10.03.2008/Sayı:177
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Özgün Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör ÖzdenKara bulutlar

Silâhlı Kuvvetlerimizin Irak’ın kuzeyine düzenlediği Güneş Harekâtı’na son vererek birliklerimizin yurda dönüşüyle ilgili tartışmalar ve YÖK Başkanı’yla ilgili haberler toplum gündeminin ilk sıralarını alırken önemli sorunlar yine geride kaldı. Vakıflar Yasası’nı izleyecek tasarılar, vergilerle ilgili düzenlemeler, ekonomik sorunların çözümüne ilişkin öneriler, kayırmalı ve ayrıcalıklı işlemler, kadrolaşma, partizanlık, istifa eden ve atanan bürokratlar, parti liderlerinin, özellikle iktidar partisi liderinin konuşma düzeni gözlerden kaçırılıyor. Gündemi değiştirme ustası iktidar başarısız olduğu konulara yönelik eleştirilerden kurtulmak için yapay nedenler yaratabilmektedir. Önümüzdeki günlerde belediyelere ilişkin seçim ve oy amaçlı yeni siyasal oyunlardan başka neler göreceğimizi izleyeceğiz.

Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaların yalnız biçim yönünden, o da basit üç koşulla, iptalinin istenebilmesi zorunluluğu nedeniyle Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerine yapılan gereksiz ekler için (Siyasal Partilerin biçim yönünden dava açmaları olanaksız bulunduğundan,) CHP’li ve DSP’li milletvekillerinin ortaklaşa açtığı dâvanın sonucu beklenmektedir. Mahkemenin yargısı red, yorumlu red ya da iptal olabilir. Hiçbirisi sıkmabaş uygulamasına olanak vermez. Ancak, yandaş olanlarla karşı çıkanlara kendilerine uygun sonuçlar yaygara olanağı verir. 2547 no.lu Yüksek Öğretim Kurulu Yasası’na açık bir kural konulmadıkça sıkmabaş yükseköğretimde kullanılamaz. Anayasa Mahkemesi’nin yargısının ne olacağını günümüz koşullarında ve ortamında kestirmek güç olduğu gibi bir görüş belirtmek de yargıya saygı nedeniyle doğru değildir.

İktidar partisinin kimi yetkili ve sorumluları sıkmabaşla ilgili bir kural olmadığını, isteyenin istediği kılıkla üniversitelere girebileceğini söylemektedirler. Bir hukukçuya asla yakışmayan görüşlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Sıkmabaşa serbestlik getirmesi amacıyla yürürlüğe konulan 2547 no.lu Yasa’nın ek 17. maddesi geçerliliğini korumaktadır. Bu maddeyi Anayasa Mahkemesi denetlemiş, 1991’de verdiği yorumlu red kararıyla anlamını açıklamıştır. Mahkeme, bu kuralın sıkmabaş uygulamasına olanak vermediğini, kuralın 1989 kararındaki gibi yorumlanıp uygulanacağını karara bağlamıştır. Anayasa’yı ve yasaları yorumlayarak yenileyip güncelleştirerek kesin yargıyı açıklamaya yetkili tek organ Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı bağlayıcıdır. Yürürlükte olan ek 17. maddenin anlamını belirleyen Anayasa Mahkemesi kararını anlamayan, anlamak istemeyen, bu karara uymayan, bu kuralı tanımayan siyasetçi ve hukukçu olamaz. Konuyla ilgili kural olmadığını söyleyen, aymaz ve bağnaz değilse özel amaçlı bir bozguncudur.

Kimi ilgililerin anayasa saygısı ve hukuk bilgisi de yoktur. 10. ve 42. maddeye getirilen eklerin hiçbir yararı olmadığı gibi 42. maddenin birinci fıkrasıyla eklenen son fıkra aynıdır. Bunu bilmeyecek ve ayıramayacak ölçüde hukuka uzak olanların hukuk devletine verdikleri zarar büyüktür.22.11.2001’de kabûl edilip 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren 4721 no.lu yeni Türk Medenî Yasası Anayasa’nın Devrim Yasaları başlıklı 174. maddesinin 4. sırasındaki yerine konulmamıştır. O sıradaki 743 no.lu önceki Medenî Yasa idi, yenisi gelince eskisi maddeden düşmüş olmaktadır. Oysa, yeni Medeni Yasa’dan sonra kesin kez Anayasa değişmiş, ancak 174. maddedeki durum ya gözardı edilmiş ya da unutulmuştur. Anayasa yapmayı bile bilmemekte, becerememektedirler.

Amaçlı yazılar

Bu arada kimi iktidar şakşakçıları Anayasa yargısının yaptıklarının tersini siyasal iktidarın anayasa değişiklikleriyle gerçekleştirdiğini yazarak gerçekleri bilmediğini ortaya koymaktadır. Yaranma çabasıyla yadsıdığı durumlar kendisini yalanlamaktadır. Şöyleki: Kadınların çalışması, nesebi sağlıklı olmayan çocukların miras payları ve tanınmaları, kimi iptal kararlarındaki durumların yerine getirilmesi hep Anayasa Mahkemesi kararıyla olmuştur. Anayasa’da olmayan özelleştirme kuralı Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyularak konulmuş, Anayasa’nın geçici 15. maddesinin düzenlemelere karşı dâvaları önleyen bölümü Mahkeme önerilerine uyularak kaldırılmış, “Temsilde adalet, yönetimde istikrar” ilkesi Anayasa Mahkemesi kararından alınarak Anayasa’ya konulmuştur. Daha nice karar siyasete, hukuksal düzenlemelere ışık tutmuş, örnek ve dayanak olmuştur. Kaldıki yargı kararına uymak erdemdir.

Yanlı ve yaranma çabalı yazılar-yayınlar kürtçülük konusunda da sürmektedir. Kürtleri kışkırtanların, kürtçülerin ne istediklerini bilmeyecek ölçüde anlayışı kıt olanlar demokrasi, özgürlük, siyasal çözüm söylemleriyle düzeylerini ele vermektedir. Kürtçülerin istediği ayrı devlettir, topraktır. Ayaklanma denemeleri, kundaklama, taşlama olayları, suç sayılan sözleri, milletvekillerinin antlarına aykırı söylemleri neyin göstergesidir? Ayrı soydan olan yurttaşlarımız arasında hangi konuda eşitsizlik vardır? Ne olamamışlardır? Neleri yoktur? Nerelere gelememişlerdir? Dolaylı-dolambaçlı sözler, üstü kapalı (imâlı, kinayeli, telmihli) konuşmalar bir yana kürtçüler kendilerine uygun isteklerini açıkça söylemektedir. Ama ne bir soruşturma-kovuşturma ne de bir siyasal tepki vardır.

Sorular

Irak’ın kuzeyine düzenlenen sınır ötesi askerî operasyonla ilgili birçok soru sorulabilir. Yanların tutumunda eleştirilecek yönler az değil. Ancak, günümüz ortamında bunlara değinmeyi gereksiz ve zamansız bulmaktayız. Yukardan aşağıya değişik katların tutum ve davranışı, sözleri, çıkışları, sözde yanıtları ele alınabilir. Askerlerimiz görevlerini kendilerine yaraşır ölçüde yerine getirmişlerdir. Durumun anlatılmasında ve anlaşılmasında kimi güçlükler yaşanmıştır. Siyasal iktidarın yalpalamaları, kendine pay çıkarma ve silâhlı kuvvetleri sorumlu gösterme çabası gözden kaçmamaktadır. Yarınlarda bu konular daha uygun değerlendirme yapmaya olanak verecek açıklıklar kazanacaktır.

Irak yetkililerinin terör örgütüne kucak açtığı, Genelkurmay Başkanlığı açıklamalarında belirtilen ve sayılan yerler nedeniyle daha iyi anlaşılmaktadır. Komşusuna karşı saldırılar düzenleyen bir örgüte topraklarını bu ölçüde açan, kullandıran Irak, Türkiye’den özür dileyecek yerde tazminat istemeye yeltenmektedir. Hele içimizdekiler, TBMM’ne kadar girenlerin Türkiye ve operasyon karşıtlığı ile terör örgütü yandaşlığı. Büyük Atatürk’ün “Yaşamsal olmayan savaşlar cinayettir” sözünü kötüye kullanıp sömürerek barıştan yana görünüp kürtçülüğü ve terörü desteklemek şaşkınlık ve çılgınlığının AB desteğiyle tırmanması çok üzücüdür. Bu sapkınlığı demokratlık, ilericilik, özgürlük, barışseverlik sayan ve saydırmak isteyen sözde aydınların çabaları durumu daha ağırlaştırmaktadır. İnsanlık düşmanlarına destek insanlıktan çıkmaktır. “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini unutanlar, değerini bilmeyenler Türkiye düşmanlarının hizmetindedir.

Devrim Yasaları ve Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri haftayı süslemiştir.

Kitap

Doku Sanat Galerileri’nin sahibi Mehmet Kıyat’ın en yeni şiir yapıtı “Koca Çınar Olsanız İstemem, Şiirimin Gölgesi Bana Yeter” adını taşımaktadır. Birbirinden güzel şiirleriyle örnek üretkenliğini bir kez daha kanıtlayan Kıyat’ın günümüz toplumsal yaşamına dönük sanatsal eleştirileri içeren bu yapıtını okurlarımıza salık veriyorum.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe