07.04.2008/Sayı:181
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Prof. Dr. Şener Üşümezsoy

Prof. Dr. Şener ÜşümezsoyBeklenen Marmara raporunun yorumu

Bilimsel araştırmalar deprem söylentilerini çürüttü

Geçen yazımızda Marmara Denizi’nde son yüzyılda olan depremlerin yırtığı fayların uzanımını ve bunların konumlarını ele alan raporu açıkladık. Bu açıklamada amacımız, Marmara çevresindeki depremselliği aydınlatmak ve toplumun beklediği bu raporun sonuçlarını deprem riski açısından ele alıp toplumu aydınlatmaktı. Özet olarak Arminjo ve arkadaşlarının 2005’te, Pondard ve arkadaşlarının 2007’de Atalante gemisinin sonuçlarını açıklayan raporlarının net bir ifadesi vardı. Bu sonuçlar 17 Ağustos’tan bu yana sürekli dile getirilen; “175 km.lik bir fay kırılacak ve 7.8’lik deprem olacak. Marmara’yı bekleyen kader budur” söylemlerini bütünüyle çürütüyordu. Şöyle ki, 1894 depreminde Doğu Marmara Çınarcık Çukuru’nda 50 km.lik bir fay yarığı gözlenmişti. Bu fay yarığı Doğu Marmara’daki stresi bitirmişti. 1912’de ise Batı Marmara’da Tekirdağ ve Silivri Çukurlarında 60 km. uzunluğunda bir fay yarığı gözlenmişti. Bu fay yarığı da 1912’de Batı Marmara’daki stresi boşaltmıştı. Geriye Orta Marmara Sırtı üzerinde stres ve risk taşıyan bir bölgenin kaldığı ileri sürüyordu. Daha sonraki bir yazımızda ayrıntılı olarak ele alarak değerlendireceğimiz bu risk alanının Yeşilköy ile Çekmece arasında kalan kesiminde gerçekte aktif bir fay olmadığı, Çekmece ile Kumburgaz arasında kalan kesiminde ise kitlenmenin olmadığı, akma ile stresin boşaldığı söylenebilir. Bu çalışmalar 175 km.lik fayın batı ve doğu kesimindeki alanlarda stresin boşaldığını açıkça ortaya koymuştur.

a) Hubert Ferrari ve diğerleri 2000. Marmara Denizi’nde 17 Ağustos sonrası stres yüklenimi. Okay’ın fay modeli temel alınmış

Parson ve diğerleri 2000. Doğu Marmara bölgesinde 17 Ağustos sonrası stres yüklenimi modeli. Fay modeli Parke’den alınmıştı

Parson 2004’ün 17 Ağustos sonrası Marmara’da stres yüklenimi

Şekil 1 a-b-c
a) Hubert Ferrari ve diğerleri 2000. Marmara Denizi’nde 17 Ağustos sonrası stres yüklenimi. Okay’ın fay modeli temel alınmış (sol üstte).
b) Parson ve diğerleri 2000. Doğu Marmara bölgesinde 17 Ağustos sonrası stres yüklenimi modeli. Fay modeli Parke’den alınmıştır (sol alt).
c) Parson 2004’ün 17 Ağustos sonrası Marmara’da stres yüklenimi.
Arminjo’nun fay modeli alınmıştır (üstte).
Her üç modelde Marmara Denizi’ndeki son yüzyılda yırtılan fay uzanımları ve deprem yerleri hakkında bilgisi olmaması nedeniyle temelsizdir. Oysa Arminjo vd. 2005 ve Pondarrt 2007 Doğu Marmara’da 1894 depremi sonrası stres boşalmış ve 1999 depreminde de stres boşalımı devam etmiştir.

Adalar Fayı’nda stres boşalımı mı, stres birikimi mi sözkonusu?

Bu çalışmanın ortaya koyduğu en önemli olgu, 17 Ağustos’tan sonra Hersek Burnu’ndan batıya doğru ilerleyip Adalar Fayı boyunca Çınarcık Çukuru kuzey kenarında büyük bir stres biriktiği, bundan sonraki adımın, yani depremin İstanbul’a doğru ilerlediği söyleminin çürütülmesidir. Depremden sonra fayın doğudan batıya doğru ilerlediği, bundan sonra Doğu Marmara’dan başlayıp Batı Marmara’ya kadar uzanan bir fayın tek seferde mi çift seferde mi kırılacağı sorunu nerdeyse yazı tura atarcasına sözde bilimsel olarak sorgulanıyordu. O dönemde ben 17 Ağustos’ta fayın Çınarcık’a kadar yırtıldığını ve buradan güney-batıya doğru dönerek Esenköy-Bozburun Fayı’na stres yüklediğini, Adalar fayına bir stres yüklenmediğini altını çizerek defalarca vurguladım.

17 Ağustos’ta yırtılan fayın doğu ucunun Düzce Fayı’nda kitlendiğini, bundan sonraki riskin Adalar’da değil, ya Düzce Fayı’nda ya da Bozburun-Zeytindağ Fayı’nda olduğunu vurguladım. Ve 12 Kasım’da Düzce Fayı yırtıldı. Bu da bize göstermekteydi ki, Kuzey Anadolu Fayı’nın bir tren vagonu gibi doğudan batıya doğru ilerlediğini söyleyen tezler yanlıştı. Keza Marmara’da Doğu Marmara’nın 1894’te, Batı Marmara’nın 1912’de, Körfez Fayı’nın ise 1999’da kırılması doğudan batıya doğru bir yırtılma rotasının olmadığını açıkça ortaya koymaktaydı.

Adalar Fayı’nda spekülatif stres yükleme modelleri

17 Ağustos’un ardından Adalar Fayı’nın stres yüklendiği, en kısa zamanda yırtılarak İstanbul depremi olacağı mutlak bir gerçek gibi topluma sunuluyor, bu konuda fay haritaları yapılıyordu. Yani depremde yırtılacak fayın rotası çiziliyordu. Bu fay haritaları üzerinde stres birikimi ve tetiklenme modelleri kuruluyor, buradan hareketle de bu stresin deprem esnasında boşalmasıyla, yani Adalar Fayı’nda deprem olmasıyla İstanbul’un hangi şiddette yıkılacağı senaryo haline getiriliyordu. Sismik-1’in verilerini yorumladığı iddiasıyla Okay ve arkadaşları 1999 depreminin devamı olarak Adalar Fayı ve Kuzey Marmara Kenar Fayı’nı ileri sürdü ve depremin ilk haftası bu iddia Cumhuriyet Bilim Teknik’te yayınlandı. Adalar Fayı’nın düşey fay olduğunu, Kuzey Marmara Fayı’nın düşey ve ölü bir fay olduğunu ileri sürerek Okay’ın modelini eleştirdim ve 17 Ağustos’ta yırtılan fayın devamının Adalar Fayı olamayacağını vurguladım. Bu modeli mutlak gibi alan Hubert Ferrari ve arkadaşları (2000 yılında) stres modellemesi yaparak Adalar’da büyük bir stresin biriktiğini, en kısa zamanda yırtılacağını ileri sürdüler. Daha sonra Sismik-1’in verilerini farklı bir şekilde yorumlayan Parke ve diğerlerinin fay modelini temel alan Parson ve diğerleri 2000 yılında Doğu Marmara’yı ve Çınarcık Çukuru’nu 17 Ağustos ile stres yüklenmiş, tetiklenmiş bölge olarak modellediler (Şekil 1a ve 1b).

Le Suroit gemisinin batımetri çalışması ile Le Pichon ve diğerleri Parke ve diğerlerinin Okay ve diğerlerinin fay yolunu aynen alarak Adalar Fayı’ndan başlayarak Yeşilköy açıklarından Gaziköy’e kadar uzanan tek bir yanal atımlı fay modeli ileri sürdüler. Bu modele eleştiri yapan Arminjo ve diğerleri ise geçen yazımızda belirttiğimiz gibi birbirini tetiklemeyen 3 faydan oluşan bir Marmara modelini ileri sürdüler. Bu model de Parson (2004) tarafından esas alınmış, 17 Ağustos’tan sonra Adalar Fayı, Çınarcık Çukuru Güney Kenar Fayı ve güney-batıya dönen Bozburun Fayı’nın stres yüklendiğini gösteren bir model üretilmiştir (1c).

Bu üç modelde de esas olarak 17 Ağustos’tan sonrası Adalar Fayı’nın stresle yüklendiğini ve Adalar Fayı’nın en geç otuz yıl içinde kırılacağını mutlak gerçekmiş gibi ileri sürdüler. Oysa bu rapor 1894 depreminde kırılan fay hattının Yalova ve Çınarcık batısı fayı boyunca uzandığı ve bu 50-60 km.lik fay hattı boyunca yırtılma sonucu Doğu Marmara’daki 200 yıllık bir stresin boşaldığı açıkça ortaya çıkmıştır. 1999 depremi de başından beri vurguladığım gibi Yalova Fayı’nı bütünüyle kırmış, Çınarcık Fayı’nda da yırtılma ilerlemiştir. Buradan çıkan sonuç, Kuzey Anadolu Fayı’nın Körfez’den çıkan yolunun Çınarcık Çukuru Güney Kenarı boyunca doğu-batı yönlü ilerlemesidir. Buradan güneye dönerek Bozburun Fayı’ndan İmralı güneyine doğru uzanmaktadır. Ama daha da önemlisi ise Adalar Fayı’na bir stres aktarımı olmadığıdır.

Şekil 2 a-b-c: Arminjo 2005 ve Pondart 2007 raporlarında

Şekil 2 a-b-c: Arminjo 2005 ve Pondart 2007 raporlarında
Marmara Denizi’nde fay yırtıklarının verileri ışığında stres dağılımı.

a) 1999 depremi öncesi Doğu Marmara’da stres dağılımı. 1894 depreminde boşalan stresin yükselmediği görülmektedir.

b) 1999 depremi sonrası Doğu Marmara’da stres yükselmediği gibi stres düşmüştür.

c) 1999 depremi sonrası Saros bölgesinde yer alan stres uzaklaşmıştır. Marmara’da kalıntı stres Orta Sırt’ta yer almaktadır. Bu stres alanının Çekmece ile Yeşilköy kesiminde fay yoktur.

Sonuç olarak Adalar Fayı önceki (Şekil 1) modellemelerde görüldüğü gibi kırmızı değil, mavi ve beyazdır. Yani stres birikmemiş, stres boşalmıştır.

İstanbul halkını boş yere paniğe sürüklediler

Adalar Fayı civarında 17 Ağustos sonrası oluşan Tuzla ve Kartal depremleri Adalar Fayı’nı kuzey-güney yönünde kesen genç faylar olup, bu faylar Yalova-Çınarcık Fayı’na verev gelen ikincil kollardır. Bu ikincil kollarda olan depremlerin ardından ortaya çıkan “Adalar Fayı’nda stres yüklenmiştir, deprem burada olacaktır” söylemleri 17 Ağustos sonrası İstanbul halkını panikletmiştir. Oysa 17 Ağustos’un hemen sonrası yapılan stres aktarım modelleri (tümü Doğu Marmara ve Adalar Fayı’nı kıpkırmızı gösteren) Şekil-1’deki modeller için, yani Hubert Ferrari (2000) ve diğerleri Parson ve diğerleri (2000) ve Parson (2004) modelleri için Arminjo ve Pondart tarafından altı çizerek vurgulanan görüş bu çalışmacılar Marmara Denizi’ndeki yırtılan fayların uzanımını ve bu faylar üzerinde olan depremlerin yerlerini bilmeden modelleri kurmuşlardır. Bu son çalışmada ortaya çıkan olgu 1894’te yırtılan Yalova-Çınarcık Kıyı Fayı Doğu Marmara’da bütünüyle stresi boşaltmış, bu stres boşalımı 1999 depremi öncesi bölgede stresin düşük olduğunu ve 1999 depremi yırtılmasıyla da bu bölgede stres yükselmesi değil, tersine stresin düştüğü Şekil 2a ve b’de görülmektedir. 1999 depremi sonrası stres boşalımı Yalova-Çınarcık Fayı boyunca mavi bir çizgi olarak devam etmiş, buna karşılık Adalar Fayı’nda hiçbir stres artımı görülmemiştir. Yani renk bütünüyle mavidir. Keza 1999 depremi öncesi Saros Körfezi’ndeki stres de boşalmıştır (Şekil 2c).

Spekülatif modellerle gerçeğin mukayesesi

Şekil 1’de görüldüğü gibi yanlış fay modellerini temel alan ve yüzyılımızda olan depremlerin yerini ve uzanımını bilmeyen modeller dogmatik bir şekilde Adalar Fayı yırtılmasıyla oluşacak İstanbul depremi senaryolarına temel oluşturmuşlardır. Bu modeller basında geniş yer alırken, Marmara Denizi deprem gerçeğini resmeden verilerden hareket eden Arminjo ve diğerlerinin (2005), Pondart ve diğerlerinin (2007) yaptığı çalışmaların sonucu topluma duyurulmamıştır. İlk defa bu çalışmada yazılı olarak duyurulmaktadır.

Altını çizerek vurguladığım olgu, Şekil 2’de görülen stres dağılımı haritası bir model olmayıp Marmara Denizi’ndeki son yüzyıldaki taze fay yarıklarından ve batımetri çalışmalarından elde edilen bir sonuçtur. Diğer çürütülmüş modellerle mukayese edilmemesinin sebebi, diğer modeller bir deprem senaryosu oluşturmak için gerekli olan fayın yırtılma uzanımı ve deprem merkezi gibi temel fay bilgilerini sahip olmaksızın tarihsel depremlerin varsaydıkları fay modelinde varsaydıkları yere yerleştirilmesiyle çizilen senaryolardır. Bu anlamda Arminjo ve arkadaşlarının Atalante gemisiyle Marmara Denizi tabanındaki fay izlerini ortaya koyması ve bunların da son yüzyılda olan depremlerle olan ilişkilendirilmesinden hareket eden fay stres dağılımı modeli diğer spekülatif modellere göre daha tartışmasızdır.

Orta Sırt’taki risk

Arminjo ve arkadaşları da esas olarak KAF’ın Kuzey Marmara Fayı boyunca ilerlediği Adalar Fayı’nın Orta Marmara Sırtı Fayı’yla İzmit Körfezi Fayı arasında düşey atımlı bir fay olarak köprü oluşturduğunu esas almaktadır. 1894 depreminde Çınarcık Çukuru’nun güney kenarındaki Yalova-Çınacık Fayı’nın kırılması nedeniyle Çınarcık Çukuru’ndaki stresin boşaldığını ve Adalar Fayı’nda risk olmadığını kabul etmektedir. Buna karşılık Orta Marmara Sırtı’ndaki fayın 1766’dan beri kırılmadığını ve risk taşıdığını esas almaktadır.

Gerçekte ise Adalar Fayı, Kuzey MarmaraFfayı gibi çerçeve bir fay olarak aktivitesini yitirmiş bir faydır. Bu durumda Adalar Fayı Çekmece’ye kadar düşey fay olarak devam etmektedir. Geride ise Kumburgaz Çukuru’nda yer alan 30-40 km. uzunluğundaki fay hattı riskli görülmektedir. Fakat Kumburgaz Fayı üzerinde sismik çalışmalar yapan Anne Becel başkanlığındaki grup; “Burada ya aktif bir fay yok ya da fay akıyor; çünkü hiçbir sismik hareket yok. Fay kitlenmiş sismik bir boşluk olarak yer almaktadır” demektedir. Diğer taraftan kitabımda da vurguladığım gibi (İstanbul Depremi) MİT’den Rob Rellinger’in Marmara çevresinde yaptığı detaylı GPS verilerine göre Kuzey Marmara Fayı’nın kuzeye bükülen fay modelinin gerçekçi olmadığı belirtilmektedir. Bu fayın deformasyon açısından sürekli aktığını, kitlenmenin en fazla üstteki 2 km.lik kesimde yer aldığını vurgulayarak; kuzeye bükülen Adalar Fayı ve onun devamını oluşturan Kumburgaz Fayı’nın aktif bir fay olamayacağını açıkça vurgulamaktadır. Bu durumda Kuzey Anadolu Fayı’nın Adalar Fayı boyunca batıya doğru uzatılmasının olanaklı olmadığı vurgulanmıştır. Bu da Kumburgaz Fayı üzerindeki boşalmamış stresin sözkonusu olamayacağını öne çıkarır. Urania ve Odin gemileriyle yapılan çalışma; Kuzey Marmara Fayı’nda deprem hesaplamaları yapan modellemelerin yanlış olduğunu, bu fay üzerinde yılda 25-30 mm.lik yer değiştirmeye dayanan hesaplamalarda deprem büyüklüklerinin modellendiğini, oysa Yalova Kanyonu’nda yapılan yıllık kayma hesabına göre yılda en fazla 7 mm.lik bir yer değiştirmenin olduğu, bunun da anlamı Adalar Fayı üzerinde oluşacak depremlerin şiddetinin 3 kat daha düşük olacağı veya deprem oluş zaman aralıklarının 3 kat daha fazla olmasını gerektirir. Hersek Burnu’nun batısındaki fay hattında olan bu ölçümün Kocaeli’yle Armutlu Yarımadası’ndaki yıllık 25 mm’lik yer değiştirmenin başka bir fayla karşılanması gerekliliğini vurgular. Bu da Yalova-Çınarcık kıyısı boyunca uzanan, Çınarcık’tan güneye dönerek Bozburun ve Mudanya Fayı boyunca hareket eden bir fay sisteminin varlığını gösterir. Bu fay sistemi Bandırma Körfezi’nden Edremit Körfezi’ne kadar uzanan Biga Faylarıyla devam ettirilir. KAF’ın Marmara’daki batı uzanımının esas yolu bu yoldur. Deprem riski bu fay üzerindedir. Yani Orta Marmara’daki stres boşalmamış bölgeler esasen Kuzey Marmara kıyısındaki Kumburgaz Fayı’nda değil, Güney Marmara kıyısında Mudanya’yla Bandırma arasındadır.

Sonuç

Sonuç olarak Adalar Fayı esaslı deprem senaryoları Marmara Denizi’nde yapılan fay yırtıkları haritalamalarıyla çürütüldüğü gibi, son yıllarda oluşan depremlerle de çürütülmektedir. 1999’dan beri vurguladığım Bozburun- Zeytinbağ Fay Hattı 1999 depremi sonrası tetiklenmiş bir fay hattıdır. Bu fay hattı üzerinde 2006’da olan 6 büyüklüğündeki Manyas-Bandırma depremi, keza 6 büyüklüğündeki Gemlik Körfezi ve Mudanya depremi ve geçen hafta Esenköy-Çınarcık’ta olan 5’lik deprem bu fay hattındaki riski işaret etmektedir. 17 Ağustos’tan sonra riskli olan bu fay hattı büyük olasılıkla son olarak 1766 Mayıs ayında kırılmıştır. 1999’da kırılan fay hattı da 1719’da kırılmıştır. Bu iki fay hattı arasında böyle zamansal bir ilişki vardır.

Not: Gelecek sayıdaki yazımızda, yanlış fay modelleri üzerine kurulan stres modellerini esas alan İstanbul deprem senaryolarının eleştirisi bu rapor temelinde ele alınacaktır.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe