İlyas Salman |
Bu hafta da yine üç asılmışların beynimdeki izlerine bakmayı önümüzdeki haftaya erteliyorum. “Onlardan daha önemli bir yazı konusu mu buldun, onun için mi erteliyorsun?” diye sorarsanız yanıtı kesinlikle hayır! Bugün, bu haftanın yazısını kaleme almak adına arabaya atlayıp TÜRKSOLU’na gitmek üzere yola çıkıyorum. İster istemez elim arabanın radyosuna dokunuyor. Karşıma türkü çalan bir kanal çıkıyor. Ama arada bir haber de veriyor... Haberler başladı, spiker Başabakan Recep Tayyip’in Ermeniler konusunda kurduğu cümle için Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun’un yorumunu okudu. Başabakan’ın sayıklaması ne kadar komik ise, Bekir Coşkun’un Tayyip’in sözlerini yanlış adamın doğru sözleri olarak göstermesi daha da komiktir. Şimdi bu şaklabanlıklardan aldığım dersi anlatayım da canımın içi üç asılmışlar için bir hafta daha düşünme payım olsun. Gerçi 6 Mayıs 1972’den bu yana düşünüyorum, ama yetmiyor. Neyse... AKP hükümeti ne düşünüyorsa, bundan sonra ne gibi haltlar karıştıracaksa baş sözcüleri takkeli Tayyip açıklıyor. Onun son dönemlerde en çok üzerinde durduğu tek şey var: Üç yönlü açılım politikası. Bu açılım politikası bana, cinsel ihtiyaç içinde kıvranan askerleri kudurtmak için arada bir düzenlenen aç aç eğlencesini anımsattı. Garibim, yoksul çocuğu askerler bu sözde eğlenceden kasıkları şişmiş çıkarken komutanlar eşlerinin koynunda şekerleme yapıyorlardı. Bu açılım ya da açılma politikası cinsel anlamda beni de kudurtmuş olacak ki, ergenlik sivilcelerim çıktı. Şimdi AKP’nin Kürt, Ermeni ve Alevi açılımı diye adlandırdığı yırtmaçlı etek politikası nedir bir bakalım. İsterseniz yakın geçmişten başlayalım. Recep Tayyip, Ermenileri kastederek etnik nedenlerle bazı halkları memleketten kovduk dedi, gönderdik dedi (gönderdiler deseydi bu yazıya gerek kalmazdı). Evet yarım sayın Recep Tayyip, gönderdiniz! Ulu hakanlar dediğiniz Batının kucağına oturmuş kardeş katili padişah bozuntuları ve onların iğvasına uyan Osmanlı Devleti Alisi’nin ordusu gönderdi. Onların kafa yapısı sizlerden farklı değildi. Evet gönderdiniz! İngiliz ve Rus emperyalistlerinin şamar oğlanı haline dönüşmüş olan Arap-Acem-Fars karışımı saraylılar yine bu emperyalistlerin emriyle iki yoksul halkı birbirine düşürdüler. Ama şu unutulmamalı: Türkiye halklarıyla zerre kadar ilişkisi olmayan çapulcu Osmanlı artıklarının elinden Ermenileri kurtaran insanlar ve yine Alevisi, Sünnisi, Kürdü ve Türk’üyle yine Anadolu halklarıdır. Tehcir gibi, soykırım gibi yaftaları yoksul, yorgun, onurlu Anadolu halklarının boynuna astırmam. İçlerine bizi almak için “Gelin soykırımı kabul edin, ondan sonra bize katılın” diyen ABD ve Avrupa emperyalistlerine diyeceğim şu: OSMANLI HİÇBİR ZAMAN BİR TÜRK İMPARATORLUĞU OLMAMIŞTIR. Osmanlı saraylarında Anadolu halkı için “Merdi Kıpti” Türk derlerdi. Bu, çingenenin merdi demektir. Çingene kardeşlerimiz yanlış anlamasınlar, ben çingeneler konusunda saray gibi düşünmüyorum. Tehcir gibi, soykırım gibi yaftalar o yere göğe sığdıramadığınız, 600 yıl dünyanın yarısına hükmetmiş olan (ilhak ve istiladan başka bir becerisi olmayan) ve 600 yıllık hükümdarlık ve hükümranlık döneminden günümüze birkaç saray, birkaç cami ve birkaç köprüden başka hiçbir miras bırakmamış Osmanlı sülalesini, gizlenen belgelerden bulacak ve soykırım yaftasını onların çürümüş boyunlarına asacaksınız. Hrant Dink’i de Ermeni olduğu için öldüren Türk-Kürt İslam faşistleridir. Ama şunu açıklıkla söyleyebilirim ki, arşivlerden çıkacak olan belgelerde etnik yapısı ne olursa olsun, Anadolu halklarının hiçbiri bir diğerine düşman olmamıştır. Böyle bir fişteklemeden, nifaktan, arabozuculuğundan beklentisi olanlar, medet umanlar vardır. Ama kursaklarında kalacak. Anadolu insanının birbirinden ayrılmak gibi bir niyeti yok. Ben şunu her zaman söyleyegeldim ve söyleyegideceğim. Tek bayrak altında sınıfsız, sınırsız bir dünya özlemindeyim. Bu dilek ben yaşarken gerçekleşemeyebilir. Ama binlerce yıl önce atılmış bu temele ufacık bir çakıl taşı koymak bile benim için bir onurdur. Alevi ve Kürt açılımına gelince, onu bundan sonraki yazılardan birine bırakacağım. Çünkü bu iki açılım kazığının bir ucu da benim kaideme (mabadıma) dokunuyor. Başka bir açılım öyküsü daha var ki, ona bir-iki cümleyle değinelim. Madem hükümet açılım furyasını yarattı, bizim de bu konuda söyleyecek sözlerimiz olduğunu bilsinler. Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
|