Venezüela’da Sömürgeciliğin sonu ve Kolomb’un düşüşü


Ülkesinin adını “Libertador” Simon Bolivar’dan dolayı “Bolivarcı Venezüella Cumhuriyeti” olarak değiştiren ve sosyalizmin inşası sürecini, Latin Amerika’nın sömürgeleştirilme sürecinden
bağımsız görmeyen Chavez, başkent Caracas’taki Kolomb heykelini de indirdi. Chavez, kaldırılan heykelin yerine bir kızılderili heykeli koyulması gerektiğini belirtti.
|
“12 Ekim 1492
Sonunda güneş doğdu! Artık kara önlerindeydi. Kırmızı mercan kayalıklarıyla çevrili alçak bir toprak: Bahama takımadalarından olan Guanahani Adası, ya da Kolomb’un verdiği adla San Salvador. Filotilla yavaş yavaş adanın çevresini dolaştı ve sonra adanın batısındaki Fernandez Körfezi’ne demirledi. Burada, Kastilya bayrağını çektikten sonra Kolomb, Santa Maria’nın sandalına binerek kıyıya doğru yöneldi, diz çökerek toprağı öptükten sonra da adaya, İspanya Kralları adına sahip oldu. İşte bu yeni, büyük sömürge imparatorluğunun mütevazi başangıcıydı.
Amiral ve Kral Naibi diye hitap ederek, boyun eğeceklerine ant içerek ve göstermiş oldukları güvensizliğin bağışlanmasını dileyerek, herkes Kolomb’un çevresinde toplandı. Aynı zamanda, tatlı yüzlü yerliler de merakla onları çevrelediler. Bu acaba zafer miydi?”
(Sömürgecilik Tarihi, Raimondo Luraghi)
Tüm dünyada büyük kaşif olarak anılan Kristof Kolomb’un hikayesi işte böyle başlamıştı. Batılının Yeni dünyayı keşfinin yanı sıra, yeni dünyanın sakinleri tarafından da bu Cenevizli Batılının da ruhunun derinlikleri keşfediliyordu: Katliam!
Henüz bu bir zafer değildi. Toprak bulunmuştu ama ortalarda altın yoktu. “Aç domuzlar gibi saldıracakları” altın için Santa Maria tekrar yelken bastı. Adalar arasında üç ay altın hayaliye dolaştı Avrupa’dan kopup gelen serseri ve profesyonel yağmacı birliği. Santa Maria bile yarı yolda kaldı, ancak Kolomb ilk altının parıltısını görene kadar devam etti...
1493’te İspanyaya döndüğünde Kolomb, hükümdara altın ve yanında getirdiği Kızılderilileri sunuyor ve ikinci sefer için izin istiyordu.
Yanında getirdiği Kızılderililerle Batılı beyaz adamın temsilcisi Kolomb’un çok büyük farklılıkları vardı. Kolomb onlar için şöyle demişti:
“O kadar dürüst ve ellerinde bulunan her şey konusunda o kadar cömert görünüyorlardı ki, onları görmeden inanmak mümkün değildir. Hiç geri çevirmeyecekleri için, kendilerine ait her şeyi istemek mümkündü. İsteyene istediğini hemen verirler ve bunu o kadar büyük bir zevkle yaparlar ki, aynı zamanda kalplerini de birlikte verdiklerini sanırsınız.”
O kadarıyla yetinmeyecek olan Kolomb, gelecekteki yeni seferleri için bir küçük bir kale ve garnizonu Hispaniola’da bırakmıştır bile.
1494’teki ikinci sefer “kan ve altın” rengindeydi. Gemiler altın ve gümüşle dolup taşarken, yerli nüfus gitgide eriyordu. Daha sonraları yerli katliamı durdurulduysa da bu Batı hümanizminin ortaya çıkışından değil, sömürgeci sistemin devamlılığı için gereken köle sayısını daha fazla azaltmamak içindi.
1492’den sonra, Kolomb’un açtığı yolda yürüyenler bugünkü sömürgeci Batılının dedeleri oldu. Amerigo Vespucci, Amazon nehrinin denize döküldüğü bölgeyi, Portekizli Cabral Brezilya’yı, İngiliz Sebastian Cabot Labrador kıyılarını, İspanyol Escalante de Venezüella ve Meksika’yı istila etti.
Ölümünden sonra Kolomb’un külleri ilk büyük seferini (katliamını) yaptığı kıyılara saçıldı. Başta ülkesi İspanya olmakla birlikte, kan döktüğü birçok sömürge ülkesinin kıyılarında yükselen dev anıtlarda ve ders kitaplarındaki coğrafi keşifler bölümlerinin en tepesinde “büyük kaşif” olarak dayatılmaya devam etti.
Ta ki, Kolomb’un gerçek kimliğini ortaya koyan Chavez çıkana kadar.
Chavez, Venezüella’da adım adım sosyalizmi inşa ederken, beş yüz yıl önceki ülkenin ve hatta tüm Latin Amerika kıtasının sömürgeleştirilme sürecini ortaya koyuyor.
Ülkesinin adını “Libertador” Simon Bolivar’dan dolayı “Bolivarcı Venezüella Cumhuriyeti” olarak değiştiren ve sosyalizmin inşası sürecini, Latin Amerika’nın sömürgeleştirilme sürecinden bağımsız görmeyen Chavez, başkent Caracas’taki Kolomb heykelini de indirdi.
Chavez, Batının dayattığının tersine Kolomb’u “Avrupalıların sömürgeci soykırımının öncüsü” olarak tanımlayarak, kaldırılan heykelin yerine bir kızılderili heykeli koyulması gerektiğini belirtti.
2004 yılında da Chavez yanlıları bir Kolomb heykelini indirip parçalamışlardı. Böylece Kolomb’la başlayan sömürgeliştirme süreci, Chavez’in bu anlamlı hareketiyle Venezüella’da son bulmuş oldu.
Chavez, devrime devam diyor!
|