Yekta Güngör Özden |
|
|
Yeterli demokrasi bilgisi olmayan Başbakan, Filistin’deki terörden yana görülmüş, Irak ve Afganistan tutumuyla çelişen, PKK konusundaki çabalara ters düşen bir Hamas savunuculuğu ve yandaşlığı damgasını yemiştir. Yerel seçimler nedeniyle yaptığı konuşmalar, “Yola devam” sloganında gizlediği amaçları, kimi adaylarıyla ilgili söylentiler, seçim listelerine ilişkin yakınmalar şimdiden kuşkulu bir seçim olasılığında birleşmektedir. Yüksek doğalgaz zammı, küçük indirimle yetersiz bulunurken elektrik ücretinde yapılacağı söylenen indirime şimdiden dudak bükülmektedir. Beyaz eşya dağıtımına kadar uzanan sözde yardımlarla oy toplama çabası, kömür dağıtımıyla artan eleştirileri doruğa taşımıştır. Seçimler bu saçmalıklarla seçim olmaktan çıkma, bir tür varlık yarışması, güç denemesi biçimine dönüşmektedir.
Ergenekon adı verilen Ümraniye Olayları Soruşturması yargıya yönelik eleştirilere neden gösterilmekle üzücüdür. Kovuşturma evrelerinde gerçeğin saptanarak, adaletin gerçekleşeceği umudunu boşa çıkaracak durumlardan kaçınılması beklenmektedir. Sanıklardan birinin uydurup yazdığını öbürünün belge sayarak suçlamalarına dayanak gösterdiği düzmece kanıtların bulunduğu da yazılmaktadır. Geciken iddianame, sonu gelmeyen soruşturma, yargının doğasına aykırıdır. Yargıya zarar verecek her tür işlem ve eylemden kaçınmak başta görevlilere düşen bir meslek borcudur. Yurttaşların adalet konusunda görevlilere yardımı uygarlığın gereklerinden biridir. Özellikle suçluların saptanması toplumsal aydınlık için zorunlu bir olgudur. Adalet ve Demokrasi Haftası’ndan Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Necip Haplemitoğlu ve öbür yitirilenler için özlenen yargısal sonuç gözetildiğinde herkesin sorumluluğu daha iyi anlaşılmaktadır.
İktidar tarım destekleme ödemelerine başlamıştır. Seçim öncesi çabalar içtenlik konusunda duraksamalar yaratmaktadır. Medyanın büyük kesiminin ekonomik güçlüklerle boğuşan halkımızın sorunlarını bırakıp oyalayıcı izlenceler düzenlemesi düşündürücüdür. Davos’taki skandalı içlerine sindirenler, İsrail’le ilişkileri yumuşatma çabalarının ayırdına varmayanlar, ulusal onurun bilincinde olmayanlar dalkavukluğa, yalakalığa, şakşakçılığa soyunurken ayrılıkçı ve bölücülerle ırkçı ve dinci yıkıcılar boş durmuyorlar. Seçim nedeniyle kalkışmalar, ayaklanma denemeleri, kolluk güçlerine saldırılar sürüyor. Yapıcı, önleyici, etkin ve gerçekçi hiçbir önlem yok. Ülkesini ve ulusunu düşünen az, partisini ve kendini düşünen çok. Öz’enli olmayan öz’lü, öz’lü olmayan da öz’lü olamaz.
İktidarın ve anamuhalefet partisinin seçimlere ilişkin tutumları başta olmak üzere genel gidişlerinin tepki çeken yönleri giderek artmaktadır. Partililerin yönetimler üzerinde etkinlikleri olmadığından, Genel Başkan ağırlığı dikta türünde aşılmaz duruma geldiğinden üyelerin eleştiri ve önerilerine kimse aldırmıyor. Kur’an Kursu açılımı ne ölçüde yanlış ve sakıncalı ise beyaz eşya dağıtımı da o ölçüde demokrasi ahlâkını bozacak bir başıbozukluktur. Ne var ki partilere yandaş medya kendileri için yakın ve uygun olanların eleştirisinden kaçınıyor. Türkiye’de oy ve iktidar için yapılmayacak şeyin kalmadığı gözleniyor. Hukukun, adaletin, dürüstlüğün, doğruluğun, gerçekçiliğin, saydamlığın, yansızlığın, bilimselliğin, soyluluğun, onurluluğun, çalışkanlığın, bilginin anlam taşımadığı kanısının uyanması ve yaygınlaşması ulusal yaşam için en tehlikeli belirtilerdir.
Giderek artan işsizlik, hastalıklar, yoksulluklar, haksızlıklar, kapanan iş yerleri, insanı insanlığından utandıracak suçlar, siyasal olaylar, tüm aykırılıklar ve bozulmalar göz ardı edilip seçim, oy, iktidar için tüm değerlere saldırılmaktadır. Önemli iç ve dış sorunlar sahipsizdir. Ulusal yapı, toplumsal barış, eğitim-öğretim sorunları bir yana atılmıştır. Şimdi de Uluslararası İslâm Üniversitesi düşünülmekte, kurulmasına çalışılmaktadır. Dinsel açılım yavaş yavaş, dolaylı yöntemlerle temel alınmaktadır. Bir yanda dincilerle kürtçüler, bir yanda karşı görünüp bunlarla bir olan yalancı, sahteci, onursuz, kişiliksiz, birbirinin yalanını belge sayan ahlâksızlar. Yazık oluyor Türkiye’mize.
Kitap
İzmir Barosu’nun önceki Başkanlarından Avukat Güney Dinç’in Yapı Kredi Yayınları arasında çıkan “Mehmet Nail Bey’in Derlediği Kartpostallarla Balkan Savaşı (1912-1913)” adlı yapıtını tarihimizin görsel belgesi olarak kutlanması gereken bir çalışma niteliğiyle okurlarımıza öneriyoruz.
Atatürk konusunda araştırmaları, yararlı çalışmaları yapıtları bulunan S. Eriş Ülger’in “Zaferin Gölgesinde Lâtife Hanım, Bilinmeyen Sırları” adlı yeni kitabı Truva yayınları arasında çıktı. Atatürk karşıtlarının yalan-yanlış yaklaşımlarının geçersizliğini ortaya koyan, gerçekleri dürüstlükle açıklayan bu yeni yapıtı okurlarımıza salık veriyoruz.
Önceki Valilerden ve milletvekillerinden Mahmut Yılbaş’ın “Sen” adlı yapıtı Müdafaa-i Hukuk Yayınları içinde yerini aldı. yurttaşlara özene, duyarlığa, ilgiye çağıran yazıları içeren, umudun ve güvencenin kaynağını kişinin kendisi gösteren kitabı da salık veriyoruz.