24.11.2008/Sayı:213
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Yön Özgür Erdem

Mahir’in günahı neydi?

Mahir ÇayanPKK’nın hedefinde ABD yok!
Ya yasadışı sol örgütlerin?

“Biz kimsenin düşmanı değiliz, hele hele Irak ve ABD’nin hiç değiliz. Bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde ABD veya ABD’lilere yönelik en ufak bir olumsuz eylemimiz olmamıştır…”

Kimin bu sözler dersiniz?

PKK’nın lider kadrosundan Karayılan ve Aydar’ın...

Barack Obama’nın ABD Başkanı seçilmesi üzerine Kürtler, sözde Kürdistan’ın ABD’nin kanatları altında kurulması için seferberliğe başladı. Yazdıkları mektupta PKK’nın ABD’ye karşı hiçbir eyleminin olmadığının altını çiziyorlar.

Yıllardır yazıyoruz, çiziyoruz: PKK ve Kürtler Ortadoğu’da ABD’nin jandarmalığını yapmaktadır. Bir “ulusal kurtuluş hareketi” ya da “gerilla hareketi” değil, Amerikancı bir kontr-gerilla hareketidir.

Bu dediklerimizi kanıtlayan bir mektup olmuş...

Ancak asıl konumuz bu değil...

Türkiye’de gerilla mücadelesi verdiğini, devrimci mücadele yürüttüğünü söyleyen pek çok illegal örgütlenme de var.

PKK’lıların bu mektubunu görünce şöyle bir düşündük... Acaba yasadışı sol örgütlerinin ABD karşıtı en ufak bir eylemi var mı?

Yok!

İsterseniz bir de büyük harflerle yazalım: YOK!

Mesela Dev-Sol. Ya da bugünlerde takındığı adla DHKP-C. 30 yıldır Tunceli ve civarında gerilla mücadelesi verdiğini iddia eder. İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde de pek çok silahlı eylem düzenlemiştir.

Şöyle bir düşünelim…

Dev-Sol’un Amerikalıları hedef alan tek bir eylemini duydunuz mu?

ABD’nin onca büyükelçiliği, konsolosluğu, askeri üssü var. Onlarca Amerikan şirketi var. Bir tanesi Dev-Sol’un hedefi oldu mu?

Ya TİKKO? MLKP?

Ya da 12 Eylül öncesine dönelim.

O yılların “faşizme karşı direniş” örgütleyen Dev-Yol’u?

“Faşizme ölüm halka hürriyet” diyen TDKP’si...

Bugün ismini kimsenin hatırlamayacağı diğer terör örgütleri?

Bir tane Amerikan karşıtı eylemlerini hatırlıyor musunuz?

YOK!

68’in hedefinde ABD ve Amerikalılar vardı

Türkiye’de yasadışı sol örgütlerin hedefinde neden ABD olmadığının yanıtını vermeden önce bir de 68’e şöyle bir bakalım.

Bilindiği gibi Türkiye’deki terör örgütleri bir gelenek olarak kendilerini ya Mahir Çayan’ın kurduğu THKP-C’ye ya da Deniz Gezmiş’in kurduğu THKO’ya bağlarlar. Her biri THKP-C’nin ya da THKO’nun devamı ya da takipçisi olduklarını iddia ederler.

Fakat devamcısı olduklarını iddia ettikleri gelenek, silahını yalnızca Amerikan hedeflerine doğrultmuştur.

Yani bir yanda ABD’yi ve Amerikalıları hiçbir şekilde hedef almayan sol örgütler, diğer yanda ise ABD ve Amerikalılar dışında hiç kimseyi hedef almamış Mahir’ler ve Deniz’ler...

Uzun süredir yazıyoruz. Türkiye’de Sol, Deniz’in ve Mahir’in siyasi ve ideolojik mirasından çok çok uzaktadır diye... Hatta onların mirasını bugün yalnızca TÜRKSOLU’nun sahip çıktığını da defalarca yazdık.

Mahir’lerin ve Deniz’lerin yürüttüğü silahlı mücadele en büyük yanlışlarıydı. Ancak bir tek o yanlışlarını savunan o yasadışı sol örgütlerin, o geleneği bile layıkıyla devam ettiremedeğini görüyoruz. Deniz’ler ve Mahir’ler yanlış bir strateji izlediler ama hedefe yalnızca Amerikan hedeflerini koyarak doğru yaptılar. Onların devamcısı olduğunu iddia edenler ise ABD’yi hiçbir zaman hedef tahtasına oturtmadı.

THKO’nun bütün eylemleri Amerikan karşıtı

68’de öğrenci hareketinin Amerikan karşıtı eylemleri üzerinde durmayacağız. 68’in en ünlü eylemleri zaten ABD’nin hedef alındığı eylemlerdir: 6. Filo protestosu, ABD Büyükelçisi Kommer’in arabasının yakılması...

Deniz’ler ve Mahir’ler bir gerilla mücadelesi başlatmaya karar verdiklerinde de 68 geleneğini devam ettirdi.

Deniz’lerin kurduğu örgüt THKO, ilk eylemini Ankara’daki ABD Büyükelçiliğine düzenlemişti. Büyükelçilik önündeki güvenlik görevlilerine yaylım ateşi açıldı. Tarih 25 Aralık 1970’ti.

THKO’nun bir sonraki hedefi Tuslog’du. ABD Ordusu’na bağlı çalışan Tuslog’lar THKO için Amerikan işgaline karşı direnişte önemli bir hedeftir. Bu bağlamda İstanbul Esentepe’deki Tuslog binası bombalanır.

Ankara’da Deniz’in başında bulunduğu bir grup ise Balgat’taki Amerikan üssünü basarak Amerikan silahlarına el koyar. Amerikalı çavuş Finley rehin alınır.

Bir sonraki eylemde Gölbaşı’nda NATO Üssü’nde görevli dört Amerikan askeri içinde bulundukları otomobil durdurularak rehin alınır. Eylemde tek hedef Amerikan askerleri olduğu için otomobilin şoförü Türk asker serbest bırakılır.

4 Amerikan askerini bulmak için Demirel hükümeti seferber olur. Deniz’lerin ODTÜ’de saklandığı düşünülerek okula büyük bir jandarma baskını düzenlenir. Karış karış aranan ODTÜ arazisinde Deniz’ler bulunamaz.

Eylem büyük yankı yaratır. Ancak Demirel hükümeti ABD’nin de isteğiyle fidye konusunda bir pazarlık yapmaz. Deniz’ler 4 Amerikan askerini vurmaktan vazgeçer ve tüm Türkiye’de aranmaya başlarlar. Deniz’lerin Şarkışla’da yakalanmasıyla sona eren kovalamaca bu eylem sonrasıdır.

Şehirlerdeki bu eylemlerle sınırlı kalmak istemeyen THKO, dağ gerillası da kurmuştur.

Deniz’lerin idamını engellemek isteyen THKO’luların hedefinde yine Amerikalılar vardır: Adıyaman Nurhak’taki Amerikan üssü hedef alınır.

Ancak eylem gerçekleşemeden gerilla grubu pusuya düşer. Nurhak dağlarında çıkan çatışmada Sinan, Kadir ve Alparslan şehit düşer.

Yanlış anlaşılmasın. THKO’nun yalnızca Amerikan karşıtı eylemlerini sıralamadık burada. Yazdıklarımız Deniz’in başında bulunduğu o kısacık dönemde THKO’nun yaptığı eylemlerin tümüdür.

THKP-C’nin Amerikan karşıtı eylemleri

THKP-C’nin ilk eyleminin hedefi de aynen THKO’daki gibi bir emperyalist ülkenin büyükelçiliğidir. Mahir’ler Ankara’daki Fransız Büyükelçiliğini bombalarlar. Tarih bile aynıdır: 25 Aralık 1970...

