| Prof. Dr. Türkkaya Ataöv |
Şubat 2007’nin başında Londra’da Ermenistan Cumhuriyeti’nin Britanya başkentindeki Büyükelçisi Dr. Vahe Gabrielyan’la birlikte El-Cezire televizyonunun oradaki İngilizce canlı yayınına çıkmıştık. Kuruluşun sahipleri orada İngiltere’nin en iyi sunucularından birini işe almayı başarmışlardı. Bu İngiliz görevlisi tartışma konusu olan “Ermeni sorunu”nda genelde hakça davrandı. Yalnız ona üç, bana iki kez konuşma fırsatı verdi ve konuşmalar bu nedenle Gabrielyan’ın sözleriyle bitti. Ermeni diplomatın son sözlerine müdahale etmek istedimse de, sunucu bana eliyle “sonra bir hakkınız daha olacak” gibilerden işaret etti, ama sıra bana gelince “Vakit kalmadı!” deyip oturumu kapattı. Gabrielyan şu sözcüklerin üstüne basa basa dedi ki: “Ermeni soykırımını tüm dünya kabul etmiştir. Sıra Türklerdedir.” Ben bu yazıda yalnız bu söz üstünde durmak istiyorum. Sözünü edeceğim ülkeler, tarihler ve kararların niteliği bu konuya ilgi duyanlar için bir başvuru kaynağı olabilir. Önce, Gabrielyan’ın kendi ülkesini temsil ettiği Britanya bile kabul etmemiştir. Bunu başkent Londra’da İngilizce yayın yapan bir televizyon konuşmasında ileri sürebilmesi başka görüşleri hasıraltı etme çabasının uzlaşmaz derecesini gösteriyor. Britanya’nın resmî tavrına ilişkin olarak, iki önemli belgenin sözünü daha aşağıda edeceğim.
Öte yandan, kimi devletlerle üç uluslararası kuruluşun karşıt yönde konumları vardır. Ancak, bunların ancak on dördü karar, beşi bildiri, biri karar tasarısı, biri yasa önerisi, biri önerge ve ikisi yasadır. Bunlardan Arjantin önce bir bildiri, sonra da bir yasa geçirmiş, Fransa önce yasa kabul etmiş, sonra da başka bir yasa önerisine sahne olmuştur. Üç uluslararası kuruluştan Avrupa Parlâmentosu karar almış, ama öteki ikisi bildiri yayınlamışlardır. Buna karşılık, hiçbir Asya ve Afrika ülkesi ve Avustralya böyle bir kararı kabul etmemiştir. Ayrıca, Birleşmiş Milletler’in bu konuda hiçbir kararı yoktur ve başka bir kararı kabullendiği ya da onamış olduğu doğru değildir. Kabul edenlerle ilgili ayrıntılara gelince. Karar almış olanlar tarih sırasına göre şöyle sıralanırlar: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (29 Nisan 1982), Yunanistan (25 Nisan 1996), Belçika (26 Mart 1998), Lübnan (11 Mayıs 2000), Fransa (18 Ocak 2001), İsviçre (16 Aralık 2003), Kanada (21 Nisan 2004), Slovakya (30 Kasım 2004), Hollanda (21 Aralık 2004), Polonya (19 Nisan 2005), Arjantin (15 Ocak 2007), Almanya (16 Haziran 2005), Venezuela (14 Temmuz 2005) ve Litvanya (15 Aralık 2005). İtalya’da 17 Kasım 2000 tarihli bir önerge vardır. Fransa’da 12 Ekim 2006’da yeni bir yasa önerisi verilmiştir. Arjantin (20 Nisan 2005), Rusya Federasyonu (22 Nisan 2005) ve Uruguay (3 Mayıs 2005) bildiri yayınlamışlardır. Şili’de (5 Haziran 2007) bir yasa öneri1si bulunmaktadır. Avrupa Konseyi Parlâmenterler Meclisi (24 Nisan 1998) ile “Mercosur” Parlâmentosu (19 Kasım 2007) birer bildiri açıkladılar. Ayrıca, Bulgaristan’ın tümünde değil, ama yalnız Burgaz ile Stara Zagora illeri (28 Şubat 2008) birer bildiri kabul etmiştir. Bu kümedekilerin hiçbiri birer parlâmento kararı ya da yasa değildir. Aynı konu birkaç kez ABD Kongresi’ne getirilmek istenmiş fakat Ermeni baskı örgütleriyle yandaşlarının istedikleri karar çıkarılamamıştır. Öte yandan, 36 Amerikan birlikteş (federe) devleti “Ermeni soykırımı” diye bir şey kabul etmiştir. Önce, bunlar, yanlış çevirileri yapılan kovboy filmlerinin ve televizyon sunucularımızın söylediklerinin aksine, “eyalet” değil, (Fransızca sözcükle) “federe” ya da (Türkçesi) birlikteş devletlerdir. Bilindiği gibi, devletin adı da “Amerika Birleşik Devletleri’dir, (örneğin, Fransa’daki “province” yönetimsel birimlerinin aksine) “A.B. Eyaletleri” değil. Bu durum tarihsel bir oluşumun sonucudur ve ilk 13 Britanya Sömürgesine sonraki katılımlar “devletler” biçiminde olmuştur. Kimi yasaları bile farklı olan elli birlikteş devlet ABD Senatosuna (nüfusu ne olursa olsun) ikişer temsilci yollar. Küçük Vermont’tan kalabalık New York’a değin nüfus temelinde seçilenler Kongre’nin öteki kurumu olan Temsilciler Meclisini oluştururlar. “Ermeni soykırımı” diye bir kavramı kabul eden Amerikan birlikteş devletleri (abece sıralamasına göre) şunlardır: Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Florida, Georgia, Idaho, Illinois, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New York. New Mexico, North Carolina, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Island, South Carolina, Tennessee, Utah, Washington, Vermont, Virginia ve Wisconsin. Bu noktada Ermenistan’ın Londra’daki büyükelçisinin büyük olasılıkla bilip de bilmez göründüğü Britanya resmî tavrına ilişkin kısa bir anımsatmam yersiz sayılmaz. Britanya yönetimi 1915-16 yıllarının olaylarını “her iki yanda oluşan can kaybı” olarak nitelemekte ve soykırım kapsamına sokmamaktadır. Buna ilişkin olarak, bir değil birkaç kez, ayrıca 4 Mart 2008 gibi çok yakın bir tarihteki açıklama da dahil olmak üzere, resmî görüşünü yinelemiştir. Bunda bugün de bir değişiklik yoktur. Bu yinelemelere kısaca değinmekte yarar var. Örneğin, Şubat 2001’de Lordlar Kamarasında bir soruyu yanıtlayan o zamanki Britanya Dışişleri Bakanı demiştir ki: “Hükûmetimiz, daha önceki Britanya Hükûmetlerinin tavırlarında görüldüğü gibi, bu konudaki kanıtları bizi bu olayların 1948 B.M. Soykırım Sözleşmesindeki tanıma uyan bir sınıflama için yeterince açık bulmadığı kararındadır. Zaten, bu sözleşme uygulamada geçmişi kapsamıyor. 1915-16 Doğu Anadolu olaylarının yorumu bugün de tarihçiler arasında gerçekten bir tartışma konusudur.” Britanya’nın Ermenistan Büyükelçisi Timothy Jones Temmuz 200l’deki basın toplantısında “1915-23 yıllarındaki Britanya Hükûmetlerinin ve onu izleyen yönetimlerin 1915-16 olaylarına korkunç bir trajedi olarak” baktığını, ancak “her iki yanda oluşan can yitiklerini göz önüne aldığımızda bu konudaki duyguların gücünün anlaşıldığını”, gene de “kanıtların bu olayları 1948 B.M. Soykırım Sözleşmesinde özel bir anlamı olan ‘soykırım’ sınıflamasına sokmadığına inandıklarını” söylemiştir. Bu ikisine ilişkin olarak Ankara’daki Britanya Basın Bürosunun 23 Temmuz 2001 tarihli bir basın açıklaması da vardır. Daha yakın tarihlerde iki önemli belgenin de sözünü etmeliyim. Biri 22 Şubat 2006 tarihli olup, Britanya Dışişleri Bakanlığının başlıklı kâğıdı üstüne ve Avrupa Dairesi Başkanı Dominick Chilcott’un imzasını taşımaktadır. Bu başlık, tarih ve imzanın fotokopisini ekliyorum. Açıklamanın uzunca metni bende var. Kısaca diyor ki: “…1915-16’da tüm taraflar savaş çerçevesinde yitiklere katlanmışlardır. Daha önce de belirttiğim gibi, Birleşik Krallık Hükûmetinin tutumu, yani kanıtların olayları 1948 B.M. Soykırım Sözleşmesindeki tanımın kapsamına sokmaya yetecek derecede açık olmadığı görüşü, bu olayların özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında yer aldığını düşünerek, doksan yıllık bir oluşumu olduğu gibi anlamanın çok büyük güçlük doğurduğu gerçeğini yansıtmaktadır. Bu tartışmanın tüm taraflar için yarattığı duyguların gücünü değerlendiren Bakanlarımız kendi resmî tutumumuzun açık olduğu inancındadır…” Britanya Dışişleri (ve Uluslar Topluluğu) Bakanı Lord Mallock-Brown, Llandorff Baronesi Finlay’in 1915’te Ermeni soykırımı varlığı diye bir şeyin Majestelerinin Hükûmetince kabul edilip edilmediğine ilişkin sorusu üstüne, 4 Mart 2008’de şu açıklamayı yapmıştır: “Hükûmetin bu konudaki tutumu eskiden beri bilinmektedir. Hükûmet tarihin bu acıklı yanıyla ilişkili duyguların ağırlığını bilmekte ve 1915-16 kıyımlarını bir trajedi olarak tanımaktadır. Ancak, bu Hükûmet de, bundan önceki Hükûmetler de, kanıtların bu olayların 1948 B.M. Soykırım Sözleşmesinde soykırımın tanımına uyar biçimde sınıflandırılması için yeterince açık olmadığı kanısındadır. Avrupa İşleri Bakanı da (Geoffrey Hoon) 7 Temmuz 2006’da bir parlâmento tartışması (bak: Official Report, sütun 137WH) sırasında gerçeğin ortaya çıkması çabasının, eğer bir uzlaşıya yardımcı olacaksa, soruna taraf olanlarca doğrudan ve ortak bir değerlendirmeyle olabileceğini söylemiştir. Bir gerçek ve uzlaşı süreci Ermenistan ve Türkiye halklarının işidir. Dışarıda kalanlar bu düşünceyi ilgililere önerebilirler, ama yapılacak işi onlar üstlenmemelidirler. Güven verme ve anlaşma sürecinin önemli bir parçası olan bu çaba doğrudan doğruya ilgili taraflara düşer. Britanya Hükûmeti bu süreci başlatmak için tarafları cesaretlendirmeyi sürdürecektir. Bu arada, sonuçları daha önceden belirleme dürtüsüne karşı koymalıyız.” Britanya’nın son önemli açıklaması da, ilgili bakanın ağzından çıkan sözlerle budur. Bu durumda, yalnız bu devletin değil, başka hangilerinin ne tutumda oldukları, daha önemlisi kimi Ermeni çevrelerinin yaymak istediklerinin aksine bütün dünyanın “Ermeni soykırımı” diye bir kararı onaylamadığı anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler’in 190’ın üstündeki üyesine karşılık, Ermeni isteği Avrupa’da ve Lâtin Amerika’da on üç karar ve iki yasayla sınırlı kalmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Sözcüsünün Ofisinden (Farhan Haq) 5 Ekim 2000 tarihinde yapılan açıklama da şudur: “Birleşmiş Milletler Ermeni deneyimini bir ‘soykırım’ olarak tanımlayan herhangi bir yazanağı hiçbir zaman onaylamamış ya da desteklememiştir.” Öte yandan, küçük bir azınlıkta kalan Ermeni görüşüne yataklık eden yabancı meclislerin böyle bir tarih konusunu kararlaştırma yetkisinin olup olmadığı da başka bir yazıda ele alınmalıdır.
|