24.03.2008/Sayı:179
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Tarih
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Celal İmren

Halk kadar taş düşsün başınıza…

“Sarhoştum aydım, ben bu işten caydım” vaziyetindekiler için söylenen bir söz var. Gerçi hepimiz biliyoruz ya, ben bir kez daha anımsatayım istedim. Tam yeri çünkü.

“Hafıza-i beşer, nisyan ile malûldur.”

Yani, insan unutkanlık hastalığından muzdarip olabilir.

Ama her şey unutulmaz. Söz uçsa da, kağıda dökülenler artık tarihe geçmişlerdir ve siz unutsanız tarih unutamaz…

İşte bir örnek:

ANT dergisi vardı, 12 Mart öncesinde. Yıldırım Dağyeli o dergide TİP’in Malatya’daki genel kongresinden izlenimlerini yazıyor. O yıllarda TİP’te, Aren-Boran grubuyla Mehmet Ali Aybar’ın çekişmesi var. Tabii bir de MDD’ciler…

Dağyeli, kongreye delege olarak katılan kasketli ve yaşı da ilerlemiş bir köylüye yaklaşarak soruyor:

“Amca, oyunu kime vereceksin?”

“İybar’a evladım, İybar’a…”

Dağyeli üzülüyor ve üzüntüsünü tarihe geçsin diye derginin sayfalarına döküyor:

“Aybar kalmış kimlere…”

Dağyeli, eski bir TİİKP’li. Doğu Perinçek’in ilk müritlerinden ve örgütün Almanya sorumlusu. Ancak, Başkan Perinçek’le sonradan arası açılıyor. Sebep parasal. O nedenle Perinçek, partinin kasasını güvendiği adamlarına teslim eder.

Halka güvenemeyen, Aybar’ı küçümseyen Dağyeli’nin hazin sonu…

Bir gün elimde TÜRKSOLU’nu onurla taşıyarak TKP’nin bir toplantısını izlemek için girdiğim salonda Yurtsever Gençlik’in gençlerini gördüm.

Oturdukları masaların üzerindeki sigaraların tümü yabancı marka. Ağızlarındakiler de. TKP’li gençler, “Kahrolsun emperyalizm” diyorlar, Marlboro tüttürüyorlar.

Fabrikaları satışa çıkarılan Tekel işçileri direniyorlar. Sloganları can alıcı:

“Tekel vatandır, vatan satılamaz….”

Dirensinler. Önemli değil!

Halk da ne imiş ki…

TKP’li gençlerimiz var…

Ve Tekel Amerikan şirketine çatır çatır satılıyor!

TKP’li yurtsever(!) gençlerimiz Marlboro içmeye devam ediyorlar…

Dumanları bol, öksürükleri az olsun…

Sonra bir film anımsıyorum: “Adı Vasfiye”

Adı Vasfiye, kendisi ne ise ne…

Film işte..

Bir de partimiz var. Adı:

Halkın Kurtuluş Partisi.

Halkla ilgisi adının kapsadığı alan kadar. Eylemleri de…

Halkın ismi var, cismi yok!

Olacak o kadar.

Ve…

Cumhuriyet’in “Sıfır”ı Danyal Oral Çalışlar’ı okuyorum.

18 Mart 2008 tarihli gazetedeki yazısının başlığı çarpıcı (!).

“Sol ve Halka Güven…”

Girişte AKP hakkındaki kapatma davasını alıyor. Ama ne şiş yansın ne kebap diyor Danyal Oral Abim. O biçim bir tanımlama yapıyor. Şöyle:

“…hukukun üstünlüğünün ne olduğu konusunda bir mutabakat sağlanmalıdır. Hukukun üstünlüğü demek, insan haklarına, demokrasiye ve özgürlüklere saygılı bir hukuk anlayışının egemen olması demektir.”

Devamla:

“…Yargıçlarımızın ve savcılarımızın önemli bir kısmı ne yazık ki kanunları özgürlüklerin önünü açmak, demokratik hukuk devletini güçlendirmek yönünde eğilimli değiller.”

Danyal Oral Abi işin içinde DTP olduğu için kesinlikle parti kapatmaya karşı. Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya başta olmak üzere birçok savcı ve yargıç (özgürlük karşıtı) eğilimleri nedeniyle makbul hukukçular safında yer almıyorlar! Ona göre, AKP hakkında açılan kapatma davası ve bu dava sonunda alınacak karar şimdiden sakat!

O nedenle AKP iktidarda kalmaya devam etmeli, karşısında da gelişmiş bir sol muhalefet bulunmalı. Bakınız Danyal Oral Abi’nin Sıfır Noktası’ndan ne yumurtalar çıkmış:

“Ülkemizin demokratikleşmesi, Avrupa Birliği üyeliğinin başarıyla yürüyebilmesi, insan haklarının kökleşmesi için kendine ve halka güvenen bir demokratik sol muhalefete gereksinimi bulunuyor.”

Ve Danyal Oral Abi’nin beklenen finişi:

“Halkın güvenini kazanacak demokratik sol bir muhalefeti nasıl yeniden oluşturabiliriz? Unutmayalım, 1977 seçimlerinde bu halk Bülent Ecevit’in CHP’sinin ‘halkçı’ çizgisine yüzde 42 oy verdi. O zaman CHP gerçekten halkçıydı… Solculuğun önemli başlangıç noktalarından birisi halkı sevmek ve halka güvenmektir…”

İşte tam bu noktada hem Danyal Oral Abi hem de onun gibi düşünenler çuvallıyor.

Halkı seven ve halka güvenen solcuların önündeki görev, demokratik sol muhalefeti oluşturmakmış.

Solcuların iktidar diye bir hedefi yokmuş ve olamazmış!

Bülent Ecevit’in CHP’si halkçı çizgisiyle yüzde 42 oy alabilmiş.

Öyleyse 6 Ok’un diğer beşinin kıymeti harbiyesi yokmuş!

Bu kadar basit…

Aslında basitlik, kendini sol çevre diye tanımlayan kuyu kurbağası kılıklı aydıncıklardan kaynaklanıyor.

Kuyunun içindeki kurbağanın dünyası, ancak kuyunun ağzı kadar büyüktür.

Geniş ufuklu olanlar devrimcilerdir.

Devrimciler, devrimci bir programı olan bir partide örgütlenirler ve iktidar hedefiyle mücadele ederler.

Bugünün ihtiyacı demokratik sol bir muhalefet değil, iktidara yürüyecek bir devrimci partidir!

Demokratik sol muhalefet taliplisi abilere bir halk deyimiyle seslenelim:

Sepeti koluna, herkes yoluna…


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe