| Tuğrul Çelik |
Ampul yanıp sönüyor: Demokrasi, demokrasi, demokrasi... Demokrasi, demokrasi diye yanıp sönüyor. Cici demokrasinin en güzel örneği bu olmalı… Sadece laiklik karşıtı bir odak değil, doğrudan demokrasiye karşı bir odak olan faşist parti demokrasi çığlığı atıyor. Demokrasilerde kurulmamış olması gerekirken hem de. Niçin? Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya AKP için kapatma davası açtı. Titizlikle hazırlanmış iddianameden sonra faşist partide bir korku var tabii. Öyle ya, daha önceki dört benzer olaydan sonra… Tecrübeyle sabit yani. Ne diyor Tayyip: “Endişe etmeyin. Dava oylarımızı düşürmeyecek, aksine artacak. Bunlar bizim tarlamızın bereketi.” Yandaşı basının kalemleri de imdadına yetişiyor hemen. Alıyorlar ellerine sazı, her biri köşesinden başlıyor çalmaya… Ağlak sesli belgeselci var ya hani… Hemen bir senaryo, bir dış mekan ayarlamış. Yer: Partiler mezarlığı. Gezintiye çıkmış partiler mezarlığında. “Mezarlık çıkışı sordum kendi kendime. Bu tabloyu yaratanlar (parti kapatmaktan bahsediyor) partileri mi gömüyorlar yoksa engellemeye çalıştıklarını her kapatmada biraz daha büyüterek bizim mezarımızı mı kazıyorlar?” En basit propagandayı yapıyor: Parti kapatılınca bir sonraki daha da güçlenerek gelir. Peki dayanağı ne? AKP öncesi kapatılan MNP, MSP, RP, FP gibileri ve aldıkları oylar… Sormak lazım kendisine: Kapatılanın yerine bir alternatif sunuluyor da yine de bunlar tekrar güçlenerek mi geliyor? Bir diğeri Türkiyeli aydınlarımızdan. Hani Atatürk üzerine bir kitabı çıkmıştı da, kaynak olarak Nutuk’u tercih etmemişti. Sebebi de Atatürk’ün Nutuk’u taraflı yazmasıymış. Bu sefer de bir alıntı kullanmış yazısında. Hem de yabancı bir hukukçunun, açılan kapatma davası üzerine yaptığı yorumunu almış, yazısını öyle bitirmiş. Bir Batılının yorumu her zaman daha tarafsızdır ona göre. Bu kararı, Türk halkının iradesine karşı alınmış bir karar olarak değerlendiriyor. Tayyip de demiyor mu: “AKP kurulurken kırk bin denekle anket yaptırdık. Bu partiyi millet kurdu. Onlar, başka partiye gerek yok dedi.” Vay be! Milletin partisi için kapatma davası açılmış da haberimiz yok! Vatan toprağını parsel parsel, altında üstünde ne varsa satan, Kıbrıs’ta ver-kurtul’u savunan, PKK’yı Meclis’e sokup, masaya çağıran, muhatap alan, kendi misyonunu Büyük Ortadoğu Projesi içinde görüp, onun eşbaşkanlığına soyunan, Türk Milleti’nin yüzde doksanları aşan ABD karşıtlığına rağmen kendini, evlatlarını seve seve uğrunda ölmeye gönderebilecek kadar ABD’nin stratejik müttefiki olarak gören bir “milletin partisi!” Nasıl ama? Demokrat Parti’nin bir afişi vardı. “Yeter! Söz Milletin!” yazıyordu üzerinde. Tek başına iktidar olmuştu o seçimde yanılmıyorsam. Aklıma geliverdi birden. Hayırdır inşallah! Ve bir tanesi de; “Yazık değil mi bu ülkeye?” diyor. “Farkında değil misiniz? Askeri ya da hukuki darbelerle bu ülkeyi büyük bir kaosun içine itersiniz… İşte o zaman bölersiniz bu ülkeyi” diyor. AKP, kendi deyimiyle Kürt sorunu, türban tartışmalarıyla yeterince bölmemiş de ülkeyi; onun için açılan kapatma davası ve buna benzer uygulamalar bölecekmiş. Tüm yandaşları seferber şimdi. “Parti kapatmak demokrasilerde çözüm olamaz... Bu uygulama demokrasiyle bağdaşmaz... Demokrasi, demokrasi, demokrasi…” diye çırpınıp duruyorlar böyle. Bu aralar fazla mesaideler anlayacağınız. Tayyip kitlesine tembihliyor: “Sabırlı ve sakin olun. Bizim kaygımız yok.” Dışarıya rahat görünecekler ya… AKP’liler arasında siyasi yasak talep edilenlerin listesi üzerine şakalaşmalar… “Ben niye listede yokum?” “Parti seninle bana kaldı.” Esas mesele de bu… Siyaset kime kalacak? Parti kapanıyor, parti kuruluyor. Ama hepsi aynı parti… Milletin gerçek partisi, devrimci partisi kuruluncaya kadar da aynı olacak. Başyazarımız Gökçe Fırat’ın, TÜRKSOLU’nun geçen sayısında belirttiği gibi: “Zaten Türkiye’nin gerçek sorunu bu. Kökü dışarıda parlamenter sistemde halkın oyu işbirlikçi sağcı partilere akar. Bu partiler gerici yapılarıyla dini ve toplumun aşiretsel yapısını da kullanırlar. Bu sayede hep bol oy alırlar.” Ampulün geçmişi uzun… Kürt-İslamın da… Ampul yanıp sönüyor. Demokrasi, demokrasi diye… Ampul bir daha yanmamacasına patlatılmadan demokrasiden bahsedemeyiz. Devrimci parti kurulmadan yani… Parti biziz. Devrimci parti işi tamam, kurulacak. Peki faşist parti? Onu da kapatın gitsin!
|