| Özlem Şahin |
|
AKP’nin “adaleti”: 3 Kasım seçimlerinde, Siirt’in Pervari İlçesi Doğan Köyü’nde 706 seçmenin oy kullanmamasını gerekçe gösteren AKP’liler, YSK’ya başvurarak seçimlerin iptalini istemişlerdi. Yapılan incelemelerden sonra YSK yapılan itirazı haklı buldu ve seçimler iptal edildi. 3 Kasım seçimlerinde DEHAP %32, AKP %17,5, bağımsız aday Fadıl Akgündüz %13,7 ve CHP de %9.1 oy almıştı. Seçimlerin iptaliyle birlikte, sıra Fadıl Akgündüz’ün geçmiş yıllardaki davaları bolca gündeme getirildi medya tarafından. Almanya’daki Türk yurttaşlarımızı dolandırdığı iddiasıyla TCK’nın 504. maddesinin 8. fıkrasına göre “nitelikli dolandırıcılık”la suçlanan birinin zaten mecliste yeri yoktu. sonuçta Jet Fadıl soluğu Kartal Özel Tip cezaevinde aldı. Jet Fadıl Hapse, Tayyip Başbakanlığa Meclis ve medya kendini aklama operasyonuna Jet Fadıl’ı yuhlayarak katılmıştı. Ancak Recep Tayyip Erdoğan’ın yolsuzlukları gündeme bile taşınmıyordu. Oysa hakkında açılmış İGDAŞ, AKBİL ve Albayraklar soruşturmaları var. Bu davaların en yakını da Ocak ayında görülecek. Bu davada ihaleye fesat karıştırdıkları gerekçesiyle R. Tayyip Erdoğan, Ali Müfit Gürtuna ve Albayraklar yargılanacak. Durum böyleyken Jet Fadıl hapse gönderip bu durumu temiz toplum yaratmak adına alkışlayanlar bir taraftan da Tayyip’in başbakanlığı için uğraşmaktalar. Erdoğan ise şimdiden yerli Berlusconi olmaya aday. Tayyip’in Başbakanlık Hesapları 3 Kasım seçimlerinden bu yana Tayyip’e başbakanlık yolu açılmaya çalışılıyor. Bu duruma da bir kılıf bulunmuş: CHP’si AKP’si ve medyasıyla darbe anayasasını demokratik hale getirmek! Yalnız nasıl bir demokratikleşme anlayışıysa bu; halk bunların hiç birinden yararlanamazken Tayyip’e özel değişiklikler yapılmakta. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin “Adaleti”nin ne olduğu da böylelikle ortaya çıkıyor. Hortumcu Fadıl cezaevine gönderilirken hortumcu Tayyip’e başbakanlık yolu ardına kadar açılıyor. İlk başta amaç 109. maddedeki değişiklikle Tayyip’in dışarıdan başbakan olmasıydı. Ancak Siirt seçimlerinin iptaliyle CHP’nin de yoğun desteğiyle 67, 76, ve 78. maddelerde değişiklik gündeme geldi. Seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma haklarına ilişkin 67. madde ile milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. ve ara seçimlere ilişkin 78. madde Tayyip’in başbakanlık yolunun açılması için 10 Aralık 2002 günü değiştirildi. 76. maddedeki “ideolojik ve anarşik eylemler” ibaresi “terör” ibaresi olarak değiştirilirken 312. maddedeki “halkı sınıf, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” ibaresi de terör eylemlerine katılmak olarak değiştirildi. Bundan böyle şeriat propagandası yapmak ideolojik eylem olduğundan suç sayılmayacaktı. Gerçi medya Tayyip’in şeriatçı olmadığını, artık değiştiğini, yüzünü Batıya döndüğünü anlatma telaşında. O yüzden bu maddelerin değişitirilmesi ülkemiz açısından sorun teşkil etmemekte medyaya göre. Medyaya göre zaten Türkiye’de şeriat diye bir tehlike de yok. “Siirt’in Rövanşı”: Cumhuriyet’ten öc alma Tayyip Erdoğan 6 Aralık 1997 günü Siirt’te şu konuşmayı yapmıştı: “Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker” Diyarbakır 3 nolu DGM’de 312. madde gereğince halkı din ve dil farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği gerekçesiyle Erdoğan hakkında 10 aylık hapis cezası verilmişti. Medya ise 1997’den bu yana bir çok şeyin değiştiğini iddia etmekte. Oysa ki AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı olan Hayati Yazıcı Tayyip’in Başbakanlık durumunu şu şekilde değerlendirmekte: “Bu iş Siirt’te başlamıştır. Siirt’te çözülecek gibi görünüyor. Tayyip’in ayağına bağlanan taşlar çözülecek. Kaderin garip cilvesi.!” Görünen odur ki AKP ve yandaşlarının düşünceleri değişmemiştir. Ve bu durumu Cumhuriyet devrimlerine karşı bir adım daha atmak edasıyla değerlendirmektedirler. Siirt’te Cumhuriyet’e karşı halkı ayakylanmaya çağıran Tayyip Siirt’in rövanşında Cumhuriyet’ten öç alma hesapları yapıyor. AKP aradan geçen kısa dönem içinde Milli Görüş çizgisinden ayrılmadığını kanıtlamak için elinden geleni ardına koymadı. Buna rağmen medyasıyla milletvekilleriyle, yazarıyla Cumhuriyet düşmanları tam tersini gösterme gayretlerine halen devam edebiliyorlar Tayyip’in AB serüveni: AB’ye jurnalcilikten AB’ye hizmetçiliğe Türkiye Cumhuriyeti’ne Başbakan olmak üzere olan Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuştu. Tazminat bedeli olarak da üç milyon euro istemişti. Ancak durum şimdi değişti. Başbakan olursa bu davadan vazgeçeceğini tehditkar bir üslüpta dile getirmekte Erdoğan. Bunun yanında geçen haftalarda Avrupa turnesinde olan Tayyip, kendisine eski DEP’i milletvekillerinin durumunu soranlara mağduriyetini dile getirmişti. Hatta Avrupalı milletvekillerini alındığını söylemişti. Mağduru oynayan Tayyip sadece bir şiir okumuştu ve bu yüzden siyasi faaliyetleri sona ermişti. Avrupalı vekillerden bu konuda duyarlı olmalarını istemişti. Durum ortada; Müslümanlık sloganlarıyla iktidara gelen AKP genel başkanı, ki artık başbakan olmak üzere, kendi ülkesini Avrupa’ya şikayet etmekte! Tayyip’in Avrupa serüveninin gelişimi önümüzdeki dönemde neler yapabileceğini de kanıtlıyor. Önce Türk halkını kin ve düşmanlığa sevk ederek Cumhuriyet düşmanlığı yap, ceza alınca da soluğu Batılı ağababalarının yanında alıp Türkiye’yi AB’ye jurnalle, sonra da sanki hiçbirşey olmamışçasına başbakanlık koltuğuna oturmak için binbir dalavera çevir. Ülkesini AB’ye jurnalleyerek işe başlayan ve eline geçen ilk fırsatta da kapağı Avrupa’ya atıp ülkesinin AB hizmetçisi yapmak için çalışan Tayyip’in başbakanlığının Türkiye’ye ne getireceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.
|