| Okur Mesajları |
Sayın Onur Yaman; İsrail ve Filistin arasında olanlar yeni değil; yıllardan beri bu böyle. Son zamanlarda şiddetlenmeye başladı, daha doğrusu katliama, soykırıma dünüştü. Teori için söyleceklerim belli. Zaten Tayyip ve arkasındakilerden her şey beklenir. Artık duyduklarıma şaşırmıyorum. Tayyip Amerika'nın ve İsrail'in işbirlikçisi olmuş ama biz olmayacağız. Dizlerimin üstünde yaşamaktansa ayaklarımın üstünde ölmeyi tercih ederim. Nâzım'ın dediği gibi; “vatan çiftliklerinizse, Yasemin Aydemir, İstanbul Sayın Serap Yeşiltuna; Yazdıklarınıza katılıyorum. Bu millet hırsız toplum olmayı Özal'dan öğrendi. Şimdi de Tayyip'le ve Melih Gökçek'le dilenci toplum olmayı öğreniyoruz. Bu hükümet oldukça daha neleri öğreneceğiz kimbilir. Zamanın devrimcileri şimdi herşeyi sineye çekmeye alıştı. Demek ki, buna da alışacakmışız. Özlem Şahin, Ankara Sayın Vedii Bilget; Bu yazıyı her eve asmak lazım. Ama bilinmelidir ki, Kürtçü tavrın bu kadar aleni ve cüretkar çalışması, aslında Türk insanının vurdumduymazlığı sebebiyle olmaktadır. Ulus uyuyor ne yazık ki. O zamanlarda var olan kuvayı milliyeciler şimdi yok. Memlekettte herkes kendini düşünüyor ve korkuyor. Bunun tek kurtuluş yolu örgütlenmek ve bu ağı genişletmek. Ne yazık ki, Türk Milleti ulusal devrimci ve Türk kanının özelliklerini taşıyan bir siyasi oluşuma kavuşmadıkça sonu yakındır. Bu yüzden diyorum ki, ne olur kurun bir siyasi parti de adını dağa-taşa, siyoniste, Cudi'ye Olimpos'a yazalım. Yaşasın Türk ulusu, yaşasın Mustafa Kemal'ler! Cumhur Tepecik, Çorum Sayın Hüseyin Adıgüzel; Öncelikle size çok teşekkür ederim. Düşüncelerime tercüman olmuşsunuz. Sadece benim değil, milyonların düşüncesine.. Ben Almanya'da yaşadığım için Batı dünyası'nı ve onların Türkiye politikasını yakından takip etme imkanım var. 1915'te çakılıp kalan sadece Ermeniler değil, “Batı medeniyeti” de oralarda sürünmekte. Mustafa Kemal depremi'nin enkazında kalan emperyalist emellerinin parçalarını arıyorlar. Hüseyin Cömert, Almanya Sayın Gökçe Fırat; Yaklaşık bir senedir yazılarınızı takip ediyorum. Herkese karşı güvenimi yitirdiğim bir dönemde yazılarınızı okumaya başladım. Söyledikleriniz bu güne kadar kimsenin söylemeye cesaret edemediği şeyler. Bu cesareteniz bizlere Mustafa Kemal'i hatırlatıyor. Türk Milleti adına size teşekkür ederim. Ayrıca bir an önce da çok tanınmanız gerektiğini düşünüyorum. Neşe Çubuk, İstanbul Sayın Ali Özsoy; Rahmetli şehit Devlet Başkanı Saddamla ilgili yazınızda belirttikleriniz gerçekten de çok doğru. Saddam Kürtçülüğe karşı savaş vermiş, 90'larda ABD'ye ve İsraile karşı en büyük mücadeleyi etmiş ama yalnız bırakılmış bir kahramandır. Ayrıca Irak'taki Türkmen kardeşlerimizin durumu ile Musul ve Kerkük'ün Türkiye için önemi üzerine yazılar yazarak milletimizi bilinçlendirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Saruhan Onur Ünlü, İstanbul Sayın İnan Kahramanoğlu; Ezilmekte olan ulus devletlerin ve geçmişi binlerce yıllık tarihlere sahip medeniyetlerin yüzyıllardan beri devam etmekte olan direnişleri artık ortak bir antiemperyalist mücadeleye dönüşmektedir. Daha şimdiden Latin Amerika ülkelerinin antiemperyalist mücadeledeki dayanışmaları kıskanılacak derecede hızla gelişmektedir. Biz devrimci gençler olarak böyle bir oluşumu, yani antiemperyalist bir mücadeleyi, ekonomik ve kültürel her alanda başlatarak davamıza, ulus devletimize sahip çıkmalıyız. Bugünkü acınacak durumdan Türk ulusunu kurtaracak ve hak ettiği sosyal yaşam sevyesine ulaştıracak antiemperyalist ve de antikapitalist bir sosyalist iktidar yaratmalıyız. "Muhtac olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur." Kapitalistlerin çatısı çatırdamaya başlamıştır. ABD bunun farkında olsa bile emperyalizmin çöküşünü seyretmekten başka yapacak şeyleri kalmayacaktır. Düne kadar Küba'nın tek başına verdiği mücadele Latin Amerika'nın mücadelesine dönüşmektedir. ABD ise durumu sadece izlemekle yetinmektedir. Engin Güner, Muğla Saygıdeğer TÜRKSOLU gazetesinin yöneticileri; sizleri uzun zamandır okuyorum ve herkese öneriyorum. Özellikle en eski sayilarinizi... Çünkü insanımız sizin hakli olduğunuzu ancak bu şekilde anlayabilecektir. Mustafa Kaan Yıldırım, Balıkesir Sayın Yunus Yılmaz; AKP, kesinlikle müslüman bir parti degildir. Son olaydaki tavrıyla bunu ispatlamıstır. Müslüman ülkelere yapılan vahşete, zulüme çanak tutuyor. ABD'nin kuklası, şeytanın uşağı ve yalaka olmuş durumdadırlar. Irak'ın Filistin'in hesabını nasıl verecek mahşerde, hakkın karşısında. AKP'ye verdiğim oydan dolayı vicdan azabı duyuyorum. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Tayyip Erdoğan'ı ve de AKP hükümetini kınıyorum. Hülya Özcan, Kayseri Sayın Tuğrul Çelik; Mustafa Kemal Atatürk sağ olsaydı, Baykal ve Baykalcılar bırakın yönetimlere girmeyi CHP'ye üye bile olmaya cüret edemezlerdi. Çünkü; Mustafa Kemal Atatürk'ün CHP'si hiçbir zaman sosyal demokrat olmadı. Tavan siyaseti yapmadı, kalkınmayı köylüden başlattı. Güçlü devlet, güçlü millet sloganıyla hareket etti. Milliyetçilik, halkçılık ve devletçiliği hiçbir zaman birbirinden ayırmadı. Cumhuriyetçilik, lailiklik ve inkilapçılıkla beraber ilkeleri tamamladı ve Altı Ok programı haline getirdi. Altı Ok programından hiçbir zaman ayrılmadı ve asla ödün de vermedi. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, büyük bir devrimciydi. Baykal'ın CHP'si ise sosyal demokratım diye feryatı figan ediyor ama ne olduklarını kendileri bile bilmiyor. Cumhuriyete sahip çıkamıyor; milliyetçiliği de yanlış yorumluyor. Halktan kopuk, daima tavan, salon ve restoran siyaseti yapıyor, hiç bir zaman halka inemiyor, sandık başlarına görevli dahi bulamıyor ve dolayısıyla oylara sahip çıkamayıp çaldırıyor. Devletçiliği bitirmek adına atılan adımlara ,örneğin özelleştirmeye, karşı koyamadığı gibi destekliyor. yani CHP ve CHP' li gibi olamıyorlar. Bence Baykal kendi Baykalcılarını da alsın SHP'ye gitsin. Hazır Karayalçın belediye başkanı adayıyken orayı istila etsin, orası harbi sosyal demokrat, tam ona uygun parti. Ikide bir Avrupa'ya gider, sosyal demokrat partilerin salon toplantılarına katılır. Artık Baykal ve Baykalcılar CHP ve Altı Ok'u kullanmayi bıraksın. CHP'yi ve ilkelerini gerçek sahipleri olan devrimcilere teslim etsin. Belki o zaman günahlarından bir nebze olsun arınır. Yengeye de kara çarşaf giydirirse o zaman tam arınır. Baykal ve Baykalcılara duyrulur. Enbiya Uslu, Bursa Sayın Okan İşbecer; Abdullah Gül de sırası gelince piyesini oynayanlardan. Senarist Amerika her zamanki gibi... Abdullah Gül'ün “Ne mutlu Türk'üm” demesini ben istemiyorum. O ve onun gibiler “Türk'üm” dedikçe ben Türk olmaktan utanırım diye korkuyorum. Ve o Ermenilerden özür dileyen ''özürlülerin'' Türkmüş gibi ülkemi yönetmesi benim içimi acıtıyor. Ben aslında O'nun sadece Türklüğünden değil insanlığından da şüpheleniyorum. O'nun orada burada “Ne mutlu Türk'üm diyene” yazısına anlam verememesine de inanin hiç şaşirmiyorum. Orası burası dediği yeri benim askerim eksi bilmem kaç derecede bekleyerek koruyor. Canını hiç düşünmeden, gözünü kırpmadan verebiliyor. Ama O ne anlar bu Türklük aşkından, vatan sevdasından. Anlasa vatanını satmazdı en pahalısından. Abdullah Gül Türk değilse de bundan sonra olamaz zaten. Çünkü sonradan Türk olunmaz, doğuştan Türk doğulur. Ne mutlu Türk'üm diyene! Aysel Orbağı, Kayseri Sayın Gökçe Fırat; Tüm yazdıklarınıza katılıyorum. Türk kelimesi aslında “barış” anlamını da içermektir. Birlikte yaşadığı toplumları yok etmek yerine paylaşımcı olmuştur. Aslında bu düşünceler yaygınlaşmış olsaydı -belki uç bir düşünce ama- bir ütopyanın ilk adımları bile atılabilirdi. Çoğrafyasına bağlı insanlar daha çevreci ve duyarlı oluyor. Hayvanların yaşam haklarına bile daha çok saygı duyuyor. Ve söylediğiniz gibi, ırkçılık da koca bir safsatata. Fazla uzatmadan, sağlık içinde yazılarınızın sürekliliğini diliyorum. Zafer Gazi Tunalı, İzmir |
|
|