Arama: 
27.01.2003/Sayı:22
Anasayfa

abonelik
 
Atatürk Deniz Che
Özge Kirman  Özge Kirman

ADD Genişletilmiş Örgüt ToplantısıADD Genişletilmiş Örgüt Toplantısı 18-19 Ocak 2003’te Ankara’da 100’ü aşkın şubenin temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantı sonucunda ABD’nin Irak’a saldırısını ve AB’nin Kıbrıs’taki dayatmalarını protesto edecek mitingler düzenlenmesine karar verildi.

Çare, Kuvayı Milliye
ruhunda birleşmek

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) Genişletilmiş Örgüt Toplantısı, 18-19 Ocak 2003 günlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Programda ilk gün Anıtkabir ziyareti yer alıyordu. İki gün süren toplantıda Kıbrıs ve ABD’nin Irak’a saldırısı tartışıldı. AB’ye uyum yasaları çerçevesinde paylaşılmak istenen Türk topraklarının savunulmasında Atatürkçülerden beklenenlerin neler olması gerektiğinin altı çizildi. Kapalı ortamlarda konuşmalar yaparak, Atatürk’ü tartışarak bir yere varılamayacağının belirtildiği toplantıda derneğin daha aktif olarak neler yapabileceği konusunda katılımcılardan somut öneriler getirmeleri istendi.

Toplantıya ADD’nin 100’ü aşkın şubesinin başkanı ve yönetim kurulu üyesi katıldı. Kurucu üyeler, eski genel başkanlar, Genel Yönetim Kurulu üyeleri ve konuklarla toplantıda 200’ü aşkın katılımcı vardı. Yurdun dört bir tarafından gelen ADD temsilcileriyle dolan toplantı salonu, ulusal bütünlüğün sağlanması konusunda milliyetçi tavırlar sergileyen konuşmalarla büyük coşkuya sahne oldu. Özellikle Kıbrıs konusunda Annan Planı’nın karşısında Denktaş’ı destekleyen konuşmalar uzun süre alkış aldı ve toplantının heyecan ve coşkusunu arttırdı.

Atatürkçülerin yapması gerekenler arasında öncelikli olarak Atatürk’ün 1919’da yaptığı gibi yeniden bir Kuvayı Milliye bilincinin oluşturulmasının gerekliliği vurgulandı. Toplantıda söz alan hemen tüm konuşmacılar, Atatürkçülerin Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunlara karşı pasif kalmaması ve halkla birebir ilişkiye girerek Türkiye’nin ulusal bütünlüğüne yönelen tehditlerin halka anlatılması gerektiğini vurguladılar. Atatürkçülerin, emperyalist ve gerici güçleri alt edecek güce sahip olduğunun altı çizilerek bunun tek yolunun da birleşerek mücadele etmekten geçtiği söylendi.

Türk Devrimi irtica ve emperyalizmle savaşarak kurulduğu için saygın ve soyludur

Toplantının açılış konuşmasını ADD Genel Başkanı Av. Halil İbrahim Şahin yaptı. Şahin, konuşmasına ADD Kurucu Genel Başkanı Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, kurucu üye Bahriye Üçok, ADD Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Taner Kışlalı, dernek üyesi Necip Hablemitoğlu ve diğer devrim şehitlerini anarak başladı. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik temeline dayanan laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ve ulus-devlet istekleriyle çağdaş dünyaya damgasını vuran ak bir devrim olduğunu söyleyen Şahin, Cumhuriyet’in kanla ve irfanla, irtica ve emperyalizmle savaşarak kurulduğu için saygın ve soylu olduğunu belirtti.

Türkiye’nin geldiği noktayı da değerlendiren Şahin, siyasetin tıkanık, ekonominin dibe vurmuş, sosyal değerlerin çürümüş, kültürel değerlerin erozyona uğramış olduğu teşhisini koyarak konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hiçbir ülke bu verimsizliğe, bu çoraklığa dayanamaz. Son elli yılda eğitilen ümmetçilerle, misyonerlerle bu ülke kalkınamaz. Hiçbir ülke iki başbakanlı, iki hukuklu, üç eğitim kanallı ve dün AB diyen, şimdi ABD’nin yanında savaşa giren, üretmeyen, devlet tahvilli bayiliklerle zengin olan sözde işadamlarıyla kalkınamaz. Hiçbir ülke aydınlarını vurarak kalkınamaz. Bu yobazlığa, bu talana direnmeyen toplum da kalkınamaz.” Şahin, konuşmasının sonunda çarenin Kuvayı Milliye ruhunda birleşmek ve bütünleşmek olduğunu savunarak Türk halkını Kuvayı Milliye’ye davet etti.

Halil İbrahim Şahin’in konuşmasının ardından Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Ege Ordu Eski Komutanı Emekli Orgeneral Doğu Aktulga, Dışişleri Eski Bakanı Şükrü Sina Gürel birer konuşma yaptı.

Sinan Aygün’ün TÜSİAD’ı “Kedisevenler Derneği’nden daha değersiz ve güçsüz bir dernek” olarak belirtmesi ve AB’den aldığı 750 bin Euro karşılığında Rauf Denktaş’ı eleştiren mitingleri düzenleyen Kuzey Kıbrıs Ticaret Odası’na 800 bin Euro teklif ederek yurtsever saflara davet etmesi büyük alkış topladı.

Derviş Eroğlu: Kıbrıs’taki Türk varlığını yok etmek isteyenlere karşı direneceğiz

Toplantı sırasında Ankara’da bulunan KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu da toplantının bir bölümünü izledi. ADD’nin Kıbrıs Türkü’nün ve onun temsilcisi ve lideri Denktaş’ın yanında olduğunu belirten açıklaması Derviş Eroğlu’na sunulduktan sonra Eroğlu bir konuşma yaptı. Eroğlu Kıbrıs Türklerinin varlık davasının süreceğine yönelik açıklamalarda bulundu ve mücadelelerinin bir özgürlük mücadelesi olduğunu, KKTC yönetiminin davasından asla taviz vermeyeceğini ve Kıbrıs’taki Türk varlığını yok edecek tertip ve girişimlere sonuna kadar direneceklerini söyledi.

ABD’nin ve AB’nin dayatmalarına boyun eğilmeyecek

Derviş Eroğlu’nun konuşmasının ardından ADD şube temsilcileri konuşmalarına devam ettiler. Konuşmalardaki ortak nokta, Atatürk’ün ölümüyle Türkiye’nin Kemalizme ihanet sürecine girdiği ve Kemalizm karşıtlarından daha tehlikeli olanın da bu sahte Atatürkçüler olduğu vurgusuydu. Bunun yanı sıra ulus egemenliğini esas alan, hukuk üstünlüğünü tartışmayan, ulusal, mal, hizmet ve bilgi üreten, eğitim birliğini esas alan, Cumhuriyet rejiminin kimsenin yıkmasına izin verilmeyeceği, Saltanata, Hilafete, monarşiye, oligarşiye, teokrasiye ve mandacılığa karşı olunacağı söylemler arasındaydı. Bu bağlamda şeriatçıların emellerine ulaşmalarına izin verilmeyeceği ve şeriat özlemlerine karşı çıkacak ilk kurumun da Ordu olduğu belirtilerek “Cumhuriyet’in savunucusu Türk halkı ve onun şanlı ordusudur” denildi.

Ekonomisi IMF’ye, siyaseti ise AB ve ABD olmak üzere Batılı güçlere bağlı bulunan Türkiye’nin geldiği bu noktada tam bağımsızlık ilkesi ışığında Türk halkının da Kuvayı Milliye çatısı altında birleşmesi ve bütünleşmesi gerektiği vurgulandı. ADD, ABD’nin Irak savaşı, AB’nin ise Kıbrıs dayatmalarına boyun eğilmeyeceği açıklamalarıyla emperyalizm karşıtlığını ortaya koydu.

Konuşmacılar ayrıca, Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesiyle tekrar gündeme gelen Atatürkçü aydınlara yönelik cinayetler, şeriatın sembolü türbanın hükümetçe yeniden gündeme getirilme çabaları, AKP’nin şeriatçı kadrolaşması, YAŞ kararlarına Başbakan’ın Anayasa’ya aykırı olarak şerh koyması ve hükümetin hazırladığı acil eylem planı ile şeriatçı düzeni geri getirme çabalarına vurgu yaptılar.

ADD’nin eylem planı

Konuşmaların bitimiyle birlikte bir sonuç bildirisi hazırlandı. Tartışılan konular ışığında ADD’nin eylem planı oluşturuldu. Toplantı sonucunda üyelerin ortak tavrıyla miting kararı alındı. Mersin, Ankara veya KKTC’de yapılması kararlaştırılan “Kıbrıs’a sahip çık, Savaşa hayır” mitinginin tarihinin ise bütün demokratik kitle örgütleriyle birlikte karara bağlanması benimsendi.

Dernek ayrıca “Adalet ve Demokrasi etkinlikleri” adı altında Türkiye’nin 8 ayrı bölgesinde tarım ve sanayide işçi haklarından enerjiye, sosyoekonomik konulardan sağlık sorunlarına kadar konuların genişletilmiş örgüt toplantıları ile halkın beğenisine sunma kararı aldı. Etkinliklerin Erzurum, Gaziantep, Eskişehir, Isparta, Afyon, Kocaeli, Kastamonu ve Trabzon illerinde devam edeceği belirtildi. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim ve kadrolaşma çalışmalarının gözlem altında tutulmasına karar verildi. ADD’nin bütün şubelerinin bu anlamda okul görevi göreceği ve halkı aydınlatma misyonu yüklenmesi gerektiği vurgulandı.


