13.04.2009/Sayı:232
TÜRKSOLU Anasayfa
Kapak
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Başyazı

Gökçe Fırat

CHP İstanbul’da da
Anadolu’da da başarısız!

CHP İstanbul'da da Anadolu'da da başarısız!Amerika’nın istediği açılımlar

Büyük medyaya bakılırsa CHP seçimlerden büyük bir başarıyla çıkmış durumda, hele hele İstanbul’da mucize yaratmış. Bu başarının arkasında ise müthiş ikili Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin bulunuyormuş.

Seçim öncesi başlayan seçimlerden sonra da hiç hız kesmeden devam eden bu propaganda, CHP içinde hazırlanmakta olan bir darbe tezgahının ürünü.

2007 seçimlerinde AKP’nin büyük çıkışı öncesinde CHP biraz da olsa ulusal söylemler geliştiriyordu. Ancak seçimlerden hemen önce Amerikan Başkonsolosu CHP ve MHP liderleriyle görüşmüş, bu görüşmeden sonra ise her iki parti de ulusalcı söylemlerini bırakmışlardı.

Yine de o dönem için CHP hiç olmazsa laiklik vurgusu yapıyor, Kürt bölücülüğüne karşı çıkıyordu. Ve elbette bu cılız tepki bile büyük basından destek bulmuyordu. Kürtçülüğe ve Şeriatçılığa cılız bile olsa tepki gösterecek, direnecek bir CHP desteklenemezdi.

Nitekim o CHP, 2007 seçimlerine AKP’ye karşı neredeyse tek alternatif olarak girmesine rağmen, o seçimlerde destek bulamadı.

Amerikan konsolosunun seçimlerden önceki müdahalesiyle başlayan süreçte CHP hızla çizgi değiştirmeye başladı. Büyük medyada köşe tutanlar laiklik ve milliyetçilik eksenli muhalefetin AKP’yi yıkmadığını, aksine AKP’nin bu nedenle bu kadar yükseldiğini fısıldamaya başladılar CHP’nin kulağına.

Bu fısıltılar bir süre sonra CHP’nin açılım politikasıyla sonuçlandı. Böylece 6 ay önce türbanı Anayasa Mahkemesine götüren CHP çarşafı kadının şerefi olarak göstermeye başladı. Ve aynı zamanda etnik kimliği de şeref olarak programa aldılar.

CHP’de Kürtçü darbe tezgahı

Tam da o dönemde CHP içinde önemli bazı örgütsel değişiklikler oldu. CHP İstanbul örgütü tümüyle feshedildi, örgüt tepeden tırnağa değiştirildi. CHP vitrinine ise Önder Sav’ın yerine Kılıçdaroğlu çıkarıldı.

Bu ikilinin oralara özellikle getirildiği ise ancak şimdi anlaşılıyor. Büyük medya önce Kılıçdaroğlu’ndan bir kahraman yaratmaya girişti daha sonra da onu CHP’nin İstanbul adayı yaptı.

Tüm bu süreç içinde Deniz Baykal büyük medyanın CHP’ye olan büyük desteğini sevinerek karşıladı. Türkiye’de hiçbir seçimde görülmeyen bir destek Kılıçdaroğlu’na verildi. O kadar ki neredeyse tüm gazete ve televizyonlar açıkça halka Kılıçdaroğlu’na oy verme çağrısı yaptılar.

Ancak seçimin hemen ertesinde bu desteğin amacı daha net ortaya çıkmaya başladı. CHP’ye destek veren medya bu defa Baykal’ın yerine Kılıçdaroğlu’nun geçmesi için kampanya başlattı.

Seçimlerde CHP’nin büyük başarı kazandığı propagandasına dayanan bu kampanya kısa vadede Baykal’ın koltuğunu sarsmayabilir. Ama artık Baykal’a karşı yeni bir darbe tezgahlandığı ortadadır.

Deniz Baykal hatırlarsa İnönü’ye karşı Ecevit de aynı şekilde öne sürülmüş ve İnönü hiç beklemediği bir kurultay yenilgisi almıştı. Baykal o dönemde Ecevit ekibinde olduğu için o darbeyi gayet iyi hatırlayacaktır.

Şimdi aynı tezgah işlemektedir. Ecevit’in nasıl da gizli bir Fethullahçı olduğu, halkçı denilen liderin nasıl da özelleştirmeci olduğu, hele hele Clinton’un karşısında nasıl iki büklüm olduğu, Amerikanın kucağına nasıl oturduğu çok çok sonra çıkacaktı ortaya, ama o dönemlerde Türkiye dağa taşa Karaoğlan yazıyordu.

Baykal’a değil Atatürkçü tabana darbe

Bu defa estirilen Kılıçdaroğlu fırtınası da benzer bir dinamik izliyor. Ama bu defa hiçbir şey gizli değil. Kılıçdaroğlu ve ekibi açıkça dincilerle kol kola, açıkça laikliğe karşı, açıkça Kürtçü.

Bir yanda İstanbul’da CHP’yi bir Kürtçü aşiret yapısına dönüştüren Gürsel Tekin, diğer tarafta PKK ile açıkça işbirliği yapan bir Murat Karayalçın.

Ama bu darbe Baykal’a yapılıyor sanmayın. Asıl darbe CHP tabanına yapılıyor. Bugüne kadar laiklikten taviz vermeyen, Atatürk milliyetçiliğine bağlı CHP’li yığınlar bu şekilde Kürtçülüğe ve dinciliğe alıştırılıyor. Bu süreç üç beş yıl sonra artık CHP tabanının da Kürtçü ve İslamcı olmasıyla sonuçlanacaktır.

CHP tabanına virüs verilmiştir. Bu virüs hızlı ilerlemez ama yavaş yavaş tüm tabana yayılacaktır. Bir süre sonra Amerika’nın ve büyük medyanın ve elbette Fethullahçıların istediği CHP ortaya çıkacaktır.

Bu, Amerika’nın Kuvayı Milliye’yi, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini, Kurtuluş Savaşı ordusunu, Büyük Millet Meclisi’ni yok etme yolundaki son adımıdır.

Bugüne kadar tüm sağı teslim alan, Kürtçüleri avucunda tutan Amerika artık CHP’de de tüm dizginleri ele alacaktır.

Sevr haritasına karşı çıkmayacak, Sevr’de Kürdistan olarak gösterilen Güneydoğu’ya “bölge” diyecek, oraya özerklik isteyecek, hatta kendi kaderini tayin hakkına saygı duyacak, azınlıkların dinsel haklarını teslim edecek ama aynı zamanda tüm cemaat ve tarikatlara da aynı serbestiyi tanıyacak, ülkeyi Anzavurların avcuna bırakacak bir CHP yönetimi yoldadır ve CHP tabanı da bu duruma razı olacaktır.

Kısacası Türkiye’nin Atatürkçü damarı kesilmektedir ve CHP’nin artık bunu hissedecek bir durumu da yoktur.

Bu seçimler bir taraftan Amerika’nın CHP içinde bir Kürtçü darbe tezgahını ortaya çıkarırken diğer taraftan da gerçek Atatürkçülerin CHP’den ayrı, Kuvayı Milliye geleneğine uygun yeni bir parti kurmasını kaçınılmaz kılmaktadır. CHP’nin Kürtçülerin eline geçtiği bir ortamda Atatürkçüler kendi partilerini kuracaklardır.

Seçim sonrası analizlerde ilk tespit edilmesi gereken CHP dahil tüm partilerin Amerikancı, Kürtçü ve dinci olduğudur. Dolayısıyla siyaseten doğru yerde bulunmak isteyenlerin CHP’de kalma gibi bir imkânları artık yoktur. CHP’de kalanlar orada Atatürkçü olarak değil, Kürtçü, Amerikancı ve Fethullahçı olarak kalacaklarını bilmeliler.

İkinci tespit ise siyaseten yanlış yola sürüklenen CHP’nin bu seçimlerde tam anlamıyla başarısız olduğu gerçeğidir. Seçim sonuçları ortadadır, hiçbir CHP’li demogogun ters yüz edemeyeceği kadar da nettir.

Genel Türkiye tablosu

Türkiye’nin genel tablosuna baktığımızda CHP oylarını artırmış gözükmektedir. Ancak bu artış tek başına hiçbir anlam ifade etmemektedir, bu artışı diğer değişkenlerle birlikte ele almak gerekmektedir.

Mesela hemen şuna bakalım. Bu seçimlerde AKP %8 oy kaybetmiştir. Bu önemli bir kayıptır.

Peki bu oyların ne kadarını CHP almıştır?

CHP ana muhalefet değil

Muhalefet içinde oylarını en az büyüten parti CHP’dir. CHP oylarını ancak %10 oranında arttırmıştır, buna karşın MHP %13.5, DTP %54 ve Saadet Partisi %126 artırmıştır. Bu rakamlar her partinin ne kadar büyüdüğünü gösteren net göstergedir.

Bu göstergeye göre CHP en az gelişen muhalefet partisidir. Üstelik ana muhalefettir CHP. Ama bu rakam da göstermektedir ki AKP’den kaçan seçmen CHP’ye değil diğer muhalif partilere yönelmektedir.

İkinci bir gösterge ise belediye başkanlıklarındaki artıştır. Burada da CHP çuvallamaktadır. CHP belediye sayısını sadece %33 arttırmıştır, buna karşın MHP %83, Sadate Partisi %77, DTP ise %61 arttırmıştır. Demek ki belediye sayıları da CHP’nin ana muhalefet olmaktan çıktığını göstermektedir.

CHP AKP’den oy alamadı

Üçüncü ve en net gösterge ise alınan toplam oylardır.

2007 seçimlerinde CHP 7.3 milyon oy almıştı. Seçmen sayısının bu seçimlerde 35 milyon kişiden 40 milyon kişiye çıktığını dikkate alır ve tüm partilere bunları 2007’deki oyları kadar dağıtırsak CHP’nin bu seçimde alması gereken oy ortaya çıkar ki bu da 8.5 milyon oydur. CHP ise bu oyun üzerine çıkmış ve 9.2 milyon oy almıştır.

Fakat bu 700 bin oyluk artış AKP’den CHP’ye yönelen bir oy değildir. 2007 seçimlerine katılan ama bu seçimlere katılmayan Genç Parti’nin tam 1 milyon 65 bin oyu vardı. CHP bu oyların bile tümünü alamamıştır!

Kısacası CHP bu seçimlerde aslında AKP’den oy çalan ve güçlenen bir muhalefet partisi olmamıştır, seçime katılmayan muhaliflerin oylarını almıştır.

Çarşaf CHP’ye oy getirmedi

Zaten AKP’nin kaybettiği oyların tümünün nereye gittiği çok açıktır. AKP, Saadet Partisi’ne 1.1 milyon, DTP’ye ise 750 bin oy kaptırmıştır.

MHP’nin AKP’den çaldığı oy da son derece azdır.

Ama gözüken bir şey varsa o da CHP’nin tüm çarşaf açılımına karşın AKP’ye oy veren kitleden hiçbir oy alamadığıdır.

Bu durumu sınamak için seçim sonuçlarına daha ayrıntılı bir mercek tutalım.

CHP İstanbul'da da Anadolu'da da başarısız!

Sultanbeyli örneği: Binde bir artış!

Tablo 2:

Birinci örnek Sultanbeyli örneği.

CHP burada şeritaçıların çok güçlü olduğunu bildiği için emekli bir imamı aday gösterdi. Bu aday da çarşaflı törenler düzenledi.

Peki sonuç?

Sultanbeyli’de CHP sadece %7.6 oy almış. Bu oran 2007 seçimlerinde %7.5’miş. Demek ki çarşaf açılımı ve imam aday CHP’nin oylarını binde bir arttırmış!

Üstelik bu ilçemizde MHP’li seçmen de oylarını CHP’ye vermiş, nitekim MHP’nin oyu da %6’dan %4’e düşmüş.

Ve dahası burada AKP çok ciddi bir oy kaybına uğramış, oyları %67’den %50’ye düşmüş. Ama bu oylar da Saadet Partisi ve DTP’ye gitmiş.

Sultanbeyli gibi Kürtlerin ve tarikatların güçlü olduğu bir ilçemizde Şeriatçı ve Kürtçü partiler oy artırırken burada CHP ve MHP silinmektedir. CHP ve MHP oylarının toplamı burada %13.5’ten %12’ye gerilemiş.

Demek ki Kürt-İslam coğrafyasında CHP ve MHP’nin Kürtçülük ve İslamcılıkla oy alabilme imkânı yokmuş.

Güngören örneği: Çarşaflılardan oy yok

Tablo 3:

İkinci bir örnek ise Güngören.

Güngören de AKP’nin çok güçlü olduğu bir ilçemiz. AKP burada oylarını hemen hemen korumuş diyebiliriz. 2007’de %51 olan oy oranı bu seçimde %49’da kalmış.

CHP’ninse oy oranı %22’den %30’a çıkmış. Bu %8’lik artış CHP’nin varoşlarda, türbanlı ve Kürt kesimlerden oy aldığı şeklinde yorumlanabilir elbette. Ama sonuçları sandık sandık incelediğimizde gerçek bambaşka bir şekilde çıkar.

İlk bakışta Güngören’de MHP oylarının %4.5 azaldığı, %3.5’lik bir Genç Parti oyunun da CHP’ye gittiği gözükmektedir.

Ama biraz daha detaylı bakınca Güngören’de birinci bölgede iyi oy alan CHP’nin ikinci bölgede zayıfladığını görürüz.

Cesaretiniz var ve bu sandıkların nerede olduğunu incelerseniz 1. Bölgede CHP’nin oy aldığı sandıkların, Merter, Tozkoparan ve Haznedar’da olduğunu, bu semtlerde alınan oyların da tümüyle MHP ve Genç Parti oyları olduğunu hemen görürsünüz.

Ama Güngören’in merkezine doğru ilerledikçe, yani tarikatların egemen olduğu bölgeye girdikçe, CHP’nin oylarının birden düştüğünü görürsünüz.

Demek ki Güngören’de de ders aynıdır: Kürtlerin ve tarikatların olduğu mahallelerde CHP’ye oy çıkmamaktadır.

Sultangazi’de DTP ile ittifak mı var?

Tablo 4:

Üçüncü örnek ise yeni ilçelerimizden Sultangazi’den.

Sultangazi eski Gaziosmanpaşa’nın bir bölümünü içine alan bir ilçemiz. CHP burada da çarşıflı toplantılar yapmış ve türbanlılardan oy alacak bir strateji belirlemişti. Çünkü onlara göre bölge zaten neredeyse tümüyle türbanlıydı.

CHP bu ilçede tüm çabasına rağmen %25’te kaldı ki bu Güngören’den bile geri bir sonuç. Tüm İstanbul ortalamasının da epey altında bir oran.

Ama yine sandık dağılımına baktığımızda CHP’nin aldığı toplam 57 bin oyun 10 bininin Gazi Mahallesinden çıktığını görürüz. Gazi Mahallesi özellikle Kürtlerin ve PKK’nın etkin olduğu bir semtimiz. Genellikle de Alevi ve Tuncelililer oturuyor. Anlaşılan bu semtteki Alevi PKK’lılar Kılıçdaroğlu’na oy vermiş.

Eğer içinize bir kurt düşer ve Gazi Mahallesi’ndeki sandıkları tek tek incelemek isterseniz ysk.gov.tr’ye girin. Burada göreceksiniz ki tüm Sultangazi’de iyi oy alan DTP bir tek Gazi Mahallesi’nde yüksek oy alamamış. Normalde Tunceli’de aldığı kadar oyu burada da alması gereken DTP neden oy alamamış derseniz, onu CHP’nin Kürt İl Başkanı Gürsel Tekin’e sorabilirsiniz: Gazi Mahallesi’nde PKK ile bir anlaşma yapılmış mıdır?

Beşiktaş ve Bakırköy rekorları!

Tablo 5:

Dördüncü örneğimiz ise CHP’nin kazandığı belediyelerden bir örnek.

Mesela Beşiktaş’ta CHP %60 oy almış ve bu bir rekor deniyor. Ancak 2007 seçimlerinde de Beşiktaş’ta CHP’nin oyu zaten %54’müş.

Genç Parti’nin %3 oyunu ve MHP’nin %6’lık gerileyen oyunu ekleseniz CHP’nin en az %63 olması gerekirmiş ama olamamış.

Kaldı ki Beşiktaş’ta AKP oyları %3 artış göstermiş!

Yine rekor kırılan Bakırköy’e bakalım.

Bakırköy’de 2007 seçimlerinde CHP %50 oy almış ve şimdi bu oy %56’ya yükselmiş. CHP’nin oyları sadece %6 artmış ama aynı zamanda MHP %10 oy kaybetmiş ve %5’lik Genç Parti seçime katılmamış.

Kaldı ki Bakırköy’de de AKP kendi oylarını %2 artırmış.

Maltepe ve Kartal nasıl alındı?

Maltepe’de CHP belediyeyi AKP’den almış. Ama zaten 2007 seçimlerinde bile AKP ve CHP oyları başabaşmış. Biri %38 diğeri %37 oy almış.

Maltepe’de 2007’de %10 oy alan MHP bu seçime hiç katılmamış. Aynı şekilde Genç Parti de seçime katılmamış. Bu şekilde CHP’nin oyu da %37’den %50’ye yükselmiş.

Kartal’da CHP oylarını %28’den %41’e yükseltmiş. Ama yine bu oyların %6’sı MHP ve Genç Parti’den alınmış.

Kartal’da ve Maltepe’de DTP oyları gerilemiş. CHP’nin oyları İstanbul genelinde DTP oylarından oldukça bağımsız. Ancak gerek Gazi Mahellesi’nde gerekse Kartal ve Maltepe’de Alevi DTP’lilerin CHP’ye oy verdiği görülüyor.

Bu da Gürsel Tekin’in CHP’ye getirisi olsa gerek!

Sonuç: İstanbul’da CHP başarısız

Sonuç olarak CHP’liler rakamları ellerine alsınlar ve baştan okusunlar.

Çarşaf demişler ama çarşaflı bölgelerden oy alamamışlar!

Yine ancak klasik Alevi kesimden oy alabilmişler.

Tüm İstanbul’da MHP oyları tümüyle CHP’ye akmış.

Genç Parti seçime katılmamış.

Tüm bu desteğe rağmen CHP, AKP’nin hanesinden hiç oy alamamış.

Arkana tüm basını alacaksın, tüm muhalefet seni destekleyecek ve sen hâlâ AKP’yi yıkmak değil zayıflatamıyacaksın bile.

İşte Gürsel Tekin ve Kılıçdaroğlu’nun büyük başarısı bu!

Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: