| Prof. Dr. Şener Üşümezsoy |
Yırtılmanın başlangıç noktası Çınarcık’ta geçen ay 5 büyüklüğündeki deprem sonrası depremin İstanbul’dan uzaklaşıyor manşeti basında yer aldı. Bu söylem benim 17 Ağustos sonrası fayın Yalova-Çınarcık kıyısı boyunca kırıldığı ve bundan sonra Teşvikiye’den güneye Esenköy ve Bozburun’a doğru ilerleyeceği ve İmralı Adası’nın güneyinde Mudanya fayıyla birleşerek güney Marmara kıyısında risk yarattığını vurgulamıştım. 2006’da TÜRKSOLU’nda yazdığım yazılarda da gerek Gemlik körfezinde gerekse Manyas kuzeyinde olan 6’lık depremler bu tanımladığım risk alanında gerçekleşmişti. Esenköy’de olan son deprem 17 Ağustos’ta yırtılan fayın en batı ucu olduğu ve buradan güneye dönerek yırtılmanın bundan sonra devam edeceği tarafımdan defalarca vurgulanmıştı. İşte bu 17 Ağustos sonrası yırtılmanın son ucu olan noktada birçok artçı depremler oluştu. Bu artçı depremler 17 Ağustos sonrası bu fayın stresle yüklendiğini ortaya koyan veriler olarak tarafımdan yorumlandı. Ve böylece İzmit Körfezi’nden çıkarak Marmara’ya giren Adalar fayına doğru kuzeye dönerek ilerleyerek kuzey Marmara fayının 17 Ağustos sonrası risk oluşturduğu diğerleri tarafından sürekli vurgulanagelmiştir. Önceki yazılarımızda Kuzey Marmara fayı konusunda yaptığımız eleştiriler benim Marmara’da deprem olmayacak söylemini ifade ettiğim yanlış olarak algılanmıştır. Oysa oluşan son depremler benim riskli olarak 17 Ağustos’tan sonra kırılacağını vurguladığım faylarda oluşmaktadır. Bu konuda yazdığım İstanbul Depremi isimli kitabımda 17 Ağustos’ta oluşan depremin boşalttığı enerji ve bu enerjinin de şiddet olarak Marmara çevresi ve İstanbul’a etkisi ele alınmıştır. Buradan hareketle bundan sonra kırılacak fayın Bozburun ve Gemlik-Mudanya fayında oluşacak yırtılmanın yaratacağı deprem büyüklüğü ve şiddeti ve bunun Marmara çevresindeki etkisi ayrıntılarıyla vurgulanmıştır. Bundan sonraki yırtılacak fayın onun boşaltacağı enerjinin ve o enerjinin Marmara içerisindeki şiddeti modellenmiştir. (Şekil 1) 17 Ağustos’ta Gölyaka ile Çınarcık-Teşvikiye arasında yırtılan fayın boşalttığı enerji Şekil 1a’da gösterilmektedir. 7,5 büyüklüğünde olan bu depremde Marmara Bölgesinde yaşanan şiddet ve şiddet azalımı 17 Ağustos’ta yırtılan fay hattının uzanımı boyunca görülen şiddetin 10 ile 8 arasında değiştiği görülmektedir. Yine ince uzun elips biçimindeki 7’lik şiddet alanı ve ona paralel gelen 6’lık şiddet alanını göz önüne aldığımızda Şekil 1’deki koyu maviyle gösterilen kesim 6 şiddetindeki alanın birbirini üzerlediği görülür. Buradan hareketle 17 Ağustos’un stres yüklediği Bozburun ve Mudanya fayının birlikte kırılması ile oluşacak şiddet boşalımı haritası ve buradan çıkarılan şiddet dağılımı modeli Şekil 1b’den çıkarsanabilir. Burada görüldüğü gibi 99 depremiyle fay düzlemindeki streslerin boşalması koyu mavi rekle gösterilmiş yüklenen faylar ise sarı ve kırmızı renklerle çizilmiştir. 99 depreminden sonra kırılması beklenen fay hattında oluşacak deprem ile stres boşalımı da 1b’de resmedilmiştir. Buradan hareketle burada oluşacak depremlerin Marmara çevresindeki şiddeti ne olacaktır sorusu toplumumuzun ve Marmara çevresinde yaşayan tüm halkın merakla bizden beklediği sorudur.
17 Ağustos’taki şiddetten gelecekteki şiddete Bu anlamda 17 Ağustos’ta oluşan depremlerin 17 Ağustos’ta ölçülen PGA ivme değerleri göz önüne alınarak 17 Ağustos’ta enerji boşalımı ile deprem büyüklüğü ve şiddeti ile bu ivme değerlerini göz önüne alarak bir şiddet dağılımı yorumu yapabiliriz. Bu anlamda Düzce’de ölçülen 17 Ağustosta ölçülen ivme değerleri yatay ivmeler l harfi güney-kuzey yönde ivmeyi T harfi doğu-batı yönlü yatay ivmeyi V harfi ise düşey ivmeyi göstermektedir. Düzce’de ölçülen V 480 miligal, L 374 miligal, T 315 miligaldir. Bu yüksek ivme değerleridir. Şiddet olarak 9 ila 10 arasıdır. Gebze’de ölçülen L 265, T 141, V 198 miligal. Şiddet olarak ise 8 ila 9 arasındadır. İzmit’te ölçülen L 171, T 225, V 146 şiddet göstermektedir ve bu da 7 ila 8 arasındadır. Sakarya’da T 407, V 259 miligal ölçülmüştür. Bu da 8 ila 9 şiddetine tekabül etmektedir. Sakarya’da ana aspartiden kısmen uzakta olsa da tabakaların olumsuz koşulu en yüksek ivme değerlerini verir. İstanbul-Çekmece ivme değerleri L 118, T 90, V 50’dir. İstanbul-Beşiktaş değerleri ise Çekmece değerlerinden daha düşük olarak L 60, T 43, V 36’dır. Odak merkezine göre daha uzak olan Çekmece değerleri, odak merkezine daha yakın olan Beşiktaş’tan daha yüksek olmasıdır. Bu değerler İstanbul-Çekmece için 6 ile 7 arası şiddeti gösterir. Beşiktaş için ise 6 şiddetidir. Çekmece’de ise zemin koşulları ivmenin yükselmesinin nedenidir. Yalova’da 407 miligal, Gölyaka’da 264 miligal, Hendek’te 264 miligal, İznik’te 123 milgal, İzmit’te 224 miligal, Marmara’da 100 miligal, Bursa’da 54 miligal şiddet dağılımını ana hatlarıyla çizmektedir. Bu verileri şiddet azalım gidişleri diagramına yerleştirdiğimizde şekil 2’deki ivme azalımları ile deprem büyüklükleri arasındaki diagrama yerleştirdiğimizde 17 Ağustos’ta Marmara çevresindeki yaşanan deprem şiddetinden hareketle bundan sonra oluşacak deprem şiddetinin mukayese edilmesi bu diagram sayesinde olanaklıdır. Şekil 2’de düşey ivmeler ve yatay ivmeler görülmektedir. 17 Ağustos’u örnek aldığımızda 7,5’luk bir depremin deprem merkezinden uzaklaşmasıyla ivmenin düşüşü bir eğriyle gösterilmiştir. Liu ve Tsai 2005’den alınan bu ivme azalım deprem büyüklüğü ve deprem merkezinden uzaklık ilişkileri resmedilmiştir. Buna göre 7,5’luk bir deprem deprem merkezinde 800-1000 miligallik bir şiddet oluştururken 100 km’de düşey ivmede 30 miligale yatay ivmede ise 50 miligale düştüğü görülmektedir. Bunların arasındaki mesafeler logaritmik olarak şekilde yatay eksende gösterilmiştir. (Şekil 2) Bu 7.5’luk deprem ile oluşan ivme azalım gidişi 17 Ağustos’la uyumludur. Buradan hareketle Bozburun-Gemlik-Mudanya fayında oluşacak bir depremde deprem merkezi İstanbul’a 50-60 km. mesafede Bursa’ya ise 40-50 km. mesafededir. Buradan hareketle Şekil 2’deki 7 büyüklüğündeki depremin ivme azalımı eğrisi yatay düzlemdeki ivme logaritmik değerleriyle kesiştiği nokta göz önüne alındığında İstanbul’un ve Bursa’nın hangi ivmelerde etkileneceği ortaya çıkmaktadır. Yatay ivme 7’lik bir depremde deprem merkezinden 50 km. uzaklaştığında 80-90 miligallik bir değerdedir. Düşey ivme ise 7’lik bir deprem merkezinden 50 km. uzaklaşıldığında 40 miligallik bir değer göstermektedir. Bu anlamda bu graftla birlikte Bozburun ile İmralı güneyindeki bir yırtılmanın İstanbul’a ve Güney Marmara-Bursa-Gemlik-Mudanya gibi yerleşim yerlerine etkisini bu graftları kullanarak değerlendirebiliriz. Burada göz önüne alınması gereken diğer bir önemli özellik de fay hattına paralel gidiş veya dik yöndeki mesafe önemlidir. Bunun yanında zemin büyütmesi yaşayacağımız deprem şiddetini ve ivmeleri büyültecek veya küçültecektir. Kuzey-doğu ve güney-batı gidişli Bozburun fayının kırılmasıyla şiddet azalım yönü kuzey-doğu ve güney-batı gidişli bir elips vermektedir. Bu anlamda da Kartal ve Kadıköy yakası yön olarak şiddetin uzanımı yönündedir. Buradan çıkaracağımız sonuç fay hattına dik olan yönde şiddet azalımı daha yüksektir. Yani daha kısa mesafede depremin şiddeti azalmaktadır. Bu kriterler ışığında önümüzdeki olacak depremde açığa çıkan enerji ve bunların oluşturduğu şiddet dağılımı daha ayrıntılı olarak graftları kullanarak değerlendirilebilir.
İstanbul’daki Zaman açısından ise 99 depremleri 1719’da oluşan depremdir. Bundan sonra beklediğimiz Bozburun-Mudanya fayının yırtılması ise tarihte 1766 Mayısta yırtılmış olduğu düşünülmektedir. Yani Arminjo’nun Orta Marmara sırtında oluşacağını düşündüğü 1766 Mayıs depreminin bizce Bozburun-Güney Marmara kesiminde olacağı yani Orta Marmara’nın güney kıyısında olacağı savunulmaktadır. Yukardaki veriler ışığında Marmara’nın kuzeyinde 10 km. Kuzey Marmara kıyılarında olan bir depremle 50-60 km güneyinde Güney Marmara kıyılarında oluşacak depremin istanbul’a olan etkilerini farkı bu ivme dağılımı graftlarıyla açıklıkla anlaşılabilir. Kaldı ki Adalar fayında oluşacak bir depremin 8 büyüklüğünde veya 7,5 büyüklüğünde olması ile bunların İstanbul kıyılarına olan mesafesi göz önüne alındığında aradaki fark mukayese edilmeyecek bir büyüklük farkı söz konusudur. 8’lik bir depremin yatay ivmesi 10 km.lik bir mesafede 1500 miligale eşittir, 7,5’luk bir depremin ise 10 km. mesafedeki etkisi 800 miligale eşittir. Bu anlamda 50 km. mesafedeki 7’lik bir deprem ile 10 km. mesafedeki 8’lik veya 7,5’luk bir depremin etkisi mukayese edilmeyecek bir farktadır. Şekilde bunu okuyucunun graftı değerlendirerek yapması fayın İstanbul’dan uzaklaşıp uzaklaşmadığını anlaması açısından yararlıdır. Fayın güneye doğru ilerlemesi ile fayın adalar fayı boyunca ilerlemesi arasınadaki fark bu ivme haritalarının değerlendirilmesi ile aşikarca anlaşılacaktır. 7 ile 8 arasındaki fark büyüklük olarak 30 kattır. 7 ile 8 arasındaki ivme farkı ise 10 km.deki ivme farkları 400 ile 1500 miligallik bir fark yaratmaktadır. Keza 50-60 km. olan bir 7’lik depremin ivmesi 40-50 miligaldir. Aradaki fark 10 kat bir ivme farkıdır. Bu anlamda fayın kuzeye gitmesiyle güneye gitmesi fark etmez Marmara’daki deprem tüm Marmara’yı etkiler söylemi mühendislik söylemi değildir. Mühendis olarak yırtılacak fayın uzunluğu derinliği yani fayın yırtılma yüzeyi bu faydaki birikmiş atım miktarı ile doğru orantılıdır. Buradan çıkan moment şiddete dönüşmektedir. Bu şiddet ölçümü ivme ölçerle değerlendirilir, sayısallaştırılır. Bu şiddetin deprem merkezinden olan mesafesi ivmenin azalımının etkisidir. Bu graftlarda deprem büyüklüğü depremde olan mesafe ve ivmenin azalımı arasındaki ilişki resmedilmiştir. Kendi yaşamımızı da ilgilendiren bu konu artık geleneksel toplumu ilgilendirmeyen bilimsel ve mühendislik konusu olmaktan çıkıp her bireyin de bu üçlü ilişkiyi değerlendirerek binamızın etkileneceği şiddeti algılaması zorunludur. Böylelikle spekülasyonların paniğine kapılmadığı gibi deprem konusunda kadercileşmekten uzak somut bir bilinç sahibi olabilir.
|