ADD Genişletilmiş Örgüt Toplantısı Sonuç Bildirgesi:

Misak-ı Milli ulusal namusumuzdur,
ne pahasına olursa olsun korunacaktır

ADD, Genişletilmiş Örgüt Toplantısı’nı 18-19 Ocak günlerinde Ankara’da yapmıştır. 2 gün boyunca ülkemiz gündemindeki sorunlar, çözümleri Atatürkçü Düşünce sistemi ışığında irdelenmiş; aşağıdaki saptamalarımızın basınımıza ve halkımıza duyurulmasına karar verilmiştir:

1. Türkiyemiz iç ve dış sorunlar yumağında boğuntuya getirilmek istenmektedir. Bunların tümüne sağlıklı çözümler üretebilecek özgüce ülkemiz ve ulusumuz hâlâ sahiptir. Ancak tablo ciddi ve ivedidir.

2. Altını en kalın çizgilerle çizmek isteriz ki; ülkemiz kuruluşundan bu yana, içine düşürüldüğü en hazin bunalıma, Atatürk devrim ve ilkelerinden saptığı için girmiştir. Dolayısıyla çözüm de çok nettir. Türkiye kurucusu ve kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk’ün Kemalist ideolojisine er ya da geç dönmek zorundadır. Şöyle ki:

3. Ölçüsüz iç ve dış borçlanmayla ülke uluslararası sermaye imparatorluğunun (elitin) ahtapot kollarına düşürülmüş; IMF, DB; DTÖ gibi maşa kuruluşların oyuncağı yapılmıştır. Ülke, yerli işbirlikçiler eliyle, ulusal olmayan (gayrı-milli) sermaye aracılığıyla insafsız biçimde soyularak ulusumuz yoksullaştırılmıştır. Tam Bağımsızlık büyük ölçüde tehlikeye düşürülmüştür.

4. Ulusal eğitimde, sağlıkta, tarımda, kültürde, sanatta, ulaştırmada, iletişimde, enerjide, hukukta, madencilikte, askerlikte, Atatürkçü politikalar bilerek terkedilerek ülke yıkıma sürüklenmiştir. Özelleştirme, uluslararası sermayenin bir ideolojik aracı olarak Türkiye’yi talan ederek ele geçirme stratejisi biçiminde bilinçle yürütülmektedir. “Devletin küçültülmesi” ulusumuzla devletimiz arasındaki bağı zayıflatarak ulus-devletimizin sessizce tasfiyesini hedeflemektedir.

5. Yurtsever, Atatürkçü aydınlarımızdan Dr. Necip Hablemitoğlu’nun alçakça öldürülmesi dehşet vericidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu iğrenç cinayetleri hiçbir özür göstermeden hızla aydınlatmalı ve kesinkes engellemelidir. Devletimizin bu güce sahip olduğu tartışma dışıdır. Derneğimiz, bu cinayetlerden geçmişte de olduğu gibi asla yılmayacak ve aydınlanma, tam bağımsızlık uğraşını kanı ve canı pahasına da olsa sürdürecektir.

6. Kıbrıs ulusal davamız, güvenliğimizle doğrudan ilgilidir. Neoliberalizm adıyla şahlanan küresel kıskaç ve Yeni Dünya Düzeni aldatmacası uzun yılların istikrarlı politikalarıyla Türkiye’yi köşeye sıkıştırmıştır. AB sevdası Türkiye’nin başka bir melankolisi boyutuna ulaşmıştır. Irak dramı çok parçalı senaryonun başka bir ayağıdır. Bu sorunlar birbiriyle ilintilidir ve ustaca zamanlanarak kurgulanmıştır. Türkiye ulusun özgücünü arkasına alarak kirli emperyalist savaşa asla alet olmamalı “kesinlikle hayır” demelidir. Topraklarımızda yabancı askere izin verilmemelidir. Kıbrıs’ta yaşamsal ve hukuksal çıkarlarımızdan hiçbir biçimde ödün verilmemelidir. Misak-ı Milli sınırlarımız ulusal namusumuz olup, ne pahasına olursa olsun korunmalıdır.

7. Türban, YÖK, AKP’nin kadrolaşması, rejimin dinselleştirilmesi, IMF-DB teslimiyeti, uydulaşma politikaları, YAŞ kararlarına Başbakan’ın Anayasa’ya aykırı karşı oyu gibi konular yapay ve son derece sakıncalı gündem oyunlarıdır. AKP Hükümeti’ne de bir yarar sağlamayacağı uyarısını açıklıkla yapmak isteriz. Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Sayın Genelkurmay Başkanı’nın, Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın ulusalcı, yurtsever ve yürekli çizgilerini içtenlikle destekliyoruz.

ADD, her türlü olumsuz koşullara karşın; Yüce Atatürk’ün bize emanet ettigi tam bağımsız, anti-emperyalist, laik, demokratik, halkçı, devletçi, ulusçu, devrimci Cumhuriyet’ini, Anadolu Aydınlanmasını başarıya ulaştırmak için savaşımını kararlılıkla sürdürecektir. Tüm ulusumuzu bu onurlu ve tarihsel görevde ADD çatısı altında mücadeleye çağırıyoruz.