19.05.2008/Sayı:187
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Söyleşi
Dünya
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Yunus Yılmaz

Kürt-İslamcı MHP’nin Kürtçülüğü

Devlet Bahçeli ve Ahmet Türk

Devlet Bahçeli ve Hasip Kaplan

İşte Devlet farkı: Meclisin açılışında Ahmet Türk’le tokalaştı, 23 Nisan’da ise Apo’nun avukatı DTP’li Hasip Kaplan’ı yanına oturttu. Bahçeli’nin; Hasip Kaplan’a söylediği “Meclis’in renklerini tamamlayalım” sözünü nasıl yorumlamamız gerekir acaba? Birinci Meclis’e atıfta bulunarak, DTP’lileri Kürdistan milletveki olarak kabul ettiğinin mesajını mı vermek istiyor acaba?

Kürtleri ve Kürtçülüğü
MHP’de buluşturan etmen

TÜRKSOLU, Kürt-İslam sentezi tezini ilk kez ortaya attığında “Bu ne menem bir şeymiş” diyenler, zamanla tezimizin doğruluğunu gördükçe artık pek şaşmamaktadırlar. Çünkü TÜRKSOLU gerçekleri yazmaktadır, yazmaya da devam edecektir.

Türkiye’de kökeni Said-i Kürdi’ye veya Şeyh Sait’e dayanan sağı tanımlamak için kullandığımız bu kavram, kısa sürede her kesimce kavranmaya ve kullanılmaya başlandı. Birbirinden çok farklıymış gibi bir görüntü veren sağın aslında bir olduğu, bu tezle her kesimce anlaşılmış oldu.

Özellikle MHP’nin de bu kavram içinde olması bazılarını çok şaşırtmıştı nedense! Öyle ya, MHP Türk-İslam sentezi yapıyordu, Kürt-İslam sentezi de nereden çıkmıştı? Aslında ortada şaşılacak bir şey olmadığı gibi, Türk-İslam sentezi denilen ucubenin bizahati Kürt-İslam sentezi olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

MHP içinde büyük şahsiyet olarak bilinen Necip Fazıl Kısakürek, Kürt-İslamcı Abdülhakim Arvasi’nin öğrencidir. Abdülhakim Arvasi, Kuzey Irak’ta Kürtler arasında Nakşibendiliğin yayılmasını sağlayan Mevlana Halid’in öğrencisidir. MHP’li Seyyid Ahmed Arvasi de, soyadından anlaşılacağı gibi Arvasi ailesinden gelmektedir. Said-i Kürdi’ye (Nursi) methiyeler düzen MHP’li Osman Yüksel Serdengeçti tam bir Said-i Kürdi hayranıdır.

MHP içinde Kürtçü veya Kürt kökenli şahsiyetler bulunmasından dolayı Kürt kökenli gençler bu partinin müdavimi bile olmuştur. MHP’nin ünlü simalarının Kürt kökenli olması da bu nedenledir.

MHP’nin içinde bulunan Kürt-İslamcılar; “Bizi İslam birleştirir, Türk-Kürt kardeştir” söylemi altında Kürtçülüğün MHP içinde yerleşmesine neden oldular.

Oysa sonraki yıllarda Kürtlerin; “Bizi İslam birleştirir” tezinin aksine kendi etnik kimliklerine dayalı devlet istemelerinden dolayı MHP’ye olan bu ilgileri giderek azalmıştır. Bu da bize; “Bizi İslam birleştirir” tezinin temelsiz olduğunu göstermektedir aslında.

Etnik veya milli kimliğin birleştiriciliğinden ziyade, İslam kardeşliğinin birleştiriciliği daha kuvvetli olmuş olsa idi 600 yıllık Osmanlı imparatorluğu dağılmazdı!

Türk milliyetçiliği üzerine kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde milletin çimentosu din değil, Türk milliyetçiliğidir. Türk Milleti’ni ilelebet payidar kılacak anlayış da yine Türk milliyetçiliği anlayışıdır. Atatürk’ün açıklamış olduğu milliyetçilik anlayışını devletin temelinden uzaklaştırırsak, o zaman Anadolu’daki Türk birliğinin sonu gelir!

MHP kurulduğu yıllardan itibaren, Atatürk’ün tarif etmiş olduğu Türk milliyetçiliğini ırkçı, Turancı ve İslamcı fikirlerle zedelemiştir, zedelemeye de devam etmektedir. MHP’nin öne sürdüğü “Bizi İslam birleştirir” tezi Türk milliyetçiliğine zarar verdiği gibi, bu tarz milliyetçilik anlayışları nedeniyle kitleler milliyetçilikten soğumuştur.

MHP’nin “Bizi İslam birleştirir” tezi ile Kürt Türk’e kardeş yapılmak istenmiştir. Oysa Atatürk, Kürtlük ve Çerkezlik gibi fikirlerin birkaç gerici beyinsizin işi olduğunu söylüyordu. Hatta Atatürk döneminde Türklük haricinde başka bir etnik veya milli kimliğin kullanılması yasak olduğu gibi hoş görülmüyordu! Oysa şimdilerde milliyetçilik adına ortaya çıkanların ağzında Kürdü Türk’e kardeş yapma hesabı ve “Kürtçe konuşan vatandaşlar” tanımlaması ile Türk’ten başka bir kimliği kabul etme söz konusudur.

Peki, bu milliyetçiliğin Atatürk’ün Türk milliyetçiliği ile bir ortak yanı var mı?

Tabii ki yoktur!

MHP’nin “Bizi İslam birleştirir” tezi 80 öncesi Doğu ve Güneydoğulu birçok Kürt gencini MHP’nin içine çekiyordu. Hatta 80 öncesinde MHP, Bingöl gibi Kürtlerin yoğun olduğu bir bölgede Türkçülüğü bırakarak tarikatçılık ve İslamcılık ile yerel seçimleri kazanmıştı.

MHP’nin Kürtlerin yoğun olduğu bu bölgelerdeki başarısı üstat Attilâ İlhan’ın dikkatini çekiyor ve 19 Haziran 1977 tarihli bir yazısında: “MHP’nin çok oy aldığı yöreleri bir de bu gözle inceler misiniz lütfen! Ne demiştik, ziyadesiyle desteklendiği yöre Doğu’dur, Güneydoğu’dur. Peki siz bu bölgede son yıllarda dışarıdan dürtüklenerek geliştirilen Kürtçülük hareketinin yaygın olduğunu bilmez misiniz? Bu, ister istemez, tepkisel bir davranış doğuruyor, bu davranış da MHP’de somutlaşıyor” diyordu.

Attilâ İlhan olayı doğru gözlemlemiş ancak bunun nedenini yanlış açıklamıştır. Kürtçülük faaliyetine karşı Türk gençlerinin tepki sonucu Türkçü takılması yönündeki bir açıklama yanlıştır. MHP’nin Türk-İslam sentezi zaten milliyetçiliğin yetmediği yerde yedek sigorta olan İslamcılığı devreye sokmaktadır. MHP İslamcılığın Türkiye’de bütünleşmeyi sağladığına inanmaktır.

Bunu en son Tayyip’in; “Milletin çimentosu dindir” sözüne karşılık MHP’nin bir itirazda bulunmamasında da gözlemlemiş olduk. Tayyip’in bu sözlerine karşılık Deniz Baykal bile “Milletin çimentosu Türk milliyetçiliğidir” derken, buna benzer bir sözü Devlet Bahçeli’den duyamadık her nedense! Çünkü MHP de AKP gibi; “Türk ve Kürdü İslam birleştirir” inancına sahiptir. Adı milliyetçi olan bir parti, Türk milliyetçiliğinin birleştiriciliğine inanmamaktadır!

İşte MHP’nin Türkçülük adına yapmış olduğu Kürtçülük

Bu da bizi şu sonuca götürmektedir: Milliyetçiliğin geniş kapsamlı bir konu olduğuna inanmayan bir hareket, İslamcılığı devreye sokarak, milliyetçilik yerine İslamcılık yapmaktadır. MHP’liler bunun farkında olmadıkları için milliyetçilik yaptıklarını zannetmediktedirler; ama gerçekte Osmanlıcılık ve Kürtçülük yapmaktadır.

Sözde Türk-İslam sentezinin varacağı sonuç milliyetçilik değil siyasal İslamcılıktır, Kürt-İslamcılıktır. MHP bu siyasal İslamcılık anlayışı nedeniyle DTP’nin etnik milliyetçiliğini bile kabul etme noktasına gelmiştir.

Bunu ilk olarak Devlet Bahçeli’nin Meclis açılışında DTP’liler ile el sıkışması olayında gördük. Daha sonra da Meclis’te MHP’nin solunda oturan DTP’lilere MHP’lilerin incir ikramında gördük. Bir MHP’linin DTP’lilere incir ikram etmesi nedeniyle bir DTP milletvekilinin; “Söyleyin, arkadaş yardım ve yataklıktan gider vallahi” esprisi de her iki parti arasında gülüşmelere neden olmuştu.

Bununla yetinmeyen MHP, giderek DTP’liler ile daha samimi görüntü vermeye başlamıştır. 23 Nisan nedeniyle TBMM’de yapılan kutlamada Devlet Bahçeli’nin DTP’ye iki ayrı jest yapması gündeme bomba gibi düşmüş ve “Devlet Farkı” diye manşetlerin atılmasına neden olmuştu.

23 Nisan kutlamaları nedeniyle protokol Birinci Meclis’e geçmiş, burada DTP’li Hasip Kaplan’ın arkada kaldığını gören Devlet Bahçeli, Hasip Kaplan’ın elini tutarak; “Hasip, Meclis’in renklerini tamamlayalım” diyerek yanına oturmasını sağlamıştır. Daha sonraki Meclis töreninde muhalefet liderlerinin bulunduğu grubun fotoğraf çekiminde Ahmet Türk de bulunmak istemiş, yetkili görevlilerce uyarılan Türk protokolden çıkarılmak istenmiş, bu duruma müdahale eden Bahçeli, Ahmet Türk’ün liderler arasına dönmesini sağlamıştır.

Görüldüğü gibi MHP, Apo’nun avukatı Hasip Kaplan’a bile jest yapmaktadır.

Bahçeli’nin; “Meclis’in renklerini tamamlayalım” sözünü nasıl yorumlamamız gerekir acaba? Birinci Meclis’e atıfta bulunarak, DTP’lileri Kürdistan milletveki olarak kabul ettiğinin mesajını mı vermek istiyor acaba?

Bahçeli, bu sözde “devlet nezaketini” yıllardır kavgalı olduğu sol bir partiye göstermiş olsaydı gerçekten bir nezaket konusu olacaktı; ancak nezaket gösterilen parti herkesin malumu, bölücülüğe ve terörizme destek veren bir parti olunca, yapılan bu nezaketin neye karşılık yapıldığını pek anlayamadık?

Bahçeli, PKK’ya göstermiş olduğu “devlet nezaketini” maalesef CHP’ye göstermeyerek nasıl bir yurtseverlik anlayışına sahip olduğunu her kesime böylelikle göstermişti aslında! Yanlış anlaşılmasın, MHP ile CHP birlikte hareket etsin demiyoruz, zaten etmezler, etseler de bir şey olmaz zaten.Dedik ya MHP’nin halinde şaşılacak bir şey yok; Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi zaten.

TÜRKSOLU, MHP’nin bu duruma geleceğini söylemişti

“MHP’nin misyonu bitti” demiştik. 80 öncesi komünizmle mücadele adı altında Türk kanı döken MHP, 80 sonrası PKK sokağa inince; “Sokağa inmeyeceğiz” diyerek sokakları PKK’ya teslim etmiştir.

Demek ki, sokakları kurtarılmış bölge ilan eden komünistler olunca MHP sokağa inmekte, aynı sokaklar PKK tarafından kurtarılmış bölge ilan edilince MHP sokaktan kaçmaktadır! Sokakları komünistlere bırakmamak için kurulan Ülkü Ocakları işte tam da böyle bir vakitte kapatılıyor. Eee, ne de olsa sokaklar güvenli ellerde, PKK’nın elinde! Ya komünistlerin elinde olsaydı? Allah göstermesin!

Amerika tarafından MHP’ye komünizmle mücadele görevi yüklenmiş, komünizm tehlikesi ortadan kalkınca MHP’ye olan ihtiyaç da ortadan kalkmıştır. O nedenle Ülkü Ocakları gibi ocaklara da artık ihtiyaç yoktur. Öyle ya, komünizm PKK’dan daha tehlikeli olmalı ki, MHP böyle bir tavır içine giriyor!

Kürt-İslamcı MHP’nin bu duruma geleceğini söylediğimizde bizi MHP düşmanlığı yapmakla suçlayanlar, şimdi MHP’nin bu hali hakkında acaba ne düşünüyorlar, merak ediyoruz!

Sahi ne demiştik?

“…MHP’ye karşı verilecek mücadelede gerçek milliyetçiliğe ulaşmak için bir başlangıç olacaktır. Yıllardır milletimizin milliyetçi duygularını sömürenler, istismar edenler, meydanlarda ip atıp daha sonra Apo’yu kurtarmak için idamı kaldıranlar bugün milliyetçiliğin önündeki en büyük engellerdir.

Milliyetçiliği de MHP’nin elinden kurtarmanın vakti gelmiştir.” (Özgür Erdem, TÜRKSOLU s. 149)

Başka ne demiştik?

“Asıl bu süreçten sonra MHP iyice takip edilmelidir. MHP, ‘Bunu yapmaz’ diyeceklerinizi yaparak bizleri haklı çıkaracaktır. ‘Türk-Kürt kardeştir’ gibi sakat bir anlayışın üzerine inşa edilmiş bir MHP’nin, Kürt-İslamcılık yapmamasına imkan yoktur.” (Yunus Yılmaz, TÜRKSOLU, s. 167)

Okuduğunuz gibi, dediklerimiz bir bir ortaya çıkmıştır. MHP’nin sahte milliyetçi, vatansever olduğunu söylediğimiz de bize kızanlar: Okuyun bunları ve artık gerçekleri anlayın!

“Meclis’te Apo’nun idamı için el kaldırdım” diyen MHP, Adalet Komisyonu’nda Apo’nun idamı için neden el kaldırmamıştır? Bunun bir açıklamasını yapsalar da tüm kamuoyu öğrense... Belki şu nedenle el kaldırmamış olabilirler: Eğer Apo’nun idamı Meclis’e gelirse, bizden başkası idam yönünde oy kullanmayacağı için zaten asılmayacaktı. Biz idamı yönünde oy verirsek, böylelikle mesuliyetten kurtulmuş olur ve tabanımıza da hesap vermekten kurtuluruz diye düşünmüş olmasınlar sakın?

Öyle oldu öyle... Böylelikle ne şiş yandı ne kebap. MHP, ne ABD ve AB’ye ne de tabanına hesap vermek zorunda kaldı. Herkes biliyordu Meclis’ten Apo’nun idamı yönünde karar çıkmayacağını. İşte bu nedenle MHP, Adalet Komisyonu’nda oy vermeyerek Apo konusunu Meclis’e taşımıştır. Ve böylelikle bölücübaşı Apo idamdan kurtulmuştur.

MHP, Apo’nun idamı konusunu 22 Temmuz seçimlerinde seçim malzemesi yapmış, bu sayede çok oy almayı beklerken, millet bu yalanları yutmadığı için hava almıştır.

Aldığı hava fazla geldiği için AKP ve DTP ile belirli konularda ittifak yapmayı doğru bulmuştur!

MHP’yi aldığı bu hava mı bozmuştur yoksa MHP daha önce mi bozulmuştur sorusunun cevabını değerli okurlarımıza bırakıyor ve MHP’yi milleti bir daha kandırmaması konusunda uyarıyoruz. Çünkü bu yalanlarla daha çok hava alacaklar gibi gözükmektedir.

MHP neden AKP ve DTP’ye bu kadar sempati duymaktadır?

MHP, Apo’yu asmayarak ne kadar milliyetçi olduğunu, aynı zamanda ne kadar dosta güven ve bir o kadar da düşmana korku salan bir parti olduğunu bizlere göstermiştir!

Hani bir de şunu diyenler var ya... Neydi o? Ha şimdi hatırladım galiba; “MHP, Türkiye’nin tek güvencesidir” gibi bir şeydi herhalde.

Allah’tan böyle bir parti var! Ya olmasaydı ne olurdu halimiz?

Sahi ne olurduk? Komünist olurduk!

Allah’a şükür MHP gibi partiler var da komünist olmuyor, Amerikan uşağı oluyoruz!

Amerika’nın ve AB’nin ülkemizde olmasını istediği ve sürekli desteklediği bu partileri (AKP ve DTP) MHP desteklememiş olsaydı ne olurdu?

Ne olacak; ABD ve AB bize kızar, cezalandırırdı!

Ama olsun, Allah’tan MHP var. MHP, ABD ve AB’nin bir dediğini iki etmez. Kürt-İslamcılara sesini çıkarmaz. Böylelikle ABD ve AB ile ilişkilerimiz iyi gider.

Hem MHP, AKP ve DTP’yi niye desteklemesin ki?

Bir mahsuru mu var? Yok! Ne de olsa bu üç partinin de kökeni bir.

Üçü de Kürt-İslamcı. Kürt İslamcılar birbirinden niye rahatsız olsun ki?

Doğru zamanda doğru yerde olmak

İşte bizimki de iş olsun. Yani illa MHP ile DTP ve AKP’nin arasını bozacağız.

Aman bozulmasın!

MHP bizi haklı çıkarmaya devam etsin.

Biz de MHP’nin ne mal olduğunu sürekli yazalım ki, gençler bu partinin karanlık emellerine alet olmasınlar!

Bundan dolayı TÜRKSOLU, Kürt-İslamcıları deşifre etmeye çalışarak milliyetçi ve vatansever gençlerin yanlış yerlere gitmesini önlemeye çalışmaktadır.

Eğer doğru yerde doğru politika yapmak istiyorsanız tek adres var: TÜRKSOLU.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe