Yekta Güngör Özden |
Önceki hafta 1 mayıs’ın nasıl kutlanacağı ve nasıl kutlandığına ilişkin yazı ve haberlerin önüne 59. Hükûmet’te yapılan değişikliğe ilişkin değerlendirmelerle geçti. 1977’de yaşanan acı olaylardan sonra 31 yıl Taksim dışında gerçekleşen kutlamalar bu yıl 1 Mayıs’ın “Emek ve Dayanışma Günü” adıyla resmî tatil olarak ilânıyla oldukça coşkulu geçti. Dünya bağlamında “İşçi Bayramı” olarak adlandırılan 1 Mayıs’ı yıllardır Bahar Bayramı olarak kutlayan Türkiye, işçi kuruluşlarının öncülüğüyle, gerçek anlam ve amacına uygun niteliğine kavuşturma çabalarında başarılı oldu. Ancak günü kendi sakat amaçlarına araç kılmak isteyen karıştırıcılar da her zaman olduğu gibi boş durmadılar. Gereksiz tartışmalar, sloganlar, tutumlar ve sakıncalı davranışlarla gölge düşürmekten geri kalmadılar. Tutucu ve baskıcı anlayışla sömürücü ve yozlaştırıcı anlayışın çatışması üzücü olaylarla burukluk yarattı. Bayramı zehir edenler bağışlanamaz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok önemli ve özgün yeri olan 19 Mayıs’ın içinde yer aldığı Mayıs ayının değerlendirilecek olaylarından biri de 59. Hükûmet’te yapılan değişikliktir. Aslında her zaman doğal karşılanması gereken Bakanlık değişiklikleri, yerel seçimler sonrasında beklenilen bir durum olarak karşılanacakken, Başbakanın Cumhurbaşkanıyla görüşmelerini izleyen açıklamasıyla değişik yorumlara konu oldu. Kabine dışında bırakılanlar, yer değiştirenler ve yeni atamalar biçiminde üç durum, Başbakanın yaklaşımı, partililerin ve milletvekillerinin görüşleri, siyaset ve ekonomi çevreleriyle yurttaşların değerlendirmeleriyle ele alındı. Başbakan öncelikle parti içi dengeleri koruyarak kendi ağırlığını koydu sayılabilir. Rejime bakışları belli olanların yönetimdeki ağırlığı bakanlık değişikliklerine de yansımıştır. Atatürk ilkeleri, silâhlı kuvvetler karşıtlıkları belirgin adlara görev verilmesi AKP’nin ve Başbakanın dayatma alışkanlıklarının artarak süreceğinin belirtisidir. Ekonomik olumsuzlukların giderilmesine öncelik verileceği bir kestirimdir. Hukuk-yargı-adalet alanındaki yakınmalarla Kıbrıs, Ermenistan, Irak konularına ilişkin tepkilerin nasıl karşılanacağı belirsizliğini korumaktadır. Genelkurmay Başkanı’nın eksik ve fazla yanlarının bulunması kaçınılmaz konuşmasına karşı çıkan iktidar medyası ile iktidarcı medyanın Bakanlar Kurulu’nda yapılan değişikliği her yönden yerinde ve zamanında göstererek övgüyle karşılaması, Bakanlara ilişkin yanlı-şakşakçı değerlendirmesi, yerel seçimlerde iktidarın uğradığı oy yitişini giderecek çabalar yerine sertliğin yeğleneceğine ilişkin kanıyı etkilememektedir. Gerçekleri saptırıp çarpıtan, tersine çeviren, yalanı ve iftirayı, bilgisizlik ve bağnazlık ürünü yanlış yorumları, amaçlı yaklaşımları mârifet sayan, ahlâk ve hukuk tanımayan, Türkiye karşıtlarını sevindirecek sapkınlıklara girişen kimilerinin söz ve yazıları yaşananların ağırlığını artırmaktadır. Kanımızca, hiçbir şey düzelmeyecek, hiçbir şey değişmeyecek, oyalama, avutma, geçiştirme, savsaklama, iktidar partisinin bilinen amacına yürüme inadı artarak sürecektir. Kişiler yönünden eleştiriyi şimdilik uygun bulmadığımızdan Bakanlık dağıtımları bu kanıyı vermektedir. AKP iktidardan gitmedikçe, kafa değişmedikçe bu tür bakanlık değişikliklerinin ülkeye hiçbir yararı olmayacaktır. Bir şey değişmeyecektir. Yanılmak mutluluk verir. Muhafazakâr denilen tutucular ağırlıkta ve çoğunluktadır. Devir-teslim sırasındaki görüntülerden sezilen budur. Öbür durumlar Siyasal yapıya ilişkin oluşumlar öbür durumları geriye atmakta, gündem değişiklikleriyle unutma ve unutturma olayları birbirine eklenmektedir. Davos’tan sonra Nato toplantısındaki aldanış Genel Sekreterin atamalarıyla doğrulanmıştır. Türkiye ABD’nin izinde yürüyerek 1950’den beri birçok yanlışa imza atmıştır. Şimdilerde dış ilişkilerdeki başarısızlık yanında içerde yeni olumsuzluklara kalkışılmaktadır. PKK için öngörülen af tartışmaları, AKP’nin amacına uygun devlet yapısı için kimi bahanelerle gündeme taşımak üzere olduğu Anayasa değişikliğiyle ve Anayasa Mahkemesi öncelikli yargıya güveni sarsma oyunlarıyla yeni sorunlara neden olasılığı, hızlanarak sürdürülen kadrolaşmanın üniversitelere yayılması, yandaşları yargıdan kaçırma işlemleri, yaşam güçlüklerine karşı iktidarın aldırışsızlığı tepkileri yoğunlaştırmaktadır. İlginç kimi durumlara da değinmek, geçen günlerin değişik renkleriyle değerlendirilip anımsanmalarına yararlı olacaktır. Mardin’e geri dönen Süryaniler 50 yıl sonra kadastro çalışmalarının tamamlanmasıyla tapularına kavuşmuşlardır. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nin öğrencileri okuma alışkanlığına ilgi için Cumhuriyet Alanı’nda “Kitap Okuyoruz Eylemi” gerçekleştirerek iki saat kitap okumuşlardır. Üniversitenin “Toplum Gönüllüleri Öğrenci Kulübü Üyeleri”nce kavgasız bir eylemin örneği olarak tanıtılan bu çalışma beğeni toplamıştır. Kimi TV’lerdeki dinci programlar tepki toplarken yetkililer susuyor. Sanki özendirilip destekleniyor. Danıştay, özel öğretim kurumlarında Atatürk Köşesi’nin kaldırılmasını öngören yönetmelik değişikliğini Atatürkçü Düşünce Derneği’nin açtığı dâva üzerine yürütmenin durdurulması kararıyla önlemiştir. İzmir’de 2007 Cumhuriyet Mitinglerine izinsiz katıldığı ve öğrencilerine üzerinde “Cumhuriyet’ine Sahip Çık” yazılı tişört giydirdiği suçlamasıyla cezalandırılan Isparta İYAŞ Selçuklu İlköğretim Okulu Beden Eğitimi Öğretmeni Halil İbrahim Özçimen Millî Eğitim Bakanı ve bakanlık il yöneticilerine karşı açtığı tazminat davasını kazanmıştır. Yasadışı gerici terör örgütleri VASAT, El-Kaide, Hizbulah, Kaplancılar baskınlarla yakalandıkları gibi Devrimci Karargâh adlı Kürtçü bir sol örgüt yöneticisi de vurularak etkisiz duruma getirilmiştir. DTP’nin kışkırtma ve tırmandırması sürmektedir. İstanbul Fatih’te sıkmabaşlı ve çarşaflı kız öğrencilerin de arasında bulunduğu 815 öğrencili bir yasadışı üniversitenin şeriat eğitimi verdiğine ilişkin haberler YÖK’ün “..Kurumun resmî izni bulunmadığı” yolundaki kaşırıcı savunmasıyla birlikte yayınlanmıştır. Avrupa İslâm Üniversitesi’nin Türkiye birimi olarak üç yıldan beri çalışmalarını sürdüren bu kuruluşa engel olunmaması iktidara yaranma çabası olarak değerlendirilmektedir. Bu arada, Polis Akademisi Başkanlığı’na AKP’nin Anayasa taslağı hazırlayıcılarından, sıkmabaş yanlısı Zühtü Arslan getirilmiştir. Özellikle Silâhlı Kuvvetlere karşı yayınlarıyla öne çıkan Taraf gazetesinin yazarlarından Başkomiser Emrullah Uslu da ABD’den dönerek polislik görevine başlamıştır. Lice’deki mayınlı saldırıda yaşamını yitirenler törenlerle toprağa verilirken Ankara Posta İşletme Merkezi’ndeki postacılar büyük bayraklarla yürüyüş yaparak terörü ve teröristleri kınamışlardır. Mersin’de gösteriye kalkışan bir grup DTP’lilere yurttaşlar “PKK’nın şakşakçılığını yapıyorsunuz, utanın” diye tepki göstermişlerdir. Bu arada 23 Nisan olaylarında polis dipçiğiyle yaralanan 17 yaşındaki çocuğu Hakkari Valisi ziyaret ederek “Geçmiş olsun!” dileğinde bulunmuştur. Yerel seçimlerde kazandıkları il belediye başkanlıklarıyla “Kürdistan’ın sınırlarını belirledik” diyen DTP Iğdır milletvekili Pervin Buldan’a etkin bir yanıt ne iktidardan ne de muhalefetten gelmiştir. Yazık.. Artık yeter Terör örgütüne karşı İran’da topçu ateşi ve 20 bin askerle operasyona başladı. Bir günde on şehit Ulusumuzu yasa boğdu. Hava Kuvvetlerimizin hedeflerin vuruluşuna ilişkin ayrıntılı açıklaması yürekleri ferahlatacaktır. Ne kadar çok hedef varmış, vura vura bitmiyor. Irak ve ABD göz yummasa yuvalanamazlar. İlginç Şehit uzman çavuş Salih Akyürek’in Kocatepe Camii’ndeki cenaze namazında Federal Almanya Büyükelçisi Eckart Cuntz’un saf tuttuğuna ilişkin fotoğraflı haber cenaze törenlerindeki olumlu açılımları göstermektedir. Önceleri kadınları dışlarken şimdi kadınlar da katılmakta, Müslümanlara özgü namaza hristiyanın katılması hoşgörülmektedir. Cami ve kilise gezilerine, ziyaretlerine, incelemelerine benzemeyen bu tutum teröre karşı dayanışmanın anlamlı bir görüntüsü olmakla birlikte kendi dilince ve dinince düşünüp söyledikleriyle her dinden insanın yan yana gelebileceğini de kanıtlamıştır. Sanıklar ve tanıklar için Ceza Yargılaması Yasası’nın ilgili maddelerinin öngördüğü yönteme gerek görmeyen Ergenekon Savcılığı önceki Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e incelik göstererek İstanbul’dan İzmir’e giderek bilgisine başvurmuştur. Bu anlayışlı tutumun adalet bekleyen herkese her zaman gösterilmesi aykırılık savlarına karşı da etkin bir yanıt olabileceği gibi umut verici bir örnek olabilir. Kurallara uygunluk özlemi yoğundur. Dinleme olayları üzücüdür. Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili için Ergenekon Savcısının bildirimi üzerine başlatılan işlem gecikse de uygundur. Aynı özenin Başkan Vekilinin savcılar hakkındaki şikayeti konusunda da gösterilmesi gerekir. Önceki Adalet bakanlarından Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’e karşı düzenlenen cana kıyma olayı gerçekleşseydi Fakültenin dersliği ile kantininde bulunan onlarca öğrenci de yitirilebilirdi. Bu ölçüde gözüdönmüşlüğü iyi değerlendirmek gerekir. Gençlerin terör örgütlerince beyinlerinin nasıl yıkandığını saptamak başkalarının aldatılması için yararlı olur. Sanıkların adliyeye getirilip çıkarılırken bağırarak duyurmak istedikleri ne duruma düştüklerinin kanıtıdır. Cezaevlerini terör örgütünün karargâhı ve okulu olmaktan kurtarıp devletin egemenliğini yeniden kurmak için girişilen “Hayata Dönüş Operasyonu”ndaki görevi ve katkısı nedeniyle H. S. Türk’ü suçlayıp sonucu neden olan terör örgütüyle ilgililerini unutturmak çok yanlıştır. Birçok ulusal konuda olduğu gibi bölücülük konusunda da Sağduyu Çağrısı adlı bildiri yayımlayan Almanya Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan’ın seslenişine, eleştiri, uyarı ve önerilerine kulak verileceğini ummak istiyoruz. Mardin-Mazıdağı-Bilge Köyü’nde nişan töreninde 6 çocuk, 17 kadın, 44 kişinin ölümüyle sonuçlanan vahşeti kınıyoruz. KKTC’nde Cumhurbaşkanınca onaylanan Derviş Eroğlu Hükümeti’ne de başarılar diliyoruz.
|