir? O sınırları yok etmek mazlumların görevi değil midir Tunca? “Olan biten bundan ibaret” diyorsun. Doğru ya katliamın sonucu ne ki: Yüzlerce ölü, binlerce yaralı ve tutukludan ibaret!
“Yoksa, olimpiyatlardan beri beklenen olaylar, neden 16 Haziran’da Rusya’nın Yekaterinburg kentinde yapılan Şangay İşbirliği Örgütü zirvesinden iki üç hafta sonraya denk getirildi dersiniz… Acaba Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin dörtlüsünün (21. yüzyılda ABD’nin en büyük dört rakibi!) gene 16 Haziran’daki devlet başkanları zirve toplantısı mı bir ‘gözdağını’ gerektirdi?”
Galiba Tunca, gündemi iyi takip edememiş. Doğu Türkistan’daki olayların ardından Jintao apar topar Çin’e dönmüştü. Nereden mi? G-8 toplantısından. Kim vardı bu toplantıda başka? ABD, Kanada, İngiltere, Rusya, Fransa, Almanya, İtalya devlet başkanları... Hangi antiemperyalist cepheden bahsediyorsunuz? |