Irak’ta kanlı hafta
Irak’ta Şii lider Mukteda es-Sadr’a bağlı militanlarla hükümet güçleri arasındaki ateşkes aylar sonra bozuldu. Oysa iki güç arasında altı aydır uygulanan ateşkes antlaşması geçtiğimiz günlerde altı süreyle bir kez daha uzatılmıştı. Fakat hükümet güçleri bu uzatmanın bitmesini beklemeden Mukteda es-Sadr’a bağlı Mehdi Ordusu’na karşı şimdiye kadarki en büyük operasyona başladı.
Operasyonların başlangıç noktası ise ülkenin en büyük ikinci kenti olan Basra oldu. Sokak çatışmaların halen devam ettiği kentte şu ana kadar ölenlerin sayısının 23’e ulaştığı bildiriliyor. Hükümet güçlerine bağlı bir komutanın ifadesine göre operasyonların hedefi Basra’da yasadışı olarak nitelendirilen eylemleri sona erdirmek. Basra, petrol bölgesi olması nedeniyle hükümet açısından son derece stratejik bir hedef olarak görülüyor.
Basra’da başlayan çatışmaların Irak’ın başkenti Bağdat’a ulaşması da uzun sürmedi. Özellikle Mehdi Ordusu’nun son derece güçlü olduğu Sadr semtinde ve diğer mahallelerde çıkan çatışmalarda ölü sayısı 30’u aşmış durumda. Bölgeden gelen bilgilere göre Sadr militanları Bağdat’ın birçok yerinde denetimi ele geçirmiş durumdalar.
En şiddetli çatışmalar ise Bağdat’ın güneydoğusundaki Kut kentinde yaşanıyor. Kut Emniyet Müdürü General Abdülhanin El Amara’nın verdiği resmi rakamlara göre 4’ü polis, 40’ı Sadr milisi olmak üzere şu ana kadar 44 kişi yaşamını yitirdi. Çatışmaların şimdilik sona erdiği ve polisin birçok mahallede denetimi tekrar ele geçirdiği bildiriliyor.
Yaklaşık 15.000 hükümet askerinin katıldığı ifade edilen bu operasyonun diğer önemli bir özelliği de İşgal Kuvvetlerinin bu operasyonda fiili olarak yer almaması. Irak güvenlik güçleri, Irak’ın işgalinden bu yana ilk kez Amerikalıların ya da İngilizlerin desteği olmadan bu kadar büyük çaplı bir operasyona girişiyor. Anımsanacağı üzere yaklaşık 5 yıl boyunca Basra’nın denetimini elinde bulunduran İngiliz askerleri geçtiğimiz Aralık ayında kentin yönetimini Irak ordusuna devrederek kentin dışındaki üslerine çekilmişti.
Operasyonları izlemek üzere Basra’ya geçen Başbakan Nuri el Maliki ise Mehdi Ordusu militanlarına silahlarını bırakmaları için 72 saat süre tanıdı ve teslim olan militanlar hakkında yasal işlem yapılmayacağının güvencesini verdi. Fakat çatışmalarının sürüyor olması, önerinin hiç kimse tarafından dikkate alınmadığını gösteriyor.
Nuri el Maliki’nin, Mehdi Ordusu militanlarının teslim olmasına yönelik çağrısına yanıt ise gecikmedi. Mukteda es-Sadr’ın Necef kentindeki siyasi bürosundan yapılan açıklamada Maliki’ye Basra kentini bir an önce terk etmesi çağrısı yapılırken, çatışmaları sona erdirmek için parlamenter bir heyetin gönderilerek görüşmelere başlanılması da istendi. Sadr tarafı ateşkesi altı ay daha uzatarak iyi niyet gösterdiklerini, oysa hükümetin bizzat kendilerine yönelik bir operasyon düzenleyerek bu iyi niyeti suistimal ettiğini iddia ediyor.
Sadr’a yakın kimi kaynaklar da Mukteda es-Sadr’ın kendisini destekleyenlere soğukkanlı olmaları ve gerekmedikçe güvenlik güçleriyle çatışmaya girmemeleri çağrısında bulunduğunu söylüyor.
Altı bakanla Irak Meclisi’nde temsil edilen Sadr yanlıları ülkedeki en büyük Şii gruplardan birisi. Mukteda es-Sadr da şimdi bu gücünü kullanarak ülke çapında sivil itaatsizlik eylemi başlatmakla kukla Maliki hükümetini tehdit ediyor. Sadr grubunun Meclis’teki başkanı Nasır el Rubai de operasyonlar sona erene kadar Meclis oturumlarına katılmayacaklarını açıklayarak bu çağrıya doğal desteğini veriyor. Daha şimdiden bu çağrıya yanıt veren Bağdat kentindeki birçok okul ve işyeri de kapanmış durumda. Maliki operasyonlar sırasında yalnızca Sadr yanlılarının hedef alınmadığını iddia etse de, Mehdi Ordusu kendilerinin hedef seçildiği konusundaki ısrarından vazgeçmiyor. Bunda haklılık payları olmadığını söylemek ise şimdilik çok zor.
Görüleceği üzere Irak’ta işler oldukça karışık durumda. Hükümet içinde yer alan grupların askeri güçleri bile hükümet tarafından yapılan askeri operasyonların hedefi olabiliyor. Hükümette Şiileri temsil eden partilerden en büyüğü olan ve Maliki’nin de partisi olan Dava Partisi şu anda en büyük rakip olarak gördüğü Sadr grubuna karşı operasyon düzenliyor, Sadr’a bağlı güçler ise aynı zamanda Sadr semtindeki Şii Irak Yüksek İslam Konseyi’nin güvenlik güçleriyle çatışıyor.
Ülkede iktidarı ele geçirmek isteyen güçler arasında kıyasıya bir savaş yaşanıyor. Çatışmalardan da görüleceği üzere güç dengesi tam olarak sağlanamamış durumda. Herkesin birbiriyle çatışmaya başladığı bir ortamda ise İşgal Güçleri kenara çekilerek çatışan tarafları izliyor. Irak’ta kimin daha güçlü olduğu anlaşılana kadar anlaşılan daha birçok operasyon yapılacak.
Şimdilik bulunan tek çözüm ise Bağdat’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağı.
Not: Bu arada ABD Irak’ta verdiği özgürlük sözününün bir kısmını yerine getirdi. Hapishanedeki mahkumlar artık dışarı çıkmak istemiyorlarmış. Son derece anlamlı. ABD Irak’ta özgürlük işini o kadar abarttı ki, Irak neredeyse Vahşi Bat’ya döndü. Herkesin birbirini öldürme, güçlü olanın güçsüzü ezme özgürlüğü var dışarıda. Ha içerdekiler ölmüyor mu? Onlar da ölüyor ama hapishaneler o kadar kalabalık ki, sıra kendilerine gelene kadar hiç değilse yaşlanıp ölme şansları var. Dışarıda her dört kişiden üçünün açlıkla boğuştuğunu yazan uluslararası raporları da düşünürsek hapishanedeki bedava yemek de yanlarına kâr kalıyor. Dışarıda açlıktan ya da kim vurdudan ölmektense, içeride sıra kendilerine gelene kadar beklemeleri gayet mantıklı. Iraklı ailelerin çoçuklarını suça neden teşvik ettikleri böylece anlaşılır oluyor. Ne de olsa onların geleceklerini düşünüyorlar...
|