Yüreğin
Fabrikada işçi,
Köyde ırgat,
Devlet kapısında taş orana köle,
Karanlıkta aydınlatan ışıktır yüreğin.
Topraktandır hamurun.
Dostluk mu, sevda mı bu?
Kötülükleri, çirkinlikleri örter yüreğin.
Aç susuz bıraktılar.
Yürek bitik öl dediler.
Alnına sıkılan kurşunlar kâr etmedi.
Yorgun düştün, ölmedin.
Sen umutsun, namussun, öfkesin.
Sen bayraksın, vatansın.
Paramparça yüreğin.
Dostluk pınarı,
Suskunlara susamışlara sembol olur.
Avuç avuç içilir yüreğin.
Göçer yaylasıdır.
İşçinin, elindeki pankarttır.
Köylünün elindeki oraktır.
Zindanda doğacak çocuklara addır yüreğin.
Çağlayandır.
Her kahpe kurşuna, çıyansı duyguya
Baş kaldırıdır.
Çıplak dağda tutunacak daldır yüreğin.
Vatanımda misafir
İstiklal bayrağı diktiğin yerde esir.
Utanıyorum, utanıyorum!
Bir genelevde eski bir okul arkadaşıyla
Ansızın yüzleşen bir hayat kadını gibi
Utanıyorum.
Ele güne karşı utanıyorum.
Emperyalizmin mengenesinde, sömürünün cenderesinde,
Sızlayan özgürlüğüm, yağmalanan vatanım,
dalgalanmayan bayrağım.
Suskunluğumdan utanıyorum.
Gün battı ay doğdu.
Karanlıklar içinden,
Kemaller, Denizler yeniden doğar.
Ürkütmesin, korkutmasın karanlıklar.
Hınca hınç bir şamarla, tepelerin ardından
Daha, daha doruğa.
Işıl ışıl karanlıklar üstüne,
Mustafa Kemalin aydınlığı doğar.
|