01.06.2009/Sayı:238
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Ali Özsoy

Ezilenlerin nükleer hakkı yok mu?

Türkiye’de en komik tepki ise Amerikancılığın amiral gemisi Hürriyet gazetesinden geldi. Hürriyet olayı, “Bücür diktatör dünyayı salladı” manşetiyle birinci haber olarak geçti. Bu kadar Batıcı bu kadar histerik olunur.

Türkiye’de en komik tepki ise Amerikancılığın amiral gemisi Hürriyet gazetesinden geldi. Hürriyet olayı, “Bücür diktatör dünyayı salladı” manşetiyle birinci haber olarak geçti. Bu kadar Batıcı bu kadar histerik olunur. Gören Hürriyet gazetesini Güney Kore’de veya ABD’de çıkıyor sanır. Size ne kardeşim Kore’de bomba patladıysa. Sana mı patladı bomba? Ertuğrul’a şunu hatırlatmamız gerekiyor. Söz konusu nükleer silah olunca önemli olan boy değil işlevdir. Bücür de olsa bomba patladığında feleğini şaşırırsın. Adamlar bücür mücür ama senin gibi daha nükleer santral bile yapamamış geri kalmış bir ülkenin daha da geri kalmış uşak beyinli işbirlikçisi değiller.

Hayırlı bir haber

25 Mayıs günü dünya hayırlı bir haberle uyandı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ya da daha çok bilinen ismiyle Kuzey Kore, ikinci başarılı nükleer bomba denemesini gerçekleştirdi. Deneme Kuzey Kore’nin kuzeydoğusunda, doğaya zarar vermeksizin yerin 10 km. altında yapıldı.

Denemenin yapıldığı saatlerde Rusya ve Güney Kore’deki depremölçerler tam 4.7 ölçeğinde bir sarsıntı tespit ettiler. Kuzey Kore, denemenin Kore’nin toprak bütünlüğüne, ülkenin, ulusun ve sosyalizmin korunmasına, barışın garanti altına alınmasına ve Kore yarımadası ile bölge güvenliğinin korunmasına katkı sağlayacağını açıkladı.

Kore ilk başarılı nükleer denemesini 2006 yılında gerçekleştirmişti. Bu patlamanın şiddeti 1 kiloton olarak açıklanmıştı. Son patlamanın şiddeti ise 10 kiloton olarak saptandı. Bu üç yıl içinde tam on katlık bir gelişme demektir. Denemenin şiddeti ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı bombalarla aynı düzeyde. Kısacası Kuzey Kore artık bir nükleer güç... Bu, ABD askeri egemenliği ve çılgınlığına büyük bir darbe demektir.

Denemenin zamanlaması ise önemli, çünkü Kuzey Kore Obama yönetiminin son bir aydır artan tehditlerine ve ABD güdümlü BM Güvenlik Konseyi’nin haksız açıklamalarına karşı bu denemeyi gerçekleştirdi. Bilindiği gibi Kuzey Kore geçtiğimiz ay yaptığı barışçıl bir füze denemesiyle uzay yörüngesine haberleşme uydusu göndermişti. ABD ise bunun uzun menzilli füze denemesi olduğunu iddia etmiş ve uzaya uydu yerleştirilemediğini ileri sürmüştü. Bunun üzerine ABD, Fransa, Rusya gibi nükleer güce sahip emperyalistlerin daimi üyesi olduğu BM Güvenlik Konseyi, Kuzey Kore’ye karşı yaptırımlar ve ambargo kararı almıştı.

Kuzey Kore tüm bu yıldırma ve tehdit önlemlerine karşı net bir yanıt vermiş oldu. En az atom bombası yapmak kadar önemli bir şey varsa, o da o bombayı taşıyacak füzeyi inşa etmek. Kore bomba denemesinden hemen sonra bir dizi füze denemesi de gerçekleştirdi. Bu alanda da oldukça yetkinleşen Kore’nin her geçen gün ABD’nin batı kıyılarına yaklaştığı görülüyor. Kuzey Kore füzelerinin 4000 ila 5000 km.ye kadar menzili olduğu varsayılıyor. Bu, Kuzey Kore’nin ABD’nin en büyük askeri üssü Guam adalarını ve Havai’yi vurabileceği anlamına geliyor. Yakında Los Angeles da menzile girecek.

Tüm bunların tek bir anlamı var. ABD, Kuzey Kore’ye artık saldıramaz.

Boy değil işlev

Kuzey Kore’nin başarılı denemesinin hemen ardından Batılı devletler, Batı medyası ve bizdeki uzantıları küplere bindi. Öfke, kızgınlık ve çaresizlik duyguları düzeyi düşürmelerine neden oldu. İş sıklıkla ırkçılık boyutuna yükseldi.

Türkiye’de en komik tepki ise Amerikancılığın amiral gemisi Hürriyet gazetesinden geldi. Hürriyet olayı, “Bücür diktatör dünyayı salladı” manşetiyle birinci haber olarak geçti. Bu kadar Batıcı, bu kadar histerik olunur. Gören Hürriyet gazetesini Güney Kore’de veya ABD’de çıkıyor sanır. Size ne kardeşim Kore’de bomba patladıysa. Eskilerin dediği gibi “Kore nire, Türkiye nire?” Sana mı patladı bomba?

Bir de bu manşeti attıran Ertuğrul Özkök… Batıcılık adamı gerçeklikten o kadar koparmış ki! Kendini 1.90 boyunda, sarı saçlı, çilli suratlı bir İsveçli sanıyor herhalde. Oysa oldukça kısa boylu bir Doğulu kendisi de. Ama gerçekten Amerikan zannediyor kendini. Bilindiği gibi ABD’de ve Avrupa’da Asya’ya karşı genel ırkçılık söylemi Asyalıların sarı ırktan ve bücür oldukları yönündedir. ABD’nin İkinci Dünya Savaşı, Kore ve Vietnam savaşları sırasınca temel propagandası buydu: “Çekik gözlü bücürlere dersini vereceğiz…”

Ertuğrul’a şunu hatırlatmamız gerekiyor. Söz konusu nükleer silah olunca önemli olan boy değil işlevdir. Bücür de olsa bomba patladığında feleğini şaşırırsın. Adamlar bücür mücür ama daha nükleer santral bile yapamamış geri kalmış bir ülkenin daha da geri kalmış uşak beyinli işbirlikçisi değiller.

Diğer yandan klasik hikâyeler anlatılıyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Il hasta ruhlu bir diktatörmüş. Ülkesi açken o nükleer bombalara para akıtıyormuş.

Diyelim ki, Kuzey Kore aç ama kendini savunacak her türlü olanağa sahip. Bu sizin Türkiye’yi ne kadar kötü yönettiğinizi ve geri bıraktığınızı gösterir. Bugün en sıradan Ortadoğu ülkesinde bile olan füze teknolojisi ve hava savunma ağı hâlâ Türkiye’de yok. Çünkü NATO üyesiyiz. Amerikancılar ve Amerikancılık gerçekten de Türkiye’yi Üçüncü Dünya liginin en dibine yerleştirdi. Kuzey Kore’nin son başarısı bunu gösteriyor.

Ayrıca Kim Jong Il’in çılgın ve müsrif bir diktatör olduğu iddiasına kargalar bile güler. Çünkü nükleer silah dünyanın en ucuz savunma yöntemidir. Bir kere o teknolojiye sahipseniz binlerce tank, gemi ve denizaltı yapmak zorunluluğundan kurtulursunuz. Düşünün bir kere, tek bir bombayla ABD’nin tüm Pasifik filosunu batırdığınızı… Ne kadar tasarruflu değil mi? Belli ki Kuzey Kore de konvansiyonel silahlanmaya daha az para harcamak istiyor. Ne güzel işte! Böylelikle sizin çok sevdiğinize emin olduğumuz Kuzey Koreli bebekler daha çok beslenebilir.

Nükleer ırkçılık

Şaka bir yana, çok yüzsüz bir ırkçılıkla karşı karşıyayız. Tüm dünya ayağa kalkmış. Bütün Batı devletleri Kore’yi kınıyor. ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve diğerleri hepsi insanlık adına bu “büyük tehlikeyi” protesto ediyor. ABD Başkanı Obama, Kuzey Kore’ye karşı birleşik cephe öneriyor.

İyi de kardeşim siz nerede yaşıyorsunuz? Uzayda mı? Beyler dünyada tam 64 yıldır nükleer bomba var. Ne yani ilk defa mı tanık oluyorsunuz? ABD ve Rusya tüm dünyayı tam bin kez yok edecek miktarda atom bombası üretmediler mi? Soğuk Savaşı ne çabuk unuttunuz. Fransa ikide bir Pasifik adalarını atom bombasıyla havaya uçurmuyor mu? Her yıl ABD çöllerinde ABD kendi denemelerini yapmıyor mu? O zaman çevreye bir şey olmuyor da şimdi mi oldu? İnsanlık tehlike altına girmiyordu da, şimdi Kuzey Koreli “bücürler” mi tüm dünyayı yok edecek?

Bu ne iki yüzlülük, ne sahtekarlık?! Sorun ne? Sizden başka kimse nükleer bomba yapamaz mı?

Batılı propaganda tam da bunu söylüyor. “Biz nükleer yapabiliriz. Binlercesini de üretebiliriz ama siz yapamazsınız?” Neden? “Çünkü siz Doğulular bizim kadar medeni değilsiniz. Hiç belli olmaz ne yapacağınız. Elinize bir bomba geçerse kullanma ihtimaliniz çok yüksek. Sonra nükleer silah çılgın diktatörlerin oyuncağı olamayacak kadar önemli bir buluştur. Einstein gibi bir hümanist bile sadece ABD’ye güvendi bu teknoloji için. Ama bilim adamları sizin elinize geçeceğini bilse bunu asla geliştirmezlerdi. Nükleer teknoloji sorumluluk gerektirir. Bu sorumluluğu ise ancak Batı medeniyeti taşıyabilir.”

Buna nükleer ırkçılık denir. Bildiğiniz saf Batı ırkçılığının bir türevi… Bu yüzden Üçüncü Dünya’da inşa edilen en sıradan bir nükleer santrale bile karşı çıkıyorlar. Hatta bombalıyorlar.

Bu mantık her türlü teknolojiye uyarlanabilir. Örneğin genetik bilimi… Doğululara bırakılamayacak kadar tehlikeli… Sonra kimya endüstrisi… Bugün kendine ilaç yapan ilkellerin yarın kimyasal silah yapmayacakları ne malum…

Nitekim ABD, Irak’taki alelade ilaç fabrikalarını kitle imha silahı atölyesi ilan edip ülkeye saldırmadı mı? En adisinden ve ırkçısından yeni bir tür sömürgecilik hortladı. Artık teknoloji ve bilim bile Doğululara yasak. Niye? Çünkü biz ilkeliz ve bu teknolojiyi kötü amaçlar için kullanabiliriz.

Yoksa ABD Doğulu mu?

Ancak insanın aklına hemen bir soru geliyor. Doğulular madem bu kadar manyak, her türlü teknolojiden mahrum bırakılmalı, o zaman ABD bir Doğu ülkesi mi acaba? Öyle ya, bu kadar tehlikeli olan nükleer bombayı dünyada insanlara karşı kullanan tek ülke ABD… Hiroşima ve Nagazaki’de birkaç saniye içinde sivil, asker, çocuk, kadın ayrımı yapmaksızın 200 bin insanı katleden Kim Jong Il miydi?

Demek ABD de bir Doğu ülkesi… Veya ne diyorlardı Saddam için? “Bu adam çılgın, Hitler’den beter… Elinde kimyasal silahlar var. Dünya buna izin veremez.” Sonra Irak’ta uranyumla zenginleştirilmiş uçak bombalarını ve kimyasal fosfor silahlarını kim kullandı? Saddam’ın o meşhur “sapık” oğlu mu? Yoksa Bush mu? Demek ki bu mantığa göre aslında Bush Doğulu ve ilkel bir insan.

Veya Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale ve Sina cephelerinde Türk askerlerine kimyasal bomba atılırken, Türkler Batılıydı herhalde. İngilizler de Doğulu ve çılgın.

Ama tabii söz konusu olan ABD ve Batı oldu mu her şey değişiyor. Tüm değer yargıları alt üst oluyor. Örneğin savaşta bir çocuğu veya sivili ABD ordusu öldürürse, bu hür dünya ve demokratik değerler için göze alınması gereken üzücü ama gerekli bir kayıptır. Büyük bir ihmal varsa, ABD ordusunun en güzel yüzlü bayan subayı çıkar bir basın açıklaması yapar. “Hataya kurban gidenlerin” isterlerse ABD’den yeşil kart alabileceklerini açıklar. Tüm dünya rahat nefes alır.

Bir de yeni bir terim üretilmiş: Kitle imha silahı… Yani silahların bir kısmı tekil imha ediyor sanki diğerleri ise toplu… Mesela ABD Afganistan’da bir düğün evini bombaladığında, tek bombayla yüzü aşkın köylüyü yok ettiğinde ölenler herhalde tek tek ölüyor. Bu da Batı mantığına göre iyi bir şey olmalı. Onların bireyselliğine önem verilmiş oluyor. Ama Kim Jong Il ne yapıyor? Herkesi toplu halde öldürecek bombalar yapıyor. Vay komünist vay! Bir elin beş parmağı bir mi? Ölülerin bireyselliğine niye karşı çıkıyorsun? Siz Doğulular hep böyle cemaat ruhlusunuzdur zaten.

Peki, Kuzey Kore ne yapsın?

Bir de kendinizi Koreli yerine koyun. Kore Savaşı’nda en düşük tahmine göre ABD ve müttefiklerinin öldürdüğü Kuzey Koreli sayısı 1 milyon 200 bin kişi…

Yani küçücük yarım adaya tam 12 atom bombası atmakla eşdeğerdir bu. Dünya tarihinde ulusal bağımsızlığı için bu denli ağır bir bedel ödeyen az ülke vardır. Bizim aklı evveller de çıkmış buradan ötüyorlar: “Kuzey Kore niye silahlanıyor? Neden kitle imha silahı yapıyor?” Adamların o zamanki nüfuslarının onda birini ABD yok etmiş. Bu işin kitlesi mi kalmış. Kendini savunmak istiyor tabii ki.

Düşünün bir kere Saddam için neler denmişti? Nükleer silahı var, kimyasal silahı var, her şeyi yapabilir diye. Sonra Saddam tüm sınırlarını açtı. Yüzlerce Batılı bilim adamı (ya da bilim ajanı) ülkeyi didik didik aradı hiçbir şey bulamadı. Ama ABD yine de saldırdı. Sonuç tam 1 milyon Iraklının katledilmesi…

Ama Batı ve Batıcılar artık rahat nefes alabilir. Çünkü insanlık Saddam’dan ve kitle imha silahlarından kurtuldu(!) Karşılığında 1 milyonluk bir kitle imha oldu ama olsun. İyi de aklı azıcık çalışan bir insan şunu demez mi: Keşke Saddam’ın bir ama sadece bir tanecik bile olsa atom bombası olsaydı. O zaman ABD Irak’a saldırmaya cesaret edemeyecekti. Ve tam bir milyon insanın hayatı kurtulacaktı.

Şimdi ABD ve diğer Batılılar Kuzey Kore’ye diyorlar ki: “Nükleer silahlarını imha et.” Adam deli mi? Hangi liderden kendi halkını böylesine büyük bir tehlikeye atması istenebilir. Kuzey Kore nükleer silahlarını imha ettiği ilk gün ABD oraya saldırır. İşte o zaman Kim Jong Il gerçekten katil hem de kendi halkının katili olmaz mı?

Kuzey Kore nükleer silah yapmakla yerden göğe kadar halkıdır. Ülkesinin yarısında hâlâ 100 bin kişilik ABD işgal ordusu varken, daha 50 yıl önce halkının onda biri ABD tarafından katledilmişken ve hâlen binlerce atom bombasına sahip, dünyanın en saldırgan ve çılgın rejimi tarafından tehdit edilirken, bu ülkenin bir tane bile olsa atom bombasına sahip olmayı istemesini kim kınayabilir?

Batının tekelci zihniyeti

Peki ya Türkiye? Bizim ülkemiz güvende mi? Şu anda dünyada nükleer silahı olan bütün Batılı ülkelerin istisnasız hepsi Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşımızda bizim ülkemize saldırmış. Bugün ise bölücü terörü destekleyen, Kıbrıs’ı isteyen, Ermenilerin toprak taleplerini dayatan yine aynı nükleer ülkeler.

Tarihimizin en Amerikancı Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök bile Irak işgal edildikten sonra Türkiye ve ABD’nin Kürt meselesi yüzünden çatışabileceğini, bunun “en kötü senaryo olarak dikkate alınması” gerektiğini söylememiş miydi?

Bugün Türkiye’nin bağımsız silah sanayii yok. Füze savunma sistemi yok. Füze teknolojisi son derece geri… Bırakın nükleer bombayı nükleer santrali bile yok. Bu yüzden değil mi ordumuzun elinin kolunun bağlı olması? Altıncı Filo Akdeniz’de dolaşıp durur. ABD, Irak ve Afganistan’a saldırmadan önce “sizi bir haftada taş devrine döndüreceğiz” demişti. Peki, en küçük bir güvenlik krizinde İstanbul’un semalarını nasıl koruyacağız? Hangi ülke bu tür ciddi bir tehlikeyi görmezden gelebilir.

Bunları düşünen yok. Atatürk “istikbal göklerdedir” demiş ve bugünleri önceden görüp havacılık ve uzay teknolojisinin ilk adımlarını atmıştı. Bizim Amerikancılarımız o uçak fabrikalarını kapattılar. Şimdi de utanmadan Korelilerle bücür diye dalga geçiyorlar.

Kuzey Kore, nükleer bomba yapma kararını ta 1962’de almış. Sovyetler Birliği, Küba krizinde füzelerini Castro’ya haber bile vermeden geri çekince, o zamanki Kore lideri Kim Il Sung acil bir karar almış ve Sovyetler’e güvenilemeyeceğini tespit etmiş. Nükleer teknolojiyi o zaman geliştirmeye başlamışlar.

Bugün ABD Kore’nin nükleer gücünü tehdit ilan ediyor. Ama işin ilginci Kuzey Kore’yi ilk protesto eden o yıllarda Sovyetler olmuş. Çünkü bir başka Batılı güç olan Rusya, Soğuk Savaş masasında Kore’yi bir piyon gibi kullanamayacağını anlamış.

İşin püf noktası da bu... Batı nükleer tekelini korumak istiyor. Çünkü böylelikle istedikleri eşkıyalığı yapabilirler. Onlar hangi ideolojiden olursa olsun hep aynı bakış açısına sahipler. Dünyayı biz yönetmeliyiz diyorlar. Birbirlerinin nükleer silaha sahip olmasına karşı çıkmıyorlar. Çünkü nasıl olsa masa başında kozlarımızı paylaşırız diyorlar. Ama Üçüncü Dünya’nın silahlanması düşüncesi onlara kâbus gibi geliyor.

Güvenli bir dünya için nükleeri seçin

Her ulus kendi güvenliğinden sorumludur. Üçüncü Dünya ulusları emperyalist bir saldırı anında Rusya dâhil hiçbir Batılı gücün kendilerine destek olmayacağını görmelidir. Bu yüzden dünyada savaşlarının ve çılgın emperyalist saldırıların engellenmesinin tek yolu Üçüncü Dünya’nın askeri dayanışması ve silahlanmasıdır. Dünyada büyük bir nükleer tehlike var. Ama bu Batıdan kaynaklanıyor. Ellerinde binlerce atom bombası var. Üçüncü Dünya’da ise bir tek Kore, Pakistan ve Hindistan bu tehlikeye karşı güvenli durumda… Çünkü nükleer silahlanmada tek kural var, caydırıcılık. Bir ülkenin tek bir bombası olsa bile 1000 bombalı ABD’ye karşı caydırıcı olmuş oluyor. O zaman tabii ki ABD kendini frenlemek zorunda kalıyor.

Şunu da çok iyi biliyoruz ki “çılgınlık ve katliam” tarih boyunca hep Batılılara mahsus olmuş. Tarihteki tüm soykırımlar onların hanesinde… Bir Doğulunun nükleer silah kullanma olasılığı Batılıya göre çok daha düşüktür.

1000 tane atom bombasına 1001. atom bombası eklenirse bu dünya daha tehlikeli bir gezegen olmaz. Yeter ki, bu son bomba Batı’nın atom tekelini kıran bir Üçüncü Dünya ülkesi tarafından geliştirilsin. İnanın Batılılar bir tek bu dilden anlar. O zaman masaya oturup onlara şunu diyebiliriz. “Benim 2 atom bombam var. Birini imha ederim ama sen de 1000 bombandan 500’ünü imha et.” Böylelikle dünya daha güvenli bir yer olabilir. Nükleer silahların sayısı da azaltılabilir.

Bu ise Üçüncü Dünya ülkelerinin nükleer teknoloji dâhil her türlü teknoloji üzerindeki Batı tekelini kırmalarına bağlıdır. Bilim adamlarımız bir araya gelmeli. İranlı, Koreli, Venezüellalı, Türk, Arap ve diğerleri tüm insanlığın yararı için ortak bir teknoloji birikimi ve veritabanı yaratmalıdır. Üçüncü Dünya ülkeleri bir ilaç yapmamızı bile engelleyen patent hakkı denen emperyalist tahakkümü hep birlikte yıkmalıdır. Yoksa “tek dişi kalmış canavar” insanlığı tehdit etmeye ve caydırıcılık adına her türlü sömürgeci kitlesel katliamlara yeltenmeye devam edecek.

Kore artık nükleer güç… Asya ve dünya daha güvenli… Peki ya Türkiye… İşimiz yine Allah’a mı kaldı?


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: