| Yunus Yılmaz |
AKP, MHP ve PKK’nın ortak kökeni: Kürt-İslamcılık
AKP, Türk düşmanı bir partidir! Türk Ceza Kanunu’nun 301 ve 305. maddelerindeki değişiklik TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. AKP’nin istediği şekilde en kısa sürede Meclis’ten geçeceği de kesindir. AKP ecnebilere yaranmak için Türk düşmanlığı yapmaktan çekinmeyerek, yine kendisinden bekleneni yaparak, kimseyi şaşırtmamıştır. Çünkü, Türk düşmanlığı bu partinin genlerinde vardır! AKP’nin, ne kadar Kürtçü, bölücü, Şeriatçı, Amerikancı, işbirlikçi, kendine Müslüman ve Siyonist yandaşı olduğunu defalarca yazdık. Böyle özellikleri olan bir parti Türk düşmanlığı yapmayacak da kim yapacak? Hatırlarsak bu partide Abdullah Gül diye biri vardı. Şimdi AKP’nin Cumhurbaşkanlığını yapıyor! İşte bu Gül, eskiden bir ara, bir rivayete göre şöyle demiş: “Milliyetçilik öyle olmuş ki, Türkçülük şeklinde alınmış ve bu ister istemez aksini de bazı insanların aklına getirmiştir. Mesala bunları açık söylemek zorundayım, ‘Ne Mutlu Türk’üm diyene’ lafını tutup her yere yaza yaza, Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür. Bu laflar Türkiye’nin geçmişte bütün insanları İslam kardeşliği etrafında toplayan bütünlüğünü tehdit eder anlama gelmiştir.” Başka ne demiş: “… Halka zorla diretilen, halkına zıt, ona düşman bir sistem. İşte onun içindir ki, bugün senelerdir beraber olduğumuz bazı insanlar ayrılıkçı mücadele içine girmişler. (PKK için söylüyor!) Ülke bütünlüğünü bile tehlikeli duruma getirir hale gelmiş böyle bir sistem...” Gül’ün bu sözlerini çözümlersek, ortaya şu sonuç çıkıyor; Milliyetçilik, Türkçülük, Türklük birleştirici bir unsur değildir. Niye? Aksini yani zıddını doğuruyormuş. Neymiş aksi? Kürtçülük. Türkiye’deki milliyetçilik bu zıt iki kavramı doğurmaktaymış. Ondan daha bütünleyici ve kapsayıcı bir kavram olan İslam kardeşliği ile bu millet birleştirilebilirmiş. Böylece daha düzgün bir sistem ortaya çıkacakmış! Bu yazılara dikkat edilirse Gül, PKK için bile haklı sebepler bulmaktadır! Oysa Atatürk ne diyordu: “Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz. Türkler İslam dinini kabul etmeden evvelde büyük bir millet idi. Bu dini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de sairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin milli bağlarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.” Yani Atatürk’e göre ümmetçilik, Türkleri, Arapları ve diğer İslamı milletleri birleştirmediği gibi milli his ve milli heyecanı gevşetmiş. Atatürk’ün koltuğunda oturan Gül, Atatürk ile bu konuda da çelişiyor. Şimdi diyeceksiniz ki, tüm AKP’liler Gül gibi düşünmüyor... Hayır efendiler, Tüm AKP’liler böyle düşünüyor, maalesef! Ne diyordu Tayyip: “Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sitemlere yer yoktur... Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın etkileridir. Her şey ona göre belirlenir.” Tayyip başka ne diyordu: “Falanca partiden gelenler diye bir şey yok. Bizim kimliğimiz belli. Geçmişe takılmayın. Biz bir anlamda Mevlana partisiyiz. Ama milliyetçi, dinci ve bölücü değiliz.” Tayyip, milliyetçi değilmiş. Tayyip’e göre; milliyetçilik; dincilik, bölücülük kadar kötü bir şeymiş! Tayyip, başka başka ne diyordu: “Bu anayasa ırkçıdır… Türklük aleyhine konuşturmuyor, bir kürdün kalkıp da Türk aleyhine konuşmasını suç unsuru telakki ediyor, ama bir kürdün aleyhine konuştuğun zaman onu suçlamak değil alkışlıyor!” “Türklük aleyhine konuşturmuyor” sözüne dikkatinizi çekmek isterim. Kemalizmi ve Milliyetçiliği öcü gibi gösteren bir zihniyetin Türk düşmanı olmamasına imkân var mıdır?! Kaldı ki, Tayyip, Ben Türk’üm bile demiyor. Ya ne diyordu? “Ben de Gürcüyüm.” Kürt-İslamcı bir nesil kasıtlı olarak yetiştirildi Tayyip gibi bir siyasal İslamcının, yani Kürt-İslamcının Türklüğü inkâr etmesi çok normaldir. Tayyip, Gürcü değil Türk kökenli olmuş olsa da Türk kimliğini inkâr edecekti. Çünkü, Milli Görüşçü olan biri için dünyevi kimlik değil, İslam kardeşliği önemlidir. Kürt-İslamcıların, laikliğe alerji duydukları gibi, Türklüğe de alerji duydukları gün gibi aşikardır. Kürt-İslamcılar, Türklük ve laiklik ilkeleri üzerine temellenmiş bir ulus devletin Türklüğüne karşı Kürtçülük, laikliğine karşı İslamcılık ile çıkmaktadır. Ve maalesef Kürt-İslamcıların siyasi örgütlenmelerine Atatürkçü olduklarını iddia eden Atatürk düşmanları tarafından göz yumulmuştur. Nasıl göz yumulmasın ki... Ne diyordu Cevdet Sunay: “Bu (laik) okullardan yetişen gençlere memleket idaresi teslim edilmez. On yıl sonra bunların hepsi iş başına geçecekler. Onlara nasıl güvenebiliriz? Hem biz laik okullara karşı İmam-Hatip Okullarını ‘bir alternatif’ olarak düşünüyoruz. Devletin Kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri bu İmam-Hatip okullarından yetiştireceğiz.” Sunay’ın isteği gerçekleşmiş olup, Memleket idaresine “Allahsız kitapsızlar” değil(!), bir konuşmasında 4 hak dinden bahseden, kilise duası okuyan, dinlerarası diyologcu; çok Allahlı, çok kitaplı Türkiye’nin imamı Başbakan oldu. Türklüğe söven(!) gül yüzlü imamımız ise Cumhurbaşkanı oldu. Öyle kilit yerlerdeler ki, hiç kimse bu kilidi çözemiyor! Komünistlere emanet edilmeyen ülke, İmam Hatipli vatanperverlerimiz sayesinde ABD, AB ve İsrail’e emanet edilmiştir. İşte bunlar Cevdet Sunay’ın, sözde vatanseverleri, dindar gençleridir. Gençlerimiz sosyalist olmasın ama kapitalist olsun anlayışıyla; gençlerin mürteci, ırkçı-Turancı, liboş, Kürtçü olmasına demokrasi adıyla göz yumulmuş. Ama, Atatürkçü ve milliyetçi olmasına, hele hele Atatürkçü-milliyetçiliğin yanında solcu olmasına demokrasi adıyla hiç hoş gözle bakılmamıştır. Gençlerin bu üçlü düşünceyle yetiştiği yerde Emperyalizm ve kapitalizm yaşayabilir mi? Yaşayamaz. Kürt İslamcılar işte bu nedenle; sömüren sistemin yanında yer aldıkları için mazlumların, ezilenlerin yanında olanlara düşmandırlar. Sözde Türkçü MHP de AKP ile aynı kökenden gelmektedir Cevdet Sunay başka ne diyordu: 1971 yılında Ülkü Ocakları Birliği için şöyle diyordu: “Bunlar Vatansever gençlerdir. Milliyetçi gençlerdir. Komünizme karşı mücadele etmektedir.” İşte Cevdet Sunay’ın bahsetmiş olduğu bu sözde vatansever gençler, ABD’nin emri ile yetiştirilen gençlerdir. Cevdet Sunay gibiler, ülkede anarşi ve terör estiren gençlerin yetiştirilmesine bile göz yummuştur. Ne kadar gurur duysanız azdır bu gençlerle. Ülke komünist olmadı, Amerikan uşağı oldu ya ölseniz de gam yemezsiniz artık! Ölüm demişken aklıma birden geçenlerde vefat eden MHP’li Ayvaz Gökdemir geldi, nedendir bilinmez. Hayırdır inşallah! Hatırlayın, hani daha önce yazmıştık, hani şu laikliği düğüm olarak görüp laikliğe saldıran kişi. Yine nedendir bilinmez Ayvaz Gökdemir’in İmam Hatip kökenli olduğu geldi aklıma birden. Bak sen şu işe… 80 öncesi sokaklarda sözde milliyetçilik adına terör estiren MHP, yıl 2007 olunca, Türklüğü eleştirmiş Kürt-İslamcı Gül’ü Cumhurbaşkanı yapıp, Türklük düşmanı AKP’nin her başı sıkıştığında da yardımcı olmuştur. Ama onların bu haline pek şaşmamalıyız. 80 öncesi milliyetçilik adına ülkeyi ABD ve NATO’ya emanet ettiler. 80 sonrası da ABD’nin getirdiği Kürt-İslamcı AKP’nin iktidarından rahatsızlık duymayacaklar haliyle. İster ülkücü olsun, ister Milli Görüşçü (Akıncı) hepsinin bir ortak yanı var: Kürt-İslamcılık... Bir de Necip Fazıl’ın öğrencisi olmaları! Ha birde, o zamanlar Akıncılar ile ülkücülerin ortak bir birliği de vardı. Milli Türk Talebe Birliği (MTTB). Bölücübaşı katil Apo da bu birlikten yetişmedir (1966-1971). Tabii burada MTTB’den yetişme Necip Fazıl’ın öğrencisi Abdullah Gül’ü de unutmamak gerekiyor. İşte dün talebe birlikleri bile aynı olanlar aslında bugün de tektir. Ne de olsa köken birliği var. Türkçülüğe olumsuz bakan İmam Hatiplilerin, Kürtlüğe olumlu bakmaları onların aslında bu devletin değerlerine yabancı bir sistemle yetiştirildiğinin göstergesidir. İmam Hatiplerde Kürtçülük ile Şeriatçılığın birleştirildiği, yani Kürt-İslam sentezi düşüncesinde gençlerin yetiştirildiği her kesimce bilinen bir gerçektir. Yine, İmam Hatip kökenli Abdurrahman Dilipak ve Ali Bulaç’ın Tayyip’in isteğiyle Kürt Raporu hazırladıkları da unutulmamalıdır. Liboşlar ve Kürtçüler AKP ile birlikte hareket ediyor Orhan Pamuk’un, “1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt katledildi. Herkes biliyor ama kimse korkudan savunamıyor.” sözleri ile Türk Ceza Kanunundaki 301’inci madde tartışması açılmış, Hrant Dink’in öldürülmesi ile bu yasa, tamamıyla Türk düşmanlarının hedefine oturtulmuştu. Özellikle Kürtçü, liboş ve Şeriatçı gericiler TCK’nın 301. maddesinin değiştirilmesini ya da kaldırılmasını istiyorlardı. Herkesin bildiği gibi değişiklik öngören kanun teklifi, AKP-DTP ittifakı ile geçti. Şimdi şaşıralım buna. Ha AKP ha DTP. İkisi de Kürtçü, bölücü, rejim düşmanı partiler değiller mi?! Onlar ittifak yapmayacak da kimler yapacak? Bir taraftan medyaya bakıyorsunuz, AKP şakşakçılığı almış başına gitmiş. AKP ile DTP, Türk düşmanlığı yaparken, basındaki liboş, Kürtçü ve mürteciler AKP’nin hatalarını toparlamak ve düzeltmekle meşgul. Bu işlerden zaman arta kalırsa milliyetçiliğe ve laikliğe sövmeye çalışıyorlar. Sözde muhafazakar Müslüman partisi olan AKP’ye, kendi köşelerinde “Ateist” olduklarını açıklayanlar da yardım ve yataklık etmekte. Bakıyorsun geçmişine, Cüppeli Doğu Hoca’nın yanında yetişmiş. Soyisminde Türk var ama, Türklük ile alakası yok. Diğeri ise patronunun iş ilişkilerine göre manşet atan Ateist bir liboş, sonrasında “Ben ateist olmayı beceremedim” gibi bir şeyler geveledi ama, neyse bizi; dini, imanı ilgilendirmiyor. Bizi devletin temel değerlerine yakınlığı ilgilendiriyor. “Ulusalcılık bir hastalıktır” diyen biri, her halde milliyetçi değildir. Bakıyorsun öbür tarafta Kürt-İslamcı bir gazetede eski Marksist-Leninist bir akademisyen, laikliği, ulusalcılığı, Kürtçülüğü diline dolamış “bayram” ediyor. Tabii bu arada başka bir Kürt-İslamcı gazetede yazarlık yapan “Kekeç oğlan”ı unutmuyoruz, ta Belçikalardan yazan diğer bir yazarımızı da buraya not ediyoruz. Pek “şahin” olmayan diğer Maocu yazarımızı unuttuğumuzu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu listeyi uzatmak mümkündür... Türk halkının manevi ahlaki değerlerine yakın olduğunu iddia eden AKP, ateistler ve Marksist-Leninistlerle sarmaş dolaş. Hayret! Sizler bu Allahsız kitapsızlar(!) ile mücadele etmeyi kendinize görev edinmemiş miydiniz? Madem bu kadar iyi anlaşıyordunuz, dün niye birbirinize sövüyordunuz? Tabii ortak düşmanınız Türklük ve laiklik olunca kardeş olmanız da çok normaldir aslında. Şeriatçılar ile eski Marksist-Leninistlerin diğer bir ortak yanı asker düşmanı olmalarıdır. Ama bakıyorsunuz hepsi de asker kökenli Cumhurbaşkanlarının beslemeleridir. Atatürkçü olduğunu iddia eden asker kökenli Cumhurbaşkanı Sunay ve Evren, kendi beslemeleri olan, yani Milli Görüşçü ve liboşlar, 12 Eylül sonrasında nasıl da ortak bir paydada buluşabildiler ... Sunay ve Evren’in ortak yanı olduğu gibi beslemelerinin de bayağı bir ortak yanı olduğunu görüyoruz. Sözde Kenan Evren’e kızıp, 12 Eylül’den yetişme sözde aydın olmak da bu gibilere yakışırdı zaten. Kenan Evren, Türk Devleti’nin ve Türk Ordusu’nun ta kendisiymiş gibi algılayan sözde aydınlarımız, eğer biraz dikkat etmiş olsalardı Kenan Evren’le çokça ortak yanlarını görebileceklerdi. Şimdi bunlara bakıyorsunuz ne zaman ANAP, AKP gibi süper Kürt-İslamcı partiler iktidara gelirse, bunların Türklüğe ve laikliğe sövme istekleri de artmaktadır. Böyle bir 12 Eylül aydını, hatırlarsınız “Atakürt” diye bir yazı yazmış ve bu tarz Kürtçü yazılarına devam ettiği için devrimci gençlerin yumurtalı saldırısına uğramıştı. Nedendir bilinmez birden aklıma geldi! Her neyse biz sözün özüne gelelim. Cevdet Sunay döneminde yetişmiş ve şımartılmış olan Milli Görüşçü ve ülkücüler, 80 öncesi bu memleketin başına nasıl bela olmuş ise; 80 sonrası da Kenan Evren’den yetişme 12 Eylül aydınları, diğer bir adıyla Neo-ülkücüler, şimdi sözde eski Milli Görüşçüler ile bir olup memleketin altını üstüne getiriyorlar. Bu 12 Eylül aydınlarının önemli bir özelliği Kürtçü-Ermenici olmalarıdır. Tıpkı Taşnak-Hoybun gibi. Kürt-İslamcılar Kürtçüdür ve Ermenicilerle işbirliği yaptığının farkındadır, ama halkımız bu vehametin farkında bile değildir. Daha doğrusu halkımız onların farkında değil. Çünkü onlar söylüyor AKP yapıyor. Vatandaş sadece AKP’yi görüyor. İşte bizim amacımız da bu görünmeyenleri göstermektir. Halkımız iyi baksın. Baskın Oran’ı ve Halil Berktay’ı mutlaka göreceksiniz. Eğer gerçekten devrimci saflarda olursanız, gerçekleri tüm çıplaklığıyla göreceksiniz.
|