| Gökçe Fırat |
|
Türkiye'nin sorunu Şeriatçıların ve masonların
ortak suni gündemi 3 Kasım sonrası tartıştığımız gündeme baktığımız zaman Türkiye'nin sorunları bunlar mı diye sormadan edemiyoruz. 3 Kasım'da yapılan seçimler, Türkiye'nin ve Türk milletinin gündeminin başka bir şey olduğunu göstermiş olmalıydı. Bu millet "türban ve Kıbrıs sorunlarını" çözmek için mi AKP'ye oy verdi sanılıyor? Herkes bunun böyle olmadığını biliyor ama bir deli kuruya taş atmış misali, Türkiye böyle bir suni gündemin peşinden sürükleniyor. İşin ilginci, bu suni gündemin büyük bir ittifak yaratması. Dikkat ettiyseniz şeriatçı medya ile AB'ci medya aynı kulvara gelmiş durumda. Bundan önce Kıbrıs, Irak gibi meselelerde Batılı devletlerin haksız taleplerini gündeme getiren şeriatçı gazeteler artık bunlardan hiç bahsetmiyor. Tek gündemleri türban. Aynı şekilde AB'ci "kartel medyası" da şu türbanın artık serbest bırakılması için çağrılar yayınlayıp duruyor. Bugüne kadar birbirlerini sürekli suçlayan bu iki medya grubu da Kıbns'ta Denktaş'a saldırıp Rum planlarını savunuyor. İşte Türkiye'nin peşini bırakmayan büyük ittifak da burada kuruluyor. Şeriatçılar türbanı takıp Kıbrıs'ı veriyor. Çünkü AB süreci için bir kısım topraktan taviz verilmesi isteniyor, onun için bugün uygun olan eğer Kıbrıs ise şeriatçı "eyvallah" diyor. Ancak onlar da AB yolunda ufak bir taviz istiyor; o da laiklikten taviz. O zaman AB'ci mason laikler "eyvallah" diyor, buyurun takın türbanınızı. Şimdi bu ittifakta taviz vermeyen tek kesimin Batı olduğunu görmek gerek. Çünkü Batı taviz veren değil alan kesimdir. Aldıkları taviz ise Türk topraklarıdır. Burada şeriatçılığın ne menem bir vatanseverlik ve ne menem bir müslümanlık olduğunu da görüyoruz. Müslüman halka türban taktırmak için gavur Batılıya müslüman vatan toprağını veren bir anlayış! Cumhuriyet, bağımsızlık ve laiklik ile İşte şimdi bu şeriatçılarla masonlar elele vermiş Türkiye'ye suni bir gündem oluşturup, olduğunu varsaydıkları bu sorunları çözmek istiyorlar. Ancak Türkiye'nin ne türban diye bir sorunu var ne de Kıbrıs diye bir sorunu. Bakın Türkiye Cumhuriyeti, iki sorunu çözerek kuruldu. Bunlardan birincisi Türkiye'nin bağımsızlığı sorunuydu. Yurdumuz Batılıların işgali altındaydı ve Türk milletine yaşayacak bir vatan parçası dahi çok görülüyordu. Türkiye bu sorunu nasıl çözdü? Emperyalist işgalcileri memleketimizden atarak ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni ilan ederek. Türkiye'nin ikinci sorunu Türk milletini hem Batılıya teslim eden hem de karanlığın esaretine sokan şeriatçı idareydi. Türkiye bu sorunu da laiklik ilkesini kabul ederek çözdü. Hilafet ve saltanat lağvedilerek halka din ve vicdan özgürlüğü tanındı. Böylece yüzyıllardır halka baskı yaparak, ona zorla belli dogmaları din kuralıymış gibi benimseten din tüccarlığı ortadan kaldırıldı. İşte bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu gün bu sorunlardan kurtuldu. İlk saldırı ve ilk direniş Kıbrıs'ta oldu Ancak Türk halkının bağımsızlığına kasteden emperyalist güçler için sorun o zaman başladı. Bu Türkleri sürüp atmak gerekirdi. Kıbrıs'tan başladılar bu işe. 1963'ten 1974'e kadar 10 yıl süren terör çetelerinin saldırıları artık Türk milletinin bağımsız yaşamasını ve can güvenliğini imkansız hale getirince Türk varlığının güvencesi olan Ordu Kıbrıs'a müdahale ederek yeniden Türk bağımsızlığını temin etti. İşte şimdi bize sorun dedikleri Türk ordusunun Türk milletinin bağımsızlığını korumak için yaptığı müdahale ve o müdahale ile ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir. Verirsek sorun ortadan kalkmış olur ama Türk halkının bağımsız yaşama olanağı, hatta yaşama olanağı da! Sorun edilen bir diğer mesele ise laikliktir. Türk milletinin laik bir idare altında, dogmalardan ve baskılardan uzak vicdanının sesini dinlemesini içine sindiremeyen güçler, Türkiye Cumhuriyeti ilan edildiğinden bu yana laikliğe saldırıyorlar. Atatürk'ün ölümünden 60 yıl sonra gelinen noktada bu şeriatçılar bir defa iktidar olmuşlardı. O zaman Türkiye hızla bir şeriat devletine doğru sürükleniyordu. Orada da Türk laikliğinin teminatı Ordu müdahale ederek laikliği korudu. Hedefleri Orduyu ortadan kaldırıp Türkleri
Anadolu'dan atmak O sorunları Türk milletinin bağımsızlığını ve laikliği ortadan kaldırarak çözmek istedikleri vakit de karşılarına birileri dikilir. Bu güç şimdiye kadar hep ordu olduğu için, her iki kesim de orduyu hedef tahtasına oturtmuş bulunuyor. Bakın, Türkiye'de orduya yalakalık ediyorlar ama Kıbrıs'ta Türk ordusunun varlığını bitirmek istiyorlar. Bu işin ucunu bırakırsanız sıra gelir anavatanımızda da Türk ordusunun varlığını bitirmeye. Esas hedefleri de kesinlikle budur. Tüm AB sürecinin sonunda gelinecek noktada AB Türkiye'den bir düzenleme daha yapmasını isteyecek: O düzenleme yapılmadan da Türkiye'nin AB'ye alınmayacağını söyleyecekler. Yani Kıbrıs'ı vererek, laikliği mezara gömerek onların istediklerini yerine getirmiş olursunuz ama onların nihai emeli bu değildir. Onlar Türkleri Anadolu'dan atmak için bir şey daha isteyeceklerdir o da Ordunun sivil idareye bağlanması. O gün geldiği zaman bunu AB sürecinin ve demokratikleşmenin gereği diye sunacaklar. Ancak esas hedef Anadolu Türk varlığının koruyucu gücünü safdışı bırakmaktır. Bugünkü suni gündemi bu adamlar kazanırsa sıra o gerçek gündeme de gelecek, bundan kuşku duymayalım! Anlayana sivrisinek saz... Türk milleti konuşana kadar da elbet sessizlik olacak değil. Bakın dün toplanan MGK ne açıkladı; Türkiye'nin türban diye bir meselesi yok, o tarih oldu artık unutun ve ikincisi siz Avrupa başkentlerinde istediğiniz kadar tur atın Türkiye KKTC'yi ve Denktaş'ı destekleyecek. Suni gündeme bundan güzel cevap olur mu? Anlayana sivrisinek saz, anlamayana 28 Şubat
az. |