15.12.2008/Sayı:215
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatrk Dnce Kulpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye  

Okur Mesajları

Değerli arkadaşlar, siteniz bir harika. İzniniz olmadan sitenizi gazetemize ekledik. Eğer izniniz olmaz ise derhal sileriz. Size bu harika çalışmalarınızda başarılar dileriz, sevgiyle kalın.

Şerif Coşkun, Almanya


Sayın Özgür Erdem;

Büyük İsrail Projesi’ni hayata geçirmekle, gerçekleştirmekle görevli olduklarını kendileri defalarca söylediler ama bizim cahil insanlarımız bunların Allah ile aldatma politikasına körü körüne inandıkları için bu ihanetin farketmediler. Atatürk Türkiye’sinin tek kurtuluş yolu kaldı, bilgisayara virüs girdiğinde “antivirüs programı etkisiz kalıyorsa” format atılır ve sistem yeniden ve doğru şekilde yüklenir. Yurtsever, devrimci Atatürk evlatlarının bu formatı atması gerekiyor hem de ivedi olarak. Ulusumuzun, vatanımızın bekası için emperyalizme karşı mücadele her şartta yapılmalıdır. Aksi halde bu coğrafyada at koşturan işbirlikçi hainlerin emellerini gerçekleştirmesi, bölünmemiz kaçınılmaz olacaktır. Güneyimizde oluşturulan Yahudi Kürt devletinin temellerini bizim paramızla, işçiliğimizle AKP, Çalık holding ve Albayraklar kurdu. Uyan ey Türk ulusu! Bağımsızlık benim karakterimdir diyen Atatürk’e, atalarına layık ol.

Adnan Işık, İzmir


Sayın Özgür Erdem;

Hukuk fakültesinde öğrenciyim. İdeolojileri iyi biliyorum. Yazılan yazıları da tarafsız bir şekilde değerlendirebiliyorum. Daha önceleri, sol denince nefret ve öfkeyle bakılırdı; ancak TÜRKSOLU bu tabuları adeta gürz darbeleriyle yıkarak, örümcek kafalılara iyi bir ders verdi. Bu metnin yazarını temin ederim ki, bu metin, yeni Türk Kurtuluş ve Yükseliş hareketinin başucu eserlerinden biri olacaktır. Bu mesaj heyecanla yazılan bir yazı değil; bilakis rasyonalist bir ifadenin dışavurumudur. Saygılarımı sunar, arz ederim.

Samet Bilgekağan, Ankara


AKP’nin iktidara gelmesini sağlayan ABD, gizli anlaşmalar yaparak hukuki özelliğini kazanmış bir Kürt devletinin kurulması sağlamıştır. Çok ilginç bir durum var. AKP iktidara geliyor, iktidara geldikten sadece bir yıl sonra ABD Irak’a operasyon düzenliyor. AKP ile gizli bir parasal anlaşma yapıyor. 1 milyar dolar değerinde bir anlaşmadan bahsediyorum. Bu anlaşmayı imzalayan AKP zaten susacağını belirtiyor. AKP’nin hiç şu soruyu sorduğunuzu duydunuz mu? Yahu orada bizim din kardeşlerimiz var! ABD sen ne yapıyorsun? Bu şekilde bir soru sordular mı? Hayır. Ve hala susmaya devam ediyorlar. Resmiyet kazanmış bir Kürt devleti var. Rusya-İngiltere-Almanya-Fransa-ABD-Belçika-Danimarka-İtalya gibi devletler Irak’ın kuzeyine elçiliklerini belirli bir hızda açmaya başlamıştır. Irak’ın bölündüğünü buradan görebiliyoruz. Irak’ın kuzeyinde Kürtlerin kendilerine ait olan bayrağı, ırak ulusal bayrağı ile de yan yanadır. Hiç şaşırmayın, ABD tarafından iktidara gelen bir parti kurulan Kürt devletini tanımak zorunda bile kalabilir. Bunu AKP zamanında değil, başka bir parti zamanında da görebiliriz. Şuna da şaşırmayın belki AKP belki de başka bir parti elebaşının affedilmesi için zemin bile hazırlayabilir. İşte o zaman bu ülkenin iktidarı değil, onları seçenler çok büyük bir bela ile karşılaşacaktır.

Orhan Aydın, Çorum


Sayın Kaya Ataberk;

Yazınızda çok doğru tespitler var. Bu konunun AB ilerleme raporunda olması çok ilginç. Emperyalist güçler bu gibi konuları boşuna gündeme getirmiyor. 1923’ün intikamını almak için her yolu deniyorlar. İlhan Selçuk için yazdıklarınıza hayret ettim. İlhan Selçuk da bu noktaya gelmişse çok yazık.

Süleyman Çiçek, Adana


Sayın Gökçe Fırat,

Son yıllarda Atatürk düşmanlığı o kadar arttı ki artık insanların beyinlerini belgeselle yıkamaya çalışıyorlar. Siz bu yazılarınızı yazdıkça, biz de bunları okuyup gerçekleri görüp bilinçlendikçe ve çevremizi bilgilendirip Atatürk sevgisini aşıladıkça bunların üstesinden geleceğimize inanıyorum.

Caner Cihat Kaya, Samsun


Sayın Gökçe Fırat;

Evet, biz çekirdek devrimcileri ya da apolitik gençlik suçluyuz. Hükümet bizi sınava, ideallere bağlayan, düşünmemizi engelleyen, derslerde yakın tarihten bahsetmeyen, Osmanlıya takılıp kalmamızı sağlayan hükümet, Gerçekten öyle mi? Buna gerçekten inanıyor muyuz? Tabii ki hayır. O yalnızca arkasına saklandığımız koca bir yalan. Hiç mi araştıramazdık, hiç mi okuyamazdık? Ama yapmadık. Uzaktan bakmakla yetindik yaşananlara. İşin kötüsü de ne biliyor musunuz? Biz çekirdek devrimcisi bile değiliz. Onlar en azından tartışıyor konuşuyordu. Ya biz, biz ne yapıyoruz? Üç maymunu oynuyoruz.

Damla Saymazlar, İstanbul


ABD, Kürtler, Barzani ve Talabani bitarafını yırtsa da bizim ne birliğimizi bozarlar ne de vatanımızda bir kargaşa çıkarabilirler. Onlar ancak kendilerini kandırırlar. ABD sıkıyorsa bir saldırsın Türkiye’ye bak o zaman ne oluyor. Türkiye’de 750 bin asker var, savaş çıktığında 70 milyon olur. O zaman ABD de bir halt edemez Barzani de Talabani de. Buradan milliyetçilik yapan Kürtlere ve mecliste bulunan hainlere sesleniyorum: Bu vatanı Türk ulusu canını kanını vererek kazandı. Sizin gibi dört çapulcuya verilecek toprak yok. PKK sana da sesleniyorum; öyle arkadan vurup bilmem nerden çıkıp Türk askerine pusu kurma. Sıkıyorsa karşımıza çık. Benim atalarım silahsız devleri devirdi, bende atamı örnek alıyorum. Ben bir Türk milliyetçisiyim. Vatanımı savunacak tek bir kişi kalmasa bile kendi başıma kanımın son damlasına kadar vatanımı savunurum. Buradan Kürtlere de sesleniyorum; onun bunun yalanlarına kanmayın sizi kukla yapıyorlar haberiniz yok.

Emre Özgür, Konya


Sayın Gökçe Fırat;

Bazı gerçekler, özellikle günümüz gerçekleri, birçok kişinin devrimci ruhunu canlandırıyordur. Fakat olması gereken örgütlenmenin eksikliğini yaşıyoruz. Hak ve özgürlüklerimiz her geçen gün biraz daha kısıtlanırken biz bu kısıtlanışı izliyor, susuyor, korkuyoruz. Ancak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yolu, bize korku değil azim, yüreklilik ve güç vermelidir. Fedakârlık olmadan kazanmanın olamayacağını biliyoruz.

Ezgi Turgut, Ankara


Sayın Kaya Ataberk;

Laikliğin ve cumhuriyetimizin nefessiz kaldığı bir dönemdeyiz. Hızla faşizmin kucağına bırakılmanın, itilmenin sıkıntısı içerisinde olduğumuz şu günlerde CHP’nin yaptığına bakın hele? Türban açılımı! Hayretle izliyoruz bu haberi ve fevri hareket etmemek için zor tutuyoruz kendimizi. Her zaman söylediğim gibi bir Tayyip ve Deniz Baykal klasiği ile karşı karşıyayız. Yıllar önce Deniz Baykal Tayyip’in milletvekili olması içi ön ayak olmuştu; şimdi de Tayyip Deniz Baykal’ın türban açılımını destekleyerek sözde yeniden yükselişine (hangi akla hizmet, nasıl bir mantıksa bu) ön ayak olmaya çalışıyor. Her zaman laikliği savunan Baykal, şimdi de laiklik türbanla olmaz, onlar da bizim vatandaşımız diyor. Hadi yaa! Biz de onlar başka bir alemde yaşıyor sanıyorduk da göremiyorduk. Çok sağol Deniz Baykal, Altı Ok’tan vazgeçen; aslında hiç Altı Ok’u benimsemeyen yakala insan. Sayın Ataberk; düşünceleriniz iyi hoş da, yolumuzdan çekilmesi gereken CHP değil, Deniz Baykal’ın kendisidir. CHP asla ortadan kaldırılamaz. Unutmayın ki CHP Atatürk’ün bize emanet ettiği bir simgedir, bir değerdir.

Diğer taraftan saçma sapan bilinçsizce yapılan seçim yardımları var. AKP kan kaybediyor bu doğru. Bu yüzden de belli adresleri elinde tutmaya çalışarak kendince doğru olanı yaptığına inanıyor. Son çırpınışlar bunlar.

Diğer bir konu; üniversitelerde sağ-sol çatışmalarını izliyoruz haberlerde. Bilinçli olarak yapılan bu hareketlerle toplumda psikolojik baskı kurmaya ve bunun sonucunda da insanları galeyana getirmeye çalıştıklarını çok iyi görüyoruz. İnsanlar diyor ki artık; bu kaçıncı baskı? Halkımız bir dizi film izler gibi izliyor bu haberleri. Halk alıştırılmış artık bu kaos ortamına. Aksiyon filmleri vardır ya hani, onları izler gibi izliyorlar aynen.

Bilinçli olarak her şeyin üst üste getirildiği bu dönemde Tayyip Bey IMF’nin kapısını çalıyor kriz paketi için. Asıl kriz kendi yönetimi ve sinsi sinsi ona el altından yardım eden Deniz Baykal, Fetullah Gülen, DTP... Bunları çoğaltabiliriz tabi ki. Hepsini temizlemek ve Ata’mızın emanetine sahip çıktığımızı göstermek bizi yorabilir, oldukça zorlayabilirde ama asla vazgeçiremez! Ulusal kimliğimize, cumhuriyetimize ve Ata’mızın bize emanet ettiği değerlere sahip çıkmak ümidiyle herkese devrimciliğin olanca ateşiyle selam olsun.

Selda Demir, Kocaeli


Sayın Ali Özsoy;

Bizi bu konuda aydınlattığınız için size çok teşekkür ediyorum. Uzun zamandan beri kafamda soru işaretleri vardı Can Dündar hakkında (ve Mehmet Ali Birand hakkında), şimdi bunun nedenini anladım. Bizim insanimiz en çok da bu insanlara bel bağlamış. Aydın, ilerici, sosyal demokratların bunu kesinlikle öğrenmeleri gerekir. Saygılarımla...

Zafer Tosun, ABD


Harikasınız! Türkiye’de Kürt sorunu olmadığını, Kürt’ün kendisinin sorun olduğunu ortaya koyduğunuz için gözümde çok değerlisiniz.

Mete Tunga, İstanbul


Sayın Özgür Billur,

Kemalizmin ışığından yarasalar gibi korkan yobazların tepesine karabasan gibi çökmek için, müstakbel bir cumhuriyet öğretmeni olarak, devrimci nesiller yetiştireceğime dair ant içerim.

Nazmi Gündoğdu, İstanbul


Sayın Yunus Yılmaz;

Ben 17 yaşında iliklerimde Kemalizmi hisseden bir genç olarak bu yazıyı yazan kişiye derin saygı ve sevgilerimi ileterek teşekkür ediyorum. Çünkü düşüncelerimin başkalarıyla aynı olduğunu görmek beni muazzam etkiledi ve sevindirdi. İçinde bulunduğumuz ülke şartlarında herkesin yalan yanlış farklı ideolojik söylemleri beni kendi içimde yalnızlığa iterek bir tarafta oturmamı sağlamıştı. Ama sitenizin yayınlamış olduğu makaleler ve ayrıca haberlere bakış açısı benim bu yalnızlığımdan kurtulmama fazlasıyla yardımcı oldu. Sol içerisindeki farklı ideolojik görüşler ve Atatürk’ü soldan ayırma çabaları beni fazlasıyla incitmiş, solun bazı kesimlerine karşı olan öfkemi artırmıştır. Çünkü tabanını yitirmiş solcular olarak adlandırdığım bu kesimin Türkiye’deki gerçek solculuğu baltaladığını ve insanların sol hakkında yanlış düşünmelerine sebep olduklarını görüyorum. Ayrıca solun insanlara daha iyi aktarılması için daha fazla çalışma yapılmasını düşünmekte ve bu çalışmalara harfiyen katılmak istediğimi belirtmek istiyorum. TÜRKSOLU sitesinin devamlılığını ve başarılarını dilerim.

Ali Akbulut, İstanbul


Sayın Özgür Erdem;

Evet, bu Kürt meselesi gerçekten büyük bir sorun. Hem şehit veriyoruz hem de bu Kürt ayaklanmasını seyrediyoruz. Bugün onlara yarın bize olur diye hiç düşünmüyoruz. Toplumsal tepkimizi bilgisayar karşısında vermeye çalışan bir gençliğimiz var. Oysa bilmiyorlar ki bilgisayar karşısında mücadele olmaz. Umarım daha kötü duruma düşmeden şu Atatürkçü gençlerimiz ve Atatürkçü insanlarımız bilgisayarlarının başından kalksınlar ve örgütlü mücadeleye katılsınlar. Artık yarın çok geç olmadan onları aramızda görmek istiyoruz. Çünkü bilgisayar başında Türklük yapılmaz. Sizlere çok teşekkür ediyor, iyi ki varsınız diyorum.

Türkan Benli, İstanbul


Baykal’ın yaptığı çarşaf açılımı hakkında müthiş bir utanç ve de acı duyuyorum. Demokrat bir aileden gelen çağdaş bir Türk kadını olarak ya Baykal’ı durdurmalı ya da bir alternatif yaratmalıyız.

Züleyha Dinç, Gaziantep


Sayın Serap Yeşiltuna,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içine düştüğü kumpası bu kadar net ve doğru bir anlatım ile ifade ettiğiniz için sizi kutlamak istiyorum. Dersim ayaklanması sırasında yaşananların ve edinilen deneyimin ulus-devlet kavramı ile nasıl ilişkilendirilebileceğini yazar gayet dolaysız olarak betimlemiştir. Hareketinizin ve yazılarınızın takipçisi, cumhuriyetin bekçisiyiz.

Alperen Çelik, İstanbul


Sayın Yunus Yılmaz;

Mustafa filmine gitmeden eleştirilerini okudum, ama yine de çevremdeki bazı kişilerin isteklerini kırmamak için gitmek zorunda kaldım. Filmden çıktıktan sonra onlara görüşlerini sorduğumda kısmen beğendiklerini söylediler. Bense bazı nedenler sıralayarak, hiç beğenmediğimi söyledim. Gerçekten de ülkesi için yaşamını düşünmemiş bir kişinin bazı 2.cumhuriyetçilerin gözüyle gösterilmesi hiç de tarihsel gerçeklerle bağdaşacak bir durum değildi. Hele hele içinde bulunduğumuz dönemde... Can Dündar bu filmle belgesel değil, olsa olsa sömürgeciliğe kıyak yapmış. Ama onun gibi rüzgara göre yelken açanlar için oldukça doğal bir durum.

Devrim Şahin, Eskişehir


Ben Mustafa fimini duydum ve gitmiyorum. Genç nesli Atatürk düşmanı yetiştirmek için bir takım çalışmalar yapılıyor. Duyduk ki ilk okullarda falan bu filmi izlettiriyorlarmış. İzleyen, daha okumayı yeni söken çocuklar, ‘’Atatürk yalnız biriydi, içkiciydi, çapkındı’’ diye yorumlar yaparlarmış. İstedikleri kadar kötülemeye çalışsınlar, biz çocuklarımıza, çocuklarımızda çocuklarına en güzel şekilde Ata’mızı anlatırız.

Bünyamin Ergen, İstanbul


Şimdiye kadar okuduğum yazılar itibarı ile sizi kendime gerçekten yakın hissediyorum. Ulusal Sol’u güzel bir şekilde temsil ettiğinizi düşünüyorum. Teşekkürler...

Raif Kerem Gürsu, İstanbul


Sayın Özgür Erdem;

Doğru söze ne denir ki? Unutanlara soralım; bu gençlerin günahı neydi, vatanını sevmekmi? Sizleri okudukça geleceği Atatürk’ün sizlere emanet etmekle ne kadar doğru bir karar almış olduğunu anlıyorum. Sizlerle gurur duyuyorum.

Emel Güven, İstanbul


Sayın Yunus Yılmaz;

Baskı her geçen gün artıyor ve sözde demokrasi savunucuları gazete köşelerinde ağlayan bebeğe emzik bile vermek niyetinde değiller. Bir sözde parti Güneydoğu bölgemizde terör örgütünü arkasına almış halkın dükkanını kapatıyor, halka baskı yapıyor. Ve hala o bölgemizde özgürlüğü o partililerin vereceğini bekleyen kafalar var.

Yakup Demir, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat,

Can önüne atılanı kaptı ve üzerine düşeni yaptı. Her ne kadar bir şeyler gevelese de, ne yaptığında ne de söylediklerinde bir tutarlık ve gerçeklik yok. Onu yetiştiren hocalarına bakılırsa Can’dan daha iyi kapı kulu bulamazlardı doğrusu. Ortada bir hak yok ki hakkaniyet olsun. Olsa olsa art niyet olur. Hakkaniyetle yüzleşebilmek için insanda onur olmalı, satılık ucuz bit pazarı malı ruh değil. Cehaletten hakikate yürümeye çabaladığımız bu yolda neden bir karış yol alamamış olur insan Can’a sormalı. Eğer gevelemeyip cevap verebilirse. Daha şimdiden ikinci ihaleyi de almış, adını bile koymuş ki Fethullahmış doğru mudur? Dal tutan parmağını yalarmış (pardon bal tutan demek istemiştim). Devrimci gençliğe selam olsun.

Engin Güner, Muğla


Sayın Gökçe Fırat;

Ben 14 yaşında bir çocuğum. Deniz Gezmiş’le ilgili bu yazıyı gözlerim yaşlı okudum. Ve kendimden utandım. Gerçekten utandım. Oradaki adamın yerine kendimi koydum. Neden öldüler dedim. Kimin uğruna, neyin uğruna. Bir de şu anın şu kokuşmuş düzenine bak. Gündemde AB, ABD başka bir şey yok. Ne için öldüler? Hala her şey aynı. Cumhurbaşkanın adı Abdullah, diğerinin Tayip, diğerinin ise Hayrunnisa Gül. Bu kadar işte, en alt seviyede bir Türkiye. Utanıyorum her şeyden. Özellikle de Tayyip’ten.

Elifcan Aydın, İstanbul



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı
ve e-posta adresinizi gönderin:

İsim: 
Soyisim:
Telefon:
( 0 )
Cep
( 0 )
 e-posta: 
  
Şehir:
    
İlçe