26.05.2008/Sayı:188
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör Özdenİz’ler-izlenimler

Ülkemizde tüm olumsuzluklara karşın kimi umut verici gelişmeler yaşanmakta, kimi olumlu çabalara tanık olunmaktadır. Bu bağlamda eğitim, sanat, bilim konularındaki açılımlardan duyduğumuz mutluluk bile genel durumdan duyduğumuz üzüntüleri gidermeye yetmemektedir. Karamsar bir kişi olmamakla birlikte umutsuzluğum giderek artmaktadır. 1919’ların güçlüklerini, yoksunluklarını, ihanetlerini göğüsleyip yenmiş bir ulusun bugün daha kötülerini geçersiz kılacağını bilmekle birlikte özellikle eğitim-bilim, yargı, sağlık ve bağımsızlık konularında içine düştüğümüz karanlığın giderek azalacağı yerde arttığını görüyorum.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyeliğinden emekli olduktan sonra Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı’na gelen, önceleri Göz Bankası ve Türk Oftalmoji Derneği Başkanlıklarında bulunan Prof. Dr. Mustafa Erol Turaçlı’nın Niksar’da yaptırdığı Anadolu Öğretmen Lisesi’nin açılışı için çağrısı üzerine katıldığım törendeki ilgi kıvanç verici idi. Halkımızın ve gençlerin eğitime verdiği değeri somutlaşmış biçimde yerinde saptadım. Ekonomik güçlüklerden, iktidardan yakınmalarına karşılık eğitim-öğretim için özverili yaklaşımları sevindirici idi. Tokat’ın birkaç ilçesinden sonra Ondokuz Mayıs Üniversitesi ile Ziraat Mühendisleri Odası’nın birlikte düzenledikleri “19 Mayıs Bağımsızlık Ateşi” konulu panel için Samsun’da değerli bilim adamları ve Atatürkçü dostlarla buluştuk. Etkili konuşmalardan sonra Samsun’u gezip yine Atatürkçülük konusunda bir televizyon programına katıldık. Daha önce Amasya ve Tokat’ı gezmiştik. Halkımın sağduyulu yapısına özündeki seçkin ve saygın değere karşın siyasal bozulmalara tepkisi yok denecek kadar az. Umursamazlık yaygın, ekonomik güçlüklerden yakınanlar bile sorunun siyasal yanının bilincinde değil. Birbirlerine bakarak, bir şey sanarak, kimi beklentiler için kullanarak yaygınlaşan sıkmabaş-bohçabaş artmış. Anadolu kadınının geleneksel başörtüsüyle hiç ilgisi olmayan, İran’lı kadınlarınkinden bile kapalı ve süslü sıkmabaşlar kaldırımları sokakları dolduruyor. Ne oluyoruz sorusunu sormaktan geri kalınamıyor. Niksar Vakfı’nın önlemeye çalıştığı Niksar Ovası düzenlemesinin getireceği sakıncalar dillerde dolaşıyor. Erbaa ilçesi de bu durumdan yakınıyor. Kimilerini zengin etmek için ülkenin topraklarının, en verimli ovalarının değişik görüşler, sözde plânlar ve yapıcılık savlarıyla elden çıkarılması anlaşılması güç bir aymazlık. Eğitim, eğitim, eğitim. Öğrenciler iyi eğitilmezse, halk bilinçlendirilmezse, inanç sömürüsüyle, demokrasi sömürüsünden vazgeçilmezse siyasette aydınlık sağlanamaz, ülkenin geleceğinden güven duyulamaz. Özellikle yargı bağımsızlığını sözde bırakacak girişimlerden uzak durulmazsa kimse kendini güven içinde sayamaz.

Güncel olaylar

Batılılar, kendilerini bir şey sanarak Türkiye’yi istedikleri durumda tutmak ve bulundurmak çabalarını sürdürüyor. Ders vermeye kalkışmaktan tehdite uzanan ölçüsüzlüklerine iktidar ilgisiz kalıyor. Hattâ, karşılaşması olası olumsuzluklar için batıdan medet umuyor. Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun haklı, zamanında, doyurucu, anlamlı, güçlü bildirisine karşı iktidar kesiminin terbiye ölçülerinin dışına taşan tepkisi karşılaşacağımız kötü olasılıkların başlangıcıdır. Anayasa’nın Başlangıç’ının dördüncü paragrafından, 6. ve 9. maddelerinin içeriğinden yeterli bilgisi olmayan ya da işlerine gelmediği için habersiz görünen iktidar donkişotluk sayılacak kabadayılık gösterilerine girişti. Bu sütunlarda ilgili önceki konular ve sorunlar nedeniyle açıklamıştık, iktidar geçerliğini (meşruiyetini) nasıl Anayasa’dan alıyorsa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da, Başkanlar Kurulu da geçerliklerini Anayasa’dan alıyor. Devlet erkleri arasında astlık-üstlük savı ve konumu yoktur. Yargı, yönetim ya da yasamanın emrinde, etkisinde değildir. Saldırılara karşı yapılan açıklama ulus adına davranışın gereğidir, efendicedir, etkin bir uyarıdır. Bu tür bildiri ya da konuşmalar için ilgili yasada bir kural olması gerekmez. İlgili konularda görüş açıklamak, iktidarın işine gelmese bile, yargının en doğal hakkıdır, hattâ görevidir. “Ekmek yenilir, su içilir, hava solunur” türü çok doğal konuları kurala bağlamak gerekmez. İktidarın çıkışı yanlıştır, yersizdir, dayanaksız ve haksızdır. Yabancıların sataşma ve saldırılarını karşılamaktan çekinenlerin, yanıtlamaktan uzak duranların kendi ülkesinin saygın organlarıyla tartışmaya girmeleri ve yararlarına olan uyarıları siyasal nedenlerle karalamaları doğru değildir. Türk yargısının siyasal amacı ve ilgisi yoktur. Kimlerin siyasal yaranma ve yanaşma çabalarında olduğunu bilenler bilir. Bir-iki kötü örnek genelleştirilemez. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı, yargı kuruluşlarını, yüksek yargıçlarını koruyamayan iktidarın hiç kimseye söyleyebilecek sözü olamaz.

Çarşaflı iktidar

İngiltere Kraliçesi’nin amaçlı olduğu kuşkusuz Türkiye ziyareti sırasında sıkmabaşlı Türk kadınlarının görünümündeki çelişki düşündürücü olmaktan öte utandırıcı idi. Kur’an’da olmayan olsa da hukuk devletinde geçerliliği düşünülmemesi gereken sıkmabaş İran’da bile böyle kullanılmıyor. Başı açık olan öbür Müslüman liderlerin eşleri ahlaksız ya da dinsiz mi? İncil’de olan sıkmabaşı Türkiye için sorun yapan iktidar ve yandaşlarının kusuru ağırdır. Açıköğretim sınavlarına sıkmabaşlıların yanında çarşafla katılanlar ürkütücüdür. Türkiye’mizi nerelere sürüklemek istiyorlar? Bunları iktidarın, yönetimin ve yaranma çabasındaki ilgililerin aymazlıklarının sonucudur.

Kitaplarında “örtünmeyenler erkekleri tahrik eder, bunun adı fuhuştur. Örtünmeyenler iffetsizdir” diyerek iffet konusunda bilgisizliklerini yansıtan gericiler de iktidar desteğiyle azıttılar. Örtünmeyenin şeytana tapacağını söyleyecek kadar kendini, dinini bilmezler ortalıkta cirit atıyor. Misyonerler de böyle.

Osmanlı kalıntılarını temizleyip yepyeni cumhuriyet kuranların tersine 5737 no.lu Vakıflar Yasası’yla AB buyruklarına teslim olan iktidarın getirdiği sakıncalı kurallar yurtseverleri üzmüştür. ABD de bu yolla Türkiye’yi daha çok çökertecektir. “Müslüman demokrat” türü, Müslümanlıkla da, demokratlıkla da ilgisi olmayan sav ve söylemler gibi usdışı savunmalarla toplum avutulmaya çalışılıyor.

Bir mezar yerinin 13 bin YTL olduğu Ankara’da yarın ne isteneceği tartışılmaktadır. Her şeyin satılıp elden çıkarıldığı bir Türkiye’de yabancı destekli iktidar herkesi düşündürmelidir. Sorun yaratan, gereksiz konularla insanları uğraştıran, zaman, emek, değer yitimine neden olan tutumlar kınanmalıdır. Yargı reformu adıyla gerçekleştirilecek yozlaşmaya karşı, anlamsız Anayasa değişikliklerine karşı toplumsal tepki özlenmektedir. Demokratik ve hukuksal yöntemlerle iktidar uyarılmalıdır.

Kitaplar

Okuyanın, okuduğunu anlayanın azaldığı bir dönemde kitapların önemi ve değeri giderek artıyor. En iyi arkadaş, en iyi dost, en yararlı ışık yine kitaptır. Kimilerinin saldırı için, kimilerini iktidara yaranmak için yazdığı, yargıyı ve emniyeti kuşku altında bırakan soruşturma belgelerinin yayımlandığı ısmarlama kitaplar yanında İleri Yayınları’nın Gökyüzü Yayınları’nın yeni kitapları gibi başka yayınevlerinin kitapları da yüreğimizi serinletmekte, düşüncelerimizi yenilemektedir.

Prof. Dr. Hamza Eroğlu’nun “Atatürk, Hayatı ve Üstün Kişiliği” adlı yapıtı Savaş Yayınevi’nce yeniden basıldı. Genişletilmiş bu baskı Atatürk’ün yaşamını, ilkeleri yönünden, özellikle insancıl yanıyla ayrıntılı biçimde ele alıyor. Çok yararlı bir kaynak. Prof. Dr. Zuhal Karaçengel Köseler’in Gökyüzü Yayınları’ndan çıkan “Atatürk Bugün Olmalıydı mı?” kitabı da Büyük Önderimiz için özlemleri ve yaklaşımları değerlendiren bir kitap. İkisini de okurlarım için salık veriyorum. İki seçkin ve saygın bilim insanımız da kitaplarında benden sözetmişler. İncelik ve anlayışlarına teşekkür ediyor, yararlı çalışmaları için de kutluyorum.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe