07.04.2008/Sayı:181
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kapak Serap Yeşiltuna

Kürtçülükle mücadelenin sesi

Kürt Sorunu Yok Kürt İstilası Var

Atatürk ve Kürtler

Huzurlarınızda "İyi Niyetli Kürtler"

Kürtler Vadisi

Alışverişimi Türk'ten Yapıyorum Param PKK'ya Gitmiyor

TÜRKSOLU sadece Kürtçülükle değil, bölücülüğün dayandığı Kürtlük kimliğiyle de mücadele etti. “Kürt İstilası” tespitimiz olay yarattı.

Kürtlük ve Kürtçülükle mücadele

TÜRKSOLU yayın hayatına başladığı 2002 yılından itibaren, emperyalizmin himayesi altında kurulmaya çalışılan kukla Kürt devleti fikrine ve bu fikir etrafında meşrulaştırılmaya çalışılan Kürtçülük ve Kürtlük anlayışına karşı mücadelenin sesi oldu.

Sol bir hareket olarak milliyetçiliği en doğru zeminde ve antiemperyalist bir bilinçle savunurken, PKK’nın savunuculuğunu yapan “sol” hareketlerin, Türk-Kürt kardeşliği temelinde Kürtlerle uzlaşmayı savunan kimi Atatürkçü çevrelerin aksine, Kürtleri güçlendirecek her türlü kaypak siyasetin ve kaçamak teorilerin karşısında olduk.

Bunu yaparken söylemlerimiz ve duruşumuz netti ve bu nedenle zaman zaman hedef haline getirildik. Tüm karşı çıkışlara, Amerikancı medyanın yıpratma kampanyalarına ve bazı dost ama siyaseten “saf” uyarılara aldırmadan çizgimizi koruduk ve meselenin üstüne gitmeye devam ettik. Geldiğimiz noktada görüyoruz ki maalesef yanılmamışız.

Daha Ekim 2002’de, gazetemizin 15. sayısında “Bugün Irak’ta Yarın Türkiye’de, Kukla Kürt Devletine Engel olalım” diyerek bir önlem alma çağrısı yapmıştık. 2008’e geldiğimizde artık fiili bir durumun oluştuğunu görüyoruz:

“...Kurulacak kukla devlet aracılığıyla ABD’nin zıtlaştığı İran, Suriye, Irak gibi devletler, hizadan çıkan diğer Ortadoğu ülkeleri ve tabii ki Türkiye kuşatma altına alınmış olacak...” (Ali Özsoy, sayı 15, 21.10.2002).

Bugün Ortadoğu coğrafyası ABD-İran savaşına sürüklenirken, bu kuşatmanın boyutu ve Türkiye’nin misyonu ortaya çıkmıştır.

“Irak’ta Federasyon= Türkiye’de Federasyon”

Daha ileriki dönemde “Irak’ta federasyon=Türkiye’de federasyon” diyerek defalarca, sınırlarımıza dayanmış bir Kürt devletini kabul etmenin Türkiye’deki bir Kürt devletine tahammül anlamına geleceğini de vurgulamıştık. TÜRKSOLU’nun kurucu genel yayın yönetmeni Erkin Yurdakul süreci net bir biçimde tahlil etmişti:

“Gerçekleri ortaya koyalım:

- Kukla Kürt devleti kurulmuştur.

-Aynen Sevr’de olduğu biçimiyle büyük Kürdistan Barzani, Talabani ve Apo’nun ortak hedefidir.

-ABD bu hedefi “dostluk ve müttefiklik” çerçevesinde desteklemektedir.

-Apo’nun affına giden süreç ABD tarafından desteklenmektedir.

-PKK, askeri bir güç olarak ABD tarafından korunmaktadır.

-Türkiye’nin “kırmızı çizgileri” gibi Lozan da ABD tarafından kabul edilmemektedir.

Sonuçta, Kerkük’te yaşadıklarımız Diyarbakır’da yaşayacaklarımızın temelidir.” (Erkin Yurdakul, sayı 38, 18.08.2003)

Bazıları, ifade ettiğimiz bu gerçekleri paranoya, bazıları da abartı olarak değerlendiriyordu ancak gelişmeler burada bir abartının olmadığını ortaya koydu.

“Apo Meclis’e...”

Kısa süre içinde Kürtçe yayın eğitim hakkı yasalaştı ve hemen ertesinde DEP’in yasaklı milletvekilleri serbest bırakıldı. “İtleri salıp taşları taşları bağlıyorlar” manşetli sayımızda şöyle demiştik: “..Dört terörist çıkar çıkmaz Dışişleri bakanı ile görüştüler. Bunların yaptığını Apo da aynen yapacak ve iki yıldır söylüyoruz göreceksiniz Apo Meclis’e de girecek” (Gökçe Fırat, sayı 58, 14.06.2004)

O gün salıverilen Leyla Zana, bu gün meydanlarda “2010’da Apo aramızda olacak” diye çığıran Leyla Zana’dır ve söylediklerinin de dayanaksız olmadığı ortadadır.

2004 yılına geri dönersek, Irak’taki bir Kürt devletini kabul etmenin tartışıldığı, Ortadoğu’nun tamamını tehdit eden Kürtçülük fikrinin yaygınlaştığı br dönemde TÜRKSOLU “Kürtten Millet, Aşiretten Devlet Olmaz” kapağıyla çıkıyor ve aslında yeni bir dönemi başlatıyordu:

“Kürtler tarih boyunca millet olamamıştır. Devletleri milletler kurar. Aşiretler ise ya milletler içinde erir ya da milletten kopup emperyalizmin ajanı olmayı kabul eder.” (Özgür Erdem, sayı 59, 28.06.2004)

TÜRKSOLU Kürtlere ve Kürtçülüğe karşı ideolojik tartışmayı artık cephe cepheye başlatıyordu.

Bugün Irak'ta Yarın Türkiye'de Engel Olalım Irak'ta Federasyon=Türkiye'de Federasyon

Yok mu Türk'ü Koruyacak Kerkük Kürtlere Zindan Olacak

Ordu Irak'a Al Sancak Kuzey Irak'a

PKK Sınırın Ötesinde mi? Sınır Ötesi ve Sınır İçi Operasyon PKK'ya Karşı Harekat Planı

Apo mu Barzani mi? Kürtten Millet Aşiretten Devlet Olmaz

PKK'yı Siyasallaştırma Operasyonu ABD'nin Türk Ordusu'nu Sınır Ötesinde Teslim Alma Operasyonu

TÜRKSOLU’nun henüz 2002’de, 15. sayısında yaptığı “Bugün Irak’ta, Yarın Türkiye’de: Engel Olalım” tespiti 6 yıl sonra doğrulandı. 

Kürt sorunu yok Kürt istilası var!

Bundan bir yıl sonra, Türkiye’de Kürt sorunu var mı, Kürt realitesini kabul edecek miyiz gibi tartışmaların yaşandığı, sınır ötesi operasyon meselesinin alevlendiği bir ortamda TÜRKSOLU Türk milletinin karşısına yepyeni bir gündem ve tartışma ile çıkıyordu: “Kürt Sorunu Yok Kürt İstilası Var.”

Bu tarihten itibaren Kukla Kürt Devletine ve PKK’ya karşı mücadele çok farklı bir zeminden yürümeye başladı: “...Ancak bu tür askeri önlemlerle bu mesele çözümlenemez. Öncelkle Türk milletinin Kürt meselesi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye Başbakanının tersine biz Türkler Türkiye’de bir Kürt meselesi değil bir Kürt istilası olduğunu düşünüyoruz. Yaşadığımız en önemli sorun budur.” (Gökçe Fırat, sayı 88, 15.08.2005)

“Kürt İstilası” kavramı Türk siyasi literatüründe ilk kez yerini alıyor ve ciddi de bir tartışmayı başlatıyordu. Artık askeri olarak PKK ile değil, siyasi olarak Kürtçülük ve Kürtlükle mücadele dönemi başlıyordu.

Gökçe Fırat “Türk Oğlu Türk Kızı Türklüğünü Koru” diyerek bir sonraki sayıda tartışmaya derinleştiriyordu:

“..PKK, Kürtleşmeden güç almaktadır. Türkler Türklüğünü korursa PKK zayıf düşecektir. Bu ise askeri değil toplumsal bir çözümü gerektirir. ..Her Türk alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır, Her Türk Türkçe konuşmalıdır... Türk Kürt dizisi izlemez, Kürtçe müzik dinlemez, Kürtçe müzik çalan barlara gitmez ..” (Gökçe Fırat, sayı 89, 29.08.2005)

“İç savaşsız bölüneceğimize
iç savaş çıksın öyle bölünelim”

TÜRKSOLU’nun bu söylemelerinin ardından Gökçe Fırat’ın kişiliğinde aslında tüm Türk milletine yönelik bir saldırı başladı. Kimi çevreler Gökçe Fırat’ın bu yazılarını ırkçılık ve faşistlik olarak nitelendirir ve “Kebap-lahmacun” tartışması düzeyinde sulandırırken, TÜRKSOLU meseleyi aynı kararlılık ve ciddiyetle tartışmaya devam etmiştir.

İnternet sayfasının başına koyduğumuz “Kürt İstilası Haritası”, hâlâ en çok incelenen verileri içermektedir. Kürt mafyasının kıyılara egemen olma stratejisini Türk milleti ilk kez bu kadar net ve açık biçimde TÜRKSOLU’ndan öğrenmiştir.

Saldırılara, hem de en düzeysiz zeminde yürütülen saldırılara ve sağduyu çağrılarına karşı TÜRKSOLU Türk milletine şöyle sesleniyordu: “...Her şeyi gören Türk’e şimdi sus diyorlar. Provokasyona gelme, kışkırtmalara kapılma! Türk biliyor, bunca yıldır susa susa bu ülkede Kürtçülük güçlendi. Türk’ün susturulduğu yerde elbet barış olur. Ama nasıl bir barış? Türkiye Cumhuriyeti’nin bölündüğü hem de sessiz sedasız provokasyona gelmeden bölündüğü bir barış..” (Gökçe Fırat, sayı 90, 12.09.2005)

Ardından da aman iç savaş çıkartırsınız diyenlere karşı “iç savaşsız bölüneceğimize iç savaş çıksın öyle bölünelimi tercih ederiz” diyor ve Türk çocuklarına mücadele çağrısı yaparak PKK’ya ve destekçilerine meydan okuyordu.

TÜKSOLU, gerçekten de bu süreci demografik veriler ve herkesin gördüğü toplumsal gerçekliklerle çok iyi tahlil etmişti. Süreç o kadar hızlı işledi ki istilanın sonuçları seçim sonuçlarına da birebir yansıdı ve istilacıların temsilcileri Meclis’e girmeyi başardı.

Hedef: Büyük Kürdistan

ABD’nin tüm Ortadoğu coğrafyasını ele geçirebilmek için bu coğrafyada yaşayan tüm Kürt grupları kullanıyordu elbette. Kuzey Irak’ta dayatılan da aynıydı Güneydoğuda dayatılan da. Sadece kafalar karıştırılmaya Kürtlerin sanki farklı farklı örgütlenmeleri varmış da onları besleyen ve stratejiyi kuran ABD değilmiş hissi uyandırılıyordu. TÜRKSOLU daha çok önceden hedefin Büyük Kürdistan olduğunu belirtmişti:

“...Fakat Türkiye’yi ‘Apo mu Barzani mi?’ tercihine getiren tüm kesimler gerçekliği okuyamamaktadır. Dünün gerçekliği ile bugününki farklıdır: Dün belki iki ayrı Kürt hareketinden bahsedilebilirdi ama artık tek bir Uluslararası Kürt hareketi söz konusudur. Kürt hareketi tekse, ortada tercih olamaz, tüm tercihler sizi aynı sonuca götürür: Büyük Kürdistan!” (Gökçe Fırat, sayı 97, 19.12.2005)

Kısa süre içerisinde de Büyük Kürdistanı kurmaya yönelik ayaklanma provaları başladı. TÜRKSOLU o zaman “Huzurlarınızda iyi niyetli Kürtler” diyerek Nevruz olaylarındaki “Kürt” tavrını değerlendirdi: “O halde PKK stratejik hedefine ulaşmak üzeredir. Neydi hedef: PKK’yı yasallaştırmak. DEHAP’lı ya da yeni adıyla DTP’li belediye başkanları nezdinde zaten bu yasallaşma adımı atılmaktadır. Türkiye’yi yöneten iktidar terörsüz bir PKK için PKK’ya razıdır.” (Gökçe Fırat, sayı 104, 03.04.2006)

Gerçekten de daha önceden dediğimiz gibi Kürtlerden iyiniyetli bir tavır beklemenin anlamı kalmıyordu çünkü Kürtlük, Kürtçülükle özdeşleşmiş ve Kürtler kendilerine meşru bir alan yaratmışlardı.

Onlarla uzlaşma sağlamayı çalışmanın, Kürtlere haklarını verme söyleminin siyasi bir intihar olacağını ve PKK’yı siyasallaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını defalarca söyledik. “Alın Size Masa: İsteyen Otursun!”, PKK’yla masaya oturmak isteyen hükümet için hazırladığımız bir kapaktı: “Federasyon, realite ve masa Türk sağ siyasetçilerinin yol haritasıdır. Bu program çerçevesinde bölücülük meşrulaşmış, Türkten ayrı bir Kürt halkı yaratılmıştır. ...Sağcı çizginin siyasal referansı Said-i Kürdi’dir. Said-i Kürdi bu ülkede hem Türk-İslam Sentezinin hem de Kürt İslam sentezinin kurucusudur. Türk İslamla çökerttiler şimdi Kürt-islamla bölecekler... Kuracakları masayı bunun için kuracaklar.” (Gökçe Fırat, sayı 105, 17.04.2006)

İtleri Salıp Taşları Bağlıyorlar Alın Size Masa İsteyen Otursun

AKP'nin Siyasal İdeolojisi Kürt-İslam Sentezi Kürtlerin Cumhurbaşkanı

AKP’nin PKK’yla mücadele etmemesini, hatta Kürtçülüğü serbest bırakmasını ortaya koyduk. AKP’nin Kürtçülüğünün siyasal ideolojisinden kaynaklandığını vurguladık: Kürt-İslamcılık.

Kürt-İslam faşizmi

TÜRKSOLU AKP hükümetinin Türkiye’yi bir Kürt-İslam faşizmine götürdüğünü söyleyen tek hareketti. Uyarmaya devam ettik! PKK’ya karşı sınır ötesi harekâtı savunan, Ordu’nun Kuzey Irak’a girmesi gerektiğini söyleyen ve bunu defalarca gündeme getiren de maalesef bir tek TÜRKSOLU oldu. Amerika’nın güdümünde değil, ondan bağımsız bir operasyonla...

En son yapılan “PKK’yı siyasallaştırma operasyonu”nun çok öncesinde şöyle demiştik:

“Türkiye kuzey Irak’ta bir Kürt devletine karşı olduğunu göstermelidir. Bunun yolu Kuzey Irak’a bir sınır ötesi harekattan geçer. Ama bu harekat PKK güçlerine değil Kürtçülüğe karşı bir harekat olmalıdır.

1- Bölgede harita değiştirmek isteyen ABD’ye ben sana karşı da hareket ederim. Ayağını denk al.

2- Barzaniye’de kurduğun bu kukla devleti ABD’nin koruyabileceğini sanma senin devletçiğini yarım saatte işgal ederim mesajı vermelidir.” (Gökçe Fırat, sayı 114, 21.08.2006)

“Sınırı geçelim, PKK’yı ezelim” başlıklı yazıda da şu uyarıda bulunmuştuk: “Türkiye Kürt işbirlikçiliğini, PKK’yı ezmekte gecikmemelidir. Eğer bu yapılabilirse ABD bu sefer ne İran’a ne de Türkiye’ye gerçek anlamda bir saldırıya kalkışabilir.” (Kaya Ataberk, sayı 107, 15.05.2006)

Ve TÜRKSOLU’nun sayfalarından defalarca “Ordu Irak’a” çağrıları yapıldı. Ancak müdahale gerçekleşmedi, Türkiye bir seçime zorlandı ve Abdullah Gül Cumhurbaşkanı oldu. Gül için “Kürtlerin Cumhurbaşkanı” dedik çünkü soluğu Diyarbakır’da almıştı seçilir seçilmez. Türkiye’nin bir Kürt-İslam yönetimine teslim edildiği artık ortadaydı. Bundan sonraki süreçte de Türk Ordusu’nun değil AKP ve ABD’nin planladığı bir sınır ötesi operasyonun sonuçlarını tartıştık:

“Bu operasyon, PKK’nın legalleştirilmesinin bir adımı olacaktır, ikinci sonucu da kukla Kürt devletinin Türkiye’ye kabul ettirilmesidir.” (Gökçe Fırat, sayı 162, 19.11.2007)

Gerçekten de son Nevruz olayları bunun önemli bir kanıtı oldu.

Tüm bu gelişmeler yaşanırkan, bir yandan uyarılarımızı yapmaya devam ediyorken TÜRKSOLU olarak bir ilki de başlattık. Kürtçülük ve Kürtlükle mücadeleyi toplumsal bir seferberliğe dönüştürdük. “Alışverişimi Türk’ten yapıyorum param PKK’ya gitmiyor” diyerek bir kampanya başlattık.

Kürt istilası tanımlamısını yapan, Türkiye’nin bir Kürt-İslam faşizmine evrildiğini söyleyen, Kürt meselesiyle ilgili olarak kimseyle uzlaşmayan, Kürtlerin arkasında ABD’nin, Kürtçülüğün arkasında da Kürtlük fikrinin olduğunu vurgulayan TÜRKSOLU böyle bir kampanya ile de Türk milletini göreve çağırıyor ve aynı zamanda ortaya çıktığı ilk günden beri yaptığı gibi Türk milletinin sesi oluyordu.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe