| Kaya Ataberk |
| Türk basınında faşizme
karşı mücadele geleneği: Serteller Sertel Gazetecilik Vakfı, 4 Ocak 2003 Cumartesi günü, Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsünde, Nâzım Hikmet ve Serteller’i anma toplantısı düzenledi. Her yıl 4 Aralık 1945 Tan olaylarının yıldönümünde yapılan anma, geçtiğimiz yılın Nâzım Hikmet yılı olması dolayısıyla, Nâzım Hikmet ve Serteller’i birlikte anma etkinliği olarak 4 Ocak’ta gerçekleştirildi. Anma etkinliğinin yanısıra, Sertel Gazetecilik Vakfı ödül töreni de yapıldı. Serteller Gazetecilik Vakfı, özellikle 2. Dünya Savaşı yıllarında çıkardıkları Tan gazetesiyle antiemperyalist bir çizgi izleyen, Atatürk’ün bağımsızlıkçı dış politikasından uzaklaşılmasını eleştiren M. Zekeriya ve Sabiha Sertel’in mücadelesini yaşatmak amacıyla 1996’dan beri etkinlik gösteriyor. Anma toplantısında Serteller ve Nâzım Hikmet’in dostlukları, ortak mücadeleleri ve 1945 Tan olayları anlatıldı. ‘40 Karanlığı’ ve Serteller Sabiha ve Zekeriya Sertel, 1920’lerin ortalarından bu yana çeşitli ilerici yayın organlarında çalışmışlardı. 1918’de İstanbul’un işgali üzerine direnişe katılan Serteller, Büyük Mecmua’da halka cesaret veren, emperyalizme karşı direnişe çağıran yazılar yazdılar. Zekeriya Sertel, Kuvayı Milliye direnişiyle ilgisi dolayısıyla bu dönemde hapsedilmiştir.
Ancak, Serteller’in esas mücadelesi, 1940’larda başlamıştır. 1938’de Atatürk’ün ölümüyle ülkeyi yönetmeye başlayan İnönü ve Yeni Tanzimatçı ekibi Atatürk’ün tam bağımsızlıkçı dış politikasını terk edecekti. Antiemperyalizm, devrimcilik bir kenara bırakılacaktı. Diğer taraftan gericiliğin, ırkçılığın yükselişe geçtiği bir dönem başlıyordu. 1939’da İngiltere ile ittifak antlaşması imzalayan Türkiye, kısa süre sonra başlayan 2. Dünya Savaşı boyunca İngiliz ve Alman emperyalizmleri arasında savrulacaktı. Emperyalizmin etki alanına giren Türkiye’de, ülke içindeki atmosfer de günden güne karanlıklaşıyordu. Gericilik ve ırkçılık her türlü faaliyetini rahatlıkla sürdürürken, solcu, ilerici aydınlar, antiemperyalistler, bağımsız dış politika yanlıları çok ciddi baskılarla karşılaşıyordu. Türkiye, Attilâ İlhan’ın ‘40 karanlığı’ olarak adlandırdığı dönemi yaşıyordu. Bu dönem 1950’ye gelindiğinde sağcı- Amerikancı Demokrat Parti diktatörlüğünü getirecekti. Nâzım Hikmet ve Serteller, bu karanlığa karşı mücadele eden ilerici aydınların başında yer alıyorlardı. Ön planda yer almak, daha çok baskı görmeyi de beraberinde getirmiştir. Zekeriya ve Sabiha Sertel bu dönemde Tan gazetesini çıkarmışlardı. 2. Dünya Savaşı boyunca, Tan’daki yazılarıyla emperyalizme, Nazizme, faşizme karşı mücadele yürüttüler. Türkiye’yi emperyalist kamplar arasında savrulmaya iten CHP iktidarı da Serteller’in eleştirisine uğruyordu. Tan’ın ve Serteller’in tavrı hem Naziler’den destek alan ırkçı-Turancılar’ın, hem de CHP iktidarının tepkisini ve düşmanlığını üzerine çekmiştir. Tan gazetesi yıkılıyor Tan gazetesine karşı düşmanca planlar yapılmakta gecikilmedi. İstanbul CHP parti müfettişi Alaatin Tiridoğlu’nun, İstanbul CHP yurtlarında kalan öğrencilerle ilişkiye geçmesi planın ilk safhasını oluşturdu. Uzun zamandır gerici basın da Tan’a ve Serteller’e karşı bir karalama ve saldırı kampanyası sürdürüyordu. Hüseyin Cahit Yalçın’ın Tanin Gazetesi’nde yer alan ve ‘Kalkın Ey Ehli Vatan’ başlığını taşıyan, doğrudan Tan’ı ve Sertelleri hedef alan yazısı gereken kıvılcımı çakmıştır ve olayları tetiklemiştir. 4 Aralık 1945’te çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu kalabalık, Tan gazetesini ve matbaasını yerle bir eder. Serteller mağdur durumdadır, ama olaydan sonra kovuşturmaya uğrayanlar onlar olmuşlardır. Serteller’e eski yazıları dolayısıyla da davalar açılır ve Serteller kısa bir süre sonra ülkeyi terketmek zorunda kalırlar. Aynı dönemde Nâzım Hikmet de yaşadığı baskılar sonucu Türkiye’den ayrılmıştır. Serteller ve Nâzım’ın Türkiye’deki birliktelikleri yutdışında da sürer. Nâzım sık sık Serteller’in konuğu olur, şiirlerinin bazılarını onların evinde yazar. Bu dostluk ve mücadele arkadaşlığı Nâzım’ın 1963’teki ölümüne kadar devam eder. Serteller, uzun süre yurtdışında yaşarlar. Sabiha Sertel 1968’de Bakü’de, Zekeriya Sertel ise 1980’de Paris’te ölür. Sertel Gazetecilik Vakfı’nın etkinliğinde, başta Serteller ve Nâzım Hikmet olmak üzere Türkiye’nin ilerici aydınları ve bu dönem boyunca verdikleri mücadele anıldı. Serteller’in yaşamı ve Nâzım’la birliktelikleri bir slayt gösterisiyle anlatılırken, tiyatro sanatçısı Zafer Diper Nâzım’ın Kuvayı Milliye Destanı’ndan şiirler okudu. Melike Demirağ ise Nâzım’ın şiirlerinden bestelenmiş parçalar seslendirdi. Etkinlik sonunda Cumhuriyet Gazetesi yazarı İlhan Selçuk da Tan olayları ve Serteller’i anan bir konuşma yaptı. Serteller’in bağımsız, demokratik Türkiye için verdikleri mücadele vurgulandı. Sertel Vakfı Ödülü Türkiye Gazeteciler Sendikası’na verildi Bu yılki Sertel Gazetecilik Vakfı ödülü Türkiye Gazeteciler Sendikası’na verildi. TGS adına ödülü sendika başkanı Şükran Soner aldı. Şükran Soner yaptığı konuşmada; “Serteller’in bu ödülü, onların onurlu gazetecilik adına verdikleri savaşımın bize aktarılmasıdır. Kimliğini kaybetmiş, beyni satın alınmış gazetecilerin Türkiye’yi getirdiği ve götüreceği yer ortadadır” dedi. Vakıf başkanı Yıldız Sertel de Vakfın Atatürkçü, bağımsız, demokratik Türkiye için mücadele ettiğini vurguladı. Serteller ödüllerinin de buna göre verildiğini belirtti. Yıldız Sertel konuşmasında Necip Hablemitoğlu’na düzenlenen suikaste de değinerek, bunun “Kubilay’la başlayan irticai cinayetlerin son halkası” olduğunu belirtti.
|