06.07.2009/Sayı:243
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Ergin Konuksever

Ergin KonukseverTüm Atatürkçüler, hepinize yürekten merhaba. Sonuna kadar, hiçbir zaman yolumuzdan sapmadan büyük kurtarıcının izinde inançlarımızı devam ettireceğiz.

Son 50 yılın hemen hemen bütün olayları içinde yaşamış bir gazeteci olarak bildiklerimi, gördüklerimi, tanıdıklarımı sizlere anlatmaya gayret edeceğim. 1956 yılından bu yana Türkiye’de olan birçok kanlı kansız olay ve ihtilaller içinde bulundum. Yakın tarihimizin pek çok önemli olayının canlı tanığıyım. 27 Mayıs 1960, 14 Kasım 1960, 22 Şubat 1962, 21 Mayıs 1963, 12 Mart, 12 Eylül, Kanlı Pazar, Kanlı 1 Mayıs, Deniz Gezmiş, Kıbrıs Barış Harekâtı ve daha birçokları...

Gençlik hareketlerinin içinde bulundum. Birbirimize inandık ve güvendik. Gördüklerimi, yaşadığımız olayları, görüntüleriyle, tanıklıklarımla, içinde olduğumuz o günleri sizlere anlatmaya çalışacağım. Bu olayların içinde yer alan birçok ihaneti, söz verip de geri dönenleri de idam sehpasına giderken marşlar ve şarıklar söyleyen arkadaşlarımızı da anlatacağım. Yaşadıklarımı ve bildiklerimi biraz olsun tanıtıp anlatabilirsem kendimi mutlu sayarım.

Ergin KonukseverSuriye sınırına
mayın nasıl döşendi

Sınır denince akla önce mayın tarlaları, sonra da kaçakçılık olayları gelir. Kaçakçılık olayları sonra yerini Kürt isyanlarına bıraktı. Aslında mayınların döşenmesiyle birlikte Suriye sınırından kaçak geçişler önemli ölçüde azalmıştı. Çünkü mayına basan ya ayağını ya da gövdesini bırakıyordu oraya...

Fakat şunu vurgulamak istiyorum, mayınlar pek çok zahmetlerle döşendi sınır boyumuza. Mayın döşenirken şehitler de verdik. Askerliğimi yedek subay olarak Gaziantep’e bağlı Akçakoyunlu’da yapmıştım. Mayınlamanın yapıldığı 1959’da 122. Seyyar Alayı’nda süvari bölük komutanıydım. Alayımız görevli bulunduğu bölgede mayın döşemelerinden sorumluydu. Mayınların ne zorluklarla döşendiğine, mayınlamanın ardından kaçakçılığın ne ölçüde azaldığına bizzat şahit oldum.

TÜRKSOLU’ndaki ilk çalışmamı da mayınlı arazilerin temizlenmesinin tartışıldığı bugünlerde “askerlik anıları”ma ayırmayı uygun gördüm...

Ergin Konuksever

Akçakoyunlu tren istasyonu

Akçakoyunlu tren istasyonu. O bölgede raylar Suriye sınırımızı oluşturur. Görev yaptığım Akçakoyunlu da demiryolu üzerindeydi. Gaziantep’in Oğuzeli ilçesine bağlıdır.


Akçakoyunlu’daki tabura ait bir pasavan kapısı

Tel örgünün hemen yanında mayınlanan araziyi görebilirsiniz

Akçakoyunlu’daki tabura ait bir pasavan kapısı. Pasavan pasaport yerine geçen belge demektir.

Bizim görev alanımız Akçakoyun’dan başlar, Deliosman ve Karkamış’a kadar devam ederdi. Tel örgünün hemen yanında mayınlanan araziyi görebilirsiniz. Mayınlanan arazi 250 metre genişliğindedir. Bu ince bir şerittir ama kilometrelerce uzar.


Fotoğrafta arkamda mayınlanan arazi görebilirsiniz.

Mayınlanmada NATO ürünü mayınlar kullanıldı. Fotoğrafta arkamda mayınlanan arazi görebilirsiniz.

Mayınlama çalışmalarını üç kişilik timler yapardı. Bu üç kişi genellikle astsubaylardan oluşurdu. Biri mayınların içinde bulunduğu sandığı taşırdı. Her sandıkta 50 mayın olurdu. Diğeri ayakkabı bağına benzeyen özel bir naylon iple mayını sandıktan çıkarır ve mayını toprağa gömecek diğerine verirdi.

Ben görev yaparken bir kaza da yaşanmıştı. Sandıktaki bütün mayınlar patlamış ve üç astsubay şehit düşmüştü. Duyduğuma göre, diğer alaylarda da pek çok jandarma astsubay buna benzer kazalarda şehit düşmüş.


Sınırda bulanan üç tane Jandarma Seyyar Alayı mayınlama işlemini üstlenmişti: Merkezi Urfa’da bulunan 121. Alay, merkezi Kilis’te bulunan 122. Alay ve merkezi Antakya’da bulunan 123. Alay.

Suriye sınırının mayınlanması Türk Silahlı Kuvvetleri’nin isteği ve dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in onayıyla gerçekleşmişti.

Sınırda bulanan üç tane Jandarma Seyyar Alayı mayınlama işlemini üstlenmişti: Merkezi Urfa’da bulunan 121. Alay, merkezi Kilis’te bulunan 122. Alay ve merkezi Antakya’da bulunan 123. Alay.

Bu üç alay da merkezi Gaziantep’te bulunan 1. Jandarma Tümenine bağlıydı. Komutanı da Tümg. Alaattin Kıral‘dı (resimde soldaki general). Onun üstü ise Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Tahsin Çelebican’dı (resimde sağdaki general).

Sınır bölgesinin mayınlanmasını isteyen bizzat Kıral’dır. Hatta Alaattin Kıral, kaçakçılığın gerçek nedenini de yıllar önce görmüştü. Bizzat kendi ağzından duyduğum bir değerlendirmesi vardır. Kaçakçıların bu işi para için yapmadığını, bir Kürt isyanı için para biriktirdiklerini söyler ve mayınlamanın bu yüzden çok önemli olduğunu savunurdu. Sınırdan geçerken birini görürsek, ateş etme yetkisi vermişti bize. Daha sonra 27 Mayıs döneminde Urfa Valiliği yaptı.


Mayınladığımız sınır bölgesi

Mayınladığımız sınır bölgesi. Elimdeki kötü bir fotoğraf makinasıyla o günün koşullarında hazırladığım bir panorama görüntüsü.

Bu arazide mayınların nerede yer aldığının haritalarda işaretlendiği söyleniyor. Açıkçası ben mayınlama sırasında herhangi bir harita görmedim. Öyle bir harita yok. Olsa bile 50 yıl içerisinde gömülü mayınlar sel ve yağmur çamurda yerini çoktan değiştirmiştir. Orada görev yaptığım kısa süre içerisinde bile doğal nedenlerle mayınların yerinin nasıl kaydığını gözlemleyebildim.


Tam sınırda tel örgülerin yanında çektirdiğimiz fotoğraflar

Tam sınırda tel örgülerin yanında çektirdiğimiz fotoğraflar

Tam sınırda tel örgülerin yanında çektirdiğimiz fotoğraflar. Üstteki fotoğrafta en soldaki, alttaki fotoğrafta sağdan ikinci benim. Bayanlar fotoğraftaki yedek subay arkadaşlarımızın eşleridir. Arkada Suriyeli kadınları görebilirsiniz.

Kaçakçılık yapan köylüler çok uyanıktı. Mayınları sökmesini de öğrendiler zamanla. Kasaturayla sökerlerdi. Biz her sabah “iz kontrolü” yapardık. Yani mayınlı arazide gezen olmuş mu ona bakardık. Orası sürülmüş arazidir. Kuş konsa anlaşılır. Bir gün, kaçakçılar mayını sökmüş, hatta bizim iz kontrolü yaparken kullandığımız güzergaha döşemişti. Devriye gezen bir subay, Cevdet Üstteğmen’di adı hiç unutmuyorum, o mayınlardan birine basınca ayağını kaybetmişti. Kaçakçıların bu şekilde döşediği mayınlara basıp şehit düşen subaylar da olmuş yıllar içinde.


Sınır bölgesini devriye gezen süvari takım

Sınır bölgesini devriye gezen süvari takım. Bu devriye takımında bölük komutanı olarak ben de yer alıyordum.


(Soldan sağa) Orhan Günday ve Sabri Sarıyer (15 seneyle yargılanıp 4 sene yattılar), Orhan Çetinkol (olaylara karıştı ama yatmadan kurtuldu), Sait Beykoz (olaylara karışmadı), Muzaffer Güney (idamla yargılandı, müebbet hapis cezası aldı, aftan yararlandı, 7 sene yatıp çıktı).

Yedek subaylığımın bir bölümünü yaptığım Ayazağa’daki Süvari Okulu’nda çekilmiştir bu fotoğraf. Dönemin milli binicileriyle birlikteyim. Önde çömelen benim. Fotoğraftaki subayların biri hariç hepsi daha sonra Talat Aydemir’in önderliğindeki 21 Mayıs Harekatı’na katılacak ve hapis yatacaktır. (Soldan sağa) Orhan Günday ve Sabri Sarıyer (15 seneyle yargılanıp 4 sene yattılar), Orhan Çetinkol (olaylara karıştı ama yatmadan kurtuldu), Sait Beykoz (olaylara karışmadı), Muzaffer Güney (idamla yargılandı, müebbet hapis cezası aldı, aftan yararlandı, 7 sene yatıp çıktı).


Mayınlı arazinin şimdiki durumu...

Mayınlı arazinin şimdiki durumu... Binbir sıkıntıyla hatta pek çok şehit vererek döşediğimiz mayınlar, bugün kaldırılıyor. O mayınlar yalnızca kaçakçılığı değil, olası bir Kürt isyanını da engellemek amacıyla döşenmişti. Bugün sökülmesinin gerçek nedenini anlamak istiyorsak biraz da bunu göz önünde bulundurmalıyız.



Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: