21.04.2008/Sayı:183
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Yılmaz Ekinci

Gerilimin asıl sebebi olan laiklik ve türban serbestisine hiç değinilmeden, herkes mevcut pozisyonundan bir adım geri atsın denilmektedir. Neden bin bir adım atıp da gerginliği yaratanların attığı adımlarının geri alınması istenilmiyor? Neden belli olan adres net olarak açıklanmıyor? Siyaseti, gerilim ve çatışma için kullanıp, uzlaşmadaki “uz”u yani aklı kullanmayanlar için bir adım geri yeterli olur mu?
AKP bir adım geri atsa ne yazar!
AKP bin bir adım
geri atsa yetmez

Uzlaşma ve sağduyu çağrısı inandırıcı bulunmamıştır

TOBB Başkanı; TOBB, Kamu-Sen, TİSK, TÜRK-İŞ, TESK, TZOB ve Hak-İş gibi meslek örgütlerini arkasına alarak oluşturduğu “Uzlaşma Platformu”, “Uzlaşma ve Sağduyu Çağrısı” adı altında siyasi bir mesaj verdi.

TÜSİAD da gelecek güvencesi kapsamında yapay uzlaşma çağrısına gerekli şov desteğini sağladı.

Hükümet güçlüyken ve işler iyi yürürken üyelerin zorlukla ödediği aidatlardan önce Başbakana uçak alacaksınız, daha sonra da helikopter alıp Başbakana tahsis edeceksiniz... Bu arada da sivil toplum örgütü olarak gümrük kapılarının işletmeciliğine soyunacaksınız.

Rejimi tehlikeye sokan gelişmelere son ana kadar sessiz kalan bu kuruluşların, AKP’nin Başsavcılıkça kapatılma süreci başlatılır başlatılmaz sağduyu arayışına girmeleri toplum tarafından inandırıcı bulunmadığı gibi ayrıca itibar da görmemiştir.

Kimi veya kimleri ve ne diye sağduyuya çağırdığı belli olmayan bir davetten ortada sadece siyasi bir şov kalmıştır. Gerilimin sebebi açık yüreklilikle ortaya konulmamıştır.

Küreselleşmenin kurguladığı oyunlar bozulmasın ve belirlenen hedefler şaşmasın diye ortalığa dökülenler inandırıcı olamazlar.

Gerilimin tarafı

Gerilimin tetikleyicisi; “Velev ki...” sözcüğüyle başlatılan ve nerede duracağı kestirilemeyen Cumhuriyet’in laiklik ilkesini delme söylem ve eylemleridir. Ama bu ifade edilmemiştir. Muhalefet ve bazı kurumlar gerginliğin tarafı gibi gösterilerek herkesin bir adım geri atması istenilmiştir. Oysa bu gerginlik, yüzde 46.7 oyu arkasına alanların tek taraflı olarak yaratmış olduğu bir gerginliktir.

Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir. Bu mutabakat metninde siyasi bir parti hakkında açılmış olan bir davayı düşürmek amacıyla yapılacak bir değişiklik yeni bir gerginlik yaratacağı gibi, sisteme olan güveni de yok eder. AKP ve MHP laiklik ilkesine toslayacaklarını bile bile, birlikte Anayasa’yı değiştirmeye kalkıştılar.

AKP, hukuk ilkesine çarpacağını bilmesine rağmen ortalığı biraz yatıştırdıktan sonra Anayasa’yı değiştirmeyi yeniden tekrar deneyecektir.

AKP’nin kuruluşunda görev alan bir siyasi, AKP harflerinin açılımının “Adalet ve Kalkınma Partisi” değil “Allah ve Kur-ân Partisi” kelimelerini ifade ettiğini, ancak şartlar olgunlaşmadığı için gerçeğin açıklanamadığını itiraf ediyor.

Görüşlerini hukuka değil siyasete dayandırarak; “Ya Kemalistler kazanacak ya biz” diyecek kadar ileri gidenlere bu kesimden tek bir “Geri adım atın” diyen olmadı.

Sorun AKP ile devlet arasındadır. Suçlar gündeme getirilmeden sadece ceza tartışılmaktadır. Oysa ceza, suçun kanunda yazılmış olan müeyyidesidir.

Rejimin laiklik karakterini ve hukuk devleti ilkesini hedef alan Anayasa’yı delme atakları, AKP’yi ve MHP’yi gerginliğin tarafı yapmıştır. Sorumlular belliyken herkesten birer geri adım istemek neden?

Toplumu yeterince gerdikten sonra İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda; “…Bugüne kadar gerilimlerin tarafı olmadık, yine tarafı değiliz. Germek isteyenlere iltifat etmeyeceğiz” diyeceksiniz, bu açıklamanıza da inanılacağına inanacaksınız!

Çünkü krizin nedeni Başbakan RTE ve AKP’nin Cumhuriyet ve Cumhuriyet’in kazanımlarıyla olan uzlaşmazlığıdır.

Gerilimin asıl sebebi olan laiklik ve türban serbestisine hiç değinilmeden, herkes mevcut pozisyonundan bir adım geri atsın denilmektedir.

Neden bin bir adım atıp da gerginliği yaratanların attığı adımlarının geri alınması istenilmiyor? Neden belli olan adres net olarak açıklanmıyor?

Siyaseti, gerilim ve çatışma için kullanıp, uzlaşmadaki “uz”u yani aklı kullanmayanlar için bir adım geri yeterli olur mu?

İktidar dışındakilerin geri adım atması; laiklikten, hukuk devletinden ve Cumhuriyet’ten taviz vermek olur. Muhalefet bu dönemde tek bir ileri adım mı attı ki bir adım geri adım atsın? Cumhuriyet’in kazanımlarından tavizde uzlaşması olamaz.

Mesleki oda ve örgütler

sivil toplum örgütü müdür?

Sivil toplumlar, merkezi kontrol ve hiyerarşi mekanizmasından bağımsız bir bütünü oluştururlar.

Sivil toplum örgütünün en önemli işlevi, üyelerinin sesinin duyurulmasını sağlayarak yurttaşlık bilincinin oluşturulmasıdır.

Dernek veya vakıf şeklinde örgütlenen “Sivil Toplum Kuruluşları” kâr amacı gütmeyen kuruluşlardır. En belirgin özellikleriyse bağımsız olmaları ve kâr amacı gütmeden gönüllülük prensibine göre gönlünü ve emeğini ortaya koyarak çalışmalarıdır.

Türkiye’de vakıf ve derneklerin yanı sıra, siyasi partiler, sanayi ve ticaret odaları, meslek örgütleri, sendikalar vb kuruluşlar sivil toplum örgütü kavramı içerisinde yer almaktadırlar.

Kendilerini, “sivil toplum örgütü” olarak niteleyen ve yönetime gayet yakın olan bu mesleki kuruluşlar sivil toplum örgütü olarak kabul edilemezler.

Çünkü sivil toplum örgütleri vatandaşların inisiyatifiyle kurulurlar. Kendine özgü kanunlar ve yönetmeliklerin dışındaki kanunlarla ve yönetmeliklerle kurulmazlar. Sendikalar, odalar, borsalar vb mesleki örgütler sivil toplum örgütü sayılamazlar.

Bir adım geri yetmez

Anayasa Mahkemesi’ndeki AKP ile ilgili kapatma davasını, Anayasa değişikliği suretiyle “kadük” hale getirmek “hukuk devletinin özüne” aykırı bir duruştur. Bırakın bu duruşu, davanın sonucunu etkileyecek bir beyan veya davranış bile yasalara göre suç oluşturur.

“Tesettür oteller”, “İslâmi tatil” ve “muhafazakar tatil” gibi tanımlarla tanıtılan ve 8’i Antalya’da olmak üzere 20’ye ulaşan tesettür otellerindeki toplam yatak sayısı 10 bini geçmiş.

Reklam Kurulu, 11 Mart 2008 günü yaptığı toplantıda alınan kararlarla ilgili yaptığı açıklamasında; Pepsi Cola’nın “Duygularını Göster” kampanyası için katılımcılardan “türbansız fotoğraf” istemesini “kişilik haklarını zedeleyici ve ayırımcılığı destekleyici” bularak Pepsi Cola’ya 60 bin YTL ceza vermiştir.

Demokratikleşme adına milletvekilleri dokunulmazlıklarının kaldırılacağını vaat ederek iktidara gelip sözünü yerine getirmeyenler şeffaflığı sağlayabilir mi?

“Temiz ellerden” bahsedeceksiniz fakat İtalya’da “Temiz Eller” operasyonunu yapan savcının; “Şeffaflık için yapılması gereken ilk iş, siyasilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıdır” ifadesini görmezden geleceksiniz.

“Genel Başkanlar” veya diğer bir deyimle “Tek Adamlar” demokrasisi olan bir ülkede demokratik bir siyasal yaşam oluşturulamaz.

Seçmenin vekilini seçemediği, sadece tek seçicinin seçtiğini onaylayan bir sistem hiçbir şeyi çözümleyemez.

Milletvekillerinin, Genel Başkanının bir talimatıyla konuşamadığı, liderini eleştiremediği ve eleştirdiği takdirde Turhan Çömez gibi partiden ihraç edildiği bir sistemde bir adım geri atılması, vekillerin vicdanları doğrultusunda hareket etmesine yeterli olabilir mi?

Yargının denetim yapmasını “hukuk darbesi” ve “laikliği bir din, yüksek hakimleri de o dinin ruhani başkanı” olarak empoze edip halkı da direnmeye çağıranların bir adım geri atması hangi sorunu çözer?

Devletin belli başlı kurumlarıyla çatışma içine girerek kurumları ve yığınları mağdur edip, Cumhuriyet’in ve demokrasinin olmazsa olmaz temel ilkesi ve koşulu değerlerini tehlikeye düşürenlerin bir adım geri atması neyi çözer? Öncelikle bu sorgulanmalıdır.

“Kemalist Laiklikten Osmanlı Sekülarizmine” başlıklı rapor yayınlayanların bir adım geri atması çözüm müdür?

Bu toprakların sahiplerini dışlayarak kontrol etmeye kalkanların ve onlarla uzlaşma sağlayanların bir adım geri atması tam bağımsızlığımızı sağlar mı?

“Niye geri adım atacağım ki?” ve “Anlatsınlar da öğrenelim!” diyen bir düşünce sahibi bir adım geri atar mı?

Avrupa’nın gözüyle Türkiye’ye perspektif vermeye kalkan Bakanlar bir adım geri atar mı?

Yarattıkları kutuplaşma ile ülkeyi rejim krizine sürükleyen ve milleti “siz-biz” diye ayıranların bir adım geri atması ayrışmayı önler mi?

Denizli’de Fatma Durmuş adlı ev kadınının yazdığı ve bedava olarak camii önlerinde dağıtılan “İlahilerle Hakka Çağrı” adlı kitapta; Atatürk’e, Atatürkçülere, başı açık kadınlara ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hakaret edildiğini, Başbakan Erdoğan’ın peygamber gibi gösteril-diğini, “Tayyip’i üzen Allah’ı üzer” gibi ifadelerin yer aldığını basından öğreniyoruz.

Bursa 3. İdare Mahkemesi, Cargill AŞ’nin işlemini Bursa Valiliği Tarım İl Müdürlüğü’nün iptal ettiği gün TBMM’de; 11 Ekim 2004 tarihinden önce gerekli izinler alınmadan tarım dışı kullanıma açılan arazilerin kullanılmasına izin sağlayan kanun teklifi Meclis’te kabul edilerek Cargill’e alenen af getirilmiştir. Şahıslar, şirketler vb özel durumlar için yasa çıkarılan bir ülkede yönetime güven kalır mı?

RTÜK’ün gözleri önünde TV NET isimli bir televizyonda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılını ekrandaki darbeler saatinde “darbe saati” olarak gösterenlerin bir adım geri atması Cumhuriyet’i kurtarır mı?

AKP’nin kapatılmasıyla ilgili dava için AKP Ankara Milletvekili Salih Kapusuz; “Bu dava siyasi bir davadır. Savunma yapmayalım. Ciddiye almayalım” diyebiliyorsa yargı organlarının saygınlığı kalır mı?

TBMM-AP Karma Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk; “AKP’ye karşı başlatılan girişim hukuk darbesidir” diyebilecek kadar ileri giderek uluslararası nezaketi dahi aşabiliyorsa bu şahsın bir adım geri atmasını sağlayabilecekler neredeler?

Dokunulmazlığın kaldırılmasını ve yargılanma özgürlüğünü kullanmak isteyen Konya Milletvekili Atilla Kart’ın başvurduğu AİHM 2. Dairesi, 15 Ocak 2008 tarihinde yaptığı değerlendirme sonucunda; “Herkes cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan mahkeme tarafından davasının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir” hükmü doğrultusunda Sayın Kart’ın talebini uygun bularak başvuruyu esastan görüşme kararı almıştır. “Yargılanma izni çıkması halinde kendimiz de yargılanabiliriz” diye korkarak, kişinin talebine rağmen dokunulmazlığın kaldırılmasını reddedenlerin güvenirliği kalır mı?

Komisyonda gizlice maaşlarına zam maddesi ilave edenlerin ve kendilerini sağlık harcamalarından alınacak katkı payından muaf tutanların davranışları benimsenebilir mi?

Yaklaşık 10 milyon insanımızın sadaka yardımı aldığı ülkemizde sağlık, eğitim, savunma ve yatırım gibi ihtiyaçlara aktarılması gereken paraları iç borçlanma suretiyle mutlu azınlıklara aktararak fakir halkın sırtından tuzu kurulara haftada 1 milyar dolar faiz ödeyenlerin bir adım geri adım atması halkı yoksulluktan kurtarır mı?

Kontrolsüz bir özelleştirme politikası sonucu yabancıların kontrolüne geçmiş veya geçmekte olan kaynaklarımızın yağmalanmasının sorgulanmasını engelleyerek ülkemizi siyasi ve ekonomik anlamda bağımlı hale getirenlerin bir adım geri atması kayıplarımızı geri getirebilir mi?

Daha yasa çıkmadan Konya Selçuk Üniversitesi’nde değil türbanla, kara çarşafıyla derse giren kız öğrencinin geri bir adımı laikliğin teminatıyız diyenlerin teminatında itibar kalır mı?


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe