26.05.2008/Sayı:188
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Söyleşi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Yılmaz Ekinci

Mustafa Kemal’in ve
Türk Devrimi’nin
doğumgünü 19 Mayıs

Mustafa Kemal Atatürk “Benim doğduğum gün 19 Mayıslardır”

Yıl 1932... Bir grup genç, Atatürk’ü ziyarete gelmiştir. Sohbet esnasında orada bulunan bir öğretmen sorar: “Efendim, sizin doğum gününüzü tespit edemedik, acaba hangi tarihti?"

Atatürk yanındaki tarihçiye dönerek; “Siz söyleyin ben ne zaman doğdum?”

Tarihçi: “19 Mayıs 1881…” Atatürk bu cevaptan çok memnun kalır ve “İşte benim doğduğum gün 19 Mayıslardır!...” diyerek sözünü tamamlar.

19 Mayıs, Mustafa Kemal’in liderliğinde Samsun’da başlayan “Anadolu Türk Devrimi”nin de doğum günüdür.

Gazi Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesi’ni Adana’da başında bulunduğu Kolordu Komutanlığında, Sadrazam İzzet Paşa’dan gelen tel emrinden öğrenir ve Fahrettin Altay Paşa’ya; “Bu mütareke ahkâmını içime sindiremedim” der.

Fahrettin Altay Paşa’nın; “Ne yapacaksınız Paşam?” sorusuna ise Gazi Mustafa Kemal Paşa; “Bu zillete ne bu ordu katlanır ne de millet. Gereğini yapacağım” der.

Telgraf başına geçer ve Sadrazam İzzet Paşa’ya bir telgraf çeker: “Verilen emri dinlemeyeceğini ve gerekirse düşmanla savaşacağını” bildirir.

1919 yılında, bir yanında ABD mandacıları, diğer yanında ise İngiliz mandacıları vardır. Milletini arkasına alarak yola çıkan Gazi Mustafa Kemal kürsüye çıkar ve “Olmaz efendiler... Ne o ne ötekisi. Biz ulusal egemenliği seçen bir devlet olacağız” der.

1919 yılı... Erzurum’da “Manda mı, himaye mi?” tercihine zorlanan Gazi Mustafa Kemal, bu kısır döngüyü kırarak, “Ya istiklal, ya ölüm!” diyerek bağımsızlık kararını alır.

Aydınlıktan karanlığa

Vahdettin 6 asırlık Osmanlı tarihinde düşmana sığınan tek Osmanlı Padişahı’dır. Çünkü Vahdettin İngilizlere değil, Bağımsızlık Savaşı’nı yürütenlere düşmandı. Vahdettin, Anadolu’daki hareketin kendi saltanatı için tehdit olduğunu biliyor ve onun için çözümü İngiliz mandasında arıyordu.

30 Mart 1919’da padişahın yazdığı teklifi Damat Ferit Paşa İngiliz Yüce Komiseri Amiral Calthorpe’ye verir. Vahdettin, "Türkiye’nin yalnız İngiltere’ye tabi” olmak istediği belirtilmektedir:

“İngiltere’nin istediğine göre, Ermenistan bağımsız ve özgür bir cumhuriyet olacaktır. Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını İngiltere işgal edecek. İngiltere gerekli bulduğu yerleri işgal edecek.”

İşte Osmanlıcıların, saltanatçıların vatansever padişahı! Osmanlı Devleti ayrıdır, ülkeyi satan padişah ayrı. Gericiler bu olguyu bilerek saptırırlar. Çanakkale’ye İngilizlerin yanında savaşa gelen Müslüman askerler de halifeyi kurtarmak için gelip savaştıklarını sanıyorlardı.

Padişah Vahdettin İngiliz komiserine; “Mustafa Kemal Paşa ve yanındakilerin, Türk olmadıklarını” öne sürüyordu.

Vahdettin, İttihatçıları yargılatmak üzere İngiliz işgal kuvvetleri komutanına koşarak gider ve “Şimdi istediğiniz gibi bir mahkeme kurdum...” der.

Damat Ferit Paşa, Mondros Mütarekesi’nden sonra İngilizlere;

“Padişahın ve benim Allah’tan sonra güveneceğimiz sizlersiniz” diyordu.

İşgalin önündeki en büyük engel olduğu gerekçesiyle Osmanlı ordusu dağıtılmıştır.

Telsiz, telefon ve kabloların denetimi işgal devletlerinin yönetimine verilmiştir.

Hainlerin Milli Mücadele karşıtı yazıları

İzmir’in işgali üzerine Harbiye Nazırı Şakir Paşa; “Bu gibi şaiyalara ehemmiyet vermeyin” diyerek gerçeği halkından saklıyordu.

Dürrizade Abdullah Efendi’nin “Alemdar” gazetesinde yayınlanan fetvası: “Memlekette fitneye ve isyana sürükleyen bu eşkıyaların dağılmaları hakkında yüksek emrinden sonra, hâlâ fesatlar da ısrar ederlerse bunların hesabetlerinden ve şerlerinden temizlenmek için öldürülmeleri meşru olur mu? Elcevap olur.”

Yazar Refi Cevat Ulunay: “Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutarak bizi kurtaracak.”

“İstiklal diye bağıranlar kötü niyetlidir.”

“Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak?”

“Milli hareketi yok etmek, milet için var olmak meselesidir. O alçaklara karşı çıkanlar, dine, halifeye, millete unutulmaz hizmette bulunmuş olacaktır.”

“Yunanistan kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen çapulcuları tamamen tepeleyecektir.”

“Anadolu ile değil, Yunanistan ile anlaşmalıyız.”

Sadrazam Tevfik Paşa: “Ankara Sevr Antlaşması’nı kabul etmelidir”.

Yüksek Komiser Amiral Calt Horpe’un raporu: “Tevfik Paşa İngiltere ile gizli bir anlaşmaya varılarak Osmanlı Devleti’nin kalan ülkesinin birliğinin ve İngiltere’ye bağlılığının sağlanmasını istedi.”

A. İzzet Paşa’nın verdiği talimat: “Anadolu’yu boşaltmaları karşılığında, Trakya Yunanlılara bırakılabilir.”

Sadrazam Salih Paşa: “İngiltere’ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir.”

Hariciye Nazırı Mustafa Şerif Paşa’dan İngiltere Ordu Komutanı General Milne’e: “Kendim, kabinedeki arkadaşlarım, Sultan ve geniş halk kitlesi adına katiyet ve ciddiyetle temin ederim ki umumun arzusu, İngiltere tarafından idare edilmekliğimizdir.”

Hariciye Nazırı Sefa Bey’den İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold’a: “Hükümet Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor.”

Edirne Tem’in gazetesi: “Müftü Hilmi Efendi, Selimiye Camii’nde hürriyetin ve adaletin saygıdeğer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır.”

Ali Kemal’ın hainlikleri

1919’da Damat Ferit Paşa kabinesinde Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı ) olan Ali Kemal, Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkarak Mustafa Kemal Atatürk’e karşı suikast girişiminde bulunur. Ortağı Ermeni Mihran ile Payam-ı Sabah gazetesini çıkaran Artin Kemal, Bağımsızlık Savaşı sonrası yakalanıp yargılanmak üzere Ankara’ya götürülürken, Kocaeli’nde halk tarafından linç edilmiştir.

Konuşmasında; “Haydutların işi gücü savaş. Siyasetten zerre kadar anladıkları yok. Ellerinde derme çatma bir ordu, birkaç tane de düzme kahraman, dövüşüp duruyorlar. Hükümet ölçmüş, biçmiş, uygun görmüş. Sevr Antlaşması’nı imzalamış. Size ne oluyor a zirzoplar?” diyordu.

“Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya’nın hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim.”

“Düşmanlar, Teşkilat-ı Milliye’den bin kere daha iyidir.”

“Ankara’dakilerin Yunanlılara hâlâ meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken muharebeye girilemez.”

“Kars alındı. Demek ki işlemediğimiz bir hata kalmıştı. Ermenistan’a taarruz ile onu da tamamladık. Ankara yâranı nihayet merâmlarına erdiler. Ermenistan’a yürüdüler, Kars’ı işgal ettiler.”

Şeriatçıların Milli Mücadele düşmanlığı

Delibaş Mehmet: “Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı’na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz.”

“Kim milliyetçilerle birlikte Yunan’a karşı giderse şer’an kafirdir.”

İslami Yüceltme Derneği: “Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara’dadır.”

Medrese Hocaları Derneği (Cemiyet-i Müderrissin): “Kuvai Milliyeciler kudurmuş haydutlardır.”

Adana Valisi Abdurhaman’ın demeci: “Ayaklanmak için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar.”

İzmir Valisi Kambur İzzettin’in genelgesi: “Yunan kuvvetlerinin özel bir tören ve saygı ile karşılanması...”

Mutasarrıfı Aznavur Ahmet: “Padişah Yunanlılara karşı harp edilmesine razı değildir. Yunanlılar bizim dostumuzdur. Padişahın emir ve rızası hilafına olarak, onlara silah çekmek küfürdür, isyandır.”

Divitli Eşref Hoca: “İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür.”

Şeyhülislam Mustafa Sabi’nin başkanlığındaki Anadolu Cemiyeti adlı Vahdettinci örgütün, İstanbul’daki Yunan Başkomiserliğine önerileri:

“Amaç Ankara hükümetine karşı, Yunanistan’ın yardımıyla, sultanın ve Yunanistan’ın himayesi altında bir Batı Anadolu devletinin kurulmasıdır. Kemalist güçler bastırılacak. Bunun için kurulacak gönüllü Anadolu Ordusunun talim ve silahlarından Yunan Başkomutanı sorumlu olacak, bir miktar Yunan subayının bu orduya katılması sağlanacak. Yunanistan, karşılamak üzere 100 bin Türk Lirası verecek.”

Çerkez Ethem’in Yunan uçaklarıyla Türk cephesine atılan bildirisi: “Kardeşlerim! Yunanlıları pek iyi tanırım. Dinimizi, namusumuzu, hürriyetimizi müdafaa ediyorlar. Yunan ordusu şehirlerinizi ve köylerinizi işgal ettiği zaman korkmayınız. İşgal edilmiş yerlerde hüküm süren asayiş ve hürriyetten siz de yararlanacaksınız.”

Adliye Nazırı Ali Rüştü’nün demeci: “General Paraskevepulos’un ordusu, şimdi sürat ve şiddetle harekata devam eyleyecek olursa, birkaç haftada Ankara surları önünde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Bu ordu bizim ordumuzdur.”

Nazır Rıza Tevfik: “Anadolu direnişi bir blöftür. Avrupa medeniyeti Anadolu’yu bu zararlı haşereden temizleyecektir. Hüküm galibindir. Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır.”

İngiliz Muhipler Derneği Başkanı Sait Molla: “İngiltere Osmanlı Devleti’nin yönetimine el koyarsa, saltanat ve hilafetin İngilizler elinde bulunduğunu gören Mısır, Hindistan Müslümanlarının da İngiltere’ye dost olmanın gereğine inanacakları.”

“İngiliz mandası istediğimizi bütün İtilaf temsilcilerine, hükümete ve gazetelere bildiriniz.”

Kurtuluştan sonra bile düşmanlarla işbirliği içindeki Şeyh Sait, 1925 yılında “Müslümanlık elden gidiyor!” diyerek yine yabancıların desteğiyle; “Emir kafir olursa, ihtilal vacip olur” diyerek yeşil bayrak açmıştır.

Belediyelere genelge: “Milli hareket boşa gitmeye mahkumdur.”

Kendini “Türk Demokrat Partisi Şefi” olarak tanımlayan ve 150’likler listesiyle yurtdışına çıkarılan Osmanlı Dahiliye Nazırı Mehmet Ali’nin, İstanbul’daki Kral Edward’a, Paris’ten göndermiş olduğu mektuptan:

“Dünya milletlerinin en medenisinin mümessili olan majestenizin, Boğaziçi seyahatiniz sırasında Türkiye Cumhurreisi Mustafa Kemal ve namı diğeri Atatürk’e nezaket ziyaretinde bulunmaya mecbur kalmanızın çok esef verici olduğunu Türk Demokrat Partisi namına arz etmekle şeref edinirim.

Majestenizin ziyaretinizin Türk Milleti önünde diktatör ve hampaları tarafından, İngiltere’nin en yüce şefinin ziyaret edilmesi, Cumhuriyet etiketi altında istibdat çeken Türk Milleti’ni bir kat daha işkenceye uğratmak isteyeceklerini de hakimane olarak majestelerinizin dikkatine arz etmeyi cüret eyliyorum.”

Gazi acizler gibi şikayet etmedi, asil bir şekilde yönetti

Düşmanlarla işbirliği içindeki hainler, düşmanlara hainliklerinin yanında yol da göstermişlerdir. Bu hainlerin benzerleri bugün yine aynı benzerlikler içinde düşmanla işbirliği yapmakta ve onlara yine benzer yollar göstermektedirler.

Mustafa Kemal; Afrika, Yakındoğu ve Uzakdoğu sömürgecilik sisteminin çöküşünde ilk kıvılcım olmuştur.

Türk Devleti; cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve devrimcidir. Bu ilkeleri benimsemek ve ilkelere sahip çıkmak Atatürkçülüktür.

Atatürk nerede bıraktıysa, yeniden oradan devam edeceğiz. Çünkü Atatürk Türk Ulusu’nun en yüce ve tek değeridir.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe