| Okur Mesajları |
Sevgili Gökçe Fırat; Ben 13 yaşında, damarlarında Atatürk’ün kanı dolaşan bir çocuğum... Ben insanların barış ve mutluluk içinde yaşamasını istiyorum. Bu yüzden de bol kitap okuyorum ve devrimci büyüklerimin yaşam öykülerini öğreniyorum. Bursa Kitap Fuarı’nda Che Guevara’nın bir kitabını aldım. Benle iletişim sağlarsanız, karanlık yolda ilerleyen Türkiye’yi aydınlığa çıkarmaya çalışan bir kişiyi daha aranıza katmış olursunuz... O. Küçük, Bursa Sayın Celal İmren; Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Biz gençler olarak üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız. Mustafa Kemal’in yolundan gidenlerin sayısı azalmayacak, aksine çoğalacak. Bunu herkes bilecek. Hatta Başbakan bile. Biz bu ülkeyi böldürmek için değil, birlik ve beraberlik içinde oluşturmaya varız. Teröre karşı yapılan mitinglerin git gide atması zaten bunun göstergesi. Yani bağımsız ve ekonomik özgürlüğü kendi elinde bulunduran bir Türkiye için. Yani Atatürk’ün dediği gibi “Ben yaşayabilmek için bağımsız bir milletin evladı olmalıyım.” Sezer Sarıbaş, Çanakkale TÜRKSOLU, Türkiye’nin tüm doğrularını, Türkiye devletinin başındaki şahısların tüm gerçeklerini yansıtan, ilelebet varlığını sürdürecek ve biz gençlerin düşüncelerini anlayacak bir gazetedir. Ceren Ilgaz, Adana Sayın İnan Kahramanoğlu; Nâzım ile ilgili bu yazıyı okurken gözlerim doldu. Edebiyatçı bir aileden sayılırım. Dursun Akçam sülalesinden. Büyük Türk şairinin doğum gününü saygıyla kutluyorum. Özcan Akçam, Kocaeli Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Şu an ülkemizin içinde bulunduğu zor duruma bakarsak bizim içimizden Deniz Gezmiş’ler, Atatürk’ler çıkması gerekiyor. Bu da ancak sizin çabalarınızla, organizasyonlarınızla olabilir. Saygılarımla. Ahmet Atıl, Tekirdağ Sayın Cem Yağcıoğlu; Atatürk ilke ve devrimleri, Cumhuriyet ve Cumhuriyet’in kazanımları hakkında çok ciddi endişe duyduğumuz şu günlerde, kalben ve ruhen çok derin yaralarla kanamaktayız... Biz kanarken,Cumhuriyet ve laikliğin de birtakım tezgahlarla içi boşaltılıyor yavaş yavaş ve biz biraz daha kanıyoruz... Anayasa, tam bir AKP Anayasası haline getirilmeye çalışılıyor. Değiştirilmesi teklif dahi edilemez denen maddeleri, sanki çorap değiştirilir gibi atılıyor bir kenara ve bizler tarihin utanç sayfalarına not alıyoruz tüm bunları kanayan kalemlerimizle. Her şeye rağmen, bizim gibi düşünen ve Ata’mızın izini takip eden kişiler, ‘’bulanmadan durulmayacak’’ durumun bulanma sürecinin bitip, durulma sürecine girmesini bekliyoruz dört gözle. Ümidimizi hiç yitirmedik; çünkü biliyoruz ki, her şey bir gün aslına döner. Ve biliyoruz ki, günün en karanlık saatleri, güneşin doğmasına yakın saatlerdir! Bizler Ata’mızdan alnımıza vuran ışıkla, güneşi doğurtacağız yeniden! Cem Yağcıoğlu... Kalemin hep gürlesin... Mürekkebin hiç solmasın... Sevgi ve saygılar... Özlem Tarhan, Kastamonu Yazılarınızın altına imzamı atarım. Aynen sizin gibi düşünüyorum. İnsanlar değişebilir, ancak değiştiklerini uygulamalarıyla göstermeleri gerekir. Bu işler yalnızca süslü bayanların, şık beylerin bayrak sallamalarıyla olmaz. Hareket varoştan başlamalı; 60’larda olduğu gibi. AKP bizi silahımızla vurdu ama iyi bakılmayan silah gün gelir küflenir, adamın elinde patlar. Bizim hedef kitlemiz bu insanlar olmalı. Bir gün o meydanlarda işçiler, köylüler, şehirliler yani halkım yan yana, omuz omuza durabilirse işte o gün bizim günümüzdür. Devrim olacaktır, buna halkım da katılacaktır... Canı pahasına olsa bile... Mehmet Uyar, İzmir Sayın Gökçe Fırat; Müthiş bir yazı. Anlaşılan hainleri yine kızdıracaksınız. Beter olsunlar. Ya Kemalist olunur ya da ABD ve AB köpeği. Bu yazı Fettulist, Tayyipist, Gülist, Buşist, Batıist, Yobazist, Tesettürist, Talabanist, Barzanist, Ermenist, Kürdist ittifakının suratına inen bir tokattır. Ellerinize sağlık. Ayşe Neşe Neşelioğlu, Antalya “Alışverişimi Türk’ten Yapıyorum, Param PKK’ya Gitmiyor” kampanyanıza katılıyorum. Öyle saf olanlarımız var ki, daha ne malı kullandıklarını bile bilmiyorlar. Çok güzel düşünülmüş bir şey bu. Elinize sağlık. Lütfen herkes ne yediğini, içtiğini bilsin. Lütfen milli sermayemize sahip çıkalım. Aysel Orbağı, Kayseri Ne diyebilirim ki; süper olmuş. Her kimin emeği varsa çok çok teşekkür ederim. Bunları ben bu kadar ayrıntılı ilk defa okuyorum. TÜRKSOLU’na başarılar dilerim. İnşallah Türkiye’de de devrimin zaferini göreceğiz ve Şeriatçılara aydınlarımızı, devrimcilerimizi yakanlara iyi bir ders vereceğiz. Yaşasın devrim! Yusuf Işık, Hatay Deniz Gezmiş sadece Türk solunu değil Türk Milleti’ni de temsil etmiş. Deniz Gezmiş üzerine yazılarınızı okudum ve anladım ki çok berbat bir yönetimle karşı karşıyayız. Esra Göçer, Kahramanmaraş Bu akşam iki arkadaşınızın ziyaretinden çok memnun oldum. Her ikisinin de yüz ifadelerinden gördüğüm kadarı ile bu memleketi seven Atatürkçü gençler. Ne mutlu onları yetiştiren anne ve babalarına! Bu günden itibaren internetten yayınlarınızı takip edeceğimden de emin olabilirsiniz. Sizlere başarılar diliyorum. İyi çalışmalar. Sağlıcakla kalın. Kamil Tolon Karna, İstanbul Evet, bizler yurdumuzu emperyalist işbirlikçilerin ellerine bırakmamalıyız. Bu nedenle Deniz’ler gibi savaşmak, gerekirse ölmeyi göze almak gerekir. Türkiye’nin devrime ihtiyacı var. Yazarın da dediği gibi artık birer Deniz olma vakti gelmiştir. Devrimci olmadan devrim yapılmaz. Devrimci olmak için de Deniz Gezmiş gibi düşünmek lazım. Mahmut Yılmaz, İzmir Sayın Ali Özsoy; Merhaba, çok kısa yazmak istiyorum. Ayrı bir konuyu araştırırken sitenizi fark ettim ve birkaç yazı okudum. “Amerika kimi tercih etti!” Bu başlık dikkatimi çekti ve araştırmamı bırakıp okumaya başladım. Bahsettiğiniz konu ile ilgili (ABD, Türkiye, PKK) birçok yazı okumuştum. Açıkçası günümüzde hiçbir yazıya inanmayan birisinin hor görülmemesini kanıtlayan bir gündem ve dönüm noktası içinde olduğumuz için, ne kadar farklı yerden okusam, araştırsam da, ister istemez inanmak gelmedi içimden. Ama bu yazıda farklı olan bir şey var. Dikkate çektiği noktaların geri beslemesi mümkün. Ve yazdıklarınıza inanmamak zor. Ülkemin gittiği bu durum için akan gözyaşlarımla teşekkür ediyorum. Aydınlattığınız tavrınızdan dolayı minnettarım. Kayhan Yusufcan, İstanbul Siteniz çok güzel. Ben yurtdışında yasayan biriyim. Evet, maalesef Türkiye’m varken Belçika’da yaşıyorum. 15 yaşındayım ama Deniz’i örnek aldım hep kendime. Çünkü örnek alınacak biri ve gerçekten Türkiye’de tek doğru yol O’nun devrim yolu. Kimsenin yapamadıklarını onlar yapmış. Onların döneminde yaşayıp onlarla birlikte ölmek, onlarla birlikte bir şeyler yapabilmek, Deniz’le birlikte asılabilmek, Deniz ve Deniz’ler gibi olmak isterdim. Fakat bunun için geç kalmadığımı düşünüyorum... O’nun yolundan şimdi de gidebilirim ve gidiyorum da... Tek yol devrim diye boşuna dememiş onlar, boşuna ölmemiş. Sizin de onlara sahip çıkmanız çok onur ve gurur verici bence. Çünkü Türkiye’de onlara gerçekten sahip çıkanlar, onlar gibi düşünenlerdir. Ebru Demir, Belçika Sevgili TÜRKSOLU; İnternette Orhun Abideleri’ni araştırırken abidelerdeki metinlerin özünü anlatan kısa bir yazıya rastladım. Yazı aynen şöyle idi: “Orhun Abidelerinde; Türklerin yabancıların siyasetine alet olduğu zamanlarda bozulduğu, devlet kademelerinde bilgili ve ehil olmayan kadronun iş başına getirildiği zaman idare mekanizmasının iyi çalışmayıp, ahalide hoşnutsuzluk görüldüğü, yabancı kültürünün Türk birliğini zedeleyip, şahsiyetini kaybettirdiği, hitabet sanatına uygun bir anlatımla verilmiştir. Türk Milleti’nin en zor şartlarda bile içinden kuvvetli şahsiyetler çıkıp, ülkeyi kurtarıp, devleti yeniden kurup güçlendirdiği anlatılan abidelerde, devlet tecrübesi yanında Türklüğün istiklal fikrine yer verilmiştir. Ayrıca bu, kağanların millete hesap vermesidir...” Göktürk Kağanı İşbara’nın, Çinlilere yenildiği zaman onlara söylediği şu söz de dikkat çekici: ‘’Size bağlı kalacak, haraç verecek kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem. Dalgalanan saçlarımı sizinkine benzetemem. Halkıma Çin giysileri giydiremem. Adetlerimizi, kanunlarımızı değiştiremem. Buna imkan yoktur. Çünkü bu bakımlardan milletim fevkalade hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir...’’ Bu iki yazıyı defalarca okudum ve bugün içinde olduğumuz siyasi ve toplumsal olaylarla karşılaştırdığımda tarihin gerçekten bir tekrardan ibaret olduğunu gördüm. Ehil olmayanların devlet başına geçmesi, güzelim Türkçemizin İngilizceye, yaşam tarzımızın Arap kültürüne benzetilmeye çalışılması... Ama sonunda kazanan her zaman bizler olacağız. Atatürk’ün ve Bilge Kağan’ın gösterdiği yollar aynı: Tam bağımsızlık! Özgün, Eskişehir |