| Aybars Turan |
Sevr’in aç kurtları ve kuzu postuna bürünmüş kurtlar!!!… Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, iddianamesinde AKP’nin “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği”ni öne sürerek, AKP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 3 aday arasından atandı. Seçildiğinde “sert hukukçu” yorumları yapılan Yalçınkaya, bu göreve geldikten sonra ilk iş olarak DTP’ye kapatma davası açtı. Yalçınkaya’nın AKP’ye kapatma davası açması Türkiye’de Kürt ve İslamcı cepheyi birbirine yaklaştırdı. Hatta emperyalist güçlerin ülkeyi tehdit eden açıklamaları AKP iktidarını iyice cesaretlendirdi ve hukuk tanımaz davranışlar içersinde yargıyı tehdit etmeye başladılar. Ria Ruijten-Oomen (AP Türkiye Raportörü): “Bu, tamamıyla delilik. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. İnanamıyorum. Hayatımda bir devlet savcısının yapmak istediklerini icra etmek için siyaseti kullandığına şahitlik etmedim… Yargının acilen derinden ıslah edilmesi gerektiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.” Graham Watson (AP’nin Liberal Demokrat Parti Başkanı): “Bu habere çok şaşırdım. Bu, Avrupa’da çok tuhaf bir hadise olarak algılanacaktır. Avrupa’da hiçbir savcı ılımlı, muhafazakâr bir partiyi hele halktan kısa süre önce çok büyük bir vekâlet aldıysa kapatmayı tahayyül dahi etmez. Başörtüsü konusunda son derece kısıtlı bir adım atan bir siyasi partiyi kapatamazsınız.” Joost Lagendijk (AP üyesi-Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı): “Türkiye’nin, 21. yüzyıla uygun hakim ve savcılara ihtiyacı var. Şok içerisindeyim. Böyle bir davayı ciddiye almakta zorlanıyorum. Bir hakim nasıl böyle bir sonuca ulaşabilir? Bu 21. yüzyıla uyum sağlayamayan eski bir zihniyeti temsil ediyor. Türkiye’nin acilen yeni bir hakimler, savcılar, hukukçular nesline ihtiyacı var.” Jan Marinus Wiersma (AP üyesi, Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı): “Türk yargısı tarafsız olmadığını gösterdi. Siyasi hayatımda böyle bir şey görmedim. Bu, tamamıyla bir savcının siyasi bir müdahalesi. Avrupa için çok rahatsız edici bir haber ve çok tuhaf. AK Parti’nin gizli gündemi ya da Türkiye’yi İslamileştirdiği iddiası ile girmek büyük bir garabet. Ben AK Parti’nin böyle bir gündemi olduğunu hiçbir yerde görmedim; çıkardıkları kanunlarda bu tür bir iz yok. Başörtüsü konusu da bir sebep olamaz, zira bu yasağı MHP ile birlikte kaldırdılar. Bu olay Türk adaletinin hâlâ tarafsız olmadığını gösteriyor.” Hannes Swoboda (AP üyesi, Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı): “Bu delilik. Tamamıyla şoke oldum. Bu, Türk insanının iradesine ve demokrasiye tamamen aykırı. AK Parti’nin nasıl olup da laiklik karşıtı faaliyetlerin merkezi olduğunu anlamış değilim. Bu, tamamen icat edilmiş bir bahane, hakikatle hiçbir irtibatı yok. Bu, açık şekilde Türk demokrasisinin hâlâ ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Türkiye acilen Siyasi Partiler Kanunu’nu tekrar ele almalı ve siyasi partilerin kapatılmasını neredeyse imkânsız hale getirmeli.” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP hakkında açtığı kapatma davasına ilişkin tüm gözler Anayasa Mahkemesi’ne çevrildi. 14 Mart Cuma günü açılan kapatma davasının kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin yapılan ilk incelemenin bittiği ve konuyu inceleyen raportör Dr. Osman Can’ın “davanın kabulü” yönünde görüş bildirdiği belli oldu. Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Paksüt, AKP’nin kapatılması davasının oybirliği ile, Cumhurbaşkanı Gül’ün sanık olmasının oy çokluğu ile kabulünü açıklamasından sonra Avrupa Parlamentosu’nun, Sevr’in aç kurtlarının yaygarasının yanı sıra Türkiye’de de işbirlikçi bazı basın ve medya gurupları ve sözüm ona aydınları veryansın ediyorlar. RTE bunu Ergenekon çetesi ile ilişkilendirirken, Meclis eski Başkanı Arınç Savcıya ölümü hatırlattı! Vakit gazetesi kişileri manşetine taşıyarak hedef göstermeye devam ediyor, tıpkı Ahmet Taner Kışlalı’nın resmine çarpı koydukları gibi. “Bu Adam Derhal Azledilmeli”, “Kapatabilirsen Milleti Kapat”, “Velev ki Kapattın”, “16 Milyon Gerici Varmış”, “Meclisi de Kapatın...” Bunlar da gerici basının manşetlerinden örnekler… Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve uymayan hak ettiğini bulacaktır. Asker ihtilal yaptı, muhtıra verdi diye kıyameti kopardınız. Bırakınız asker müdahaleci olmasın, demokratik kurallar işlesin; yine kıyameti koparıyorsunuz. Hukuku zedeliyorsunuz. Bir gün yine ihtiyaç duyacağınız hukuka bu kadar saldıramazsınız. Parlamento’da çoğunluğum diye azınlığın haklarını gasp etme hakkına sahip değilsiniz. Demokrasi, çoğunluğun azınlığın haklarını koruduğu bir sistemdir. İşinize gelmeyen yasaları kendi çıkarlarınıza göre değiştirmeye çalışırsanız, karşınıza demokratik kurum ve kuruluşlar duvar gibi dikilir. RTE ve avenesi biliniz ki, ben sizden Avrupa Parlamentosu’nun aç kurtlarının çirkin sözlerine karşı dik bir duruş sergilemenizi arzu ederdim. İçişlerimize karışmamalarını öğütlemenizi isterdim. Siz ne yaptınız? Onların saldırılarını arkanıza güç olarak alıp hukuka ve kurumlarına saldırmaya başladınız. Doğudaki başkaldırı hadisesi sizin için çok önemli değildi. Sevr’in aç kurtlarının bu ülkeyi parçalama girişimlerine seyirci kaldınız, üstelik BOP’a eşbaşkan oldunuz. Bütün hedefiniz, kuzu postu giymiş kurt misali, ülkemde siyasal İslamcı bir yapıyı oluşturmaktı. Buna gücünüz yetmeyecek. Bu ülke nasıl ki yedi düvele karşı durdu, sizi de durduracaktır. Tesadüf mü ne! İngiliz Gizli Servisi’nin tahrikleriyle hareket eden gericiler, 31 Mart 1325 (1909) tarihinde “Şeriat elden gidiyor” diye başkaldırdılar. 12 Nisan’ı 13 Nisan’a bağlayan gece, Taksim Kışlası’ndaki Avcı Taburu’na bağlı askerler, subaylarına karşı ayaklanarak kendilerine önderlik eden din adamlarının peşinde Mebusan’ın önünde toplandılar ve ülkenin Şeriata göre yönetilmesini istediler. Derviş Vahdeti’nin yayımladığı Volkan gazetesi Ittihad-ı Muhammedi Cemiyeti’nin yayın organı durumuna geldikten sonra özellikle din adamları ve alaylı subaylar üzerinde etkili oldu. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra sıkıyönetim ilan edildi ve ayaklanmacıların önderleri Divan-ı Harp’te yargılanarak ölüm cezasına çarptırıldılar. Aradan tam bir asır geçmesine rağmen, Şeriatla yönetilmek isteyenler hâlâ akıllanmadılar. Anayasa Mahkemesi de bunların ayaklanmasına fırsat vermeden 31 Mart 2008’de AKP’nin kapatılması davasının görüşülmesini oybirliği ile kabul etti. Tarih tekerrürden ibarettir. Demokrasimizi korumak için AKP’yi kapatın gitsin… Bu davranışlarınıza devam ederseniz; “Sizi ben bile kurtaramam...”
|