| Yunus Yılmaz |
TÜRKSOLU gazetesi olarak, Atatürkçülere ve Kemalistlere saldıran MHP’li Nuri Gürgür ve Vedat Bilgin’e bu köşeden cevap vermiştik. Bugün ise, ulusalcı olmayıp kendini Türk milliyetçisi zanneden bir cahile ders vereceğiz. Bu cahilin adı: Servet Kabaklı. Namı diğer komando Servet. İşte bu cahil kendi köşesinde; “Ülkücü hareket yıllar yılı MGK belgelerinde tehdit sayılırken, şimdi şu sözde ulusalcı ve Kemalist geçinen malum güruh nerdeydiler?... Hatırlayınız ki, şimdilerde bir kısmı işi etnik ırkçılığa kadar vardıran bu gidilerin çoğu, bizlere iftira atıyorlardı!.. ‘Bizler Türkeş ve ülkücüler gibi faşist değil, ulusalcıyız, Atatürk milliyetçisiyiz’ palavraları atarak el ovuşturuyorlardı” diyor. Yazısının; “Şimdilerde bir kısmı işi etnik ırkçılığa kadar vardıran bu gibilerin çoğu, bizlere iftira atıyorlardı!... ‘Bizler Türkeş ve ülkücüler gibi faşist değil, ulusalcıyız…’ palavraları atarak el ovuşturuyorlardı” kısmında, aklı sıra isim vermeden TÜRKSOLU’nu eleştirmiş bu cahil! Atmış olduğu iftiralara cevap verelim: Servet, senin komandoculuk oynadığın 80 öncesi yılları bizler yaş itibariyle görmedik. Sen o yıllarda faşistlik yapıyor idi isen biz ne yapalım! Bu gazeteyi, yaşları 20 ile 30 arasında olan genç bir kadro çıkarmaktadır. Bu gazetede yaşı itibariyle o yılları gören faşistler kimler Servet, açıkla? Yekta Güngör Özden mi, Türkkaya Ataöv mü? Servet’in, “Ulusalcı Değil, Türk Milliyetçisiyim” yazısına bakacak olursak, Fethullahçı polislerin ulusalcılığı terör listesine koymasından memnun olmuşa benziyor. Sonrasında, ülkücülüğün MGK belgelerinde tehdit sayılmasına ses çıkartmadınız diye ahkam kesiyor. MHP, 80 öncesi komando kampları altında terör kampları kuracak, memlekette terör estirecek; Servet gibi cahiller de, sonra kalkıp neden tehdit sayıldık diyecek… Yok yaaaa! Servet yazısında bizi etnik ırkçılık yapmakla suçlamış. Bak sen! Sen Türklüğü etnik ırkçılık olarak niteliyorsan o başka… Biz etnik ırkçılık değil, Türk milliyetçiliği yapıyoruz. Sen vakti zamanında etnik ırkçılık yapıyor idiysen biz bilemeyiz... TÜRKSOLU, giderek artan bölücü faaliyetlere karşı, Atatürk dönemindeki Kürt politikalarını gündeme getirip bunları hatırlattığı zaman, bunun tek çaresinin Atatürkçü çözüm olduğunu ve Türk milliyetçiliği ile bu bölücülüğün önlenebileceğini söylemişti. Atatürk dönemi politikaları gündeme getirmemizden rahatsız olanlar, Atatürk’e faşist diyemedikleri için TÜRKSOLU’na faşist diyerek, Atatürk’e olan düşmanlıklarını bize saldırarak gidermektedirler. Etnik ırkçılık yapıyor diye bize saldıranlar, bizim gerçek Türk milliyetçiliğimiz karşısında kendi sözde milliyetçilikleri söndüğü ve foyaları ortaya çıktığı için rahatsızdırlar. “Atilla, büyük bir ırkın, Türk ırkının evladıdır”, “Türk ırkı Anadolu’da ilk devlet kuran bir millettir”, “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” Bu sözler kime ait? Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e. Atatürk, içinde ırk sözcüğü içeren bu ve benzeri onlarca söz söylemiştir. Şimdi soralım: Atatürk de mi ırkçıydı Servet? Atatürk tabii ki ırkçı değildi. Sadece bir milletin meydana gelmesinde mevcut olan bir unsuru dillendirmekteydi. Kaldı ki, Afet İnan’a hazırlattırdığı kendi el yazılarından oluşan Medeni Bilgiler kitabında Atatürk, Türk Milleti’nin oluşumunda etkili olduğu görülen doğal ve tarihi olguları açıklarken, ırk ve köken birliğini de bu olgular içinde göstermiştir. Yine dikkat edilirse, Türk Milleti’ni oluşturan etmenler içine dini koymamıştır ama ırkı koymuştur. Kürtçülerin bölücü faaliyetleri için söylediklerimize gelirsek... Biz sadece Atatürk dönemi politikaları gündeme getirdik. Atatürk her zaman Kürtçülük faaliyetlerine karşı olmuştur. Hatta Atatürk, Eylül 1919’da Alay Komutanı İlyas Bey’e göndermiş olduğu telgrafta: “Kürtlük akımına hiçbir elverişli alan bırakılmamasını” emrediyordu. Şimdi o sözde Kürtseverler buna ne diyecek. Ne kadar saldırsanız da, TÜRKSOLU Türk’ün yoludur. TÜRKSOLU’nu doğru bildiği yoldan çeviremeyeceksiniz. Sözde Türk milliyetçisi geçinip, “Türk-Kürt kardeştir”, “Bizi İslam birleştirir” adı altında yapmış olduğunuz Kürtçülük de bir utanç abidesi olarak kalacaktır. “En iyi Kürt ölü Kürttür” gibi faşist söylemlerin hangi camianın içinde dillendirildiği de her kesimce bilinen bir gerçektir, Servet’e hatırlatırız! Kaldı ki, 5 Haziran 1977 seçimlerinden önce Almanya’daki Türk işçilerine dağıtılan Bozkurtlar imzalı bildiride şunlar yazılıydı: “…Sen bir Türk olarak daha ne kadar tahammül edeceksin bu pis azınlıklara, at içinden Çerkezi gitsin Kafkasına, at içinden Ermeniyi, at öldür Kürdü içinden, yok et Türk’ün düşmanını ve 5 Haziran’da Türk’ün, Türklüğün temsilcisi olan MHP’ye ver oyunu…” Evet, Servet buna ne diyeceksin? Kim faşistmiş?.. Duyamadık Servet! TÜRKSOLU’nun Atatürkçü politikaları karşısında apışıp kalanlar kendi cahillikleri ile yüz yüze kaldıkları için, sadece “Siz faşistsiniz” diyerek hiç de inandırıcı olmayan bir söylemle saldırmaktadırlar. O nedenle Servet, Atatürk politikalarını savunmak etnik ırkçılık değildir. Ulusalcılık meselesine gelirsek Servet ulusalcı değilmiş. Niye? Çünkü uydurukçaymış. Yapma be Servet, bu kadarda atılmaz ki! Madem bir şey bilmiyorsun, bari sus da adam zannetsinler! Ulusalcılık uydurukça değildir Servet. Senin ve senin gibilerin benimsediği sözde Türk-İslam sentezi uydurukçadır. Bu uydurukça ile sözde Türk milliyetçisi olmaya çalışan siz ve sizin gibilere de gülmekten başka bir şeyde yapmıyoruz. Servet gibi cahiller, “ulus” ve “ulusal” kelimelerinin bizahati Atatürk tarafından kullanıldığını bilmez. Kendisi bilgili, Atatürk cahil olduğu için ulusal kelimesini kullanmıştır dimi Servet?! Tercüman gazetesinden atılma olan Servet, burada eskiden yazarlık yapan Yavuz Bülent Bakiler ile ulusalcılık kelimesinin uydurma olduğunu ispatlamaya çalışıyorlardı. Hatta bir ara Servet’in ekürisi Yavuz Bülent Bakiler, “Atatürk ulusal kelimesini kullanmamıştır, Nutuk’ta da ulusal kelimesi geçmemiştir” diyerek iddiasını ispatlamaya çalışmaktaydı. Hatta ona göre ulus Moğalcaydı. Servet ve Bakiler, Tercüman’da uzun süre bu paslaşmalar ile bu tezlerini savunmaya çalıştılar. Atatürkçü kimliğiyle tanınan Cengiz Özakıncı ise o günlerde kaleme aldığı bir yazıda, “ulus”un Moğolca değil Türkçe olduğunu ispatlamıştı. Kaldı ki, Nutuk, dil devriminden önce yazıldığı için ulusal kelimesi geçmemektedir. Ancak, Atatürk 1933-1934 yılından sonraki sözlerinde ulus ve ulusal kelimesini kullanmaya özen gösterecektir. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi’nin hazırlamış olduğu Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’ne bir göz atmamız bunun için yeterlidir. Bu kitabın özelliği, Atatürk’ün TBMM ve CHP kurultaylarında söylediği sözlerin Zabıt Cerideleri’nden alınmış olmasıdır. Yani orijinal metinde en ufak bir oynama söz konusu değildir. Alın size Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’nden çeşitli alıntılar: “Dışişlerindeki arasız çalışmalarımız da, genel siyasamıza, ulusal ülkümüze uygun olarak başarılmıştır. Bundan ötürü, büyük Meclis’in ulus işlerindeki özeni, ulusumuzun canlılığı, gerçekten öğünçle anılmaya değer” “Ancak; bu güzeyde, Türk ulusal musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir” “Ulusal kültür için pek lüzumlu olduğu gibi, arsıulusal ilgiler bakımından da yüksek değeri belli olan radyo işine önem vermeniz çok yerinde olur” “Türk Ulusu’na doğunsal rengini veren bu devrimlerden her biri, çok geniş tarihsel devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yeridir” Ve Ulus gazetesinde yayınlanan demeci: “Türk ulusu mutlu olacaktır” Bakın Atatürk, hem ulus hem de ulusal kelimesini kullanmış değil mi? Ama siz, Atatürk’ten daha Türk milliyetçisi olduğunuz için, ulusalcı değilsiniz doğal olarak! TÜRKSOLU olarak, ulusalcılık yerine Türk milliyetçiliği kullanılmasını devamlı olarak söylüyoruz: “Maalesef Atatürkçü kesimler içinde bile milliyetçiliğe olumsuz yaklaşım güç kazanmıştır. Bu o dereceye varmıştır ki, insanlar kendisine milliyetçi değil ulusalcı demektedir. Oysa ulusalcılık milliyetçiliğin değil milliciliğin karşılığıdır”. “Yani bu tür bir terminoloji, milliliğe çok uzak olmayan başka bir bakış açısının terminolojisidir. Oysa milliyetçilik farklı bir ideolojidir. Kendi dayanak noktasını millet olarak gören bir direniş ve diriliş ideolojisi.” (Gökçe Fırat,Ulusal Sol İdeoloji, s. 753) Oku bunları Servet, biz zaten ulusalcılık yerine Türk milliyetçisi denmesinin gerektiğini söylüyoruz. Ancak sizlerin iman etmiş olduğu milliyetçiliğin ne ulusalcılık ile ne de Atatürk’ün tarif etmiş olduğu Türk milliyetçiliği ile ortak bir yanı vardır. Yani üzülerek söylemek zorundayız ki, Atatürk ne Türk-İslam sentezcisiydi ne de Turancı; Atatürk Türk milliyetçisi idi. Özalcı Servet, tekrar ülkücü olmaya karar verir Servet’in yazılarını takip edenler, onun nasıl Atatürk düşmanı, Ordu ve laiklik düşmanı olduğunu bizden çok iyi bilecektirler. Bu özelliğini amcası Ahmet Kabaklı’dan almış olsa gerek! Gençliğinde komandoculuk, ülkücülük yapan Servet, 12 Eylül darbesinden sonra sıkı bir Özalcı olacaktır. Özal ile olan samimiyetini sürekli olarak yazılarında işleyecektir. Özal’a methiyeler düzen Servet, Özal’ın erken vefatı ve ANAP efsanesinin sönmesi ile tekrar MHP saflarına dönmek istese de artık istenmeyen adam olacaktır. Çünkü Özal’ın yanında rahatça yaşayan Servet, MHP’deki ülkücülerden daha fazla ülkücü olmaya çalışınca tepki alır. Özal’dan sonra sıkı bir Türkeşçi olan Servet, sıkı bir AB karşıtlığı yaparak, Devlet Bahçeli karşıtı muhalefet yapmaya çalışmakta, MHP’nin yeni milliyetçilik anlayışını ve politikalarını beğenmezlik etmektedir. Ne diyordu Servet: “Gönüldaşlarım, biliyorsunuz ki Türkiye’ye Türk’e karşı kurulduğuna inandığım ‘Haçlı sömürgeciler topluluğu’ AB’ye karşıyım. ‘AB’ye onurlu giriş’ dahil bu yoldaki bütün yutturmacalarla da devamlı mücadele etmeye çalışıyorum.” Herkesin bildiği gibi “onurlu giriş” tezi MHP’ye aittir. Acaba Servet, Özal’ın yanındayken de AB’ye karşı mıydı? Bu nedenle Özal’ı eleştiriyor muydu? Merak ediyoruz!... Sıkı bir Türkeşçi olduktan sonra mı AB karşıtı oldu acaba? Oysa Türkeş; “Türkiye’nin Orta Asya ülkeleriyle aktif işbirliği içinde olması ve AB’ye de girmesi gerektiğini” anlatıyordu. Neymiş efendim, Servet senin o çok sevdiğin Türkeş’de AB’ciymiş unutma bunu. Merak etme Servet, MHP Kürt-İslam sentezi yolunda yoluna devam etmektedir. Onun için MHP’nin milliyetçilik anlayışında ve laiklik düşmanlığında bir değişme söz konusu değildir. İlle de bir şeyi eleştirecek isen, önce kendini eleştir Servet. Ulusalcı olmadan Türk milliyetçisi olunamaz! Ulusalcılık, en basit anlamıyla; Türk’ün hakkını gavura yedirmemektir. Ama sen TÜPRAŞ özelleştirilirken; “TÜPRAŞ önemli bir kuruluştur ve özelleştirilirken dikkat edilmesi gereken birçok husus vardır” diyerek satılmasından taraftın. TÜPRAŞ şimdilerde % 51 hisse ile Koç-Shell ortaklığına satılmıştır. Bu mudur senin milliyetçiliğin Servet? Ama senin o çok sevdiğin Türkeş de özelleştirmeden yanaydı, ne tesadüf ki! Ne diyordu Türkeş: “Biz özelleştirmeden yanayız.” Başka ne diyordu Türkeş: “Liberal serbest girişimci ekonomiyi rehber edinmeliyiz.” Devamında; “Biz, Batı uygarlığını almaya 1800’lü yıllarda başladığımızı kabul edersek, 200 yıldan fazla bir süredir bu işi başaramadık. Dürüst, ilmi ve tekniği kılavuz kabul etmiş, bir devlet yönetimi geliştirmeliyiz” diyordu. Yani Türkeş’e göre Doğu halklarını sömüren, köleleştiren Batı uygardı. Şimdi sormak gerekir Servet’e: Sen ve senin sevdiğin Türkeş’in milliyetçiliği bu mudur? Eğer siz buna milliyetçilik diyorsanız, kusura bakmayın, biz buna milliyetçilik demiyoruz. Servet; “Ben Türk milliyetçiliği fikir sisteminin mutlaka ve mutlaka İslam hizmetkarlığı manasına da geldiğini düşünüyorum” diyerek, asıl derdinin milliyetçilik değil, dincilik olduğunu çok açık ve seçik ortaya koymaktadır aslında. İşte böyle dincilik yapanların, bizi etnik ırkçılıkla suçlamasına pek şaşmamalıyız. Kendini Türk-İslamcı zanneden bu cahil, AKP babalar gibi kapatılırsa milletin anası çok ağlar diyerek, aslında gizli AKP’cilik, yani Kürt-İslamcılık yaptığının farkında bile değildir. Atatürkçüleri Atatürk’ü istismar etmekle suçlayan Servet başka ne diyordu: “Biz Kabaklı hocadan (amcası), İslamla taçlanan milliyetçiliğin Türk-İslam ülküsü olduğunu öğrendik. Bizim milliyetçiliğimiz budur.” Hem Atatürkçüleri Atatürk’ü istismar etmekle suçlayacaksın hem de Türk-İslam sentezini milliyetçilik diye sunacaksın. Kusura bakma ama Atatürkçü olmayan birinin Atatürk’ü istismar ediyorlar diye çıkışması bize biraz komik gelmektedir. Ne diyordu Atatürk: “Türk Milleti; milli hissi, dini hisle değil, fakat insani hisle düşünmekten zevk alır. Vicdanında milli hissin yanında insani şerefli yanını muhafaza etmekle muhtehirdir.” Şimdi senin milliyetçiliğin ile Atatürk’ün milliyetçiliği bir midir? Değildir. Oku bunları Servet… Hem özelleştirmeden yana olacaksın hem de Atatürkçü olmayacaksın. Sonra ulusalcılar böyledir, şöyledir diyeceksin! Onun için Servet, sen ve senin gibilerden ne ulusalcı olur ne de Türk milliyetçisi. |
|