21.04.2008/Sayı:183
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Okur Mesajları Okur Mesajları

Okur Mesajları

TÜRKSOLU ülkemizde olup biten olayları en açık şekilde ve ellerinde bulunan belgelerle ispat etmiştir ve bizler o yılları göremesek de kulaktan dolma bilgilerle değil gerçek kanıtlarla buradan okuyoruz.
Teşekkürler TÜRKSOLU.

Gökçe Gülmez, İstanbul


ADD İzmit şubesinde maalesef ÖDP çizgisinde adamlar milliyetçilik hakkında ders veriyor. Tek çare siz kaldınız galiba.

Özgün Cebeci, Kocaeli


Sayın Ali Özsoy;
Çok iyi ve yararlı bir yazı. Bizim için canını feda eden askerlere teşekkür ederim.

Yeşim Yıldız, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Kalabalıklar dağıldığında geriye bir slogan bile kalmıyorsa o savaş kaybedilir. Çok doğru, bu sebeple Tayyip Erdoğan’ın seçimlerde oy almaması gerekir. Fakat onun yerine kim geçecek? Geçse bile nasıl yönetecek? Cumhuriyet rejimini ortaya mı atacak yoksa ortadan mı kaldıracak? Bunun için insanların çok iyi bir şekilde bilinçlenmesi şart. Örneğin köşe yazarları bu konuda üstü kapalı bir şekilde ifade ve görüşlerini yazarak bunu dile getirebilirler.

Gökçe Tuğçe, Edirne


Sizinle kısa bir süre önce tanıştım. Bir çok ortak noktada buluştuğumuzu itiraf edeyim. İdeoloji, istila, Atatürk ve Kürtler isimli eserleri de okudum teşekkürler.

İrfan Çeltikçi, Kırıkkale


Atatürk’ün ölümünden bu yana, Türkiye’de tarikatların, aşiretlerin boyunduruğu altındaki toplum yapısından ve Batının Üçüncü Dünya ülkelerine bir dayatması olan çarpık demokratik sistemden yararlanarak kendi iktidarlarını yaratan ve ilk günden beri emperyalizmin değişmez işbirlikçisi olan Kürt-İslamcı ideoloji artık tarihinde hiç olmadığı kadar güçlü.

AKP; Demokrat Parti, Adalet Partisi gibi benzerlerinin halk ve cumhuriyet düşmanı karakterini daha da ileriye götürüp, kendi faşist iktidarını kurmaya çalışmaktadır. Bu öyle bir faşizmdir ki, dünya Hitler’den, Franco’dan beri böylesi bir zorbalığı görmemiştir.

Her faşist iktidarın kendine düşman ilan ettiği bir akım vardır. Hitler’in en büyük düşmanı Yahudiler ve komünistlerdi. Türkiye’deki faşist partinin baş düşmanı ise Türkler ve Atatürkçülerdir. Kürt-İslam faşizminin sokak gücünü ise Kürtler oluşturmaktadır.

Faşist partinin en büyük silahı, halka saldığı korkudur. Ergenekon operasyonu da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Anti-faşist mücadele ise Ordu’ya, iş çevrelerine veya kanunlara güvenilerek değil, halka güvenilerek yapılmalıdır. Halkı örgütleyecek, halkı siyasal zemine çekecek oluşum sadece devrimciler ve kurdukları devrimci partidir.

Salvador Allende’nin Pinochet’e karşı ülkesini korkmadan, yılmadan, kararlılıkla savunduğu gibi, biz de sonuna kadar halkla birlikte kararlılıkla direnirsek, faşist partinin karanlığını yıkar, sabahın sahibi oluruz. Faşist partiyi yıkmak için herkes Milli Mücadele’ye, devrimci partiyi örgütlemeye!

Metin Coşkun, İstanbul


Sayın Nur Arslan;

Yazdıklarınız çok güzel ama TÜRKSOLU’yla ilgili o kadar çok şey söyleniyor ki. Ben de en başta Atatürkçüyüm ama Türk solcusuyum da. Bir yandan “ben Atatürkçüyüm ya da bunları savunuyorum” dediğimde “Atatürk devrimci değildi, o bir milliyetçiydi” diye birçok arkadaşımdan tepki alıyorum. Neyi nasıl savunduğumu, düşüncelerimi anlatsam da kimse inanmıyor ve dışlanıyorum. Deniz gibiler bir daha gelmeyecek biliyorum ama çaresizim. Sizden yardım istiyorum. Ne yapmam gerek? Savunduğum şeyin Atatürkçülük olduğunu anlatmam gerek. Şimdiden yardımlarınız için teşekkürler. Her şeyi çok açık ve net anlatmışsınız. Önemli olan bunları bizim dışında başka insanlarında anlamasıdır.

Nil Kara, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Tek kelimeyle mükemmel, pek çok gerçeği gün ışığına çıkaran bir yazı. Hepsinden önemlisi de halkın içinden geçenleri yansıtan bir yazı. Türkiye’nin sürüklendiği durum belli. Bunun tek çıkış yolu da devrimci bir parti kurmak

Kardelen Polat, Ankara


Sayın Okan İşbecer;

Bir tek Doğu Perinçek ile ilgili olan yazıyı okudum. Nedendir bilmem belki bir zamanlar Deniz Gezmiş’le tanışıklığı olduğundandır, daha sonra kanlı bıçaklı olmalarına rağmen, o dönemden bir tek Perinçek kaldı bildiğim siyasetle uğraşan. Bana sorarsanız başbakana verileceğine o siyasi yasak Perinçek’e verilmeli. Çünkü gün geçtikçe devrimcilerin adını lekeliyor.

Yalçın Akyürek, Zonguldak


Sayın Hüseyin Adıgüzel;

Ellinize sağlık o kadar güzel özetlemişsiniz ki diyecek bir şey bulamadım.

Emel Güven, İstanbul


Sayın İnan Kahramanoğlu;

Graham Fuller’den olma Paul Henze’den doğma vatan haini Kenan Evren ve çetesi yetiştirdi bu şerefsizleri. Daha fazla ağzımı bozmayayım...

Özen Canyoldaş, İzmir


Sayın Eser Bey;

Yazınız oldukça detaylı ve güzel. Zevkle okudum. Anlayamadığım tek şey var. Milliyetçi, dini bütün komünist demekle ne kastediyorsunuz? Bu konu hakkında bilgi verirseniz sevinirim.

Osman Tarık Erdoğan, Bursa


Sayın İnan Kahramanoğlu;

Sizi bu yazı ve düşüncelerinizden dolayı kutluyorum. Henüz 16 yaşındayım fakat benim de benimsediğim düşüncelerim var. Lütfen biz gençlere de destek ve öğretici olun. Zaten hepiniz bize bir rehber oldunuz yazılarınızla. Bana göre de bir adım atılacaksa o adımı Amerika atar. Avrupa Birliği bizi ilgilendirmez. Bizim için önemli olan Türk Birliği’dir. Biz Amerika’nın kurallarına uymak ve onun yanında belirmek zorunda değiliz. Bizim için önemli olan TBMM’dir. Biz TBMM olarak yaşam standartlarımızı kendimiz kurmalı ve topraklarımıza sahip çıkmalıyız. Sizin dediğiniz gibi; Yeni bir dünya kurulmaktadır ve Türkiye’nin yeri ABD’nin yanı değildir.

Meltem, İstanbul


Sayın Özgür Erdem;

Faşizm ve destekçilerinin konuyu kan dökerek çözmekte üstlerine yok zaten. Problemleri konuşarak değil kan dökerek çözüme ulaşmak bu düşünceyi benimseyen insanların içine çaresiz bir hastalık gibi yerleşmiş. Resim her şeyi anlatıyor zaten. Utanç verici...

İhsan Sarıkaya, Gaziantep


Sayın Kaya Ataberk;

Ben de belli bir dönemdir Halkın Kurtuluş

Partisi’ni takip ediyorum. Ne Atatürkçüler

tarafından ne de güya kendine sosyalist diyen kimi gruplar tarafından doğru algılandığını düşünüyorum. Mesela ne Marks ne de HKP ulus kavramına karşıdır. Marks, “burjuvazi ulus (millet) kavramını yeniden şekillendirdi ortaya çıkardı” diyor. Yani derebeylikte Ortaçağda ümmetçilik hakimdi diyor. Mesela İslam (Müslüman) ümmeti, Hıristiyan ümmeti gibi. HKP’nin bakışı şu; ben net bir şekilde anladım. Bir solcu evvela nasyonal (yurtsever, ulussever) olmak zorundadır çünkü kendi ülkesini sevmeyen, kendi halkını sevmeyen, kendi halkına yararı olmayan başka halklara yararlı olamaz. Sonra enternasyonal (dünyalı) olmak zorundadır. Eğer böyle olamazsa o kişi yarım insan olmuş olur. Gerçek solcu dünyanın neresinde bir sömürü haksızlık varsa onun karsısındadır. Haksızlığa uğrayanın yanındadır, fakat sadece kendi milletimizin menfaatini düşünüp başka milletlere sahip çıkmazsa gerçek solcu olamaz. Mesela rahmetli Bülent Ecevit Irak’ın kuzeyi ile ilgili sorunlardan bahsederken “evet orada bir Türkmen sorunu var” demişti. Doğru orada Türkmen sorunu var. Türkmen kardeşlerimizin her gün bu sorunları kat be kat artmakta ama Saddam Hüseyin tarafından yok sayılan Kürt halkının sorunları da var. Gerçek sol bir iktidar olsaydı, hem oradaki Türkmen halkı içinde hem Kürt halkı içinde emperyalizme karşı gerçek halk hareketlerinin oluşmasını sağlar; hem Türkmen kardeşlerimizin haklarını korumuş olur, hem batının emrine girmiş Barzani gibi aşiret liderlerinin Kürt halkına böyle hükmetmelerinin önüne geçmiş olur; hakkaniyete ve eşitliğe dayanan bir oluşum gerçekleşebilirdi.

Enternasyonal ayağınızın olmaması sizi burjuva milletçiliğine (dar milletçilik) kendi ulusu dışındaki ulusları ret-inkara götürür. Bu beraberinde bir sürü sorunun oluşmasına sebep verir. Ben

TÜRKSOLU’nun HKP’nin fikirlerine daha dikkatli yaklaşmasını dilerim. Kendine güya sosyalist diyen, sapma ve saplantılar kurtulamayan, yalan dahil bir çok sahtekarlığı mubah görenlerden ümidimi kestim. Onları artık bu hastalıkların kurtarmak zor. Sağlıcakla kalın.

Ahmet Yiğit, Bursa


Ülkücülerin başarılı oldukları tek konu kesinlikle sindirme ya da sindirmeye çalışma. Bunu ben de okuduğum üniversitede görüyorum. Her şeyin kendi tekellerinde olmasını istiyorlar. Onların örümcek ağlarıyla kaplanmış beyinlerine acıyorum. Yazı çok güzel ve tespitler de kesinlikle doğru. Tebrikler!

Gül Aydınlık, Kırşehir


Sayın Özgür Erdem;

Tamamen faşizm gerçeğini ortaya koymuş bir yazı. Bunların hepsi eşkıya ve sevgili Edip Akbayram’ın dediği gibi “eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” olamaz. Onları durdurmak için bir Deniz verdik, bin gözyaşı döktük. Ama şunu unutmasınlar ki, bir kahraman gider ama arkasından bin tane gelir!

Sinan Rençber, İstanbul


Ben 18 yaşında bir gencim, adım Deniz.

Gönlünüze sağlık, helal olsun size! Deniz Gezmiş ancak bu kadar net anlatılabilirdi. Ama şunu hiç unutmasınlar ki bu ülkede biz oldukça faşistlere yer yok. Bunu böyle bilsinler!

Deniz Kılıç, Bursa


Sayın Kaya Ataberk;

Yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Ben şunları da izninizle eklemek istiyorum: Hikmet Kıvılcımlı’nın 1933 yılında “Kürt” meselesine bakışı, hem o günün “Enternasyonalist” etkilenmesinin, hem de o değerlendirmeyi yaptığı zaman Doğuda bir cezaevinde (yanlış anımsamıyorsam Erzurum) yatarken, cezaevinde bol miktarda bulunan yoksul Kürtlerin durumundan da etkilenmiş olmasıdır. Ve ilerleyen yıllarda da “bu sorunu ve çözümünü” bir daha dile ve yazıya getirmemiştir. Özellikle 1969-70 yıllarında hemen hemen tüm sol kesimlerde “Kürt sorunu” hararetle tartışılırken, sol literatüre ciddi eserler kazandıran Kıvılcımlı’nın bu konuda söz etmemesi manidardır ve HKP’nin aslında bunu gerçekçi bir biçimde değerlendirmesi gerekir diye düşünüyorum. Günümüzde ise kendini “sol”da gören bir grubun “Kürt sorunu”nu görmezden gelmesi(?) o

cenahtan tamamen soyutlanmasını getirmektedir. Belki de bu nedenle HKP utangaç

davranmaktadır.

PKK meselesine gelince sol literatürü iyi bilen ve dünyadaki sosyal mücadeleleri iyi analiz eden biri bu hareketin doğuşunun temelinde “neofaşist ruh”u çok rahatlıkla görebilir ya da görebilirdi. Söylemlerinde istediği kadar Marksist-Leninist söylem olsun, ilk çıkışından bu güne kadar gelen süreçte bu gerici, emperyalist uşağı ruh çok açıkça belirgindir. Üzüldüğüm nokta bu hareketi kendi sözde özgürlükleri için destekleyen Kürtlerin, bu hareket eğer başarıya ulaşırsa uğrayacakları ağır şok ve çekecekleri büyük acı. Çünkü o zaman aldatıldıklarını anlayacaklar ama iş işten de geçmiş olacak.

Erol Gülyurt, İzmir


Sayın Gökçe Fırat;

Öncelikle merhabalar. Ben Olgu Esmer, Ankara’da oturuyorum ve öğrenciyim. TÜRKSOLU’nu çok uzun bir süre olmasa da 10 aydır falan takip ediyorum. Partileşme sürecinden söz etmeniz beni heyecanlandırıyor ve bu konuda bilgi almak istemiyor değilim. Bunu ne zaman gerçekleştireceğinizi merak ediyorum. Açıklayabilir misiniz bilmiyorum ama ne aşamada olduğunuzu söylerseniz gerçekten çok mutlu olacağım şimdiden çok teşekkürler.

Olgu Esmer, Ankara


Sayın Celal İmren;

Ya bu başa geçen soysuz iktidarın Avrupa’da kapı kapı dolaşıp parti kapatma konusunda mahkemeye karşı baskı oluşturmaya çalışması, bu konuda AB’yi içişlerimize sokması, egemenliğimize leke sürdürmesine ne demeli? AB’nin memurlarının küstah açıklamalarına yazıklar olsun. Zaten Milli Mücadele yıllarında da bu zihniyet düşmanla işbirliği yapmıştı. Evet şimdi de o işbirliği yapanların torunları işbirliği halinde. Tarihten ders almadıkları sürece bunlar da tarihteki yerlerini alacaklardır.

Sebahattin Demir, İzmir


Öncelikle kuruluş yıldönümünüz kutlu olsun diyorum. Şimdi iki şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

1) Şu sıralar kendine solcu diyen bazı kişiler, dernekler ve örgütler Kürtlük ve bölücülük propagandası yapmak için Alevilere yönelmiş durumda. Alevilere yapılan dini baskıyı kullanarak Alevileri vatan aleyhine kışkırtmakta ve asimile ederek Kürtleştirmektedir. TÜRKSOLU’nun bununla ilgili çalışmalar yapmasını, Alevilere yönelerek Türklüklerini hatırlatmaya çalışmasını istiyorum. Zira Aleviler hayat görüşü olarak solcu düşünürler.

2) 68 kuşağını hepimiz biliyoruz. Daha güzel bir ülke düşüncesiyle savaşıp can verenleri

biliyoruz. TÜRKSOLU’nun bu konudaki çalışmalarını takip ediyor ve destekliyorum. Fakat bu konuda da sizden bir şey rica ediyorum. O yıllarda en az Deniz’ler kadar Atatürkçü olan ve Deniz’leri kurtarmaya çabalarken öldürülen Mahir Çayan’ı unutmayalım. Günümüzde yine solcu olduğunu söyleyen bölücülük yandaşları Mahir’in adını kullanarak lekelemektedir. Mahir’lere de en az Deniz’ler kadar sahip çıkalım!...

Rıza Keklik, İstanbul


Deniz Gezmiş hakkındaki yazılarınız gerçekten güzel. Peki ne olacak, ne yapacağız? Örgütlenip Deniz’ler gibi yapmalıyız. Onlar başardı, biz de başarmalıyız. Ya da daha farklı bir şey. Bu vatanı kurtarmalıyız. Bu vatanı tam bağımsız ve dik duran bir vatan yapmalıyız. Kanımızın son damlasına kadar savaşırız vatanımız için.

Merakımdan soruyorum: Sizce bugün Deniz’lerin yerini doldurabilecek en güçlü aday kim? Ya da o görüşü savunan bir parti ya da en azından bir şeyler yapmaya çalışan kimse yok mu biz gençlerden başka?

Berkay Erayık, Eskişehir


Sayın Ali Özsoy;

Uğur Mumcu için anlatılması ve söylenmesi gereken her şey burada anlatılmış. Ağzınıza ve yüreğinize sağlık! İzninizle ben de birkaç cümle ilave etmek istiyorum...

O yürekli insan, 12 Eylül faşizminin acımasız sol katliamlarına rağmen, okullarda ders olarak okutulacak nitelikteki devrimci mücadelesini sürdürmüştür. Hatta ölümünden kısa bir süre önce İsrail Büyükelçisinin bizzat çağırıp tehditler savurduğu o devrimci ve kararlı insan, Türkiye’yi ayağa kaldıracak o çok özel çalışmalarından vazgeçmemiştir. CIA-Mossad-PKK uyuşturucu ağını, içimizdeki işbirlikçileri ve bunların İslami bağlarını tek tek ortaya çıkartacak çalışmaların sonuna gelmişti ama tamamlayamadan o yürekli önderi, Sakıncalı Piyade’yi ortadan kaldırdılar. O, her türlü faşist baskılara rağmen Mustafa Kemal’in devrim bayrağını hiç kirletmeden taşıdı ve bize emanet etti. Mustafa Kemal de öldü, Deniz ve arkadaşları da öldü... Ama fikirleri yaşıyor, onu öldüremiyorlar ve hiçbir zaman öldüremeyecekler; çünkü fikirler ölmez, fikirler ölümsüzdür. O emaneti biz yaşatacağız. Bu bayrağın altında, bize ışık tutan fikirleri etrafında birleşip bütünleşerek sonsuza dek yaşatacağız. Saygılarımla!

İdris Kahraman, İstanbul


Bu işler için çok geç kaldık. Yılanı küçükken öldürmedik, şimdi başımıza büyük meseleler açtılar. Fırsatları kaçırdık, yeterince örgütlenemedik, köylüye, yoksula, ezilenlere sahip olamadık. Onlar bin bir türlü yalanlarla halkı kandırdılar ve bize düşman ettiler, kopardılar bizden...

Şimdi birleşmesi çok zor olacak bence! Nasıl anlatırız bilemem ama yine de halk artık onların bütün düzmece yalanlarını anladı. Çok iyi anlatmak, iyi yaklaşmak lazım halka. Yoksa fırsatı yine kaçırırız. Saygılarımla.

Cihat Vatan, İzmir


Yazılarınızı internetten takip ettiğim kadarıyla, gerçekten milliyetçi, Atatürkçü ve devrimci bir

ideoloji çok gerekli.

Şimdiden teşekkürü bir borç biliyorum.

Evren Kurdal, Balıkesir


Değerli Kemalist TÜRKSOLU Cephesi;

6 yıldır gerek AKP faşizmine karşı güçlü muhalefetiniz için, gerek Kürt realitesi ve Kürtçülükle mücadeleniz için, gerek 12 Eylül aydınlarına karşı radikal tutumunuz için, gerek Avrupacıların, Amerikacıların, Avrasyacıların, Türkiyelilerin, Türk düşmanlarının, milletini ve devletini hor ve hakir görenlerin, Neo-Ülkücülerin, sahte Atatürkçülerin ve karşı devrimcilerin daim düşmanı olduğunuz için ve Mustafa Kemal devrimlerinin, Cumhuriyet’in yılmaz bekçileri olduğunuz için teşekkürler!

Türkiye Cumhuriyeti TÜRKSOLU militanları olduğu sürece ilelebet payidar kalacaktır.

Her zaman en doğru tespitlerle, analizlerle, strateji ve çözümlerle TÜRKSOLU; mevcut düşman yelpazesiyle mücadelenin karargahı olmuştur.

Adım adım devrime giderken, bu mücadelede emeği geçen tüm TÜRKSOLU yazarlarına ve örgüt mensuplarına selam olsun!

Bu kavgada sayımızın azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan, bıkmadan, usanmadan, yılmadan, yorulmadan, önümüze çıkan bütün düşmanların hakkından gelmeye and içiyoruz, and içiyoruz, and içiyoruz!

Şu an elimde olmayan nedenlerden dolayı aranızda değilim. Fakat “devrim beklemez!” En yakın zamanda aranıza katılmak istiyorum...

Size sesleniyorum Yorgun Demokratlar:

Atın şu lanet ölü toprağını üzerinizden! Vatan elden gidiyor. Haydi, hep birlikte Milli Mücadele saflarına!

Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!

Hepimiz devrim neferleriyiz!

Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

Altay Deniz Atalay, Sakarya


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe