TÜRKSOLU öğretmeye devam ediyor
Çıktığı ilk günden itibaren Türk siyasetinde farklı bir açılım getiren TÜRKSOLU, ideolojik anlamda çığır açtı. İdeolojik açılımın yanı sıra günlük siyasette TÜRKSOLU’nun ortaya attığı kavramlar bir süre sonra Türk Milleti ve siyasetçiler tarafından da benimsenmeye ve kullanılmaya başlandı.
Bunlardan biri hiç şüphesiz “Kürt istilası” kavramıydı. 2005 yazında TÜRKSOLU Başyazarı Gökçe Fırat bu kavramı ortaya attığında belli başlı çevreler “ne oluyoruz?” diye irkilmişti. Hatta kimi Kürtçü sevdalıları gazetemiz ve Başyazarı hakkında suç duyurusunda bile bulunmuştu. Ama köprünün altından çok kısa zaman geçtikten sonra tüm Türkiye aslında Gökçe Fırat’ın herkesin tanık olduğu ama kimsenin yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği bir gerçeğin altını çizdiğini farketti. Hatta o zamanlar TÜRKSOLU’na en büyük tepkiyi gösterenlerden biri olan Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya daha sonra “Mardinliler İzmir’i mahvetmiş” mealinde yazılar yazmaya başladı.
Daha sonra ise “Kürt-İslam Faşizmi” tanımı geldi. Bu kavram AKP’nin kimliğini ve Türkiye’de kurmak istediği düzeni en iyi tanımlayan kavram olarak literatüre geçti. TÜRKSOLU’nun bu kavramı ortaya atmasının hemen ardından ise başta Deniz Baykal olmak üzere pek çok siyasetçi tarafından bilinçli ya da bilinçsiz kullanılmaya başladı. Baykal’dan sonra Cumhuriyet yazarları ve hatta cambaz Tuncay bile faşizme karşı mücadeleden bahsetmeye başladı. Özellikle seçimler sonrası AKP’nin faşist yüzünü iyice göstermesinden sonra Tayyip’e yönelik Hitler benzetmesi hemen her gün basında yer almaya başladı.
Bunun son örneklerinden biri de geçtiğimiz hafta yaşandı. Bildiğiniz gibi AKP hakkında açılan kapatma davası belli merkezlerde tartışma yarattı. Özellikle AKP’nin ipini elinde tutan ABD ve AB çevrelerinde bu tartışma yoğunlaşmış gözüküyor. ABD basınının üçüncü büyük grubu olan McClatchy grubunun gazetelerinde geçtiğimiz hafta AKP’nin kapatma davası ile ilgili geniş haberler yer aldı. Gazete adına Ankara’da görüş alan Dion Nissenbaum’un görüşlerine başvurduğu kişilerden biri de CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’di. Öymen konu ile ilgili görüşlerini bildirirken bir yerde türban ile Nazilerin kahverengi gömleği ile İtalyan faşistlerinin simgesi olan kara gömlekler arasında bir benzerlik kurmuş. Öymen’e geleceğiz ama önce kısa bir hatırlatma. “İtalya’da faşizmin simgesi kara gömlek, Almanya’da gamalı haç, Türkiye’de sözde PKK bayrakları ne kadar suç ise, siyasi bir simge olarak türban suçtur. (Ali Özsoy, TÜRKSOLU, sayı 171)” Siyasi literatüre kökü dışarıda solcularla şeriatçıların ittifakını anlatan “Yeşil Elma Koalisyonu” kavramını kazandıran Ali Özsoy, neredeyse üç ay sonra Onur Öymen’e yol gösteriyor.
Onur Öymen’in sözlerinin Hürriyet gazetesinde yer almasından sonra tartışmalar başladı. Öymen böyle bir benzetmede bulunmadığını iddia ederek Hürriyet’i sözlerini çarpıtmakla suçladı. Hürriyet ise bir sonraki gün yaptığı haberin gerçek olduğunu belirtti. Öymen’e ait sözlerin ABD gazetesinden birebir alındığını iddia eden Hürriyet haberin gerçekliğinde diretirken Öymen tekzip yayınlatacağını açıkladı.
Son sözümüz Öymen’e; TÜRKSOLU’nu okumak ve ondan bir şeyler kapmak önemli. Ama daha da önemli olan bunun arkasında durabilmektir. Sözlerinin arkasında durabilmek en önemli kişisel ahlak özelliklerinin başında gelir. TÜRKSOLU’nun belli başlı özelliklerinden biri kimsenin dile getiremediği doğruları dile getirmesi ve her koşulda arkasında durmasıdır. Bu anlamda Öymen’in dile getirdiği gerçek kendisine olumlu puan kazandırırken hemen ertesi gün çark etmesi kendisine yakışmamıştır. Üstelik medyada dönen tartışmalarda da şeriatçı Vakit gazetesi ile aynı safta yer almıştır. Bakalım Onur Öymen bunu kendisine nasıl yedirecek.
|
MHP-DTP el ele göz göze
Meclis’teki sahte milliyetçilerle Kürt ırkçıları arasındaki sevgi gösterisinin son perdesi geçtiğimiz hafta oynandı.
Bildiğiniz gibi MHP ile DTP’nin Meclis’in açıldığı ilk gün bizzat Bahçeli tarafından atılan adımlar neticesinde başlayan dostluğu gitgide aşka dönüşmeye başladı. Seçimlerden önce Meclis’e girmesi kesin gözüyle bakılan PKK yandaşlarına karşı Türk Milletinin oylarıyla ve bazı “Atatürkçülerin” yanlış yönlendirmeleriyle Meclis’e gönderilen Bahçeli ve ekibi, daha Meclis açıldığı gün DTP’lilere kucak açarak bizleri değil ama bazı çevreleri oldukça şaşırtmıştı. Bahçeli’nin Ahmet Türk’le el sıkışan karesi bir ibret vesikası olarak tarihteki yerini aldı.
O tarihten itibaren de MHP ile DTP arasındaki işbirliği giderek arttı. Önce Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığında, sonra türban meselesinde, ateşli silahlar kanununun değiştirilmesinde bu iki parti AKP’nin koltuk değneği olarak, ABD’nin verdiği Türkiye Cumhuriyeti’nin altını oyma görevini yerine getirmeye çalıştılar. Hatta hatırlayacağınız gibi en son Nevruz’un milli bayram olması konusunda söz konusu iki parti ortak önerge bile verdiler.
Meclis’te de tesadüf eseri yan yana oturan iki partinin milletvekilleri, oturumlara gelip gittikçe birbirlerine biraz daha ısınmaya ve birbirlerini sevmeye de başladılar. Birbirlerine Meclis sıralarından tatlı ikramları ile artan yakınlaşmalar, şakalaşmalar ve kollamalarla devam etti. Son geldiğimiz nokta ise Milli Egemenlik Günü’nde MHP lideri Bahçeli’nin, milli egemenliği bölme çabasındaki bu terörist yamakları ile el ele göz göze görüntüler sergilemesi. Böylece Türk Milleti bunların ne mal olduklarını bir kez daha görmüş oldu.
Bahçeli, 23 Nisan dolayısıyla düzenlenen törenlerde DTP’lilere yakın ilgi gösterdi. Anıtkabir’de düzenlenen törende Aslanlı Yol’da Ahmet Türk ile birlikte yürüyen Bahçeli, TBMM’deki törenlerde de DTP’lileri yalnız bırakmadı. Siyasi parti liderlerinin toplu fotoğraf çektirmesi esnasında garip bir durum yaşandı. Fotoğraf çekileceği sırada siyasi parti liderleri arasında bulunan Ahmet Türk’ün yanına gelen protokol görevlileri, siyasi parti lideri değil grup başkanı olduğu için burada duramayacağı konusunda kendisini uyardılar. Ancak araya giren Bahçeli, Ahmet Türk’ün liderler arasında kalmasını sağladı.
Birinci Meclis’teki törende de Bahçeli bu kez “babalığı” Hasip Kaplan’a yaptı. Birinci Meclis’teki törende Hasip Kaplan’ın arkasındaki sıraya oturduğunu fark eden Bahçeli Kaplan’a dönerek, “Gel Hasip, yanıma otur. Meclis’in renklerini tamamlayalım” diyerek Kaplan’ı elinden tuttu ve yanına oturttu.
Bu arada Meclis’in renkleri tabiri de Ahmet Türk’e ait. Birinci Meclis’in nasıl bir mozaik oldğunu anlatmaya çalışan Ahmet Türk, 22 Nisan’da TBMM’de “Lazistan, Türkistan” milletvekillerini örnek vererek “İlk meclis şimdikinden renkliydi” demişti. Şimdi Apo’nun avukatıyla el ele pozlar veren Bahçeli’nin Meclis’in sarısı mı, kırmızısı mı yoksa yeşili mi olduğu merak konusu.
Belki de üçü birdendir.
|
AKP’lilerden Kamer Genç’e linç girişimi
Önceki hafta hafta Meclis’in tansiyonu AKP’liler yüzünden epey yükseldi. Hemen her konuşmalarında “demokrasi”, “millet iradesi” gibi sözcükleri dillerinden düşürmeyen AKP’liler, Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’i dövmeye kalkıştı. Tayyip’in Katar ziyaretinden sonra bu ülke ile imzalanan anlaşmaların oylanması oturumunda söz alan Kamer Genç’in AKP hükümetini ve Tayyip’i eleştirmesi üzerine AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, Trabzon Milletvekili Mustafa Cumhur ve AKP Manisa Milletvekili İsmail Bilen, Kamer Genç’in üzerine yürüyerek onu dövmeye çalıştı. Girişim, CHP Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim ve MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak tarafından engellendi. Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’nun oturuma ara vermesi nedeniyle CHP’li milletvekilleri tarafından kulise çıkarılan Kamer Genç’e yönelik saldırı girişimi burada da devam etti. Onlarca AKP’li tarafından saldırıya uğrayan Genç’i yine CHP’li milletvekilleri kurtardı. Bildiğiniz gibi Kamer Genç 22 Temmuz seçimlerinden sonra oluşan yeni mecliste tek başına etkili muhalefetiyle biliniyor.
Olaylardan sonra bir açıklama yapan Kamer Genç, bu tür olayların kendisini yıldıramaycağını, milletin meclisinde can güvenliğinin olmadığını, TBMM Başkanlığından koruma talep ettiğini ve can güvenliğinin sağlanamaması halinde genel kurul toplantılarına silahla geleceğini belirtti. Bu konuda bazı çevreleri esas şaşkınlığa düşüren ise Tayyip’in tavrı oldu. Konu ile ilgili açıklama yapan Tayyip, asıl provakatörün Genç’in kendisi olduğunu söyledi. Tayyip’ten de zaten kimse kendi milletvekillerini kınamasını beklemiyordu. Zaten AKP’nin bu konuda defteri epey kabarık. AKP Van Milletvekili Mustafa Bayram’ın karakol basmasını da, Isparta Tarım İl Müdürü’nün AKP’li milletvekilleri tarafından dövülmesini de, AKP Mardin eski milletvekili Selahattin Dağ’ın kendisine kimlik soran polis memurunu hastanelik ettiğini de kimse unutmadı.
Zaten Tayyip de izin verip arkasında durduktan sonra kim tutar bunları.
|
Maskot Ufuk güldürüyor
Epeydir sesi soluğu çıkmayan TBMM maskotu Ufuk yine gülcemalini gösterdi. Hem de ne göstermek.
Efendim biliyorsunuz Meclis’te Türkiye’nin tek “sosyalist” milletvekili olan Ufuk Uras, bir ara TÜRKSOLU sayfalarından hiç eksik olmuyordu. Özellikle emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı verdiği destekle adından söz ettiren -zaten kendisi de desteğin daniskasıdır- Ufuk, bir kez daha liste başı oldu.
Hatırlarsınız Meclis’e girdiğinin hemen ertesinde bazı kesimlerin umut kaynağı olan Ufuk, aldığı tavırlarla pek çok kişiyi şaşırtırken bizleri de epey eğlendirmişti. Seçimlere PKK’nın bağımsız listesinden giren ve Meclis’te de PKK kuyrukçuluğunu kimselere bırakmayan Ufuk daha sonra AKP’yi de keşfederek onların da kuyruğuna takıldı. “Bağımsız Sosyalist” diye önümüze sürülen Ufuk, Meclis’e girince kime bağlanacağını şaşırdı. Grup kurma mevzusu olunca DTP’ye yamanan Ufuk, AKP’nin “dindar” Cumhurbaşkanı seçmesi için de kendisine teklif dahi gelmeden Meclis’e girme garantisi vermişti. Gerçekte bağımsız olamayan Ufuk’un sosyalizm adına da bir faaliyetini göremedik ne yazık ki.
Ama malum medyada sık sık şu ifadeleri okuduk; “Meclis’in en faal milletvekili Ufuk Uras…” Adamın ne faalliği olduğunu bilen varsa bize de anlatsın. Meclis kürsüsüne bile seçileli kaç ay oldu çıktığını gören oldu mu merak ediyorum doğrusu. Gerçi hakkını yemeyelim bir kez çıktığını duymuştum ama konu neydi, Ufuk ne anlattı hatırlayamıyorum doğrusu.
Ama faallikten kasıt Abdullah Gül’ün resepsiyonlarına katılmaksa o konuda diyecek bir şey bulamayız. Adam zaten milletvekili değil kadrolu resepsiyon katılımcısı.
Nerede bir resepsiyon orada pat bizim sırıtkan sosyalist!
Tabii zaman zaman Ufuk’un şikayetleri de kulağımıza geliyor. Meclis düzenine bir türlü alışamadığını bildiğimiz “bağımsız sosyalist”, en çok takım elbise ve kravat zorunluluğundan şikayetçi olmuştu. Her nasılsa sosyalist olmuş ama medenileşememiş Ufuk bu sorunu eş-dostun hediye ettiği aksesuarlarla giderdikten sonra da sahte garibanizmi elden bırakmadı. En son Abdullah Gül’ün mantı zirvesine katılan Ufuk, oraya da arkadaşının olduğu iddia edilen oldukça eski bir araçla gidebilmişti. Nimet Çubukçu’nun makam aracından Ford Taunus’a düşen Ufuk’un hali yüreklerimizi parçalamıştı.
Ufuk’un son derdine nasıl çare bulunur, bir haftadır onu düşünüyorum. Sizinle paylaşayım belki bir çıkar yol buluruz. Geçtiğimiz hafta Taraf gazetesinde bir haber yüreğimizi burktu. Habere göre Ufuk her şeye alışmıştı da bir tek Meclis lokantasına alışamamıştı. Sakın yemekler çok ucuz olduğu için ve halkın büyük çoğunluğunun yoksulluk sınırının altında yaşadığı için ucuz yemekleri yiyemediğini düşünmeyin. Ufuk’un derdi Meclis lokantasındaki biralarla. Meclis lokantasında soğuk bira olmadığını söyleyen Ufuk, sıcak bira içmekten helak olmuş.Zaten Taraf’taki haber de biraz bunu ima etmiş. Haberin başlığı “Meclis’teki biralar çay gibi geliyor”.
Ama Ufuk’a bu serzenişi yakıştıramadık. Meclis’te 1.75 YTL’ye bira içmek istiyorsa buna da katlanacak. Sonuçta orası Cihangir’in entel barlarından biri değil. Ayrıca bir sosyaliste yakışıyor mu “kardeşim hem sabahtan akşama kadar çalış didin, akşam olunca da bir soğuk bira bile içeme” tarzı çıkışlar. Sanki arkandaki sözde halk bunun için sana oy verdi. “Koçum git Meclis’teki biranın kalitesini kontrol et, bu konu hakkında bizi bilgilendir” görevi verildiyse o başka.
Türkiye’nin bütün sorunlarını çözen, bütün aksaklıkları düzelten tek tabanca, “bağımsız sosyalist”imiz, son olarak Türkiye’nin bir kanayan yarasına parmak bastı.
Bakalım Ufuk “Meclis lokantasındaki sıcak bira sorunsalı”nı nasıl çözecek.
|
|
Bahar aylarının gelmesiyle birlikte bölücü hainler, saklandıkları inlerinden çıkarak, yeniden vatan evlatlarını şehit etmeye başladılar. Saldırılara başlayan PKK’lı hainler geçtiğimiz hafta da beş vatan evladını şehit ettiler. Göstermelik operasyonlar bir taraftan devam ederken, bölücü örgüt ve yasal uzantılarına karşı hâlâ esaslı tedbirler alınabilmiş değil. Şehit aileleri aldıkları acı haberle gözyaşlarına boğulurken aynı zamanda
evlatlarını vatana şehit vermenin gururunu da yaşıyorlar. Geçtiğimiz bahar ve yaz aylarında tüm Türk Milletinin yüreğini dağlayan şehit cenazeleri yeniden gelmeye devam ederken şehitlerimizin kanı,
Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünün simgesi olarak akmaya devam ediyor. Şehitlerimiz için düzenlenen törenlere katılan vatandaşlar teröre lanet yağdırdı ve bir kez daha kenetlendi.
Şehit Tuncay Özdemir (23): Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki mayın patlaması sonucu Bekir Atacan ve Habib Özkaya ile birlikte şehit olan Tuncay Özdemir, Memleketi Sakarya’nın
Karapürçek İlçesinde düzenlenen cenaze töreninden sonra toprağa verildi. 10 bin kişinin katıldığı cenaze töreninde teröre lanet yağdı.
Terhisine 90 gün kala şehit olan Tuncay Özdemir’in askerliği boyunca hiç izin kullanmadığı öğrenildi. Tuncay Özdemir’in şehit olmadan iki gün önce ağabeyi ile yaptığı telefon görüşmesi ise hem neden izin kullanmadığını hem de Türk Milletindeki yüksek fedakarlık ruhunu ve vatan sevgisini ortaya koydu. Ağabeyi Alaattin Özdemir’in anlattığına göre “izne gel” dediği kardeşi, “Gelemem. Ben gelirsem timim bir kişi eksik kalır. Bu iş bitene kadar izin kullanmayacağım” demiş.
|
Şehit Ersin Selimoğlu(21): Hakkari’nin Çukurca ilçesinde PKK’lı teröristlerin döşedikleri mayının
patlaması sonucu 22 Nisan tarihinde şehit oldu. Şehit Selimoğlu için memleketi Bingöl’de düzenlenen cenaze törenine 2 bin kişi katıldı.
Cenaze töreninde sık sık “Kahrolsun PKK”, “Senin de sonun gelecek”, “Şehidimizin kanı yerde kalmayacak” sloganları atıldı. Şehit Ersin Selimoğlu’nun cenazesi törenin ardından merkeze bağlı Göltepe köyü’ne götürülerek toprağa verildi. Ersin Selimoğlu’nun terhisine 15 gün vardı.
|
Şehit Er Zülkif Tekir (21): Kars ili, Kağızman ilçesi kırsalında PKK’lı teröristlerle çıkan çatışma sonucunda 20 Nisan günü şehit oldu. Acı haberi alan baba Şit Tekir, “Ağlıyorum ama isyan etmiyorum, vatan sağ olsun” dedi. Memleketi Giresun’un Alucra ilçesinde düzenlenen cenaze törenine ilçe halkı yoğun katılım gösterirken bölücü örgüt lanetlendi. “Kahrolsun PKK”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarının atıldığı cenaze törenine katılan lise öğrencileri de “Hepimiz arkandayız, biz de sıradayız” yazılı pankart taşıdılar.
Törende konuşan Binbaşı Uğur Aksoy, “Türkiye Cumhuriyeti üzerinde oynanan oyunlar
hepimizce malumdur. Aziz vatanımızı bölmeyi amaçlayan içte ve dıştaki vatan hainleri ve eli kanlı eşkıyalar bilmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Bu hainlerin güçleri vatanımızı bölmeye yetmeyecek ve sonunda aziz şehitlerimizin kanlarında
boğulacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti bu topraklar üzerinde daima
var olacak ve ay-yıldızlı bayrağımız ilelebet dalgalanacaktır.” dedi.
|
Uzman Çavuş Bekir Atacan (25): Hakkari’nin
Şemdinli ilçesinde yürütülen arama tarama faaliyeti sırasında bölücü hainlerin döşediği mayın’ın patlaması sonucu 22 Nisan tarihinde şehit düştü. Acı haberi alan baba Osman Atacan, “Vatan sağolsun. Gerekirse
oğlumun yerine ben de giderim.” dedi.
Şehit Atacan için cenaze töreni memleketi Osmaniye’de düzenlendi. Törene katılan vatandaşlar terör örgütüne lanet yağdırdı. Osmaniye’de merkeze bağlı Nohuttepe köyünde toprağa verilen Şehit Atacan’ın 21-28 Şubat tarihleri arasında Kuzey Irak’a
düzenlenen “Güneş Operasyonu”na da katıldığı öğrenildi. Cenaze töreninde güvenlik güçleri herhangi bir olay yaşanmaması için kortej güzergahında bulunan DTP binasının çatısından dev bir Türk bayrağı sarkıttı.
|
Şehit Habib Özkaya (22): Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde mayın patlaması sonucu Bekir Atacan ve Tuncay Özdemir ile birlikte şehit olan Habib Özkaya için de memleketi
Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde tören düzenlendi.
Askerliğinin bitmesine 3.5 ay kala şehit düşen Habib Özkaya’nın babası Mehmet Özkaya ise oğlunun vatani görevini bitirmesine 3.5 ay kaldığını belirterek, şunları söyledi: “Oğlum şimdiye kadar hiç izin kullanmamıştı. 3.5 ay sonra tezkeresini alacaktı. Oğlum şehit oldu. Yüzlerce vatan evladı şehit oluyor. Vatan sağolsun.”
|
|
|