13.07.2009/Sayı:244
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Feredasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

 

Tayyip’in Maocuları

Çin’deki son Türk katliamının ardından Aydınlıkçılar klasik “Türk Düşmanı” tavırlarını göstermeye devam ettiler. Kıbrıs’ta Türk’e karşı Rum’u, Güneydoğu’da Türk’e karşı PKK’yı, Ermeni meselesinde Türk’e karşı Ermeniyi savunan bu hareketin, Doğu Türkistan’daki Türk katliamına seyirci kalmasını beklemek doğru olmazdı. Nitekim Çin Hükümeti’nin bile açık açık söylemediği biçimde olaylarda Uygur Türklerini sorumlu tuttular. Katliamı yok saydılar. Çin Hükümeti’ni desteklediler.

Ulusal Kanal değil sanki Çin Devlet Televizyonu:
“ABD’nin örgütlediği birkaç küçük terör organizasyonu”

Perinçek’in televizyonu Ulusal Kanal Doğu Türkistan’daki katliamı Çin kaynaklarına dayanarak ve Uygur Türklerini suçlayarak verdi. İşte ilk günkü haber:

Ulusal Kanal“Çin'in Sincan Uygur Özerk bölgesi'nin başkenti Urumçi'de dün akşam saatlerinde bir grup Uygur tarafından protesto gösterisi düzenlendi. Çin Resmi Haber ajansı Şin-Hua çıkan olaylarda 140 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Uygur Özerk bölgesi hükümeti, olayların ülke dışındaki unsurlar tarafından kışkırtılan, planlı bir eylem olduğunu belirtti. Yerel hükümet tarafından yapılan açıklamada ‘olayın yurt dışındaki unsurlar tarafından kışkırtılan ve yurt içinde organize edilen, planlı ve örgütlü bir şiddet suçu olduğuna dair bulgular bulunduğu’ ifade edildi. Açıklamada, Dünya Uygur Kongresi'nin destekçilerini bir süredir internet yoluyla ‘daha cesur olmaya ve daha büyük işler yapmaya’ çağırdığı vurgulandı. Uygur Özerk bölgesi başkanı Nur Bekri, terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılık olmak üzere üç gücün, 26 Haziranda Guangdong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında Uygur ve Han işçiler arasında meydana gelen iki Uygurun öldüğü kavgayı kaos yaratmak için kullandığını söyledi.”

Çin'de kışkırtma: Olaylarda 140 kişi öldü

Çin ordusu duruma el koydu

Daha sonra Ulusal Kanal, olayların büyümesi ve Türkiye’de büyük tepkinin oluşması üzerine bir süre sessiz kaldı. Çarşamba günü ise “Çin Ordusu duruma el koydu.” başlığıyla şu haberi geçti:

“Çin'in Sincian Uygur Özerk bölgesi'nin başkenti Urumçi'de gerginlik sürerken, Çin Halk Kurtuluş Ordusu duruma el koydu. Urumçi Halk Meydanı'nda çok sayıda asker hazır kıta olarak görüntülendi. Sincian Uygur Özerk Bölgesi'nde birkaç küçük terör organizasyonunun faaliyette olduğunu belirten Rus Ria Novosti haber ajansı Çin hükümetinin de dış güçleri olaylara destek vermekle suçladığını kaydetti. Diğer yandan, Çinli kaynaklar yabancı gazetecilerin Urumçi'ye giremediği ve yaşanan olayların dünyaya tam olarak yansıtılamadığı iddialarını yalanladı. Rus Ria-Novosti haber ajansı, Sincian Uygur Özerk Bölgesi'nde birkaç küçük terör organizasyonunun faaliyette olduğunu kaydetti. Ria Novosti ayrıca, Çin hükümetinin dış güçleri olaylara destek vermekle suçladığını da kaydetti.”

Ulusal Kanal değil, maaşallah Çin Haber Ajansı... Çin’deki devlet televizyonunda bile bu kadar pervasız bir Uygur Türkü düşmanlığı yapılmamıştır herhalde... Olayları “birkaç küçük terör organizasyonu” olarak yansıtmışlar. Ama tepkiden de korktukları için bu yorumu Rus Haber ajanslarına dayandırmışlar. Haberlerinde Çin kaynaklarının söyledikleri dışında bir şey yok... Utanmadan da fotoğraf olarak Uygur Türklerini linç eden Çinlilerin resmini koymuşlar...

TRT TürkKatliam bölgesine girmeyi “başaran”
ilk Türk gazeteci: Aydınlıkçı Levent Uluçer

Levent Uluçer TRT-Türk muhabiri olarak katliam bölgesine girmeyi “başaran” ilk gazeteci oldu. Kendisini tanıyanlar için bu bir sürpriz değil. Çünkü Levent Uluçer yılların Aydınlıkçısıdır. Bir süre de Hürriyet’in Çin muhabirliğini yaptı.

Levent Uluçer TRT-Türk muhabiri olarak katliam bölgesine girmeyi “başaran” ilk gazeteci olduİnternette kısa bir araştırmayla Aydınlıkçılarla ilişkisinin devam ettiğini görüyoruz. Çin Devletine ait Çin Uluslararası Radyosu’nun (CRI) Türkçe bölümünde Kamil Erdoğdu ve Kiraz Perinçek ile birlikte çalışmış. Kamil Erdoğdu yıllardır Aydınlık’ın Çin temsilcisi. CRI’de de 1990’dan beri çalışıyormuş. Kiraz Perinçek’in kimin kızı olduğunu söylememize gerek yok...

Bir başka Aydınlıkçı Tunca Arslan da CRI’de Levent Uluçer’le birlikte 3 yıl çalışmış.

Anlaşılan Çin, katliam bölgesinden kimin yayın yapması gerektiğini iyi biliyormuş.

Uluçer’in nasıl haber yaptığını bilmiyoruz. Ancak Çinli yetkililerden izin alıp bölgeye girebildiğine göre, sanırız görevini layıkıyla yerine getirmiştir.

Çin işbirlikçisi AKP’nin kanalında Maocu muhabir...

Uluçer’e izin vermeyecekler de kime verecekler?

Doğu Türkistan’ın petrolü kime gidiyor?

Ulusal Kanal, katliamın hemen ardından “Sinciang Uygur’un Önemi” başlığıyla bir değerlendirme yaptı. Aynen şöyle dediler:

“Sinciang Uygur'da gerginlik yaşanırken akıllara neden bu bölgenin bu kadar önemli olduğu sorusu geliyor. Bölge, başta petrol ve kömür olmak üzere çok önemli yer altı kaynaklarına sahip. Coğrafi konumu da bölgenin önemini iki kat arttırıyor. Sincan-Uygur Bölgesinin önemi Sincang-Uygur Bölgesi'nin Çin açısında önemli özellikleri var. Bölge zengin doğal kaynaklara sahip. Çin'in en büyük kömür yatakları bu bölgede yer alıyor. Ayrıca petrol ve petrole bağlı sanayi de bölgede çok yoğun.”

Akılları sıra, ABD’nin bölgeyi neden karıştırdığını açıklayacaklar. Halbuki Doğu Türkistan’daki doğal zenginlikler olsa olsa Çin’in bölgeyi niye işgal altında tuttuğunun nedeni olabilir.

Üstelik ABD’nin zenginlikleri için böleyi karıştırmaya ihtiyacı yok. Neden mi? Çin Devlet Başkanı, olaylar üzerine apar topar hangi toplantıyı terk etti dersiniz? G8 Zirvesini! Obama’yla Hu Jintao’nun şu yandaki fotoğrafı sanırız Doğu Türkistan’ın zenginliklerinin nereye aktığını gösteriyor...

Aydınlıkçı Tunca Arslan
Katliamcı Çin’i cansiperane nasıl savundu

Aydınlıkçı Tunca Arslan Katliamcı Çin’i cansiperane nasıl savunduBirkaç sayıdır Ali Özsoy arkadaşımız yazıyor. Soner Yalçın’ın odatv.com isimli internet sitesi eski-yeni Aydınlıkçıların buluştuğu bir yer oldu. Doğu Türkistan’daki katliamın ardından odatv’den de “Maocu” bir yayın bekliyorduk. O “görev”i Tunca Arslan üstlenmiş. Yazısından birkaç bölüm aktaralım:

“Çin’in en büyük idari bölgesi olan, Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan olmak üzere sekiz ülkeyle sınır çizen Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi, dünyanın en sorunlu coğrafyasıyla komşu olması dolayısıyla, Çin hükümetinin deyimiyle “Üç Kötülük”ün (Terör-Bölücülük-Aşırı Dincilik) sızma yapıp zaman zaman kargaşalığa yol açabildiği bir yer. Aynı zamanda da uluslararası arenada, özellikle ABD tarafından Çin’in karşısına neredeyse rotasyonla çıkartılan üç sorundan biri olan (diğer ikisi, Taiwan ve Tibet sorunları) ‘Uygur sorununun’ yatağı…”

Tunca ArslanTunca’nın Çin Devlet Televizyonu üsluplu güzelim yazısını okuma zevkinden bir süre mahrum bırakacağız sizi. Araya girmek zorundayız. Dikkatinizi çekmek istiyoruz. Doğu Türkistan’a Sincan denmesi çok doğru değil. Çünkü Sincan “Yeni Fethedilen Topraklar” anlamına geliyor ve Çince. Ancak Tunca Çinciliği burada da abartmış ve Sincan’ı tam da Çinlilerin yazdığı gibi Xinjiang diye yazmış. Her neyse, devam edelim:

“Güzide Türk basınında son iki üç gündür palavradan geçilmiyor. Hamile Uygur kadınların karnındaki ceninlerin vakumla çıkarıldığı, Çinlilerin Uygur kızlara tecavüz ettiği, Uygurca konuşmanın, Kuran okumanın, namaz kılmanın yasaklandığı, etnik temizlik ve toplu katliamlar yapıldığı gibi bin türlü küflenmiş yalan, Ahmet Altan’ından Mahmut Övür’üne, Nazlı Ilıcak’ından Yağmur Atsız’ına kadar bilumum antikomünist / Amerikancı kalem tarafından tekrarlanıp duruyor.”

Türk katliamına “palavra” demesine söyleyecek bir şey bulamıyoruz. Ölen yüzlerce Sincan Türkünün kemikleri sızlıyor. Dul kalan eşlere, yetim kalan çocuklara havale ediyoruz Tunca’yı. Ancak buradaki uyanıklığa dikkatinizi çekeriz. Katliama karşı çıkan Amerikancılardan yola çıkarak olayların bir Amerikan tezgahı olduğunu ima ediyor. “Durmuş bir saat bile günde iki kere doğru zamanı gösterir” hesabı, Nazlı Ilıcak gibileri ayda yılda bir doğru bir şey yapmış, Türkleri savunmuş. Amerikancıların vicdana gelip Türk’ü savunması Türk’ü katleden ülkeyi Amerikan karşıtı yapmaz ki. Üstelik Türkler ne zamandan beri ABD’nin sevdiği bir millet oldu da Türk öldürmek Amerikan karşıtlığı haline geldi? ABD’den Uygur Türklerini sahiplenen bir açıklama da gelmedi. Üstelik ABD niye Uygur Türklerini karıştırsın? Daha önce de bahsettik, Obama ile Jintao’nun arasından su sızmıyor ki. Çin’in en büyük ticaret ortaklarından biri ABD.

“Çin’de yüzde 92’lik nüfus oranıyla çoğunluğu oluşturan (ama toprakların yüzde 34’ünde yaşayan) Hanlar dışında, toprakların yüzde 66’sına yayılmış bulunan 55 etnik milliyete pozitif ayrımcılık uygulanır. Mao Zedung’un 1950-1970 arasındaki yaklaşık her 10 konuşmasından biri, devrim öncesindeki “Büyük Han Şovenizmi”nin izlerini silmek ve azınlıklara hak ettikleri değeri vermek üzerinedir. Çinli azınlıklar, kültürlerini geliştirmeleri, korumaları konusunda teşvik edilirler... Ekonomik açıdan, bir Han Çinlisi’ne göre daha çok desteklenirler. Örneğin, 1981’den beri “Tek çocuk” politikasının son derece sıkı uygulandığı Çin’de, azınlıklar bu uygulamanın dışındadır. Aynı şekilde üniversite giriş sınavlarında azınlık milliyetlerden öğrenciler, puanlama açısından ciddi avantajlara sahiptirler.”

Ah Tunca ah... Maoculuk gözlerini kör etmiş. Çin Doğu Türkistan’ı işgal ettiğinde bölgenin %95’i Uygur Türkü, %5’i Han Çinlisiydi. Şimdi bu oranlar yaklaşık %50’ye %50’ye. Ya da senin anlayacağın dille: “fifti fifti”. Bu mu pozitif ayrımcılık? Üstelik olayların asıl çıkış nedeninin Guangdong’daki, yani Güney Çin’deki bir fabrikada Uygur Türklerine saldırı olduğunu hatırlatalım. Ne yapıyordu Uygur Türkleri orada? İşçi olarak çalışıyordu. Ekonomik açıdan dediğin kadar güçlü olsalar, binlerce kilometre ötede niye işçilik yapsınlar? Ha, bu arada merak ettik, Çin neden “pozitif ayrımcılık” yapıp fabrikaları Doğu Türkistan’a kurmamış da Uygur Türkleri çalışmak için Güney Çin’e gitmek zorunda kalıyor?

“Medyamızın Çin düşmanı çığırtkanlığına pek kulak asmayın. ABD ve Avrupa’nın yönlendirdiği bazı Uygurlar, açıkça ve örgütlü biçimde ‘bağımsızlık’ istiyor, bu uğurda ölümü göze aldıklarını ilan ediyor... Sınırlarını korumak isteyen merkezi hükümet de bu isyanı bastırıyor ve bu konuda kararlı olduğunu gösteriyor. Olan biten, özetle bundan ibaret...”

İşgalci bir ülke tabii ki bağımsızlık hareketini bastıracaktır. İşgalci bir ülkenin sınırları emperyalist sınırlar değil de nedir? O sınırları yok etmek mazlumların görevi değil midir Tunca? “Olan biten bundan ibaret” diyorsun. Doğru ya katliamın sonucu ne ki: Yüzlerce ölü, binlerce yaralı ve tutukludan ibaret!

“Yoksa, olimpiyatlardan beri beklenen olaylar, neden 16 Haziran’da Rusya’nın Yekaterinburg kentinde yapılan Şangay İşbirliği Örgütü zirvesinden iki üç hafta sonraya denk getirildi dersiniz… Acaba Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin dörtlüsünün (21. yüzyılda ABD’nin en büyük dört rakibi!) gene 16 Haziran’daki devlet başkanları zirve toplantısı mı bir ‘gözdağını’ gerektirdi?”

Galiba Tunca, gündemi iyi takip edememiş. Doğu Türkistan’daki olayların ardından Jintao apar topar Çin’e dönmüştü. Nereden mi? G-8 toplantısından. Kim vardı bu toplantıda başka? ABD, Kanada, İngiltere, Rusya, Fransa, Almanya, İtalya devlet başkanları... Hangi antiemperyalist cepheden bahsediyorsunuz?


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: