04.05.2009/Sayı:234
TÜRKSOLU Anasayfa
Kapak
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

dünya

Tuğrul Çelik

"Kırbaşla onları Correa!"Correa onları yine kırbaçladı

Ekvador’da yapılan son genel seçimlere yine devlet başkanı Correa damgasını vurdu. En yakın rakibine attığı neredeyse yüzde yirmilik fark bir yana, yüzde ellileri aşan oy oranıyla ilk turda seçimin galibi olarak Ekvador tarihinde de bir ilki gerçekleştirdi.

10,5 milyon Ekvadorlunun katıldığı seçimlerin sonunda, Correa aldığı destekle meclisteki 124 sandalyenin 60’ını garantiledi.

Seçim sonuçlarını “tarihi bir gün” olarak değerlendiren Correa, halkçı uygulamalara ve yeni anayasa çalışmalarına devam işareti verdi.

2007’de devlet başkanı seçilen Correa, Latin Amerika’nın diğer solcu liderleri Fidel Castro, Chavez ve Morales’in yanında “takımın yeni üyesi” olarak yerini almıştı. Gerçekten de ABD’de eğitim almış ve ekonomist kökenli Ekvador devlet başkanı Correa, Chavez’in yakın dostuydu. Devlet başkanı olmadan önce, 2005’te, Correa Maliye Bakanlığı görevindeyken Venezüella’ya gidip Chavez’le görüşmüş, onun evinde kalmış ve Chavez’i borç vermeye ikna etmişti.

Ancak o ziyaretin Correa’ya faturası o zamanki devlet başkanı Alfredo Palacio tarafından görevinden alınmak oldu. O zaman görevinden alınan Maliye Bakanı Correa, devlet başkanı olduktan sonra da Chavez’le ilişkilerini sürdürdü.

Latin Amerikalı bu “takım”ın üyeleri, Latin Amerika’yı yavaş yavaş ABD’nin bir dayanağı olmaktan çıkarıyordu. Chavez’in Bush’u “şeytan” olarak nitelemesinin ardından Correa “Bush’a şeytan demek şeytana hakaret olur” diyerek bu çıkışı devam ettirmişti.

Correa’nın devlet başkanlığını kazandığı seçimlerde de Amerikancı muhalefet, Correa’nın Chavez’le dostluğunu kullanarak bir seçim propagandası yürütmüştü. Latin Amerika’da kurulmaya çalışılan ve Bolivar’ın rüyası Latin Amerika Birliği, ABD için büyük felaketti. Bunu engellemek ve Latin Amerika’nın bir sömürge olarak kalmasını sağlamak da tek politikasıydı.

Correa bu politikanın bilincinde ve karşısında olduğunu halkın karşısında ABD’yi hedef alarak şu cümlelerle aktarmıştı: “Ekvador sizin sömürgeniz değil!”

Correa’nın seçimlerdeki rakibi ve Ekvador’un en büyük fabrikatörlerinden olan Alvaro Noboa “Correa ve Chavez el ele vererek Ekvador’u Venezüella’ya bağlayacak” diyerek seçim propagandası yapıyordu. Ancak, bu plan ters tepti ve Correa yerli nüfusun büyük desteğiyle seçimlerden devlet başkanı olarak çıktı. Yerli halk Correa için bir slogan bile bulmuştu: “Kırbaçla onları Correa!”

Kendisine başkanlık yolunu açan seçimler öncesi Correa belindeki kemeri çıkarıp müzik eşliğinde sallayınca halk ABD işbirlikçisi politikacıları kastederek “Kırbaçla onları Correa!” sloganını üretmişti.

Correa, ABD’de ekonomi eğitimi görmüş bir devlet başkanı ama bu onu ülkesinden ayırmamış. Ekvador Devlet Başkanı Correa, Ekvador’un en ücra kalmış ölgesinde yerli halka gönüllü olarak ders vermiş.

Yıllar sonra yerli halk, gönüllü ders vermek için yırtık ayakkabılarıyla köyden köye saatlerce yürüyen, geleneksel kıyafet olan “panço” içindeki Correa’yı unutmadıklarını gösterdiler. Onu devletin en başına getirdiler. En son seçimlerde de aynı şeyi yaptılar. Correa bu seçimin de galibi.

Correa onları yine kırbaçladı!


Obama'yla tokalaşanlar dikkat!Obama’yla tokalaşanlar dikkat!

Son birkaç haftadır dünyanın gündemini domuz gribi salgını meşgul ediyor. Hastalığın belirtilerinin görüldüğü ülke sayısı en son sekize ulaştı ve birçok ülke koruyucu önlemlere başvuruyor. Salgınla ilgili haberlere fazla değinmeden esas konumuza gelelim.

Konumuz Obama. İki hafta önce Meksika’yı ziyaret eden Obama, programı sırasında bir müzeyi ziyaret etmiş ve müzenin arkeoloğu olan Felipe Solis’le konuşup tokalaşmış. E, ne var bunda demeden sonraki gelişmelere gelelim.

Obama’nın tokalaştığı arkeolog Felipe Solis, tokalaşmanın ardından 24 saat geçmeden domuz gribinden ölmüş.

Ölümün ardından Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, olayın yaşandığı Meksika’dan 10 gün önce dönmüş olan Obama’nın sağlığının yerinde olduğu yönündeydi.

Tokalaşmak deyince aklımıza Obama’nın Türkiye ziyareti ve Mecliste yaptığı konuşma geldi. Konuşmasında Türkiye’ye “geçmişinizle yüzleşin” diyerek dakikalarca konuşan Obama’yı kuzu gibi dinleyen iktidar ve muhalefet milletvekilleri, konuşmanın ardından sıraya geçip Obama’yla tokalaşmışlardı.

Obama’yla tokalaşan arkeoloğun durumuna bakınca, Obama’nın nefesini dakikalarca içine çeken, Türkiye aleyhine atıp tuttuğu her şeyi yutan ve ardından bir de elini sıkanların sonu ne olacak merak ediyoruz.


Türkiye-Suriye ortak tatbikatıTürkiye-Suriye ortak tatbikatı ve sonrası

Türkiye’nin Suriye ile birlikte yaptığı tatbikat aynı zamanda bir ilk. NATO üyesi bir ülkeyle bir Arap ülkesinin gerçekleştirdiği ilk tatbikat olma özelliğinde.

Genelkurmay’ın Suriye ile dostluk, işbirliği ve güveni pekiştirmek için gerçekleştirdiği ortak tatbikat, belli merkezleri de oldukça rahatsız etti.

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın tatbikat için “rahatsız edici bir gelişme” tabirini kullanması, Suriye-Türkiye yakınlaşmasının İsrail’de yarattığı rahatsızlığın bir göstergesi.

Ehud Barak tatbikatın ardından rahatsızlığını dile getirirken, Türkiye-İsrail ilişkilerinin bunun üzerinden geleceğini de belirtmiş. Tatbikatın ardından birbiri ardınca gelen haberler ilk olarak İsrail’in rahatsızlığıyla başladı ve aslında “Türk Ordusunun da rahatsız olduğu” haberleriyle devam etti.

Jarussalem Post’a konuşan Ban İlan Üniversitesi’nden stratejist Prof. Efraim İnbar, Türkiye-Suriye ortak tatbikatının sadece İsrail’i değil Türk Ordusunu da rahatsız ettiğini belirtmiş.

İnbar, Türkiye’nin Arap dünyasına yakınlaşma stratejisinin bir adımı olarak nitelediği tatbikat için ayrıca, Türkiye’nin başta NATO olmak üzere Washington ve İsrail’le olan ilişkileri hakkında da soru işareti yaratacağını belirtiyor.

Bir diğer taraftan da İsrail’in Türkiye’ye silah satışını da durdurabileceği haberleri yapılıyor. Suriye’nin İran’ın müttefiki olması ve İsrail-İran ilişkilerinin gerginliği göz önüne alınırsa bu tatbikat daha çok konuşulacağa benziyor.

Tatbikat gösteriyor ki, Türkiye’nin Batılı ittifaklar dışında başta kendi coğrafyasından bir ezilen milletle ittifakı karşısında başta İsrail olmak üzere Batı büyük rahatsızlık duyacak.


BM'de Irkçı konferansBM’de “ırkçı” konferans

Geçtiğimiz haftalarda BM’nin Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetleri ile ilgili taraflı olarak verdiği kınama karanının ardından şimdi de Cenevre’de düzenlenen “Irkçılık Konferansı”nda yaşananlar meselenin aynı tas aynı hamam devam ettiğini gösteriyor.

Cenevre’deki “Irkçılık Konferansı” ilk olarak 2001 yılında Güney Afrika’nın Durban şehrinde düzenlenen ve “Yahudi karşıtlığı” içerdiği bahanesiyle sona eren konferansın devamı olarak yapıldı.

Konferans en az ilki kadar hareketli geçti. Irkçılık denilince akla ilk gelen şüphesiz İsrail. Başta ABD olmak üzere İsrail, Kanada, Almanya, İtalya, İsrail karşıtı bir hava oluşabilir diyerek konferansa baştan katılmadılar.

Öte yandan konferansın en hararetli dakikaları İran Devlet Başkanı Ahmedinejad’ın kürsüye çıkıp konuşmaya başlamasıyla yaşandı. Bazı AB ükelerinin temsilcileri Ahmedinejad konuşmaya başlayınca konferansı terkettiler.

Irkçılığın tartışılacağı ve mücadele için uluslararası önlemlerin alınması için tertip edilen bir konferans, böylece bizzat ırkçılığın yapıldığı uluslararası bir platforma dönüştü.

Ahmedinejad İsrail’i “dünyanın en zalim ve ırkçı rejimi” olarak niteledi ve Avrupalı diplomatlarca protesto edildi. İsrail’i hedef alan cümleler ağzından döküldükçe birbiri ardınca Batılı diplomatlar sıralarını terkettiler hatta kürsüde konuşan Ahmedinejad’a bir cisim fırlatarak konuşmasını engellemek bile istediler.

Ahmedinejad’ın açıklamaları kısaca şuydu:

“Emperyalist ülkelerin desteği ile dünyanın dört yanından gelen Yahudiler Filistin halkına yönelik her türlü terör eylemleri uyguladılar ve Filistin’i ele geçirerek ülkenin gerçek sahibi Filistinlileri kovdular. İsrail kurulduğu günden itibaren; Filistinlilere yönelik zalim, baskıcı ve ırkçı yöntemler uygulamaktadır.”

Konferansta Arap ülkeleri siyonizmin de ırkçılığın bir biçimi olduğunu karar metnine aldırmak istediler; ancak Batılı ülkeler İsrail’in yanında tavır alarak buna itiraz ettiler.

“Medeni” Batının doğuya karşı tavrının derinliklerinde gizlenen öz sadece ve sadece ırkçılık. Bu da her zaman bir şekilde ortaya çıkıyor ve artık bunu askeri olarak NATO’yla, politik olarak da BM eliyle yapıyorlar.

Unutmadan, Ahmedinejad’a bir tepki de tüm Hıristiyanlar adına Vatikan’dan geldi. Vatikan yaptığı açıklamada Ahmedinejad’ın sözlerini “aşırı ve kabul edilemez” diyerek kınadığını belirtti.

Doğuya, ezilen dünyaya karşı girişilen bir “medeniyetler ittifakı”, Yahudi-Hıristiyan ittifakı olarak ortaya çıkıyor. Bugünlerde de “Medeniyetler Arası İttifak” süslü laflarıyla bunu ezilen dünya için kabul edilebilir hale getirmeye çalışıyorlar.

Irkçılığın patenti Batıda!

Ezilerlerin Batıdan öğrenecekleri bir “medeniyet” de yok!


Chavez'den Obama'ya "Latin Amerika'nın Kesik Damarları"Chavez’den Obama’ya
“Latin Amerika’nın
Kesik Damarları”

Geçtiğimiz Latin Amerika Zirvesi’nin en önemli ve unutulmayacak olayı şüphesiz Obama’nın Chavez’le tokalaşması oldu.

Emperyalist ABD’nin başkanı Obama’nın bir süredir açılım getirmeye çalıştığı konu şüphesiz Latin Amerika. Ancak, ABD’nin “değişim” diyerek gelen Obama’yla da değişmeyeceğini ve emperyalist politikalarını asla terketmeyeceğini çok iyi bilen başta Fidel Castro olmak üzere Latin Amerikalı liderler bu açılımların nihai amaçlarının da farkındalar.

ABD’nin Küba’ya yönelik seyahat kısıtlamalarını kaldırmasıyla başlatmayı umduğu “iyi ilişkiler” için Fidel Castro “sadakaya ihtiyacımız yok” diyerek net tavrını koymuştu.

En son zirvede yan yana gelen Chavez ve Obama’nın tokalaşmalarından sonra Chavez’in Obama’ya uzattığı hediye, onun da Obama’yla birlikte ABD politikalarının değişmeyeceğinden emin olduğunu ve halkıyla emperyalizme karşı “devrime devam” diyeceğinin dünyanın gözleri önünde ilanı oldu.

Chavez, Obama’ya Eduardo Galeano’nun “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” kitabını hediye etti.

Kitap Latin Amerika’nın sömürgeleştirilme sürecini ve sömürgecinin tahlilini en iyi yapan kitap. Kızılderililerin katledilmesi, Latin Amerika’nın yağması, Afrika’dan zencilerin getirilip köleleştirilmesi gibi tüm aşamaları anlatan “Latin Amerika’nın Kesik Damarları”, tarihin ilerleyişinde kayıp olan daha doğrusu Batılının üzerinden atladığı “kayıp tarih”i anlatıyor.

Chavez, kitabı Obama’ya uzatırken, tüm bunların geçmişte yaşandığını ve Latin Amerikalılar olarak bunları unutmadıklarını hatırlatıyor. Obama kitabı biraz karıştırınca Afrika’daki, Hussein ikinci adının geldiği “kara kıta”daki, köle ticareti yapanların yanlarında onlarla işbirliği yapan zencileri görünce şüphesiz kendi tarihinden de bir parça bulacaktır.

O an aslında Chavez’in ne demek istediğini biliyoruz: Chavez, “Latin Amerika’nın Kesik Damarları”nı Obama’nın koltuk altına tutturuyor ve diyor ki:

“Oku da gel Hüseyin!”


Kürtler, Türkiye’de Türklere,
Kırgızistan’da da Kırgızlara karşı

Kırgızistan’ın Çüy bölgesindeki Moskva kazasında bir köyde yaşanan olay ve ardından yapılan açıklamalar, Kürtlerin bulundukları her yerde aynı olduğunu ortaya koyuyor.

Kırgızistan İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalara göre başkent Bişkek yakınlandaki bir köyde yaşanan olay, Kürtlerin yaşadığı evlere ve araçlarına yapılan saldırılarla ilgili.

Petrovka Köyü’nde yaşayan Kırgız sakinler, köyde yaşayan dört yaşındaki bir kıza yönelik tecavüz olayından sonra hareketlenmişler, kıza tacavüz edenin bir Kürt olması nedeniyle tepkilerini Kürtlerin yaşadığı yerde göstermiş ve birkaç evle birlikte araca zarar vermişler.

Olayın böylece bitmesinden sonra Kürtlerin yaptığı açıklamalar ise ibret verici. Kendilerini savunan Kürtler, yaşanan olayın bir provokasyon olduğunu ve nedeninin de milliyetçilik olduğunu belirtmişler.

Yani olayda esas suçlu Kırgız milliyetçiliğiymiş. Kürtlere yönelik baskı ve şiddet uygulamalarının yeni olmadığını, geçen yıl da yaşanan benzer bir olayda beş bin Kürdün Kırgızistan’ı terkettiğini belirtmişler.

Kürtlerin Türkiye’de yaptığı “ezilmişlik edebiyatı”nın, milliyetçiliğin hedef tahtasına koyuluşunun bizzat yine Kürtler tarafından Kırgızistan’a uyarlanmasından başka bir şey değil yaşananlar. Öyle ya, Altınova’da yaşananlardan sonra Türklük hedef tahtasına konmamış mıydı?

Şaşıracak birşey yok. Türkiye’de Türk milliyetçiliğini, başta Irak’ta olmak üzere tüm Ortadoğu’da Arap milliyetçiliğini kendilerine hedef alan Kürtler; değişmez stratejilerini Kırgızistan’da da Kırgız milliyetçiliğini hedef alarak ortaya koymuşlar.

Emperyalizmin hizmetinde Kürtler, en son olarak da Suriye lideri Esad’ı Avusturya devlet başkanının davetinde protesto ettiler. Cumhurbaşkanlığı binasın önündeki yaklaşık iki yüz Kürt Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı “Diktatör Esad!”, “Terörist Esad!”, “Kürdistan’a özgürlük!” sloganlarıyla protesto etmişlerdi.


 


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: