Arama: 
27.01.2003/Sayı:22
Anasayfa

abonelik
 
Atatürk Deniz Che
İsmail Bostancıoğlu  İsmail Bostancıoğlu

"Stratejik müttefik" ABD PKK’yı destekliyor

“Stratejik müttefik” ABD
PKK’yı destekliyor

Herkesin dilinin ucunda olan gerçek sonunda gazeteci Can Dündar tarafından gözler önüne serildi; “stratejik müttefikimiz” ABD uzun bir süredir PKK ile görüşüyor. Hatta görüşmekle kalmayıp PKK’yı destekliyor.

PKK Başkanlık Konseyi üyesi Mustafa Karasu’nun imzasıyla ABD Dışişleri’ne yazılmış bir mektubun Kuzey Irak’ta bulunması Irak operasyonunun iç yüzünü ve saldırının gerçek hedefini bir kere daha gözler önüne serdi.

ABD yetkilileri ile PKK geçtiğimiz yıl Ocak ayında bir Ortadoğu ülkesinde görüşmüşler. Görüşmenin konusu Irak’a saldırı sonrası kimin ne yapacağı. Görüşmenin, tarafların bölgede oluşacak yapı için birbirlerini yoklamasından daha geniş kapsamlı olduğu ortada.

Çünkü PKK-ABD ilişkilerinin su yüzünde görünen yanının bile 10 yılı aşkın bir geçmişi var. Bu sefer Türkiye’nin Irak saldırısının önüne ciddi engeller koyduğu bir anda ABD ile PKK işbirliği yaparak Türkiye’yi zayıflatmaya çalışıyor.

PKK işbirliği için bu belgede 9 öneri yapıyor. Mektupla birlikte PKK, bölgedeki rejimleri sarsacağı ve demokratikleşmenin önünü açacağı gerekçesiyle ABD’nin operasyonunu destekleyeceğini açıklıyor. Bölgede demokrasinin gelişmesi ise “federatif çözüm” olarak nitelendiriliyor ve PKK ABD’nin bölgedeki Kürt grupları birleştirmesi için faaliyete geçmesini istiyor. Federatif yapının yavaş yavaş egemen olacağı alanda yalnız Irak’ın değil Türkiye, Suriye ve İran’ın da yer alması ve PKK’nın ifadesiyle “Kürt sorununun dört parçada birbiriyle ilişki içinde çözülmesi” isteniyor.

Bunların dışında PKK’nın Kürtler arasındaki çatşmayı engellemek için isim değiştirmeyi bile kabul edeceği sözü veriliyor. Ayrıca Kürtçe eğitimin ve Kürtlere kültürel hakların verilmesi de işbirliğinin olmazsa olmaz koşulu. PKK’nın uluslararası planda önündeki engellerinin kaldırılması, Apo’nun yaşam koşullarının düzeltilmesi ve idamın kaldırılması HADEP’in daha uygun koşullarda faaliyet göstermesinin sağlanması mektupta istenenler arasında.

Yani pazarlık sonucu ABD Türkiye’yi tehditle yola getirmek için önemli bir silahlı kuvvete kavuşurken PKK da Türkiye’yi bölme faaliyetinde önemli bir destek bulmuş oluyor.

Yalnız AB değil ABD de Türkiye’yi bölmek istiyor

Türkiye bugün iki plan üzerinden parçalanmaya ve paylaşılmaya çalışılıyor; ABD ve AB planı.

ABD’nin planı daha dolambaçlı bir yol izliyor; Önce Irak bölünecek ardından Türkiye. AB ise Ortadoğu’da ABD’yle kapışacak gücü kendinde bulamadığı için Türkiye’yi Güneydoğu’dan bölme planını temsil ediyor. 10 yılı aşkın zamandır bu böyle.

Bu yüzden de PKK’yı destekleyen Batı ülkeleri deyince akla ABD değil de daha çok Avrupa geliyor. Aslında ABD Çekiç Güç bölgeye yerleştiğinden beri PKK ile ciddi bir ilişki içinde. Zaten Güneydoğu’dan veya Kuzey Irak’tan, ikisinin amacı da aynı. Kaldı ki PKK’nın bölgede ciddi bir güç haline gelmesi de Kuzey Irak’ta ABD’nin yarattığı boşluktan kaynaklanıyor. Ama şimdiye dek görünürdeki PKK destekçisi yine de hep AB ülkeleri oldu.

Bu haber ve ardından gelen tepkiler bu yanılsamayı ortadan kaldırması açısından önemli. MİT’in ABD-PKK görüşmesini basın önünde doğrulaması, Genelkurmay’ın da yalanlamamakla kalmayıp ABD Genelkurmay Başkanı’na rahatsızlığını iletmesi bu açıdan dikkate alınmalıdır.

ABD’nin yalanlamasına ve Can Dündar’ı sert bir şekilde suçlamasına karşın Dündar’ın “haberlerin arkası gelecek” açıklaması ise ABD-PKK ilişkisinin yeni boyutlarıyla da ortaya çıkacağını gösteriyor.

Aslında bu yaşanılanlar çok da şaşırtıcı değil. Bölgede 1989 ve 91’deki ABD saldırılarından sonra zaten fiili bir kukla Kürt kurulmuştu. ABD işgaliyle Irak’ın kuzey ve güney diye iki parçaya ayrılmasıyla, Kuzey Irak tamamen Kürt gruplarının egemenliğine geçmişti.

1991 sonrasında ABD tarafından uçuşa yasak bölge haline getirilen Kuzey Irak’ta doğal olarak bir otorite boşluğu oluştu. Bu boşluğu dolduranlar ise peşmergelerden devşirilmiş CIA ajanları yoluyla ABD, iki Kürt aşireti ve PKK oldu. Yani PKK’nın Kuzey Irak’ta sağlam bir üs elde etmesi ve Türkiye üzerindeki terör eylemlerini yoğunlaştırmasının arkasında tamamen ABD vardı.

1991’den sonra bölge Irak’ın denetiminden gitgide uzaklaştı ve bir Kürt devleti olmaya doğru ilerledi. PKK ise bu durumu çok iyi değerlendirdi ve terör eylemlerini yoğunlaştırdı. Bu sırada Çekiç Güç’ün PKK’ya her türlü yardımı yaptığı ise en Amerikancı gazetelerin bile manşetlerinde alenen yer almıştı.

Kürt devleti ABD askerinin olduğu yerde kurulur

Amerikan askerinin bulunduğu yerler 10 yılı aşkın bir süredir PKK’nın geliştiği ve Kürt devletinin kuvvetlendiği yerler. Bölgede huzuru korumak gerekçesiyle bulundurulan Çekiç Güç’ün başta PKK’lılar olmak üzere tüm Kürt gruplarına giyecek, yiyecek ve silah yardımı yaptığı pek çok kez belgelenmişti.

Şimdi ise Irak operasyonu sonrası bir Barış Gücü kurulması gündemde. Büyük çoğunlukla Amerikan askerlerinden oluşacak bu askeri gücün konuşlandırılmak istendiği yer ise Diyarbakır. Yaklaşık seksen bin askerden oluşacak birliklerin ve harekatın merkezinin Diyarbakır olması ABD tarafından Türkiye’den resmen istendi. Türkiye ise doğal olarak bu kadar sayıda Amerikan askerinin ülke içinde bulunmasına ve komuta merkezinin Diyarbakır olmasına karşı çıktı. Görev yaptığı sürece Çekiç Güç’ün yol açtığı olumsuzlukların şimdi Diyarbakır üzerinden tekrar edilmesinin nelere yol açacağı ise açık.

Amerikan askeri Körfez Savaşı sonrasında Kuzey Irak’a yerleşti ve şimdi o bölge fiilen bir Kürt devletinin ilan edildiği topraklar. Şimdi ise ikinci Irak operasyonu sonrası Amerikan askerleri Diyarbakır’a yerleşmek istiyor. Emin olalım, bu plana izin verilirse Kuzey Irak’ta olanların aynısı Diyarbakır’da da olacak.

ABD stratejik müttefik değil stratejik düşman

ABD, Kuzey Irak’tan sonra Türkiye’nin güneydoğusuna yerleşmek istiyor. Burada dayanacak kuvvet olarak PKK’yı seçmesi ise gayet mantıklıdır. PKK’nın ABD ile işbirliği için 2002 Ocak’ında sunduğu önerilerinin neredeyse hepsi gerçekleşmiş durumda. Kürtçe eğitim ve yayın, idamın kaldırılması yasalaştı. OHAL’in kalkması ise bölgeden çekilen gücün başka bir kuvvet tarafından doldurulacağı anlamına geliyor. PKK’nın siyasal hayata bu kadar legalleşerek katılması, güneydoğuda seçimler boyunca yabancı gözlemcilerin cirit atması ve adeta bölgeye yerleşmeleri ciddi bir hazırlığı ifade ediyor.

Tam da bu dönemde Türkiye stratejik müttefiki ile ilişkilerini gözden geçirmeye başladı. Bu durum ABD’yi çok rahatsız ediyor. Bir yandan ilişkileri çok germemek gerektiğini görüyor ama diğer yandan da elini çabuk tutması gerektiğinin farkında. Lice’de bir mehmetçiği şehit verdiğimiz çatışma neden Türkiye’ye yönelik bir ABD tehdidi olmasın?

Böyle “stratejik müttefik”ten her şey beklenir. PKK ile görüşmelerde bulunup mutabakata varan, Türkiye’nin “Kürt devleti savaş nedenidir” tavrına Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı’nı Kürt devletine destek vermek üzere Kürt parlamentosuna yollayan ABD’nin stratejik müttefik değil stratejik düşman olduğu artık anlaşılmalıdır.