AB’cilerin AB’cilere propagandası; bir süre daha devam edecek AB’cilerin AB’cilere propagandası
bir süre daha
devam edecek

Kopenhag’taki sonuç bazılarını üzmüş olabilir. Zirvenin öncesi ve sonrasında Türk basınını takip etmek ise bizim için gayet eğlenceli bir işti. AB’nin bırakın tarih, tarih için tarih bile vermeyeceğini zaten herkes biliyordu. Ama Türk Basını aynen propagandasında dile getirdiği gibi bir “AB rüyası” içinde olduğundan uyanması için 13 Aralık’ı beklemek gerekiyordu. 13 Aralık’ta sadece kendisinin değil tüm Türkiye’nin de bu AB rüyasından uyandığını farkedince ise AB gazeteleri önce paniklediler sonra hızla AB rüyasına tekrar daldılar.

Evvela Kopenhag’tan önce ne dediklerine kısaca bir göz atalım.

Zirveden sadece bir gün önce Murat Yetkin: “Tarih 2005’ten önce”

Aynı gün Radikal’in haberi: “AB’de çoğunluk 2005 diyor”

4 Aralık’ta Cengiz Çandar: “Hala iyimserliğimizi koruyabiliriz”

5 Aralık Sabah: “7 gün kala rüzgar lehimize esiyor” “Schröder Türkiye’yi destekleyecek”

Şimdi de dalga geçercesine aynı sayfalarda bu haberleri yalanlayan AB açıklamalarına bir bakalım.

Sabah’ın haberinin hemen ardından aynı gazetede bir Chirac- Schröder açıklaması: “1 Temmuz 2005”. Hem tam da Türk basınının ve Tayyip’in 2003 olmazsa AB sonuçlarına katlanır dediği günlerde.

Murat Yetkin’in “Tarih 2005’ten önce” yazısından üç gün önce aynı gazetede küçük bir haber. Niye küçük acaba? Rasmussen: “Zirvede tarih yok” Sabah’ta yine bir “teksip!” Rasmussen: “Türkiye’ye tarih verilmeyecek”

Radikal zirveden bir gün önce işin farkına varmaya başlıyor: “'AB’de çoğunluk 2005' diyor”

Hürriyet ise Tayyip’ten güç alarak utangaç bir rest bile çekebiliyor: “Medeniyetler Sınavı, AB Hristiyan Klübü olup olmadığına karar verecek”

Ve sonunda büyük gün gelip çatıyor ve AB kararını açıklıyor: “Türkiye’ye tarih yok, hatta tarih için tarih bile veremeyiz. Ancak bir ilerleme görürsek eğer 2004 Aralık’ta sizin üyeliğinizi tekrar görüşebiliriz”

Aslında bunun 1999’daki karardan hiçbir farkı olmadığı çok açıktı. Bu hemen gazetelere ve AB’ci yazarlara yansıdı.

Hürriyet: “2005’e kaldı” manşetiyle çıkarken hiç de alışık olmadığımız bir şey yaparak gerçeği açık açık söylüyordu: “AB sadece randevu verdi”

Cengiz Çandar’a göre “Bu olabilecek en kötü sonuç”tu.

Hasan Cemal “Artık işimiz çok zor” diyordu,

Süreç boyunca moralini hiçbir şekilde bozmayan Radikal ise “Olabilecek en kötü sonuç çıktı” diyordu.

Vatan alınmamış tarihi alınmış göstererek açık açık yalan haber yapmayı seçti ve “Aralık 2004” manşetini attı.

Şeriatçı gazeteler ise morali hiç bozmadılar ve “2003 fırsatı” diyerek AB rüyasının ne kadar derinlerine daldıklarını gösterdiler.

Bir gün sonra ise AB’ci medyanın sayfalarında bambaşka bir havayla karşılaştık. AB’ciler moral bozukluğunu bir anda üstlerinden attılar ve AB militanlığını tekrar ele aldılar.

Hürriyet 14 Aralık’ta “Beklediğimiz tarih artık netleşti. Aynen devam”

Hasan Cemal “AB ile devam”

Sabah “2010’da Avrupalı’yız” diyerek AB’cilerin AB’cilere propagandasına yeniden başladılar. Bir gün önce morali bozulan tüm yazarlar da hiçbir şey olmamış gibi bu kervana katıldılar. Üç kez 180 derece değişen bu tavrı AB’cilerin saflığıyla, kafalarının çalışmamasıyla veya şaşkınlıklarıyla açıklamak elbette ki doğru olmaz. Ama bir panik içinde oldukları kesin. Çünkü artık bu AB masallarını ancak kendi kendilerine anlatabilirler. Halk bu komik rüyadan çoktan uyandı ve AB’ci medya tüm marifetlerini sergilese, dört dönüp istediği kadar kıvırtsa da artık kimse bu rüyaya dalmayacak. Belki bizimkiler AB’ye olan bu sarsılmaz inancın ve AB militanlığının AB’deki efendilerini memnun edeceğini hesaplıyor olabilir. Ama görünen o ki bunlar AB’yi yalnızca güldürüyor.

 
30.12.2002/Sayı:20
 
Ana Sayfa >>