Mahir’lerin Deniz’ler gibi bir dağ kadrosu yoktur. Gerillayı dağda değil şehirde kurmaya karar vermişlerdir. 12 Mart Muhtırasıyla birlikte, eylemlerini durdurmak yerine artırmaya karar verirler.

En büyük eylemleri ise İsrail Başkonsolosunu kaçırmak olur.

Hedefleri ise hapisteki devrimcileri kurtarmaktır. İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom’u kaçırırlar. Elrom’un hayatı karşılığında Deniz Gezmiş başta olmak üzere bütün devrimcilerin hapisten salıverilmesini şart koşarlar.

İsrail ve 12 Mart cuntası pazarlığa yanaşmaz. Aksine faşist baskı artar. “Balyoz Harekâtı” başlatılır.

Devrimci düşünceleriyle tanınan pek çok aydın gözaltına alınır. 12 Mart, adeta Elrom’a karşılık Türkiye’nin aydın birikimini rehin almaktadır. Ancak Mahir’ler Elrom’u salıvermez. İstanbul’da genel aramanın başlaması üzerineyse, Elrom infaz edilir.

Elrom’un cesedini bulan emniyet kuvvetleri şaşkınlık içindedir. Çünkü, ilk kez yüksek düzey bir İsrail devlet görevlisi, İsrail dışındaki bir eylemde öldürülmüştür. Mahir’lerin buna cesaret edeceğine kimse ihtimal vermemiştir.

Deniz’lerin idam kararı Meclis ve Senato tarafından onaylanınca, Deniz’leri kurtarmak için tek şanslarının büyük bir eylem düzenlemek olduğunu gören Mahir’ler harekete geçer.

Cihan Alptekin ve Ömer Ayna gibi THKO’lularla birlikte Mahir önderliğindeki THKP-C’liler ortak eyleme karar verir. Ünye’deki NATO’ya ait radar üssü hedef alınır. İdam edilecek üç devrimciye karşılık üç İngiliz askeri rehin alınır.

Ve Kızıldere’ye götürülür.

Kızıldere’de kıstırılırlar. Öldürüleceklerini anlayan Mahir’ler İngilizleri infaz eder. Çok büyük bir askeri güç tarafından kuşatılmışlardır. Kuşatmada yalnızca jandarma güçleri yoktur. MİT ve CIA ajanları da bulunmaktadır.

Mahir’lere yönelik askeri operasyonların tümünde yer almış Hiram Abas, Kızıldere kuşatmasında yer alanlardandır.

Hiram Abas’ın MOSSAD ve CIA ile ilişkileri bilinmektedir. Anlaşılan İsrail işi sıkı tutmuş, Elrom’un intikamının alınmasını çok güvendiği isimlerle denetlemiştir...

Hedefte ABD olunca ölüm kaçınılmaz mı?

İşte size çık kısa bir THKO ve THKP-C tarihçesi.

Görüldüğü gibi eylemlerin hedeflerinde hep Amerikan ve İngiliz askerleri var. Hatta İsrail var.

Tabii emperyalizm kendi askerlerini hedef belirleyenlerden intikam almak için hareket geçti. THKO ve THKP-C’nin bütün lider kadrosu ortadan kaldırdı. THKP-C’den Mahir, Hüseyin, Ulaş... Deniz, Yusuf, Hüseyin, Cihan, Sinan...

Bu basit bir “devrimci örgütlerin lider kadrolarını temizleme” operasyonu değil. Çünkü bütün sol örgütler aynı yazgıyla karşılaşmıyor.

12 Mart öncesi örgütlenmelerle 12 Mart sonrasını bir karşılaştıralım. Örneğin 12 Eylül faşizmi ne yaptı, ona bakalım. İdam edilenler, öldürülenler var. Ama hep militan kadro.

Liderler? Mülteci olmuşlar. Bulunamıyorlar. Bulunanlar ise bir yolunu bulup cezaevinden kaçıyor. Sonuçta hiçbiri öldürülmüyor.

Nereden nereye...

12 Mart öncesinin örgütleri: Lider kadronun tümü öldürülüyor...

12 Eylül öncesinin örgütleri: Lider kadrodan kimse öldürülmüyor...

Neden dersiniz?

12 Eylül öncesinin eylem tarihçesine şöyle bir bakalım...

70’ler Türkiye’de sol hareketin gerçekten de kitlesel ve güçlü olduğu bir dönemdi. 68’in yarattığı birikim ve örgütlenme sayesinde, Türkiye’de devrimci örgütlenme adeta doruk noktasına ulaşmıştı.

Ancak o dönem düzenlenen eylemlere bakarsanız, Mahir’ler ve Deniz’lerin tarzını göremezsiniz.

Gerilla yine vardır, ama hedef hiçbir zaman Amerikan ve İngiliz askerleri değildir. Hedefte Türk Ordusu vardır artık...

İsrail Başkonsolosu değildir namlunun ucundakiler.

“Emperyalizme karşı savaş” sloganları “faşizme karşı direniş”e dönüşmüştür.

12 Mart öncesinde bütün eylemlerin hedefinde Amerikan emperyalizmi vardır...

12 Mart’tan sonra ise Amerikan karşıtı tek bir eylem gerçekleşmez.

Ve, yalnızca Türkiye’de değil, bütün dünyada devrimci örgütlerin liderleri bir bir ortadan kaldırılırken, Türkiye’deki “devrimci” örgütlerin liderleri yaşamını sürdürür.

Hâlâ da sürdürmektedir.

Melih Pekdemir’ler, Oğuzhan Müftüoğlu’lar, Bülent Forta’lar, Ertuğrul Kürkçü’ler, Mustafa Yalçıner’ler...

Bir dönem Türkiye’de sol hareketin lider kadrosuydu bu isimler... Hedeflerine Amerika’yı ve Amerikalıları hiç almadılar. Ve hâlâ yaşamaya devam ediyorlar.

Ölenleri ise ecelleriyle öldü. Örneğin, Dev-Sol lideri Dursun Karataş Hollanda’da kanserden öldü. Mahir gibi MİT ve CIA ajanlarının kurşunlarıyla değil...

Bir de dünyaya bakalım.

Avrupa’daki devrimci örgütler... Örneğin Alman “Kızıl Ordu Fraksiyonu-RAF”... Liderleri Ulrike Meinhoff ve Andreas Baader yıllarca hapis yattı. Ve hapishanede hunharca öldürüldüler.

Neden mi dersiniz? Çünkü RAF’ın hedefinde Kaiserslautern’deki Amerikan Üssü de vardı.

Ve tabii Che...

Küba Devrimi’nin liderlerindendi. Bolivya’da bizzat CIA’nın yürüttüğü bir operasyonla öldürüldü...

Ve Allende... Demokratik yollarla iktidara gelmiş olması ABD’nin onu bir faşist darbeyle indirip öldürmesini engellemedi.

Son olarak Saddam...

Ve ABD’nin her tür saldırısına ve darbe girişimlerine karşın yaşamaya devam etmeyi başaranlar: Castro, Chavez, Ortega, Morales...

Hedefte ABD olmayınca

Yazımızın başında yer alan mektubu tekrar hatırlatalım:

“Bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde ABD veya ABD’lilere yönelik en ufak bir olumsuz eylemimiz olmamıştır...”

Sizce bu mektubun altına diğer örgütler de imza koymaz mı?..

TİKKO’lar...

Dev-Sol’lar...

Dev-Yol’lar...

TDKP’ler...

İsmini saydığımız bu örgütlerin bugün PKK kuyrukçuluğu yapmaları da o açıdan bir tesadüf sayılmamalı.

Hedeften ABD’yi çıkarırsanız, ABD’nin yedeğine düşen kontr-gerillanın kuyruğuna takılırsınız...


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe