Atatürk’ün
vatanından sürülmesinde
son aşama

Prof. Dr. Haluk ErtanTÜRKSOLU: Gericiliğin Türkiye’de bu kadar yükselmesinin toplumsal nedenleri nelerdir?

Bilgi üretmeyen toplumda
gericilik büyür

HALUK ERTAN: Biz Türkler uygarlık tarihini oldukça geriden takip ediyoruz. Bu durumun birkaç istisnasını, askeri teknoloji ve tüketim mallarına dünya ile aynı anda kavuşabilme hızımız oluşturuyor. Fakat bunlar da, ne yazık ki, insanlığın bilgi birikimine katkı yaparak uygarlıkla buluştuğumuz noktalar olmaktan çok ulusal tercihlerimizle ilgili konular. Ortadaki soru şu: Neden yaşama ondan aldığımızdan daha fazla katkı sağlayamıyoruz?

Yaşama katkı, yeni bilgi, estetik değerler ve ilkeler yaratabilmeyle ilişkili. Bence bu durum hem sizin hem de benim sorularımın kalbini oluşturuyor çünkü bilgi üretmeyen toplumda, kapının eşiğinde bekleyen gericilik, ilk fırsatta içeri giriyor. Gericilik, tüm dünyayı durağan, değişmez olarak kabul etmenin bir türü. Halbuki bilgi ve onun yarattığı kültür, dünyayı değiştirir. Değişimin, yaşamın her alanında getirdiği kolaylıklar, yeni bir tür mutluluk, umut ve bilincin doğmasına yol açar. Fakat bilgi, onu üretmeyen toplumlar için bir mutsuzluk ve yabancılaşma kaynağı, hatta bir süre sonra bir düşman gibi algılanmaya başlanabilir.

Ülkemize döndüğümüzde görünen şu. Sömürü mutsuzluğu, adaletsizlik umutsuzluğu, üretmeden tüketim sorumsuzluk ve sefaleti getirmiş. Gericilik, halkın gereğince anlamasına ve yaşamasına izin verilmeyen çağdaş değerlerin yerine, geçmişin köhne ve kolaycı değerlerini sunuyor. Bunların önemli bir kısmı da kutsal olgularla bezendirilmiş halde. Halk yaşamdan, dünyadan umudunu kesmeye, ondan uzaklaşmaya başlayınca, yaşamın yerini ölüm ve ölüler, gerçek dünyanın yerini de öbür dünya almaya başlar. Tüm bunların eskiden olduğu gibi iki acı sonucu olmaktadır. Her türlü sömürüye karşı yaygın bir kayıtsızlık, içine kapanma ve çağdaşlığa (bir yanıyla bilgiye) karşı tepki hatta düşmanlık duyma.

TÜRKSOLU: Bu bağlamda, hem yerli sermaye çevreleri hem de emperyalist devletler yeni seçilen gerici iktidarı neden bu kadar olumlu ve yakınlıkla karşıladı?

HALUK ERTAN: Bence bu gelişmeden planladıkları ekonomik ve siyasi faydaları daha kolay sağlayacaklarını düşünüyorlar. Şu anda, ne yazık ki, Türk halkı her türlü tavizi verebilecek kıvama gelmiş haldedir. İktidarın da bu yönde değişmiş olması, emperyalistlerin amaçlarını tamamlar nitelikte görülüyor.

Cumhuriyet tarihimizin en gerici iktidarı

Olayların bu yönde gelişmesinde baş sorumlu olarak yerli sermaye sahiplerini, bunlarla mali bağlantıları olan bazı aydınları ve siyasileri görüyorum. Dünyada küreselleşme önce sermayede gerçekleşti. Türk halkının iliklerinden damıtılarak yaratılan artı değerle, devlet eliyle palazlandırılan yerli sermayemiz, küreselleşmeye bağlı olarak, halkından, devletinden yani ulusal özelliğinden koparak, emperyalistlerin değerlerine daha çok hizmet eder hale geldi. Bunlar vergi kaçırarak, aldıkları milyarlarca dolarlık kredileri ve çalıştırdıkları insanların sigorta primlerini ödemeyerek, ürettikleri kalitesiz malları fahiş fiyatlarla satarak veya hayali ihracatlarla, naylon faturalarla devleti zaaf içine düşürerek onu tartışılır hale getirdiler. Son aşamada, yazılı ve görsel basını büyük oranda ele geçiren bu güç, bilinçli hazırlanmış, artık ayrıntıları çok iyi bilinen bir süreç ile halkı çağdışı bir forma sokarak, buradan, Cumhuriyet tarihimizin en gerici iktidarına uzandı. Bunların hepsi gözlerimizin önünde gerçekleşti.

Şimdi halk bu dünyayı ve uygarlığımızın tüm değerlerini sahte ve fani, öbür dünyayı ise gerçek ve ebedi sanıyor. Umutlarını mezarlıklarda, adaleti ilahi yargıda arıyor. Bu hale getirilmiş bir halkın sömürüye karşı çıkması, Cumhuriyet ilkelerine, çağdaş değerlere ve ulusal haklarımıza sahip olması doğal olarak beklenemez.

TÜRKSOLU: AKP iktidarıyla Irak’ta, Kıbrıs’ta, AB’de Türkiye’yi ne bekliyor? Bu durumda Atatürkçüler ne yapmalı, özellikle bilim çevreleri nasıl tavır almalıdır? Bu gidişi ilerici güçler nasıl durdurabilir?

HALUK ERTAN: Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü değerleri, vahşi liberaller, numaralı cumhuriyetçiler ve günümüz mandacıları tarafından gün be gün avuçlarımızın içinden çekilip alınıyor. Her şey ne kadar çabuk unutuldu... Sanki şu sözleri söyleyen Türk halkının gerçek dostu, onun büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk değil: “Artık durumu düzelterek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan öğüt almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların öğütleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir... İşte Türkiye’de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha gerilemiş, daha çok düşmüştür.” M. K. Atatürk (1922)

Savaştan menfaat sağlarız demek en büyük hainlik

Kopenhag sonrası Avrupa basınında, “Hükümete aşağılayıcı tokat”, “Türkiye’ye Avrupa tokadı”, “Ankara Avrupa’dan önce kendine güvenmeli” başlıklarını görüp de büyük bir acı duymamak olanaksız. Devletin, halkın tüm bunları sineye çeker hale getirilmiş olması inanılır gibi değil. Ben bunları “Mustafa Kemal Atatürk’ün vatanından sürülmesinde son aşama” olarak tanımlıyorum. 81 yıl önce, yani şu andakinden çok daha kötü koşullarda tüm dünyaya “uşaklığı” reddettiğini haykıran bir lidere sahip olan Türk ulusunun ve devletinin düştüğü durum içler acısıdır.

Durumu abarttığımı sanmıyorum. Basın, on binlerce yabancı ülke askerinin, binlerce kilometre öteden gelip bir komşumuza saldırmak üzere Türkiye’de üslendirileceğini yazıyor. Aynı basında, saldırganlığı, savaşı, yıkımı, boyun eğmeyi halka hoş ve olağan göstermek için birtakım kişi ve kuruluşların yaptıkları cambazlıkları ibretle izliyoruz. Hele Türk halkına, komşumuzdaki savaştan ekonomik ve siyasi menfaat sağlayacağımız yalanının hâlâ söyleniyor olması gerçek bir hainlik.

Ne yapmalı? Bir parti içinde örgütlenme diyorum. Bu parti günümüzün sorunlarına akılcı ve ayrıntılı çözümler getirmelidir. Ayrıntıya girilmekten kaçınılmamalı çünkü halk artık bunu istiyor. Örneğin sadece hukuk devleti istiyoruz denmemeli, anayasa başta olmak üzere tüm yasalar baştan yazılıp hazır hale getirilmeli. Şu anda dünya tersine dönmüş gibi gözüküyor.

Amasya Tamimi etrafında toplanmalıyız

Mesela sadece ilericilerin, Atatürkçülerin yapabileceği örneğin, demokratikleşme gibi işleri gericilerin ve mandacıların sahiplendiği görülüyor. Kaybedilen değerlerin aynı yolla geri kazanılabileceğine inanıyorum. Vatansever sermaye, dernekler, yardım kuruluşları, öğretmenler, bilimciler, Atatürkçülüğe hâlâ bağlı olduğuna inandığım Türk köylüleri vb. güçlerin Amasya Tamimi gibi genel metin etrafında toplanması sağlanmalıdır. Mutlaka bir televizyon kanalına ve gazeteye sahip olunmalıdır. Fakat önümüzdeki kısa sürede mevcut durumda bir değişme olabileceği kanısında değilim. Şu anda halk ve aydınların önemli bir bölümü farklı bir çözümün peşine düşmüş haldedir. Bu yolun çıkışı olmadığı görüldükten sonra ancak yeni bir yol aranacaktır.

 
30.12.2002/Sayı:20
 Prof. Dr. Haluk Ertan
Ana Sayfa >>