| Prof. Dr. Şener Üşümezsoy |
17 Ağustos depremi sonrası Marmara’yı boydan boya kateden 180 km.lik yanal atımlı bir fayın kırılarak 7.8 büyüklüğünde bir deprem oluşturacağı bir ayet gibi tekrarlanageldi. Bu söyleme 1999 depreminden beri bütünüyle karşı çıkan tek kişi hep ben oldum. İzmit Körfezi’nden çıkan, Çınarcık Çukuru’nun ortasından doğu-batı yönlü geçen ve tüm Marmara’yı kat ederek Gaziköy’e ulaşan bir fay yolu Le Pichon ve Şengör tarafından ileri sürüldü. Bu sözde fay yolunun Sismik-1’in verilerine dayanarak yapıldığı ileri sürülmektedir. Oysa Sismik-1’in verilerinde ne Çınarcık Çukuru’nun ortasından doğu-batı yönlü uzanan bir fay hattı vardı ne de bu fay hattı Orta Marmara sırtını direk olarak kesiyordu. Gerçekte Sismik-1’in verilerinde bir fay hattı yoktu. Biz buna hep karşı çıktık. Daha sonra Fransız Le Suroit gemisiyle Marmara Denizi’nin batımetrisi hazırlandı. Buradaki amaç bu fay hattının varlığını kanıtlamaktı. Le Suoit gemisinin araştırmalarının sonucu olarak önce Çınarcık Çukuru’nun ortasından geçtiği söylenen fay hattı kuzeye doğru bükülerek Çekmece’den Gaziköy’e kadar uzanan bir fay yolu çizildi. Tek seferde kırılacak 180 km.lik fay modelinin yanında yine tek seferde kırılacak olduğu ileri sürülen iki parçalı tek fay modeli İstanbul’un deprem senaryosu olarak öne sürüldü.
Sürekli olarak değişen ve birbiriyle çelişen fay modellerini ileri sürdüler Le Pichon ve Şengör daha sonra önceden karşı çıktıkları Aral Okay’ın modelinin kopyası olan başka bir modeli ileri sürdüler. Buna göre İzmit Körfezi’nden çıkan fay, Çınarcık Çukuru’nun kuzey kenarı boyunca (Adalar Fayı) gidiyor ve Yeşilköy açıklarından Gaziköy’e kadar uzanıyordu. Sürekli olarak değişen, sürekli olarak birbirini çürüten bu fay yollarına karşın Le Pichon ve Şengör 180 km.lik bir fayın kırılarak 7.8 şiddetinde bir deprem oluşturacağı, Marmara’nın en geç otuz yıl içinde büyük bir deprem felaketi yaşayacağı söylemini sürekli vurguladı. sürekli vurgulandı. Bu tezi savunan diğerleri de Le Pichon’un ve Şengör’ün bu söylemini çeşitli televizyon kanallarında ve medya organlarında aynen tekrar edegeldi (Şekil 1 a, b, c). Le Suoit gemisi tarafından yapılan batımetri çalışmalarına katılan Rolando Armijo ve Bertrand Meyer gibi diğer bilim adamları ise Le Pichon ve Şengör’ün Marmara’yı boydan boya kateden yanal atımlı fay sistemi modelinin Marmara gerçeğiyle uyuşmadığını ileri sürerek bu modele karşı şerh koydular. Le Pichon ve diğerlerinin makalesi yayınlandığında bu makalede yer alan Arminjo ve Meyer’in şerhi göz önüne alınmadan, 180 km.lik fayın bir seferde kırılacağı ve 7.8’lik bir deprem oluşturacağı söylemi devam edegeldi. Daha sonra Rolando Arminjo ve arkadaşları Marmara Denizi’ni boydan boya kateden yanal atımlı tek fay modeline karşı çıkan makalelerini yazdılar. Fakat nedense ne bu makale ne de harita medyada yayınlanmadı. Oysa bu harita Adalar Fayı’nın düşey bir fay olduğunu, Orta Sırt’ı kesen yanal atımlı fay ile Batı Marmara’da Tekirdağ ve Silivri Çukurlarını kesen yanal atımlı faylar arasında düşey faylar olduğunu batımetrik verilerle ortaya koymuştu. Bunun anlamı, bu fay modelinde Marmara’da üç ayrı fayın ancak üç ayrı depremle kırılabileceğinin ifade edilmesiydi. Rolando Arminjo başkanlığında yeni bir araştırma Le Suoit’in yaptığı araştırmanın ardından Rolando Arminjo başkanlığında Marmara Denizi tabanındaki fay yarıklarını görüntülemek için Atalante gemisi geldi. Rolando Arminjo ve ekibi Atalante gemisine bağlı Victory denizaltısı yardımıyla Marmara Denizi’nin tabanında son yüzyılda oluşmuş depremlerin fay yarık ve yırtıklarını haritaladı. Bu çalışmaların sonucu da nedense basında hiç yer bulamadı. Sürekli bu çalışmaya atıf yapıldı ama bu çalışmanın sonuçları topluma duyurulmadı.
Duyurulmayan rapor 2005 yılında AGU’nun (Amerikan Jeofizik Birliği) resmi yayın organı olan G3’te bu rapor elektronik ortamda yayınlandı. Ronaldo Arminjo başkanlığındahazırlanan ve 13 kurumdan 23 bilim adamının (Şekil 2) imzasını taşıyan bu rapor Marmara Denizi’ndeki araştırmanın çarpıcı sonuçları yansıtmaktaydı. Marmara Denizi için çarpıcı olan bu sonuçlar tabii ki Marmara Bölgesi çevresinde deprem korkusuyla yaşayan halk için de hayati önemdeydi. Yalnızca bilimsel bir amaç ile sınırlı kalamazdı. Keza bu raporun devamı, 2007 yılında Nicolas Pondard başkanlığında Jeophysic International dergisinde yayınlandı. Büyük İstanbul depremi
Bu raporda açıkça, Le Pichon ve Şengör tarafından 1999 depreminden beri ısrarla vurgulanan ve Marmara Denizi’ni boydan boya katederek kırıldığı zaman 7,8 şiddetinde deprem oluşturacağı iddia edilen olan 175 km.lik fay hipotezini destekleyen hiçbir veriye rastlanmadığı vurgulanmıştır. Marmara Denizi tabanındaki fay yarıklarının haritalanması ile yapılan bu çalışmada geçmişte böyle bir yırtılmanın (175 km. devam eden tek fayın) hiçbir zaman görülmediği, gelecekte de böyle bir depremin olabilmesinin mümkün olmadığı esas sonuç olarak vurgulanmıştir. Bunun yanında 1999 depreminden hemen sonra Marmara’nın stresle yüklendiği ve bu nedenle büyük Marmara depreminin yakınlaştığı söylemi de bu çalışmayla birlikte reddedil. Marmara’da stres boşalımı Fay yarıklarının görüntülenmesiyle ortaya çıkan Marmara deprem gerçeği 1894 yılında oluşan 7 üzerindeki depremin fay yarıkları Çınarcık Çukuru’nun güney kıyısı boyunca yani Yalova, Koruköy, Çınarcık ve batıya doğru uzanarak Orta Sırt’a kadar ulaştığı görüntülenmiştir. Bunun anlamı Doğu Marmara’da Çınarcık Çukuru 50 km.lik taze deprem fayı yırtık izi Doğu Marmara’da18. yy.dan beri biriken stresi boşaltmıştır. Bu anlamda 1999 depremi öncesi ve sonrası İstanbul depremini oluşturacağı ileri sürülen Adalar Fayı’nda deprem oluşturacak bir stres birikimi yoktur. Diğer taraftan 1912’de Batı Marmara’da meydana gelen deprem, Saros’tan başlayıp Batı Marmara’daki Tekirdağ ve Silivri Çukurlarını keserek Orta Sırt’a kadar uzanan bir fay yırtığı oluşturmuştur. Bu da Silivri ve Tekirdağ Çukurlarındaki stresi boşaltmıştır. Görüldüğü gibi Marmara’yı boydan boya katedecek olan 175 km.lik fayın doğu ve batı kesimleri stresini boşaltmıştır.
Kumburgaz fayı Geride, orta Marmara sırtının kuzey kenarında Kumburgaz Çukuru fayı yeralmaktadır. Arminjo bu fayın uzunluğunun 70 km. kadar olduğunu ve en fazla 7.2’lik bir deprem oluşturacağını savunmaktadır. Bir başka ifadeyle Arminjo ve arkadaşlarına göre 18. yy.dan bu yana Marmara’da biriken stresin boşalmayan yegane bölümü orta sırttaki bu fay üzerindedir. Benim sismik verilere dayanarak üç kitabımda da yazdığım gibi, Yeşilköy ile Çekmece arasında kalan fay kesiminin düşey bir fay olduğu ve burada yanal atımlı fay izi olarak çizilen 30 km.lik fayın gerçekte düşey bir fay olduğu sismik kesitlerde açıkça görülmektedir. Bu anlamda Kuzey Marmara kıyısında riski boşalmamış 30-40 km’lik bir fay söz konusudur. Bu durumu özetlersek Kuzey Marmara fay hattını Kuzey Anadolu Fayı’nın ana kolu olarak yorumlamak mümkün değildir. 1894 depreminde kırılan fay hattı (Çınarcık Çukuru’nun güney kıyısı boyunca uzanan fay hattı) Hersek Burnu’ndan Yalova’ya, Yalova’dan Çınarcık’a, Çınarcık’tan Orta Sırt’a uzanan fay hattıdır. Bu fay benim üç kitabımda da Kuzey Anadolu Fayı’nın batı devamını oluşturur. Kartal açıklarından başlayıp Yeşilköy’e, Yeşilköy’den Çekmece’ye kadar uzanan Çınarcık Çukuru Kuzey Kenar Fayı gerçekte eski bir fay olup KAF’ın (Kuzey Anadolu Fayı) devamı değildir. Bu durumda 17 Ağustos sonrası riskli olan fay hattı 1894 ve 1999’da kırılan Yalova-Çınarcık fayının güneye doğru dönen Bozburun-Mudanya fay hattı riskli fay olarak karşımıza çıkmaktadır. 17 Ağustos sonrası kırılan fayın doğu ucunda Düzce Fayı, batı ucunda ise Esenköy-Bozburun-İmralı güneyinden Zeytinbağ’a doğru uzanan fay kolu olduğu tarafımdan vurgulanmıştır. Geçen yıl ve bu yıl olan depremler bu riskli fay hattında yer almaktadır. Sonuç Marmara Denizi’ndeki çalışmaların sonucunu kapsayan rapor bize Marmara Denizi’ndeki deprem riskini daha somut saptama olanağı vermiştir. Bu somutluk gerçek anlamında olup dogmatik bir şekilde maksimize edilmemiş gerçek deprem riskini bize vermektedir. Bu raporu okuyucuya ve topluma aktarma görevimi yaparken genellikle kendi görüşümü ileri sürdüğüm sanılmıştır. Bunun nedeni 1999’dan bu yana savunduğum görüşlerimi bir biçimde 7-8 yıl sonra destekleyen ve kanıtlayan bu rapordaki sonuçlarla benim görüşlerimin üzerlemesidir. Şöyle ki, Adalar Fayı’nın düşey bir fay olduğu, 17 Ağustos’tan sonra bu fayda stres yüklenmediği, Kuzey Anadolu Fayı’nın Çınarcık Kıyısı boyunca uzanıp oradan güneye doğru döndüğü, Güney Marmara’dan Bandırma Körfezi’nden Edremit Körfezi’ne doğru uzanan bir hat olması, 1894 depreminde yırtılan fayın uzanımıyla desteklenmektedir. Diğer taraftan Saros’tan başlayarak Kumburgaz Fayı’na kadar uzanan Batı Marmara Fayı’nın ana faya paralel bir fay olarak yeraldığı görüşümü destekleyen olgu Adalar Fayı’nın düşey fay olmasıdır. 17 Ağustos’tan beri Marmara’daki fayların stresle yüklendiği ve Marmara’nın boydan boya kırılacağı tezinin bütünüyle çürütülmüş olmasıdır. Marmara’nın batı kesiminin 1912’de, orta kesiminin 1894’te stresini boşaltması geride Orta Marmara’daki stresin kuzey kıyıda olmayıp güney kıyıda yer aldığıdır. 1719’da kırılan fay hattı 1999 depreminde kırılmıştır. Bunun devamını oluşturan Bozburun-Zeytinbağ Fayı 1766 Mayıs’ta kırılmıştır. Kumburgaz-Saros Fayı 1912’de kırıldığı gibi ondan önce 1766’da kırılmıştır. Bu durumda Batı Marmara ve Doğu Marmara’da biriken stres 2 metrenin altındadır. Tekrar kırılmasını sağlayacak 4-5 metrelik stres birikmesi için en az bir yüzyıllık süre gerekmektedir. Buna karşılık Güney Marmara’daki 1766 depreminin gerçekleştiği fay hattının kırılması için gereken stres olgunlaşmıştır. Bu fay hattının kuzey kıyıdan çok güneyde olduğu, oluşan altılık-beşlik depremlerle kendini göstermektedir.
|