Özgür Erdem |
Obama ABD’liler için “değişim” Obama, ABD’de “değişim” sloganlarıyla iktidara geldi. Tabii bu “değişim” ABD’nin emperyalist karakterini, kapitalist sistemini değiştirmek değildi. ABD’nin imajının, görünen yüzünün değişmesiydi. Yani Başkanının. Bush döneminde oldukça “antipatik” hale gelen ABD imajı “siyah” kökenli bir başkan sayesinde “sempatik” hale getirilebilirdi. Obama, “düşüşe geçen ABD’yi tekrar yükselişe kaldıracağım” vaatleriyle başkan seçildi. Şimdi de verdiği sözü tutmaya çalışıyor. Dünyayı dolaşarak “sempatik” bir ABD imajı çizmeye çalışıyor. Ve Bush döneminde “çizilen karizma”yı toparlamaya çalışıyor. Obama, ABD’liler için bir “değişim”in simgesi, ama bizim gibi ezilenler açısından değişen bir şey yok. Başkanlığının şu birkaç aylık başlangıç döneminde Bush’tan farklı bir portre çizmiyor. İsrail Filistin’e saldırıyor, ABD hâlâ İsrail’in yanında. Afganistan’da Amerikan işgali devam ediyor. Hatta ABD, asker sayısını artırmayı planlıyor. Irak’ta da işgal aynen devam ediyor. Obama, Bush’un zaten aylar önce açıkladığı çekilme takvimine aynen uyuyor. İran’a ve Kuzey Kore’ye yönelik saldırgan ve tehditkar mesajlar devam ediyor. Üstelik Bush döneminin Ulusal Güvenlik Danışmanıyla aynen devam ediyor. Peki biz Türkler için? Obama’nın Türkiye’ye bakışı Bush’tan farklı mı? Türkiye’de Obama ile birlikte Türk-ABD ilişkilerinde bambaşka bir döneme girildiğinin propagandası yapılıyor. Evet doğru, yeni bir döneme giriliyor. Ama bu, Obama’nın politikalarının farkından kaynaklanmıyor. Obama’nın gelişiyle başlayan yeni dönem, aslında yeni bir Amerikancı propaganda dönemi. Türk milleti son 10 yılda, ABD’nin PKK’ya olan desteğini gördü. Irak ve Afanistan işgallerine tepki gösterdi. Hele hele Süleymaniye’de 11 askerimizin Amerikalılar tarafından başına çuval geçirilerek gözaltına alınması büyük tepki topladı. Obama’yla birlikte Türkiye’de %90’lara varan ABD düşmanlığının azaltılmak isteniyor. “Yeni” denilen aslında ABD’nin “yeni”den makyajlanıp Türk milletine kabul ettirilmesidir. Ulusalcı basında sürdürülen “Obama Atatürkçü çıkış yaptı” tezlerinin, Şeriatçı basının “Obama İslam’a düşman değilim dedi” manşetlerinin, milliyetçi geçinenlerin “Obama PKK’ya terörist dedi” değerlendirmelerinin nedeni bu. Bütün çevreler tabanlarındaki Amerikan karşıtı duyarlılıkların üstesinden gelmek istiyor. Herkes kendi tabanına aynı mesajı veriyor: “ABD düşmanımız değil, dostumuz.” Yurtta “Amerikan Barışı” Dünyada “Amerikan Barışı” Obama’nın ziyaretinde Tayyip ve Gül’le kapalı kapılar ardında neler konuştuğunu tabii ki bilemeyiz. Ancak gerek yok. Obama belli mesajları o kadar net bir şekilde verdi ki. Meclis’teki konuşması ve basına yansıyanlar bile yeterli. Türkiye’de herkes Obama’nın, Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” sözünü kullanmasından memnun kalmışa benziyor. Şüphesiz barış dünyada herkesin istediği bir şeydir. Ama herkes istediği barışı yaratmak için uğraşır. O yüzden tek başına bir “barış” çağrısı bir şey ifade etmiyor. Üstelik dünya tarihine baktığımız zaman emperyalistlerin istediği barışın mazlumlar için her zaman felaket olduğunu görürüz. Örneğin “Amerikan Barışı” (pax-Americana) diye bir kavram vardır. Sovyetler’in yıkılmasından sonra ortaya atılmıştır. ABD hegemonyasında bir dünya barışı anlamına gelmektedir. Yani ABD’nin emperyalist efendiliği altında bir “barış.” Yani, kimsenin bu efendiliğe başkaldırmadığı, ulusal kurtuluş savaşlarının yaşanmadığı, antiemperyalist direnişin olmadığı bir “barış.” Böyle “barış”ı ABD tabii ki ister. Şöyle düşünün. Obama Irak’ta barış istemez mi? Tabii ki ister. Sonuçta ABD Irak’ta Saddam’ı devirdi. Ama hâlâ savaşmak zorunda. Neden? Çünkü Irak’ta direnenler var. Irak’ta herkes Talabani, Barzani, Sistani, Maliki gibi işbirlikçi olsaydı, Amerikan askerleri çoktan terk etmişti orayı. Irak’a da “barış” gelmişti. Aynı şekilde Afganistan’da da işbirlikçi Karzai rejimine kimse karşı çıkmasa, Amerikan işgali kabullenilse, çoktan “barış” gelmez miydi? Peki bugün o “barış”ı kim tehdit ediyor? İran... Neden? ABD’yi dinlemeyip nükleer teknolojisini geliştirdiği için. Sırf bu yüzden ABD İran’a saldırmak “zorunda” kalacak. Halbuki İran kuzu kuzu ABD’yi dinlese... O zaman İran’da “barış” olmaz mıydı... Kendi tarihimizden de biliriz “Amerikan barışı”nın ne olduğunu. Sevr de sonuçta bir “barış” anlaşmasıydı. Taraflarından biri ABD idi. Biz Obama’nın istediği “Amerikan Barışı”nı çoktan çöpe atmışız zaten. Peki Atatürk’ün “barış”ı? Ne olduğu Lozan Anlaşmasında görülebilir. Türk’ün bağımsızlığını kazandığı bir barış... Atatürk’ün kastettiği “Yurtta Barış Dünyada Barış” bu işte. Peki Obama “Yurtta barış” derken neyi kastediyor? Türkiye’de “Amerikan barışı”nı! Yani, Türkiye’de her parti, her gazete Amerikancı olacak. Bakıyoruz, gerçekten de yurtta “Amerikan Barışı” çoktan sağlanmış. Şeriatçısından ulusalcısına, AKP’li liberalinden AKP muhalifi liberaline bütün gazeteler, CHP’sinden MHP’sine, DTP’sinden AKP’sine bütün partiler Obama gelince esas duruya geçti. Peki Amerikancı olmayanlar? Onlar zaten hapiste... Alın size Obama’nın istediği “Yurtta Barış.” Sen kim oluyorsun da bizim Meclisimizde bizi soykırımcılıkla suçluyorsun! Obama’nın Bush’un BOP haritasını da bir kenara ittiği söyleniyor. Bu da kocaman bir Amerikancı palavra. Her şeyden önce BOP haritasında ne vardı bir hatırlayalım: Büyük Ermenistan, Büyük Kürdistan. Bölünen ve küçülen Türkiye, Azerbaycan, İran ve Afganistan. Obama’nın Türkiye’de verdiği mesajlara baktığımızda BOP’tan hiç de vazgeçmediğini görüyoruz. 1. Obama Afganistan’da Türkiye’nin desteğinin devam etmesi gerektiğini söyledi. Yani Afganistan’da BOP haritası hâlâ geçerli. Hatta Obama Türkiye’den savaşacak asker bile istedi. Anlayacağınız Afganistan işgali artarak devam edecek. 2. Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’da işbirliğimizin devam etmesini istedi. Yani Türkiye, ABD’nin BOP coğrafyasında hegemonya sağlama mücadelesinde yanında yer alacak. Bush dönemindeki “BOP eşbaşkanlığımız” devam ediyor anlayacağınız. 3. İsrail ve Filistin’in birlikte var olduğu bir Ortadoğu istedi. Aynen BOP haritasındaki gibi. İsrail dimdik ayakta duracak Filistin’de işgal ettiği topraklar Ortadoğu tarafından kabullenilecek. 4. Ermenistan’la sınırlarımızı açmamız gerektiğini söyledi. Ambargoyu kaldırmamızı istiyor. Peki biz Ermenistan’a niye ambargo uyguluyoruz. Hatırlayan var mı? Ermenistan 1991’de Azerbaycan’a saldırdı, Karabağ’ı işgal etti. Bu, Azerbaycan’ın neredeyse dörtte biri demek. Türkiye de Ermenistan işgalini protesto edip ambargoya başladı. Ambargonun kalkması işgali kabullendiğimiz anlamına gelecektir. Alın size BOP’taki Büyük Ermenistan! Üstelik Obama bunu bir söylemden ibaret de bırakmıyor. Türkiye ve Ermenistan’ın dışişleri bakanlarıyla ortak bir toplantı da yaptı. O toplantıda ne kararlar alınmıştır acaba! 5. Soykırımı kabul ettiğini söyledi ve Ermenilerden özür dilememizi istedi. Başkan seçilmeden önce Obama şöyle demişti: “Ermeni soykırımı bir iddia, kişisel bir görüş ya da bakış açısı değil, tarihsel kanıtlarla desteklenen bir gerçektir. Amerika Ermeni soykırımı hakkında cesurca konuşabilen ve tüm soykırımlara güçlü tepki gösteren bir lideri hak ediyor. Ben işte o başkan olmak istiyorum.” Görüldüğü gibi Obama soykırımı çoktan kabul etmiş zaten. Üstelik Gül’ü ziyareti sırasında bu görüşlerinde ısrar edip etmediği sorulduğunda, aynen koruduğunu söyledi. Bununla da yetinmedi. Meclis’te de aynen şöyle dedi: “Ben bu parlamentoda 1915’in korkunç olayları konusunda güçlü fikirler olduğunu biliyorum. Benim fikirlerim hakkında da çok yorum olduğunu biliyorum. Ancak 1915 olayları bu Meclis’te tartışılmalıdır.” ve şöyle devam etti: “Tarih her zaman trajik gerçeklerle dolu. Her ülkenin geçmişi ile barışması gereklidir.” Yani resmen diyor ki Obama: “Ermenilere soykırım düzenlediğinizi düşünüyorum. Ama siz buna karşı çıkıyorsunuz. Olabilir. Bence bu konudaki düşüncelerinizi tekrar bir sorgulayın. Geçmişinizle yüzleşin.” Şu koca Meclis’te bir Allahın kulu da çıkıp şöyle diyemiyor: “Bizim Meclis’imizde bize soykırımcısınız diye nasıl fırça atarsın!” İşin daha da ilginci, kimi ülkelerde ve ABD’nin belli eyaletlerinde Ermenilere soykırım uygulanmadığını savunmak suç. Tartışılmaz bir gerçek haline getirmişler. Yani onlar artık olayları tartışmıyor. Ama bize “tartışın” diyor. Bu aynı zamanda Türkiye’deki Ermenicilere göz kırpmadır: “Siz işbirlikçiliğe, Türk düşmanlığına, Ermeni meselesinde Türkiye’yi sıkıştırmaya devam edin. Biz arkanızdayız.” Yalnız Ermenileri değil Kürtleri de sahiplendi 6. PKK konusunda değişen bir şey yok... Obama konuşmasında PKK’dan terör örgütü olarak bahsedince pek çok çevre sevindi. Ancak bu, ABD’nin yıllardır kullandığı bir jargon. Değişen bir şey yok. Esas tehlike, sözlerinin geri kalanında. Obama PKK’ya karşı mücadelede Türkiye’yle işbirliğine devam edeceklerini söyledi. Bu aslında bir gözdağı. “Bizimle işbirliği yapmadan PKK’ya müdahalede bulunmayın” demek. Bu anlayışın Türkiye’yi Kuzey Irak’ta ne hale soktuğu ortada. ABD yıllardır “Biz zaten sizin müttefikiniziz. PKK’yla mücadeleyi bize bırakın, Kuzey Irak’taki varlığına son vereceğiz,” dedi. Bugün Kandil Dağı adeta bir PKK şehri haline geldi. Ve Türk Ordusu bölgeye operasyon yapamıyor. Anlaşılan Obama döneminde bu durum değişmeyecek. Madem PKK’ya o kadar karşı, Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’a istediği kadar girip PKK kamplarına operasyon düzenlemesine izin versin. Obama, PKK’ya karşı mücadelede Türkiye’ye destek olacağını söylediği o Meclis’in çatısı altında DTP’li milletvekilleri de oturuyordu. Üstelik Obama DTP’li Ahmet Türk’le resmi bir görüşme de yaptı. Bu da herhalde “PKK’yı terör örgütü kabul ediyoruz, PKK’ya karşı mücadelenizi destekliyoruz” söylemlerinin ne kadar samimi olduğunun göstergesi. Ancak daha da vahimi, Obama’nın konuşmasını Komutanlar da izlemeye gelmişti. Bilindiği gibi Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere hiçbir komutanımız 22 Temmuz’dan beri Meclis oturumlarına katılmıyor. DTP’nin Meclis’te bulunmasını protesto ediyorlar. Ancak Obama’nın gelmesiyle birlikte bu boykotlarına ara vermek zorunda kaldılar. İşte PKK’yla mücadelede ABD’ye güvenmenin sonu: ABD sizi PKK ile aynı çatı altına sokuverir. ABD’ye tavır almadan PKK’ya karşı mücadele edilemeyeceği bu olayda da görülmüştür. 7. Kürtlere daha çok hak verilmesini istedi... Kürtçe TV gibi gelişmelerden övgüyle söz etti. Ve AKP iktidarının açılımlarının cesur bulduklarını, desteklediklerini belirtti. Obama’nın DTP lideriyle görüşmesi de önemli. Ahmet Türk’e “Kürt lider” diye hitap etti ve Türkiye’de Kürt sorununa barışçı bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi. Böylece DTP’nin Kürtlerin temsilcisi olduğunu vurgulamış oldu. Ve PKK’yla askeri mücadele yerine masaya oturarak “barış” içinde çözüme ulaşılmasını istedi. Yani “PKK’yı muhattap alın ve gerekirse af çıkarın.” Böylece Obama’nın “Yurtta Barış” derken kastettiği başka bir şey daha ortaya çıkıyor: PKK’yla barışın. Obama’nın laikliği: Ruhban Okuluna özgürlük 8. Obama Ruhban Okulu’nun açılmasını istedi. Obama’nın Ermenistan ve Kürdistan meselelerinde bu kadar keskin dayatmalarda bulunacağını tahmin ediyorduk. Hatta ziyaretinden bir gün önce yaptığımız basın açıklamasında Kürt ve Ermeni meselelerinde dayatmalar yapacağını, amacının Türkiye’yi bölmek olduğunu söylemiştik. Ama Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nu gündeme getirecek kadar gözünün döneceğini tahmin etmiyorduk. İnsan şaşırıyor. Binlerce kilometre öteden Türkiye’ye geliyorsun, Meclis’te topu topu 25 dakika konuşacaksın ve 100 tane papazın yetişeceği okulu gündeme getiriyorsun. Bu kadar mı önemli şu papaz okulu? Anlaşılan o kadar önemliymiş. Demek ki ABD başkanlarının kafasındaki o “haçlı” zihniyeti hiç değişmiyor. İstediği kadar “siyah” ve “Müslüman kökenli” olsun. Ancak Obama’nın ruhban okulunun açılmasını istemesi yalnızca Hıristiyanlıktan kaynaklanmıyor. Obama konuşmasında “azınlıklara daha çok hak tanıyın” cümlesini de kullandı. Zaten Meclis’e Alevi derneklerinden temsilciler de çağırmış. Kısacası ABD Türk devletinin üniter yapısını ve Türk milletinin birliğini azınlıklarla parçalama planını devam ettiriyor. Anlaşılan Obama yalnızca “Haçlı” zihniyetini değil “Sevr” zihniyetini de hâlâ taşıyor. 9. Kıbrıs’ta KKTC’den vazgeçmemizi istedi. Kıbrıs’ta iki devletli yapının sona ermesi gerektiğini söyleyen Obama, iki taraflı, iki toplumlu bir federasyon gerektiğini söyledi. Yani, KKTC’nin ortadan kaldırılmasını istedi. Bunu söylediği kürsüde yıllar önce tam 7 kez KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş da konuşmuştu. Nereden nereye... Obama’yı dünyada ilk protesto eden biz Türkler olduk Şimdi tüm bu yazdıklarımızı alt alta sıralayın. Önünüze de BOP haritasını koyun. Ne dersiniz? Obama vazgeçmiş mi gerçekten? Vazgeçmiş olsa Türkiye’de işi ne? Vazgeçmiş olsa bizden sonra Irak’a niye gitsin? BOP haritasında çizilen yeni sınırların tümünde ısrarlı Obama. Hatta daha da ötesine gidiyor ve “geçmişinizle yüzleşin” diyerek, Doğu Anadolu’nun da “soykırım tazminatı” olarak Ermenistan’a devredilmesin sürecini başlatıyor. Tabii, basının ve siyasi partilerin estirdiği tüm işimser havaya karşın, Türk milleti Obama’nın bu açıklamalarına, tehditlerine ve dayatmalarına tepki gösterdi. Obama, daha önce gittiği her ülkede sevgi gösterileriyle karşılanmıştı. Hatta Avrupa’da onbinlerce kişinin katıldığı mitinglerde konuştu. Ama Türkiye’ye geldiği anda protestolarla karşılandı. TÜRKSOLU olarak biz de protesto ettik Obama’yı. Ve gösterimizi izleyen yabancı ajans muhabirleri çok şaşkındı. “Obama tüm dünyada çok seviliyor. Türkler niye sevmiyor?” diye sordular. Batılılar aynı şaşkınlığı Türkiye’de Amerikan düşmanlığı %90’lara ulaşınca da yaşamıştı. Emin olun İzmir’de denize döküldüklerinde de hissetmişlerdir. Çanakkale’den geçemeyince de... Avrupa meydanlarda sevgi gösterisinde bulundu Obama’ya. Çünkü, emperyalizmi tekrar dimdik ayağa kaldıracağını umut ediyor. Türkiye’de ise Obama meydanlara çıkamadı. Çünkü oralarda protesto ediliyordu. Yalnızca Meclis’te bir avuç siyaset bezirganı sarıldı Obama’ya... İşte bu da Türkiye’nin gerçeği... Milletimiz Amerikan düşmanıdır. Yönetenler ise en has Amerikancı... Bu gerçeği ters yüz etmek boynumuzun borcu. Obama meydanlara çıkamadı. Meclis’ine de giremeyeceği bir Türkiye yaratmalıyız. |